Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
DUYGULARIN SESİ: CHOPİN
Yayın Tarihi: 17 Ocak 2022, Pazartesi
Diğer Yazıları

Fryderyk Franciszek Chopin, 1810 yılında Polonya’nın Zelazova- Vola kentinde doğdu. Chopin doğduktan kısa bir süre sonra Chopin Ailesi Varşova’ ya taşındı. Chopin Ailesi’nin Varşova’ya yerleştiği yıllarda kentte kültür ve sanat yaşamı önemli bir gelişim içindeydi. Chopin bu süreçte Fransızca öğretmeni olan babasından Fransızca öğrenirken, diğer taraftan annesinden piyano dersleri alıyordu. Chopin altı yaşına geldiğinde artık annesinden müzik konusunda öğrenecekleri bitmişti. Daha iyi bir öğretmenden yardım istemek gerekiyordu(kaynak:https://www.chopintovak.org/chopin-hayati).

Dostlarının tavsiyesi ile Chopin, Bohemyalı piyanist Wojciech Zywny’den beş yıl boyunca ders aldı. Bu süreçte Chopin’in özellikle piyano derslerinin temelini oluşturan Bach ve Mozart’a olan bağlılığı tüm yaşamı boyunca sürecekti. Yaşamının son yıllarında bunları ezbere çaldığını gören öğrencisi, bu denli zor yapıtları nasıl aklında tuttuğunu sorduğunda Chopin şu yanıtı vermiştir: “Böylesi bir müziği insan tüm yaşamı boyunca unutamaz.” Annesinden ve öğretmeninden dolayı Polonya halk ezgilerini seven Chopin 1817’de henüz bir yıldır düzenli piyano dersleri alırken iki Polonez bestelemiştir (kaynak:https://www.chopintovak.org/chopin-hayati).

Chopin Paris’e alışır. Birçok büyük sanatçıyla tanışır ve kaynaşır ve onunla karşılaşır: George Sand… (Erkek ismi kullanmak zorunda kalan bir hanımefendi kendisi).  Kadınlara sanat dünyasında yer vermeyen bir toplumda, tıpkı kendisi gibi gizemli bir adam olan Chopin ile aşk yaşamaya başlarlar. Kimileri sorunlu bir aşktı dese de ikisinin sanat hayatına oldukça olumlu etkileri olmuştur. Bu büyük aşk çok da uzun sürmez, tıpkı Chopin’in ömrü gibi. Hassas bir bünyeye sahip olan Chopin’in kalbi hayatı boyunca kırgınlıklar ve hastalıklarla boğuşur ve 1949’da tüberkülozdan vefat eder. Paris’te defnedilirken cenazesinde Chopin’in elinden çıkan meşhur beste Cenaze Marşı’nı çalmasını değil, Mozart’tan Requiem ile veda eder.Müziğinde Polonya’ya ait ezgiler kullanması ve Polonya müziğine verdiği katkılar nedeniyle ülkesinde büyük bir sevgi vardır Chopin’e. Vasiyeti üzerine ölünce kalbinin Varşova’ya gitmesini ister. Öyle de olur. Ölümünden sonra kalbi bir cam kavanoz ile Varşova’daki Kutsal Haç Kilisesi’nde bir sütuna gömülür ve önüne şöyle yazılır;‘’Hazineniz neredeyse, kalbiniz de orada olacaktır…’’(Kaynak:https://mizahgastesi.com/frederic-chopin-ve-filmlere-konu-olmus-ilginc-hayati/).

Duygularını notalarına çok iyi döken bu bestecinin zaten eserlerini dinlediğinizde o duygu yoğunluğu sizde büyük bir hayranlık uyandıracaktır. Polonya’ya gittiğimde onun için kurulan müzeyi de ziyaret ettim. Gerçekten insanı besteleriyle çok rahatlatıp, başka dünyalara götürüyor.

Anayurt hasreti, vatanının düşman işgaline uğramış olmasının verdiği acı, aşklarının yarattığı sevinç ve hüsran gibi farklı ruh halleri, eserlerinde binlerce renk çeşidi yaratarak, melodi birliğiyle kaynaşıp bir bütün olarak ortaya çıkmıştır. Chopin, en karanlık renkler arasında ışıltılar, parıltılar görebilmiştir. Alçak gönüllü kişiliği gibi, sanatında da abartıdan kaçınmıştır. Eser içinde yer alan temaları geliştirerek kullanmaz, yalnızca sergilemekle ve tekrarlamakla yetinir. Eserleri çok doğal, saf ve derindir. Fakat her eserinde bir orkestra zenginliği vardır(kaynak:Işıl DAĞLAR,2010,https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/321614).

Şimdi ise Chopin’in sözlerine bakalım: “İnsan her zaman mutlu değildir ve bu dünyada sık sık kısa bir mutluluk periyodu verilir; öyleyse neden uzun süre dayanamayacak olan bu rüyadan kaçmaya çalışıyorsun?”.
“Kendim için yeni bir dünya yaratacağım”.
“Sağlığım ve gücüm olduğu sürece, bütün günlerimi memnuniyetle çalışacağım”.
(kaynak:https://www.unutulmayansozler.com/frederic-chopin-sozleri-6.html). Cümlelerde de değinildiği üzere, zorluklarla karşılaşılsa da her günün doyasıya kıymetini bilmek, hayata olumlu bakmak ve mutluluğu her daim hissetmek insanın kendi elindedir.Chopin de kısa ömrüne unutulmaz eserler sığdırmıştır.

 

DİĞER YAZARLAR
Seyide ESEN
Sarı gelini üzdüler
Recep ÇINAR
Günümüzde pek konuşulmayan 3 proje!
Ahmet Acaroğlu
BELEDİYELER VE FESTİVALLER
ERCAN KERMAN
Zevklerin incelmesi
Nuri Böcekbakan
Rebîu'l-Evvel Ayı  Mevlid Kandili
Uzm. Psk. Nergis ÖZDİNÇ
AKRAN ZORBALIĞI NEDİR? NE DEĞİLDİR?
Şükrü Akıllı
ADALET KASRININ YALNIZLIĞI
MELTEM BABACIK (inst: 360beslenme)
GENÇLİK İKSİRİ KEFİR
Numan Özgür METİN
KAVALA ALEXANDROUPOLİ (DEDEAĞAÇ)GEZİ NOTLARIM
Selçuk Duranlar
EDİRNE GÜMRÜK KAPILARINDAKİ YOLCU SAYISI
Zafer Dereli
TOPLU SÖZLEŞMEDE TEAMÜLÜN DIŞINA ÇIKILMIŞ GÖRÜNÜYOR
Burhan Aytekin
Yaşadığımız Coğrafyada Kırkpınar Yağlı Güreşleri Sarı Saltuk ile başlar
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
  TOGG MU AÇ MI?
M. ENİS ŞENSEVER
   Mezuniyet Sergisi
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Asma  Ağacının Dallarının Sarılması Gibi…
ŞAHVER HÖBEK
En Son Ne Zaman İzin Verdin?
Hüseyin Erkin
MERİÇ NEHRİ - YAĞMUR DUALARI - HARZA PROJESİ !!
Burak Dipevliler
Görünmez Tehlike Mi Görmezden Gelinen Tehlike Mi? Edirne’nin Yok Olmaya Yüz Tutan Kültürel Mirası
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
Mehmet Ali ESMER
ANADOLU’DAKİ TARİHİ YAPILARININ DEPREMDEN KORUNMASI ESASLARI (2)
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Burak Dipevliler
Mehmet Ali ESMER
ŞAHVER HÖBEK