TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
İSVEÇ’TE YOKSUL BİR ÇİNGENE ANISI
Yayın Tarihi: 07 Haziran 2022, Salı
Diğer Yazıları

YIL 2013 Kasım ayının son haftası İsveç’teyim,hava sert ve soğuk. İlk defa yurtdışına gidişimdi. Uçağa binerken üç gün önce yakalandığım grip ve ateş rahatsızlığımı da yanımda götürmüştüm.  Uçak İsveç-Stockholm havalimanına indikten sonra ilk ziyaret yerimiz “Olof Palme” binasıydı. AB Proje kapsamında “Olof Palme Center ve Global Diyologue” destekli proje kapsamında İsveç’te dört günlük bir çalışma bizleri bekliyordu. Proje kapsamında Romanlarla çalışmalar yürüten kamu kurum vekuruluşlar ziyaret edildi. Beş Roman Derneği, beş kamu temsilcisinin katıldığı toplantıların içeriği, Romanlara yönelik karşılıklı deneyim ve bilgi edinme amaçlıydı.  Toplantıya katılan İsveç’li bir Roman kadının yaşadığı ayrımcılığı anlatması bizlerin yüreğini burkmuştu. İsveç’te ayrımcılığın boyutu çok farklı olduğu anlaşılıyordu. Yetmiş yaşlarındaki Roman kadın Rosita Grönfors ‘un yaşamının büyük bir çoğunluğuayrımcılık ve dışlanma mücadelesi ile geçmiş, yaşadıklarını anlatırken ses tonu her şeyi anlatıyordu.

İkinci ziyaret yerimiz halk eğitim merkezi faaliyetlerine benzer hizmet veren bir eğitim kurumuydu. İçinde farklı çalışma alanları bulunan kurumda Romanlara yönelik farklı mesleki eğitimlere katılan 15’e yakın Roman kadının da katıldığı bir toplantı yapıldı. Bizlere İsveç’te Romanlara yönelik yürütülen mesleki eğitim çalışmaları anlatıldı. İsveçli İki Roman kadın durumları hakkında bilgi verdi. Burada mesleki beceri kazanmakla birlikte ayrımcılıktan duydukları rahatsızlık ön plana çıkmıştı. Kurumda bekçilik yapan Roman asıllı olan altmış yaşlarındaki adam kendi yaşadıklarını anlatmaya başladı. Tıpkı diğer Roman kadın Rosita gibi.

“İlk önce beni işe almak istemediler. Roman olduğum için. Akıllarında hep hırsızlık yaparım düşüncesiyle sadece kapı önünde tuttular”. Demesiyle başlayan sözleri boğazının düğümlenmesine ve gözyaşlarının nemlenmesine kadar varıyordu. Anlatmaya devam ediyordu “ önceleri tesisin anahtarları bana hiç verilmedi, zamanla bana olan güvenleri artınca odaların, tesisin tüm anahtarlarını bana verdiler şimdi sorun yok!” demesine rağmen üzüntüsü gözyaşlarına yansıyordu. Yapılan başka bir toplantıda İsveç’te yaşayan Romanlara yasal korunma amaçlı azınlık statüsü verildiğinden söz edildi. Bu statü gereği Romanlarla diyaloğun sağlanması için Roman arabulucular niteliğinde olan Roman konseyi oluşturulmuş. Biri kadın, beş kişiden oluşan konsey aynı zamanda devlet adına çalışan ücretli kişilerdi. Romanların sorunları ile ilgileniyor bir anlamda sosyal arabulucu görevini üstleniyorlardı.  İsveç Roman Konseyi üyeleri bizlerle yakından ilgilendiler.

İkinci durağımız Göteborg şehriydi. Trenle dört saatlik bir yolculuktan sonra Göteborg’a varmıştık. Ne var ki, İki gün süren toplantılarda kuru öksürük ve ateşim geçmek bilmiyordu. Yanımda getirdiğim öksürük şurubu bitmişti.  Biten ilacımı almam gerekiyordu. Tercümanımız Bingöl’ lü Ayşegül Hanım’a bana yardımcı olmasına istedim. Birlikte kendisinin yakın bildiği bir eczaneye giderek parasını kendim ödeyerek ilâcımı almamı sağladı. Ayşegül Hanım’a yolda giderken bizlere tercümanlık yaparken çok akıcı ve hiç zorlanmadan İsveç dilini konuştuğunu fark ettiğimden “ne zamandır İsveç’te yaşıyorsun? Sorumaçok küçük yaşlarda iken ailesinin İsveç’e gelmesinin nedenlerini anlatıyordu. Özetle 1980’li yıllara dayalı Kenan Evren darbesi ile ilgili siyasal bir konuydu.Ana caddeye çıkışımızın bir köşesinde bana yabancı olmayan, görünüm itibariyle etrafta bulunan insanlara benzemeyen üç adam müzik aletleri ile müzik icra ediyorlardı. Benim dikkatli bir şekilde bakmamdan etkilenen Ayşegül Hanım,  gülümseyerek  “Ağbi bunlar sizden” deyiverdi. Ben de “haklısın bunlar bizim akrabalar” deyince kahkahayı basıverdi.

Hava kararmaya başlamış, tercümanımız Ayşegül ile sohbet ederek hotele dönüyorduk. Yolda yürürken 5-6- metre ileride fiziki görünümü, yüzündeki esmer tenin çöküntüsü,zayıf bedeni, yoksulluğun izlerini taşıyan kıyafetiile yaşlı bir kadın anidenönüme gelivermişti. Hızlıca sağ elimi tutarak öpmek istedi, öpmesine izin vermedim. İçimden “kan çekti galiba” dedim. Karşımdaki kadın Roman’dı. Kendisine “Tu ziganisan” Çingene misin?  Dememe “men Romani”  ben Romanım demişti. Sağ elin avucunu açmış, parmaklarını oynatarak yoksul bakışları altında benden para istiyordu. Yanımda taşıdığım siyah küçük çantadan çıkarıp 20 İsveç Kronu verdim. Sağ elindeki parmaklarını oynatarak tekrar para istiyordu. Çıkarıp yine 20 İsveç Kronu verdim. Bir şeyler söyleyerek parmaklarını oynatarak para istemeye devam ediyordu. Ayşegül’e dönerek “verdiğim para çok mu az?” diye sormam üzerine Ayşegül Hanım, “Turan Ağbi verdiğin para ona göre çok! Kadın kâğıt para değil, metal para istiyor” demesi beni çok şaşırtmış ve üzmüştü. Yanımda ne kadar madeni para varsa dilenci kadına vermiştim. Kadının madeni para istemesinin nedeni yoksulluğa nedenli alıştırılmış olmasıydı. Beni o kadar çok etkilemişti ki, “Nedir bu yoksulluk kültürü Sanki içimize işledi.  Mitolojilerde yer alan damgalanmanın sonuçlarını mı çekiyoruz,nasıl bir tarihi yazgıdır bu?” demekten kendimi alamamıştım.

Yazımın içinde “Olef Palme” ismi geçtiğinden kendisi hakkında özet bilgiye ihtiyaç olduğunu düşünmekteyim.

Palme, Stockholm'ün Östermalm semtinde üst sınıf, muhafazakâr Lutheran bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Palme ailesi, Hollandalı kökenli ve von Sydows ve Wallenbergs gibi diğer bazı önde gelen İsveçli ailelerle akrabadır. İsveç Sosyal Demokrat parti başkanlığı ve başbakanlık yapmıştır. Dünya’da silahsızlanma ve üçüncü dünya ülkelerinin sorunları ile ilgilendi. 28 Şubat 1986 gecesi eşi ve oğlu ile sinemadan evine (her zaman olduğu gibi korumasız olarak) dönerken faili meçhul bir cinayete kurban gitmiştir.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Domuzdan post, gâvurdan dost olmazmış!      
ERCAN KERMAN
TÜRKİYE GLOBALLEŞMİŞ
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
TEMSİL UYGULAMALARI
Zafer Dereli
EMEKLİLİK TALEBİNDEN  NE ZAMANA KADAR  VAZGEÇİLEBİLİR?
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK