Geçtiğimiz hafta İsveç'te İslam âlemini ayağa kaldıran bir skandal yaşandı.
İslam düşmanı Rasmus Paludan, İsveç’te Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kuran-ı Kerim'i ateşe verdi.
Rasmus Paludan, 2 Ocak 1982 tarihinde Danimarka North Zealand'da dünyaya gelmiş. Danimarkalı-İsveçli bir politikacı ve Avukat olan Rasmus Paludan 2017'de kurduğu Danimarka'daki aşırı sağcı siyasi parti ‘Stram Kurs'un lideri. Partisi seçimde yüzde 1 civarında oy toplamış.
Ramus Paludan'ın hangi dine mensup olduğu bilinmemekle birlikte Hristiyan olduğu tahmin edilmektedir.
Aşırı sağ görüşlü bu siyasetçi, Nazi bağlantıları yüzünden “ırkçılık” suçlamasıyla daha önce Danimarka’da hüküm giymiş. sadece geçen yıl İsveç'in farklı noktalarında üç kez Kur'an-ı Kerim yakarak, tepkilerin odağı olmuştu.
Irkçı siyasetçi son olarak Türkiye'den NATO üyeliği için onay bekleyen İsveç'te Türk büyükelçiliği önünde tepkilere rağmen Kur'an-ı Kerim yaktı.
Ayni şahıs (Rasmus Paludan), bu yazıyı yazdığım sıralarda (27 Ocak Cuma günü) Danimarka'da bir caminin karşısında hem de polis koruması altında Kur'an-ı Kerim yakarak yeni bir provokasyonda bulundu. Bir insan bu kadar adileşir mi?
İslam ve Kur’an düşmanları şunu iyi bilsinler ki, Kur’an’ın ve güneşin nuru, kıyamete kadar sönmez!
Atalarımız ne demiş? "Domuzdan post, gâvurdan dost olmaz."
Peki, biz ne yaptık?
Avrupa Birliği müktesebatı çerçevesinde Zina’nın suç olmaktan çıkarılmasından Domuz etinin kasaplık hayvan sınıfına girmesine, LBGTİ’lerin dernek kurmalarına varınca yüzlerce yasa çıkardık!
Rabbimiz (cc) Kur’an-ı Kerim’de; “Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez” diyor. (Maide:51)
Ayetin açıklamasında; Kur’an-ı Kerim’e göre dostun, sevdiği kişi için bir yardımcı olması, onu koruyup kollaması, maddi ve manevi sıkıntılardan kurtarması, yüceltmesi, iyiliğe yöneltmesi, bu surette dostluğun sevgiye dayanması ve pratik ahlaki sonuçlar doğurması gerektiğine işaret edilmiştir.
Ülke olarak en büyük yanlışımız, uzun yıllarımızı AB’ye girmek için harcamamızdır. Türkiye, 31 Temmuz 1959'da Topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştu. Şunu da yap, bunu da yapma, şu kanunu da çıkar… diyerek bizi 64 yıldır kapıda bekletiyorlar!
Milli Görüş Lideri merhum Erbakan Hoca, 1997 yılında D-8 İslam Birliği’nin temelini attı. Eğer o temel üzerine birliğimiz bina edilmiş olsaydı bugün bu hallere düşmezdik. Ahlak’ta, Ekonomide, Teknik Teknolojide, Eğitimde, Tarım ve Hayvancılıkta… başa güreşen ülkelerden olurduk. Amerika çevremizde toplu katliamlar, Siyonist İsrail mübarek “Kandil Günü” 9 Müslüman’ı şehit etme cüreti gösterebilir miydi?
Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in yakılması üzerine Dünya Müslüman Âlimler Birliği, yaptığı açıklamada, İsveç makamlarının izniyle Kur'an-ı Kerim yakılmasını sert bir şekilde kınayarak, İslam dünyasındaki hükümetlere, kararlı bir tutum sergilenmesi ve İslam ümmetinin kutsallarının korunması çağrısında bulundu.
İslâm medeniyeti ve ilkelerine ilişkin çalışmalarıyla tanınan Tunuslu düşünür Ebu Yarub el-Merzuki ise söz konusu eylemin provokasyon amaçlı olduğunu belirterek, “Kur’an-ı Kerim’i yakmak İslâm’ın yayılmasındaki korkuyu yansıtan popülist bir eylem. Kur’an’ın yakılması, İslâm’ın Batı’da etkisi olduğunun bir ispatıdır. Batılıların İslâm’ın otoritesinden ve Batılı seçkinlerin İslâm’ı benimseme eğilimlerinden duyduğu korkunun bir yansıması. Bu provokatif eyleme, İslâm’ın değerini anlayan Avrupalı seçkinler ile anlamayan sıradan insanlar arasında ayrım yaparak akıllıca ve şiddet içermeyen bir cevap verilmeli” diyor.
Erbakan Hoca ne diyordu; "Kimmiş Avrupa! Biz tarihin en şerefli milletiyiz, biz onları bir şeye layık görürüz veya görmeyiz."
Türkiye siyasi tarihinde İncirlik Üssü’nü bir tek Erbakan kapattı! ABD’nin 63 yıldır kullandığı ve İslam coğrafyasına yaptığı tüm operasyonlarla İncirlik Üssü, sadece Erbakan’ın iktidarında ortaya konan siyasi iradeyle kapatılabildi.
Son 20 yılda ise İncirlikten kalkan ABD uçakları ile Irak’ta sayısı belirsiz Müslüman katledildi! İsveç’te Kur’an-ı Kerim’in yakılması sıradan bir olay değil! İslam Dünyası bu olay karşısında adeta ayağa kalktı! Türkiye, İsveç Hükümetinden bu şahsın Dinimize/Kitabımıza yaptığı alçaklığın karşılığı olarak gerekli cezayı vermesini ve bu kişinin Müslümanlardan özür dilemesini istemelidir. Aksi halde Büyük Elçimizi çekip, Büyük Elçilerini de geri göndermeliyiz! Ayrıca İsveç’in NATO’ya alınmasına da “evet” dememeliyiz!
Dostça kalın…