Şükrü Akıllı
DÜZEN
Yayın Tarihi: 16 Kasım 2021, Salı
Diğer Yazıları

2021 yılının bitmesine az bir zaman kala, kamuoyunu meşgul eden ve en çok konuşulan konulardan biri ‘Asgari ücret’. Uluslararası düzeyde asgari ücret, İşçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuru ile bağdaşacak bir ücrettir diye değerlendirilir.  Ülkemizde belirlenen asgari ücretin bu kriterlere uyduğunu söyleyebilir miyiz?

Hayır. Bizde asgari ücret ‘En az-En alt-En düşük’ demek. Asgari ücretin hep satın alma gücü hesaplanır, hâlbuki satın alamama gücüdür.

 2014 yılından beri SGK’nun asgari ücretli sayısını açıklaması yasak ama ülkemizde asgari ücretle çalışanların sayısı 10 milyonu geçtiği söyleniyor. Asgari ücret her ne kadar çalışan işçiye göre hesaplansa da onların eşi ve çocuklarının olduğunu düşünürsek bu ülkede 25-30 milyon arasında asgari ücretli bir toplum olduğunu söyleyebiliriz.

 Her yıl Aralık ayında asgari ücret görüşmelerine yaklaşıldıkça ne kadar olacağı merak konusu olurken, Vergi adaleti, Vergiden muafiyeti gibi meseleler hep tartışılır. Komisyon görüşmeleri yapılır. Sendikalar taleplerini, görüşlerini bildirseler de dikkate alınmaz.  Sonunda iktidar ve işveren ortaklığının uzlaşması ile tespit edilir. Konu bir süre sonra gündemden düşer. Asgari ücretli ocak ayı geçse de Şubat başında alacağı farklı ücretle, biraz rahatlayabileceğini düşünür.  Ama nafile! Ekonomik krizin güçlü etkisi, döviz fiyatlarının her gün tırmanması, hayat pahalılığının artması onun düşlerini de yok eder. Umutsuz huzursuz bir süreci yaşamaya mahkûmdur.

            2008 yılından 2015 yılına kadar çok küçük farkla da olsa altı ayda bir tespit ediliyordu. Sonraları yıllık belirlenmeye başlandı. Ülkemiz asgari ücretli bir toplum haline geliyor. Milyonlarca insan asgari ücrete mahkâm iken milyonlarca işçi de asgari ücretten mahrumdur. Özel sektörde çalışan 9,5 milyona yakın işçilerin durumu daha da vahim. Onların %20’si asgari ücretin de altında çalışıyor, geçim savaşı veriyorlar. Asgari ücretlinin içler acısı durumu bu da, köylünün, memurun, esnafın, emeklinin, dar gelirlilerin durumları farklı mı?  onlar da hayat pahalılığı ile ağır bir geçim derdinde.

             Çok zor koşullarda geçimlerini, yaşamlarını idame ettirmek zorunda kalan bu dar gelirli kesime devletin insaflı ve adaletli davranması gerekiyor. Ülkemizin yarıdan fazla nüfusu, emekliler de dahil olmak üzere, açlık ve yoksulluk sınırı altında maaş ve ücret alıyor. Sosyal devlet ilkesi gereği asgari ücretten vergi alınmaması gerekiyor. Yıllardır söylenen istenen budur. Asgari ücretliyi ezen, onu açlığa mahkum eden bu düzene son verme zamanı  gelmedi mi? Madem konu vergiye geldi, gelin tüm çıplaklığı ile meseleyi masaya yatıralım.

               2021 yılı asgari ücreti geçen yılın aralık ayında brüt 3.577 Tl (kuruşları atıyorum) olarak tespit edildi. 1 Ocak 2021’den 31 Aralık 2021’e kadar aynı rakam üzerinden ücret ödenmesi gerekiyor ama öyle olmuyor. 

Düzen mi dersiniz? Sistem mi dersiniz? Mevzuat mı dersiniz? Ne derseniz deyin devlet vergi almaya gelince ağustos ayından itibaren ücret aynı olmasına rağmen vergiyi 5 puan daha artırıyor. Bu durumda asgari ücretli ocak ayına kadar ücretini 180 lira daha az almaya başlıyor. Neden böyle oluyor?  Gelir vergisi kanunu ve Tebliğe göre her yıl vergi dilimlerinde değişiklik yapılır.  2021 yılında en alt dilim 24.000 TL. Yılbaşından itibaren Kümülatif(birikmeli)gelir elde edenler 24 bin liraya kadar %15 vergi ödüyor. Asgari ücretli alt dilim sınırına Ağustos ayında ulaşıyor ve %20 vergi kesilmeye başlıyor. 5 ay daha yüksek vergi ödüyor. Eh düzen böyle! Ha şunu da belirteyim, asgari ücretli yeni asgari ücretine ancak şubat ayında kavuşuyor.  Asgari ücreti, ne kadar yükseltirseniz yükseltin her gün yaşanan devaliasyon  ve enflasyon birkaç ay sonra alıp götürecek zaten. Elde var sıfır..

 Bugüne baktığımızda dolar 10 TL sınırında. 2021 Ocak ayında asgari ücretle 380 dolar alınabiliyordu. Bugün itibarıyla ancak 255 dolar alınabiliyor. 45 gün içinde durum ne olacak o da belirsiz. Altın açısından bakacak olursak 20 yıl önce asgari ücretli 13 çeyrek altın alabilirken bu gün 2,5 çeyrek altın bile alamıyor. İşte asgari ücretlinin hali bu.

 Emeklilerin de yarısı asgari ücretin altında, Hepsi yoksulluk sınırı altında maaş alıyor. Bu ülkenin  9 milyonu işsiz, 60 milyonu yoksul. Maalesef acı tablo bu!

 Ülkemizde enflasyon rakamlarını TUİK diye bir kurum var, o açıklıyor.  Rakamlar gizleniyor ve yıllardır hep düşük gösteriliyor. Nedenini de halkımızın gayet iyi bildiği kanaatindeyim.  Açıklanan rakamlara kendileri de inanmıyordur.Halkın %93’ünün güveni yok. Halkın hissettiği enflasyon çok daha yukarılarda.  Çarşı pazar fiyatları bunun ispatıdır. Halk olarak yaşıyor görüyoruz.  Satın alma gücümüz sürekli düşüyor. Ülke kur ve enflasyon yükselmesi ile her gün fakirleşiyor.

 Bir yıl geçiyor Asgari ücretlinin reel gücü her gün düşüyor, Açlık sınırı altında ücret alınmasına seyirci kalınıyor. Yılda dört milyar harcama yapan bir sarayı olan devletin yetkilileri bir çözüm üretemiyorlar. İyi zam yapacağız, rahatlama olacak, sabredin beyanlarıyla umut pompalanıyor, porsiyonlarınızı küçültün, doğal gazınızı kısın, market alışverişine tok gidin gibi sözlerle halkın aklıyla alay ediliyor. Tablo ortada iken: Asgari ücretliye her ay enflasyon oranında zam yapılamaz mıydı? Özel Tüketim Vergisi Kanunu Cumhurbaşkanı kararıyla değiştirilebilirken, gelir vergisi alt dilimi yükseltilemez miydi? Olmadı. Yapacak irade yok herhalde.

Velhasıl; Asgari ücretlinin, işçinin, dar gelirlinin, emeklinin, memurun, köylünün, esnafın işi çok zor. Zor dostum zor..

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
İNSANLIĞIN RUHSAL KIŞI
Ahmet Acaroğlu
KİM  ÖĞRETTİ  ALFABEYİ ? 
Recep ÇINAR
Devlet Adamlarına Öğütler!
Zafer Dereli
FİİLEN ÜST KADROLARIN GÖREVİNİN YAPILMASI O KADROYA SINAVSIZ ATANMA HAKKI VERİR Mİ?
Selçuk Duranlar
KRUVAZİYER TURİZM VE FERİBOT İŞLETMECİLİĞİ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
EMZİRME DÖNEMİNDE ZAYIFLAMAK MÜMKÜN MÜ?
NURAN İKİZ
CEP TELEFONLARINA ARAÇ MODU KONMALI
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
  DAVA ADAMI OLMAK-ROMAN DAVASI
Şükrü Akıllı
DOĞAYA SAHİP ÇIKMAK-KORUMAK BU MUDUR?
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Oz Büyücüsü Filminin Anlattıkları
Numan Özgür METİN
SAKLI GÖL AĞVA ŞİLE GEZİ NOTLARIM
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Deniz BAYAV Atölyesi Resim Sergisi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Hüsnü Sarıgül
Suriyeliler denizde, Mehmetçik Suriye’de
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
ABDULLAH GÜRGÜN
İLHAN KOMAN SAGUSU
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Prof. Dr. Özer ERGÜN
Kurbanda Hijyen ve Gıda Güvenliği Niye Önemli?
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Levent Büdüş
SİS DAĞILINCA
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK