M. ENİS ŞENSEVER
Bir Serginin Ardından
Yayın Tarihi: 27 Eylül 2021, Pazartesi
Diğer Yazıları

Politik ortam,  hayatın asıl gerçekliğini de perdeliyor sanki. 

Değerli muhtarım konuşurken, hocam sergi için panoya ihtiyacınız olursa belediyeden kaç tane olursa söyleyin temin ederim dedi. Öncelikle çok güzel bir yaklaşım. Sorunu çözmek çok önemli. Ancak sergi salonu buldunuz, ortam bunun için düşünülmemiş. Sergileme için genelde bir enstruman, pano yok. Ben de bunun için kendime özel panolar yaptırdım. Eski usül çivi çakarak, ip bağlayarak değil. Askı sistemli raylı panolar. Muhtarım sanırım geri çevirdiğimi sandı.  Burada değinmek istediğim bir nokta var. Eğer Edirne Belediyesi AKP’li olsaydı sayın muhtarım aynı teklifi yapacak mıydı?.. Nitekim açılışta resimlerimi gezenlere bir şeyler söylemek istedim. Resimlerin başında açıklamalar yaptım. ELASKO Sitemizin yöneticisi sayın Yücel Taran da grubun arkasında hep takip etti. Yücel beyle oturup sohpet ettik. 70-80 arası Cihangirde kalmış.  Anlatmaya başladı Ermeni ve Rumları, Firuz Ağa Camii’ni. Sinemayı çok seviyor, galerilere gidiyor. Beyoğlu’nda İş Bankası’nın sanat galerisini söyledi. Şimdi yok bu galeri. Fransız Kültür Merkezi ile Fitaş ve Dünya sinemalarının karşısında, köşedeki binanın ikinci katındaydı. Zaten Fitaş ve Dünya Sineması’nın müdavimi. Sinematek’den bahsetti. Lafa girdim. Cihangir’e Taksimden girerken Sıraselviler’in başında, sol tarafta, yolun kot seviyesinin altında, merdivenle inilen bir yer. Neden diye sordum. Vizyona giren filimleri izlemek , dedi. Sinematek aslında ‘Film Arşivi’ demek. O yıllarda solcuların takıldığın yerdi. Halbuki Yücel bey bu gün AKP’li ve dindar bir insan. Sonra baktım ki muhtar bey gitmiş. Ben konuşurken ikram ettiğim limonatayı içiyordu. Olabilir, bir işi çıkmıştır. Emekli Astsubay Altan Erdem beyde gitmiş. Yücel bey konuşacak bir şeyler buldu. Yücel beyle konuşunca AK Partili mi oldum? Ne demek istediğimi çok iyi anladınız. İnsanların konuşacak, paylaşacak şeyleri olur. Yücel beyle konuşurken gelip yanıma otururlardı. Kaçıp gitmek niye? Biz bu sergide siyaset konuşmadık ki. Sonra onlara İsmail bey ve Altan beye,  Yenigün gazetesinde çıkan yazımı çoğaltıp verdim. Bir de Bütün Dünya dergisini armağan ettim. Çok eski bir dergidir. Sonra Başkent Üniversitesi yayın haklarını satın aldı. Gazeteci Mete Akyol’un editörlüğünde çıkıyordu. Şimdi oğlu Dr.Ufuk Akyol’un ön sözü ile çıkıyor. Size sivri olmayan gerçek Atatürkçü bir dergi veriyorum dedim. Jest olarak verdiğim armağan yerine ulaştı mı bilmiyorum. Yücel beye de bir resmimi desenimi hediye ettim. Çok memnun oldu, duvarıma asacağım, dedi. Meriç Köprüsü’nün Karakol binasının yanından taş köprüye giriş, o açıdan görülen üç şerefeli camii ve sonbaharda izlediğimiz sığırcık kümelerinin havadaki dansları. Tam da Üç Şerefeli’nin üstünde.

Bu armağan yerini buldu.  

          15 Eylül’de sergiyi topluyorum. Yine nakliyeci dostum Yüksel Bağcı beyi aradım, yine o getirmişti. Mahallenin insanı. Önce oturduk, birer çay içtik. Bana, hocam size bir fıkra anlatayım, dedi. “Bir baba ve oğlu, ellerinde eski model bir otomobilleri var. Oğul babasına, baba bu arabayı artık elden çıkaralım, diyor. Babası peki oğul demiş, şurada bir hurdacı var, ona bir git. Hurdacı bin lira teklif etmiş. Oğul babasına, baba bu olmaz demiş, O zaman şurada bir oto galerisi var, ona bir sor. Galerici de 10 bin lira fiyat biçmiş. Tabi bu eski arabaya bu fiyatta oğluna yetersiz gelmiş. Babası bu kez, bir kulüp var oraya git, diyor. Orada araba ilgi görüyor, 100 bin lira teklif eden oluyor. Bu eski otomobilden anlayan çok çıkıyor. Baba da oğluna, her malın değer bulacağı bir yer var oğul, bunu unutma diyor.’’

        Yüksel beye bu fıkrası için teşekkür ederek, ben de bunu bilerek çay bahçesinde bu sergiyi açtığımı söyledi. Bana anlatmak istediği, neden sanat galerisinde açmadınız anlamındaydı. O zaman şimdi yeri geldi, sayın Ülkü Varlık beyin Fazıl Say’ın Ağrı Dağı’nda piyano resitaline değinelim. Konser salonunun akustiği içinde bu resital yerini bulur. Ağrı Dağı’nda esen rüzgar gibi doğa olaylarında salon gibi olmasa da bu icraat, sunum çok da iyi olmuştur. Aynı insan aynı resital.  Ben sanat galerisinde sergi açsam çalışmalarım eser oluyorsa çay bahçesinde sergi açınca herhalde başka bir şey olmuyor, yine bir eser, resim oluyor. Ülkü beyin notunda yazdığı Martı Romanı’ndaki Mesure gibi ölçü biziz. Kişinin çabalarıyla geldiği nokta ölçüsüdür. F. Say’ın piyanosunun başında önce iyi bir virtiyöz ve besteci olması, onun kendine özgü bir kriter, değer koyması demektir. Her sanat adamının kendine özgü bir mesuru (ölçüsü) var demektir. Çay bahçesinde sergilediğimde çalışmalarım bir değer kaybetmiyor. Eğer bunu böyle gören varsa meseleyi kavrayamamış demektir.(Resim – 3)

          Mahalle resim sergisi benim sanatım için bir ölçü değil, halkın sanata karşı ilgisini ölçen bir deneme olmuştur. Bunu da yine pek göremediğimi ne yazık ki belirtmek isterim. Benim derdim üniversite çevresinden gelenlerden çok bizzat mahalle insanının gelmesiydi. I. Murat Mahallesi okumuş aydın bir kitle olarak geçer. Fakat bunun karşılığını böylesi sanatsal ortamlara gösterilen ilgiyle ölçeriz. Halkçı ifadesini kullanıyorsanız bu sergi tam da halkçı bir sergiydi. Bunu da pek kavrayamamışız ya da başka karşılaştırmalarla bizden, ondan gibi basit değerlere tabi tutuyoruz demektir. Bu sergi biraz da öyle olmuştur. Ben sergi gezerken illa kişiyi tanımam ya da onunla illa hasbihal etmem, konuşmam gerekmiyor. Belli bir sanat kültürü olan insanın kimsenin müdahalesi olmadan gidip izlemesi yapıtla eserle karşı karşıya gelip, değerlendirebilme, yorum yapabilme beğenisini ortaya koyabilmesi beklenir. Tabi üst seviyede bir alımlama içinde değiliz. Ancak kişinin gelişmişlik ölçüsü sanata gösterdiği ilgi, verdiği değer ile başa baş gider. Demek ki henüz buralarda değiliz. Hocam çoğu insan tatilden yeni dönüyor diyen çıkabilir. Bu sergiyi 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde de açsam farklı olmayacaktı. Dar kafa yapısıyla siyaset yapma alışkanlığı olduğu sürece, özellikle öğretmenlerin çok olduğu bu semtte yine yeterince ilgi görmeyecekti. Aydın ve ilerici demokrat olduğunu söyleyen kişiler Edirne’de hangi sergiye gidiyorlar? Okul kermeslerinden bahsetmiyorum. Hatta aynı dünya görüşüne sahip eski rektörümüz Prof. Dr. Osman İnci hocanın Karaağaç’ta açtığı müze ve sanat galerisine kaçı gitti merak ediyorum. Ben orada hem sergi açtım, hem de resim kursu verdim. Duyan bilen varmı? Sevgili dostlar kahvede dedikodu gibi basit siyaset yapmakla kültürlü adam olamazsınız.

         Bu mahalle resim sergisine dair önemli tespitlerimdi. Daha açık fikirli, daha geniş bakabilen, ufku zengin olabilmenin yolu da daha özgüvenli olmaktan geçiyor. Kişiler dayatılan ezberlerle değil var olabilmenin dayanılmaz hafifliği ile önce birey olabilmelidir. Bunun yolu da okumaktan geçiyor. Hangi siyasi görüşe sahip olursanız olun, özgür iradenizi kullanamıyorsanız sürü mantığından farkınız kalmaz. Zaten ülkemizde siyasi partilerde bir cemaat yapılanması gibi kendi doğrularını dayattığı için siyasi mürit olmaktan çıkamıyoruz, eleştiri bile getiremiyoruz. Bu açıdan bakıldığında bu algılama ile zaten sanat ve kültürel etkinliklere sağlıklı baka bilme şansımız da olmuyor. Birey olmadan hiçbir yapılanma sağlıklı olamaz. Mahalle sakinlerine de seslenmiş olayım. Saraçlar Caddesi’nde bir kermeste dağıtılan baklava, börek, kurabiye yemekle kültürel kimliğinizi geliştirmiş olmuyorsunuz, işkembeniz gelişiyor o kadar. Alınmaca gücenmece yok, sizlere gerçekleri söylüyorum. Bir sanat adamı olarak sergime gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim. Sevgiyle kalın. Saygılarımla.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Üç Sınıf İnsan!
ERCAN KERMAN
OSMANİYE’DEN SELAMLAR
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK