TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
VER ON LİRA ŞARAP PARASI
Yayın Tarihi: 16 Ağustos 2022, Salı
Diğer Yazıları

Türkiye’de Roman hareketinin Avrupa fonlarından faydalanmak üzere geliştiğini, bunun akabinde menfaat ve siyasal mevki kazanmak amaçlı olduğunu söyleyebilirim.   2011 yılında mahallemde bulunan yedi kişi toplanarak bir dernek kurarlar. Amaçları Edirne Belediye’sinin her yıl düzenlediği Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı alanda bulunan dükkânlardan birini ücretsiz olarak almak, burada bir çay ocağı açmaktı

Kırkpınar geçer, kurulan derneğin de ilk genel kurul yapma zamanı yaklaşır, dernek kurulur ama ne yapacaklarını bilmezler. Üyelerden bazıları iş adamlarının hatırını sorar, alınan paranın makbuzu yoktur. Çünkü makbuz bastırılmamıştır(!) Dernek başkanı gelişmelerden memnun değildir.  ‘Bu dernek işinden mutlaka kurtulmalıyım,  cezası da varmış, dernek kurduk biz ne anlarız eğitimden, çoğumuz ilkokulu zor bitirdik’ diye dertlenirmiş. Sıkıntısını mahalle muhtarına anlatır. Akıllarına mahallesinde oturan okulda çalışan biri gelir. O’ kişide benim.

’Bu işten kurtuldum. Kendisiyle konuşur derneğin ilk olağan toplantısını onların üzerine bırakırız, bu iş onun işi’ diye düşünür. Teklife sıcak bakmamış,  derneğin kurucu başkanına “ben kamu çalışanıyım, dernek işlerine zaman ayıramam” demiştim. “Mahallede başka kişilerle veya mahalle dışından birini bulun’ dememe rağmen derneğin kuruluşu ile ilgili defterleri bir siyah çantanın içine koyarak çalıştığım okulu getirmişti. ‘Ağbi hayırlı olsun sen bu işi yaparsın’ deyip çantayı masanın üzerine bırakmıştı.  Nezaketli bir şekilde çantayı kendisine iade etmiştim. Bir gün sonra okuldaki odamın kapısının önünde siyah çantayla karşılaşmıştım. İçine baktım dernek kuruluş defterleri vardı. Çantayı dernek başkanına yeniden teslim ettim. Bir hafta sonra çanta yeniden odamın kapısına bırakılmıştı. Bu defa dernek başkanına vermek üzere mahalle kahvehanesine bırakmıştım. Çanta bir hafta sonra yeniden okuldaki odamın kapı önüne bırakılmıştı. Çantayı dernek başkanına teslim etmek istedim ortalıkta bir türlü görünmüyordu.  Çantayı dernek başkanı yok ise,  kuruculardan birine teslim edeyim dedim. Çantayı asıl sahiplerine ulaştırmak istiyordum. Dernek kurucularından beşi de meyhanede çoktan keyfin derinliklerine dalmıştı. Çantayı bira bardaklarının arasına koyup ayrıldım. Ancak çanta benden bir türlü ayrılmıyordu. Bu defa okulumda bulunan bir öğrenci çantayı odama getirdi. Elinde çikolata vardı. ‘Amcanın biri bu çantayı sana vermemi söyledi’  demişti. Biraz da bozularak bu çikolatayı sana bu çantayı veren mi verdi?’ demiştim. Çocuk memnuniyetinle “evet” demişti. Çantayı alıp akşamüzeri mahalle kahvehanesine bırakmıştım.  Siyah çanta bu defa okey taşlarına, iskambil oyunlarına misafir olmuştu. Çanta okey tartışmalarında yenilen tarafın hışmına uğradı. “Alın ulan bu çantayı başımızdan uğursuzluk çöktü masaya “ diyerek fırlatıp bir kenara attılar. Siyah çanta kahvehane köşelerinde yerlerde sürünmeye devam etti. Çantaya bir ara talip çıkanlar oldu.“Ben bu dernek işini yaparım” deyip evine götürenler oldu. Dernek kurucuları “sen bu işi yapamazsın ilkokul 2.sınıftan terk adamsın, Sen eğitimden ne anlarsın, çantayı kahveye bırak, doğru dürüst okuma yazman yok” Demesiyle çantanın yolu yine kahvehaneye düşer.   Siyah çanta okul ile mahalle kahvehanesi arasında iki ay gidip gelmekten, yerlerde sürünmekten bedeni yorulan çantanın dikişlerinin ipleri kopmaya başlamıştı. Kahvehanede durumu fark eden mahalle sakinlerinden Fikret kafayı bulmuş, çantayla birlikte okula gelmişti. Fikret ilkokul sınıf arkadaşım da iyi ve dürüst bir insandı, alkolle sıkı dostluğu vardı. Dostluğumuzu kullanarak “al şu çantayı beni de kurtar çantayı da ver bana 10 lira şarap parası ben gideyim” demişti. Fikret’e 10 lira verip, eline çantayı sıkıştırıp ‘hadi afiyet olsun’ deyip uğurlamıştım. Derbeder hale düşen çanta bir gün sonra mahalle muhtarı Ergin Karabayır’ın elindeydi. Öğlen saatleriydi. “Bu adamlarla beni uğraştırma, sen eğitimcisin al şu çantayı bu işi sen yaparsın,  ver bana 10 lira demleneyim” deyip adeta kaçarcasına gitmişti.  Siyah çantayla baş başa kalmıştım. Defterler tamamdı, ancak ne derneğin kaşesi, ne de gider makbuzu vardı. Defterde sadece kurucu üyeler vardı.  Dernek başkanlığı üzerime kalmıştı. Yeni yönetimi oluşturduk. İcraata yönelik ilk adımı mahalleye yönelik okuma- yazma ve ücretsiz bilgisayar kursları açılmasını sağladık.  Halk Eğitim Merkezi ve Akşam sanat Okulu Müdürlüğü tüm eğitim çalışmalarımıza destek vermişti.

Açılan kurslara Romanların yanında Roman olmayanlar da katılmıştı. Ne yazık ki, kurslara katılan Roman sayısı çok azdı.

Eğitim çalışmalarında ilk övgüyü Fikret’ten almıştım. Fikret çakır keyif bir halde ‘bak sana getirdiğim çanta seni dernek başkan yaptırdı, bunlar hep benim sayemde oldu, ver bakalım 10 lira’ parayı alan Fikret’te ortadan kaybolmuştu.

Değerli okurlarım alkol sağlığa zararlı olduğunu özellikle belirteyim. Benim yazdığım anı gibi çok sayıda Roman dernekleri Türkiye’de buna benzer farklı koşullarda kurulmuşlardır. Hak temelli çalışma düşüncesi ile kurulmamıştır. Buna Romanlar adına çalışma yapan derneklerde dâhildir. Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği’ni üzülerek 14 Mart 2022 tarihinde genel kurul kararıyla kapatmıştım, ne tesadüftür 14 Mart Roman Açılımının olduğu gündü.  Fikret’in durumuna gelince; şimdilerde şarabı vitrinlerde görüyor, yanında sucuk hayaliyle.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Domuzdan post, gâvurdan dost olmazmış!      
ERCAN KERMAN
TÜRKİYE GLOBALLEŞMİŞ
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK