TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
EDOSK İLE BALKAN ORMANLARINDA DOĞA YÜRÜYÜŞÜ
Yayın Tarihi: 21 Nisan 2022, Perşembe
Diğer Yazıları

İnsanlık yeryüzündeki yaşam varlığını doğanın yarattığı tüm olanakları kullanarak var olmuştur.  Mevsimler koşullar gereği doğa kendisini sürekli yenilemiş, içinde barındırdığı tüm canlılar, bitki örtüleri, doğal yapı oluşumları insanları etkileyen unsurlar olmuştur. İnsanları doğa ile bütünleştirmek amacı altında farklı spor faaliyetleri yürüten EDOSK’un ( Edirne Doğa Sporları Kulübü Derneği) geçen haftaki rotası Hacıdanişment Köyü etrafında bulunan ormanlık olanlardı. Lalapaşa ilçesine bağlı Hacıdanışment Köyü Muhittin Baba Türbesinden 3.5 km uzakta. Yolun bir kenarında bulunan EDOSK’a ait gezi haritasını gösteren tabelanın yanında araçtan iniyoruz. Diğer yanda küçük bir levha ormanlık alanda tilki, domuz, gelincik hayvan türlerini yazıyor. . Yürüyüş mesafesi 16km.   Hacıdanişment, Ömerova, Sarıdanişment köylerine yakın ormanlık alanlar. 

EDOSK’un bir önceki dönem yönetim kurulu başkanı Fatih Altun Bey, Hacıdanişment Köyü hakkında tarih bilgilerini bizimle paylaşıyor: “Hacıdanişment Köyü Lalapaşa ilçesine yaklaşık olarak 10 km. uzaklıkla bir köydür. İleride gördüğünüz ve büyük antenlerin bulunduğu yüksek alan Muhittin baba Türbesi olarak bilinmektedir. Anadolu’dan Edirne’ye göç etmiş konar-göçer göçer Türkmen bir aileden olduğu söylenmektedir. 16. Yüzyıl önemli şairlerinden sayılmaktadır.Doğum tarihi hakkında net bir bilgi bulunmamaktadır. Sözlü tarih anlatılarına göre Hacı, Sarı, Süleyman adlı üç oğlu olduğundan söz edilir. İleride antenlerin olduğu alan kaynaklara göre “Muhittin Tepesi” yakınlarındaki Hacıdanişment, Sarıdanişment, Süleymandanişment adlı köylerin kurucuları Muyyiddin Abdal’ın çocukları olduğu şeklinde geçmektedir” şeklindeki anlatımı tarih bilgimize zenginlik katıyordu.

DOLMENLER VE MENHİRLERİ İNCELEDİK.

Köyün tarih bilgisinden sonra hemen yanı başımızda bulunan Dolmen ve menzirleri bizzat görerek, dokunarak, fotoğraflayarak uygarlığına ait kalıntılara tanıklık ediyoruz. Fatih Altun Bey,  doğa rehberimiz olarak bu tarihi taş kalıntıları hakkında bilgi veriyor: “Dolmenler genel anlamda mezar taş yapılardır, buraya gömülen kişilerin o dönemlerde önemli kişiler olduğunu düşünebiliriz. Toprak yüzey üzerine dört tarafı büyük uzunca taşlarla çevrilmiş ve yine üzerlerini örtecek şekilde konan düzgün, düzenli taş parçalarıdır. Orta boşlukta bulunan alana ölen kişinin konduğu,  yan kısımda görülen delikten içeriye konulduğu veya hava almak için bu deliklerin açıldığı zannedilmektedir” şeklinde anlatmıştı. Ormanlık alanın içlerine doğru girdiğimizde “menhir” denilen yüksekliği farklı yükseklikte,  kalınlık ölçüleri birbirlerine yakın, dik duran, yıkılmamak için direnen taşları görüyoruz. Etrafta gömü arayanların dolmen ve menhirlere verdiği zarar kendini belli ediyordu. Bu taşlara yönelik Fatih Bey, bunlarda farklı bir mezar taşları, günümüz itibariyle ölenlerin sıradan kişiler olduğu düşünebilir, bir rivayete göre bu taşların zaman zaman gezindiğine yönelik hurafelerden söz edilir” diye anlatmıştı. Bu tür tarih kalıntılar arasındaki varlığımızı anılara taşımak için yürüyüşte bulunan arkadaşlar cep telefonlarına sarılıyor. Görüntüler adeta kabir ziyaretine dönüşüyor, arkadaşlar birbirlerini fotoğraflıyor, benim fotoğrafımı EDOSK yönetim kurulu başkanı Nuray Altıerler fotoğraflıyor. Bende kendisinin fotoğrafını çekeceğim. Nuray Hanım, menhire çok samimi, sanki ziyaretine gelmiş gibi taşa yakınlık gösteriyordu. Kendisine şaka ile “ Bunlarla fazla samimi olmaya gelmez, araya biraz mesafe koy, bunlar samimi gördüklerini hemen yanına çağırıyormuş” dememle Nuray Hanım gülerek taş ile arasına mesafe bırakarak fotoğrafını çekiyorum. Aslında her doğa yürüyüşünde bu tür kalıntılar hakkında bilgi almamız tarih bilincimizi zenginleştirmektedir.  

Doğa yürüyüşüne katılanlarımızın üzerlerinde yağmurluklar bulunmaktaydı. İlk başlarda yürüyüşümüze arkadaşlık eden çok ince yağmur damlaları saatler ilerledikçe arkadaşlığını fazla hissettirmeye başladı. Ayakkabılarımız bir hayli ıslanmıştı.

Doğa yürüyüşünün en hoş tarafı dere boyları boyuncu yürümektir. Akan suların belli akış yerlerinde çıkardıkları su sesleri ruhumuzu okşuyordu. Sesleri çok gür çıkmasa da ağaçlardan serçelerin sesini duyabiliyorduk. Baharın müjdesini verir gibilerdi. Hava sıcaklığı mevsim normallerinin çok altında, rüzgâr da olunca parmaklarımızın üşüdüğünü hissediyoruz. Rüzgârın işe yaradığı en güzel ortam,  doğanın yeşil çim kokusunu her yere savurmasıydı. Dere geçişleri bazen kolay olmakla birlikte, geçişlerin çok zor olduğu bir dere yatağandayız. Rehberimiz Fatih Bey, geçiş için alternatif yer aramaya koyulmuşken, yirmi metre ileride keşif yapmam sonucu yürüyüşe katılanlara seslenerek “size en uygun geçiş yolunu buldum, bu kıyağımı unutmayın ha!” diyerek ayaklarımız daha fazla ıslanmadan dereyi geçtik.  Doğa yürüyüşünde üzerlerimizde yağmurluk olmasına rağmen eşofman ve ayakkabılarımız bayağı ıslanmıştı. Genelde yanımda yedek çorap bulundurmama rağmen spor ayakkabılarım ıslandığından yedek çorap işe yaramamıştı.  Bu nedenle dere yataklarından geçerken mümkün olduğunca ayakkabılarımızın ıslanmamasına özen gösteriyoruz.

Doğanın geçici gezginleri,  bir anlamda misafirleri olarak koyun, kuzu sürülerinin olduğu alanlara yaklaştıkça bizleri misafir olarak görmeyen sürünün kangal cinsi köpekleri ile karşılaşıyoruz. Hayvanlar düşman saldırısına çok iyi organize olduğundan dört kişilik tim seslerini yükselterek bizlere mesaj veriyordu. “Bölgeyi terk edin!” Kararlılar, hızla koşarak üzerlerimize saldırıya geçmeye çalışıyorlar. Bizlerin de tim komutanı olan Fatih Bey, elinde yürüyüşte destek amaçlı kullandığı cismi havaya kaldırarak yüksek sesle “dur!” diyerek dört kangal köpeğini bertaraf ediyordu. Dört kangal köpeği hızını keserek yerinde beklemeye başladı, bizim düşman kuvvetlerinden olmadığımıza kanaat getirip yanımıza sokulmadılar. Bu esnada yağmur hızını iyice arttırmış, “beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkısına dönmüştük.

Genelde her doğa yürüyüşü sonunda bir köy kahvehanesinde oturur, emekçi, üretken köylülerimizle kısa süreli de olsa sohbet etme imkânı buluruz. Onların cana yakın sohbetine ortak olur, içinde bulundukları tarımsal sorunları da konuşma olanağı buluruz.  Doğal olarak siyasi söylemlerine tanık oluruz. “Çiftçi yalnız bırakıldı, girdi maliyetlerimiz çok, üretmekte çok zorlanıyoruz” diye sitemleri var. Yanılmıyorsam biri köyün muhtarı idi. Yanında oturuyorum “Sizi tepeden aşağıya inerken gördüm, burası sınıra yakın köyler olduğundan Afgan, Suriyeli buralara sınırı geçmek için geliyor, ben sizleri uzaktan Suriyeli zannettim, köye doğru gelince biraz bekleyeyim dedim. Sizleri Suriyeli diye jandarmaya haber verecektim.  Edirne’den buralara kadar geldiniz, hoş geldiniz,  umarım geziniz güzel geçmiştir” demişti. Benim memleket insanım böyledir. Kalabalık olmamıza rağmen çay paralarını ödemek isteyen çıkıyor. Yanımdaki kişiye “çaylar şirketten” diyerek kendisini gülümsetiyorum. Kısa bir moladan sonra aracımıza binmek istememize rağmen çay söyleyip muhabbeti uzatmak isteyenler çıkabiliyor. Köyde yaşayanlar bizlerle konuşmaya, bizde köyde yaşayanlarla konuşmaya hasret kaldığımızı fark ettim.  Bu gidişle ne köylümüzün dostluğu ne de EDOSK dostluğu bitecek gibi görünmüyor.

 

 

 

 

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Domuzdan post, gâvurdan dost olmazmış!      
ERCAN KERMAN
TÜRKİYE GLOBALLEŞMİŞ
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK