TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
EDOSK İLE PAPAZIN MANASTIR MAĞARASINI BULDUK
Yayın Tarihi: 03 Mart 2022, Perşembe
Diğer Yazıları

Tarihsel adıyla Çingeneler (Romanlar) çok eskilerde gezginci bir kavim idi. Bu nedenle geçtikleri her yerde izlerini bırakmışlar. Şehirler, köyler, dağlar, dereler,  ovaları defalarca görmüşler, doğanın felsefesi ile tanışmışlar.  EDOSK (Edirne Doğa Sporları Kulübü) yine her zaman olduğu gibi, doğanın felsefesi içinde bizleri buluşturdu.  Geçen hafta Pazar günü gezginci bir kavim gibi yönümüz Kırklareli Kuzulu Köyü’ne yakın olan Papazın Manastır Mağarası’na doğru yol aldık. Trekking doğa yürüyüşü Istranca Dağları mesafe 16 kilometre olarak belirlenmişti. Kırklareli merkezden aldığımız iki rehber ve yiyeceklerle Kofçaz ilçesine bağlı Elmacık Köyü’ne varıyoruz. Köyden aramıza gönüllü rehber olarak bir de köpek katılıyor, rehber sayımız üçe katlanmıştı. Elmacık Köyünden Istranca Dağlarına doğru hareket ediyoruz.

Uzun doğa yürüyüşü olan (trekking), belirli bir patikası olan veya olmayan alanlarda, iki gün veya daha uzun süren yürüyüşlerdir. Günübirlik doğa yürüyüşünde el değmemiş doğal güzelliklerin arasında, yüksek irtifada veya dağlık bölgelerde de gerçekleştirilir. Yol mesafeleri genelde binlerce metreyi bulur. Genellikle bir noktadan başlayan uzun doğa yürüyüşü genellikle belirlenen hedefte sonlanır. Trekkingin ön önemli yanı grup olarak yapılması ve deneyimli ve gezinecek bölgeyi coğrafi olarak çok iyi bilen rehberlere ihtiyaç vardır. Bizim rehberimiz Ertuğrul Bey’de bu özellikler mevcuttu.

Trekking doğa yürüyüşü Kuzulu Köyü yakınlarında bulunan Papazın Manastır Mağarası’nda son bulacaktı. Trekking doğa yürüyüşünün en heyecanlı yanı Papazın Manastır Mağarası’nı görmek olacaktı. Hava soğuk, sert esen rüzgâr hoyratçı yüzümüzü okşuyordu. Üstlerimizde kışlık montlar, başlarımızda bereler, inatla gezginci bir kavim gibi uçsuz bucaksız Istranca Dağları’nın içindeyiz. Doğa henüz yeşil örtüsünü ortaya sermemiş, kurumuş yapraklar, irili ufaklı taşlar arasında yürümeye çabalıyoruz.  Grubun içinde gençler, kadınlar, orta yaşlılar bir yandan sohbet ederek, bir yandan da yürüyerek doğanın seyrine dalıyoruz.  Ne üzücüdür ki canlı kuş türlerini görme ve seslerini işitme şansımız olmadı. Rehberimize soruyoruz “buralarda hangi kuş türleri var?”  diye. Kartal ve atmaca varlığından söz ediyordu. Oysa bu kuş türlerini görememenin yanında,  diğer hiçbir kuş türlerini görme şansımız olmamıştı. Sanki kuşlar bile bizlere küsmüştü Geçtiğimiz güzergâhlarda insan eliyle kirletilen alanları görmek kadar kötü bir manzara yoktu. Plastikler etrafa yayılmış, keyif severlerin etrafa bıraktığı alkol şişeleri bir hayli göze batıyordu. İster istemez “be adam yedin içtin, zıkkımlandın, demlendin,  pisliğini de yanına alsaydın” demekten kendimi alamadım. 

Doğanın doğal müzik seslerini yansıtan, neşe saçan kuş seslerini duyamadık. Dedim ya kuşlar bile küsmüş.  Neşemize küçük taşlar ve kurumuş yapraklar arasında çıkmaya direnen dağ menekşeleri ve safran çiçeklerinin renk güzelliği ortak oluyordu.  EDOSK başkanı Nuray Hanım ile dayanamayıp, doğanın güzelliğini içimize yansıtan bu çiçekleri cep telefonlarımıza fotoğraflıyoruz. Dağlar arasında yol alırken önümüze çıkan dereleri aşmak bir hayli zor olmuştu. Bazı dere yataklarından kolaylıkla geçmiştik. Karşımıza engelleyici 30-40 cm yükseklikte su akışlı dere yataklarını aşmakta zorlanıyoruz. Derenin bir bölümüne taş birikintisi dizmekte işe yaramadı.  Kararlıyız geçmeye, Papazın Manastırı’nı görmeye.  Ayakkabı, çoraplarımızı çıkarıyor, yalın ayaklarla suların soğukluğu ile tanışıp karşı tarafa geçiyoruz. Çetin bir doğa yürüyüşünde dağların yamaçlarından iniş, çıkışlarda su akıntısı olmayan dere yataklarının içinde bulunan taş yığıntılarını merdiven basamakları olarak dikkatli bir şekilde kullandık.

680 metre yüksekliğe varan dağları aşmak bir hayli bizleri zorluyordu. Bir ara “Papazın manastır mağarası’nı görme isteğim inşallah inerken düşüp,  papazı bulmama dönüşmez” diye düşünüyordum.  Çünkü dağların dik yamaçlarından inerken,  kurumuş geniş yapraklı bitki örtüsü inişlerde kayganlık etkisi yaratıyordu. Son durak bir dağın üst seviyesiydi. Dağın üst seviyesine çıktığımızda Balkan’ların soğuğu, rüzgârla birleşip yüzümüze sertçe çarpıyordu. Dağın yamacından dikkatli bir şekilde inmeye çalışıyoruz. Yamaç dik, aşağıya yuvarlanmak an meselesi. Elmacık Köyü’nden beri bizlere refakat eden köpek etrafımızda sevimli bir şekilde dolanıyor, “yanınızda bende varım” diyordu  

Dağ engellerinin nihayetinde “ufakta kara göründü” misali yürüdüğümüz yolun üst kısmında bulunan Papazın Manastır Mağarası’nın bulunduğu yere varıyoruz. Mağara girişleri su ile doluydu. Manastırın iç bölümlerine girmek mümkün değildi.  Hemen üst sağ yanında bulunan ve adını Kuzulu köyü’nden alan Kuzulu Şelâlesi muhteşem görüntüsü ile akıyordu. Yan kısımlarda bulunan yemek banklarına oturuyor, doğanın doğal güzelliğini seyrediyoruz. Grupta bulunanlar birbirlerine ikramda bulunuyorlar.  Rehberlerden biri anlatıyor: “Bu gördüğünüz mağara etrafında yıllar önce dolaşan bir papaz varmış, mağarayı manastır olarak kullanır buralarda gezerdi”  Aklıma ister istemez Çingene akrabalarım geldi. Gezginci olduklarından “acaba papazın yanından geçtiler mi?” diye.  Büyük bir ihtimalle geçmemiş olsalar da papazın evi manastır mağara, Çingene akrabalarımın konaklama yeri çadırlar olduğu kesin. Papazın meskeni manastır, Çingenelerin meskeni hep doğa olmuştur. Doğa henüz yeşil örtüsünü sermemiş olsa da Edirne Doğa Sporları Derneği (EDOSK)  mangalda pişirilen sağlıklı ve lezzetli sucuklar ile doğaya sucuk kokusu saldı, sucuklar açlıktan kazınan midemize keyif kattı.

Bizlere yürüyüş süresince refakat eden sevimli köpek dostumuz sucuğun lezzetine ortak oldu. Köpek ile ayrılmamız hüzünlü olsa da, o hep doğa dostu olarak kalacak.  EDOSK yönetimi doğa yürüyüşü esnasında doğanın korunması ve yürüyüşe katılanların memnuniyetine özen göstermesi takdire şayandır. Gerçeği kuşların seslerini duyamadık, ama gruptakilerle yapılan doğa yürüyüşü kısa süreli olsa da dostluğun varlığını hissettik.  EDOSK’ mu? O hep doğa dostu.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Domuzdan post, gâvurdan dost olmazmış!      
ERCAN KERMAN
TÜRKİYE GLOBALLEŞMİŞ
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK