Şükrü Akıllı
HASTANE ÖNÜNDE ACİL SERVİS
Yayın Tarihi: 20 Mayıs 2022, Cuma
Diğer Yazıları

         Yazımın başlığını okuyunca  aklınıza Hastane Önünde İncir ağacı türküsü gelmiştir. Türküyü dinlemişsinizdir mutlaka. Sözlerini de hatırlarsınız.   Ama hikayesini bilen azdır. Kısaca hatırlatayım. “komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi alarak memleketi Yozgat’a gelir. Sözlüsünün ailesi, hasta gence kızlarını göstermek istemez. Genç tedavi için İstanbul’da hastaneye yatar. Pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla bu türküyü söyler. Yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak hastanede ölür.”

       Bu türküyü çocukluğumdan beri bilir, dinler, sazımla da çalıp söylerim. Bu gün türkü sözü yazmayacağım. Yüreğim kanayarak vicdanım sızlayarak, Binlerce insanımızın Hastanelerde çektiklerini, Hastane önündeki feryatlarını, sıkıntılarını gözlemlemiş, Eşimin de rahatsızlığı nedeniyle uzun süredir tedavi görmekte olduğu ve sık sık ortamında bulunduğum Edirne Trakya Üniversitesi Sağlık araştırma  ve uygulama merkezi yani HASTANE’deki eksiklikleri,  yaşadığımız sorunları, kendi fikir,gözlem ve yorumlarımı sorumlu bir yurttaş sıfatıyla kaleme almam gereğini hissettim.

Başta Edirne ve çevre  illerine, Ülkemizin diğer yörelerinden hatta komşu ülkelerden tedavi amacıyla gelen hastaların hizmet aldığı, Yüzlerce profesörün, Doçentin,Doktorun,Öğretim üyesinin,Pratisyen hekimin, Araştırma görevlisinin, Sağlık çalışanlarının, İdari personelin,Öğrencilerinin  görev aldığı, 1986 yılından beri hizmet veren  Hastanenin kurumsal kimliğine halel getirmek için değil aksayan, geciken, işleyişindeki sorunların düzelmesi, Hasta ve yakınlarının feryatlarının sesi olarak, bunları bizzat yaşayarak gören biri olarak daha iyi olması, Yetkili ve sorumluların çözüm bulması amacıyla paylaşmak isteğimi öncelikle vurgulamak isterim.

      Yaşadıklarım, Tespitlerim, Gözlemlerim, Fikirlerim, Yorumlarım, Eleştiri ve Önerilerim, Yönetsel ve Organizasyonel sorunların  çözümüne, hızlı, dikkatli ve kaliteli hizmet verilmesine,Hasta memnuniyetinin artmasına katkı sağlamasını bu ülkenin bir ferdi olarak samimi duygularımla arzu ediyor ve bekliyorum. Bu da benim en temel hakkımdır diye düşünüyorum.

Uzun yıllardır Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji bölümünde tedavi gören, bugün Edirne Devlet Hastanesi Yoğun Bakımında(Neden orada olduğunu da paylaşacağım) yaşam mücadelesi veren Eşim’in  tedavisi sürecinde yakın ilgi ve yardımlarını unutamayacağım Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Sayın Prof.Dr. Nermin TUNÇBİLEK’e, Kendisini sağlığa ve hastalarına adamış, cefakar,çalışkan, Hastalarına karşı ilgili, saygılı, yoğun ve yorucu çalışmalarına rağmen daima güler yüzlü davranan Radyasyon Onkolojisi Doçent Dr. Sayın Ruşen COŞAR’a, Sağlık alanında başarılı çalışmalarını takdirle izlediğim ve yardımlarını esirgemeyen Edirne İl Sağlık Müdürümüz M.İshak YILDIRIM’a teşekkürlerimi iletmeden geçemeyeceğim.

Yukarıda da ifade ettiğim üzere Tıp fakültesi Hastanesi bölgeye hizmet veren büyük bir kuruluş. Giderek artan hasta sayısına parelel olarak iş yükünün de arttığı bir gerçektir. Beş yıl önce karşılaştığımız sorunlar vardı elbette ama bugün o sorunlar ağır bir şekilde kendini gösteriyor. Acil tıp bölümündeki küçümsenmeyecek  aksaklıklar, MR, BT, Pet, gibi işlemlerinde uzun zaman sora verilen randevular,Gerek destek hizmetlerinde gerekse tıbbi hizmetlerdeki yetersizlikler, süratli hizmet verimini engelleyen Bölümler arasındaki kopukluk, Hekimlerin birbiriyle işbirliği(Konsültasyon)eksikliği, Yoğunluk ve yığılmaların her geçen gün artmasına karşın idarenin yetersizliği, Hasta ve hasta yakınlarını bilgilendirme eksiklikleri, Hasta ve yakınlarına saygı, itina, ihtimam,nazik ve şefkatli bir yaklaşımla sağlık hizmeti alınamama, yataklı bölümlerdeki malzeme ve donatı eksiklikleri, Yetersiz hijyen koşulları, Ağır  işleyiş, Bürokratik işlemlerdeki düzensizlik, Çalışanların yeterli donanıma sahip olmamaları, Randevulu sisteme rağmen uzun süre kuyruklarda bekleme ivedilikle çözüm bekleyen hususlar.

    Bizzat yaşadıklarımıza gelince;  Eşimin 5-6 ay önce hastalığındaki olumsuz gelişmeler üzerine Onkoloji Dr.u  kan verilmesi talebinde bulundu. Kan teslim İşlemleri uzadı. Kan alındığında mesai bitmek üzereydi. Aynı Dr. hastaya kan verilmesi için Acil Tıp’a sevk etti. Aceleyle servise ulaşıp talebimizi ilettiğimizde “Acil serviste kan nakli yapamadıklarını” söylediler. Şaşkına döndüm. Kanamalı bir hasta gelse ne yapacaksınız? Onu ölüme mi terk edeceksiniz? Dedim.  Pratisyen hekimlere buranın birinci derce sorumlusu ile görüşmek istiyorum, Lütfen haber verin dedim. Gelen Sorumlu ve yetkili de aynı şeyi söyledi. Çaresiz kaldık. Kan merkezine yarın teslim almak üzere kanı iade ettik. O halde hastayı eve getir, sabah tekrar hastaneye git. Koşuşturma sonucu Onkolojide kan verilebildi. İyi ki hafta sonu değildi. İki gün daha bekleyecektik. Yorum ve değerlendirmeyi  size bırakıyorum.

          Acil serviste bir başka vakaa.. Onbeş gün önce Ambulans ile tekrar acile gitmek zorunda kaldık. Tetkikler, işlemler neticesi  8 saat sonra elimize verilen Konsültasyon raporu ile yarın Obozite Diyabet Polikliniğine gelmemiz söylendi. Ambulans olmadan eve getirmem çok zor olan hastamı binbir sıkıntı ile gece yarısı eve getirebildim. Durum ağırdı, uykusuz bir gecenin  ertesi günü daha da ağırlaşınca ambulans ile tekrar acile yöneldik. Yatış talebimize rağmen dünkü işlemleri tekrar yapmaya çalıştılar. Erkek hemşire damar yolu açmaya çalıştı. 3-4 denemede başarısız olunca, hastaya verilen acıya dayanamadım reddetmek  zorunda kaldım. Pratisyen hekimlere derdimizi anlatmakta zorlandık. Servislerde yatak yok, Bekleyin dediler..Yoğun bakım hastası acilde saatlerce bekletildi hiçbir müdahale yapılmadan. Temas ve girişimlerim sonucunda Dahiliye servisine 5-6 saatlik bekleme sonrası yatış sağlandı. Nöbetçi hemşire dışında kimse yoktu. Hasta bakıcıya rica ettik, tamamen özelliğini kaybetmiş yastık ile Battaniye temin edebildik.

    Burada esefle ifade etmeliyim ki Acil tıp ta Uzman doktor görmedim. Yoğunluğa rağmen pratisyen hekimlerin de fazlalığı göze çarpıyor.  Ağrıları derinleşen, şiddetli durumdaki hastamızın, durumunun aciliyeti ve spesifik standartlar bazında belli bir süre içerisinde verilmesi gereken hizmetlerin, tıbbi müdahalelerin gecikmesi üzerine, servise yattıktan 12 saat boyunca iyice gerildik. Tıbbi özen gösterilmemesi ve hastanın acısını azaltacak her türlü tedbirin alınmaması nedeniyle sorumlu hekimi çağırarak” Mevzuat ile belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartı ile Sağlık kuruluşunu değiştirme hakkımızı kullanmak zorunda kaldığımızı, derhal gerekli işlemlerin yapılarak Edirne Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesine naklimizin yapılmasını talep ettik.

   Endişe, acı, üzüntülerimizle birlikte yoğun bakıma alınması gereken, ancak iki gün acilde bir gün serviste oyalanan eşim ENTÜBE edilerek  Devlet Hastanesi yoğun Bakım ünitesine nakledildi. On gündür yaşam mücadelesi veriyor. Bu arada Hassasiyet gösteren,ilgiyle ve şefkatle yaklaşan, gereken müdahaleleri titizlikle yapan, takip eden,  yürüten, Bilgilendirmeleri düzenli yapan, Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Yoğun Bakım ünitesi Doktoru Sayın İlkay ALBAYRAK hocamıza ve çalışanlarına minnettarlığımızı ifade etmeyi de bir borç bilirim.

Netice itibarıyla, Trakya’nın, Balkanların en büyük hastanesi olarak öğündüğümüz Trakya Üniversitesi Sağlık araştırma ve Uygulama Hastanesinin  Vizyon ve Misyonları güzel kaleme alınmış ama Kalite Politikaları ile birlikte kaliteli hizmet üretmek, Standartların ne ölçüde olduğunun, Hasta memnuniyetlerinin ne ölçüde olduklarının yeniden değerlendirmeye, Araştırmaya, Bürokratik yapıyı basitleştirmeye, Ağır işleyen hasta odaklı yapıyı şiddetle değiştirmeye acil ihtiyaç olduğu kanısındayım. Ciddiyetle yapılacak revizyon program ve çalışmaları sonucunda belki İSO 9001 uluslararası standartlarına uygun sertifika almaya da hak kazanılır. Ayrıca siyasi iktidarın “Sağlıkta Devrim Yaptık” sözleri de uygulamalarla bağdaşır.

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
İNSANLIĞIN RUHSAL KIŞI
Ahmet Acaroğlu
KİM  ÖĞRETTİ  ALFABEYİ ? 
Recep ÇINAR
Devlet Adamlarına Öğütler!
Zafer Dereli
FİİLEN ÜST KADROLARIN GÖREVİNİN YAPILMASI O KADROYA SINAVSIZ ATANMA HAKKI VERİR Mİ?
Selçuk Duranlar
KRUVAZİYER TURİZM VE FERİBOT İŞLETMECİLİĞİ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
EMZİRME DÖNEMİNDE ZAYIFLAMAK MÜMKÜN MÜ?
NURAN İKİZ
CEP TELEFONLARINA ARAÇ MODU KONMALI
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
  DAVA ADAMI OLMAK-ROMAN DAVASI
Şükrü Akıllı
DOĞAYA SAHİP ÇIKMAK-KORUMAK BU MUDUR?
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Oz Büyücüsü Filminin Anlattıkları
Numan Özgür METİN
SAKLI GÖL AĞVA ŞİLE GEZİ NOTLARIM
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Deniz BAYAV Atölyesi Resim Sergisi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Hüsnü Sarıgül
Suriyeliler denizde, Mehmetçik Suriye’de
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
ABDULLAH GÜRGÜN
İLHAN KOMAN SAGUSU
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Prof. Dr. Özer ERGÜN
Kurbanda Hijyen ve Gıda Güvenliği Niye Önemli?
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Levent Büdüş
SİS DAĞILINCA
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK