M. ENİS ŞENSEVER
Mahalle Resim Sergisi (3)
Yayın Tarihi: 10 Eylül 2021, Cuma
Diğer Yazıları

  Ben, Akademik eğitimimde Neşet Günal Atölyesi’nde, sağlam bir figüratif resim temeline dayalı gözlemlerle resmimi geliştirdim. Bizim de içinde bulunduğumuz dışımızdaki dünyayı çok iyi gözlemleyerek varlıklar dünyasını nesnel anlamda, bize verilen batı sanatı normları içinde temel sanat eğitiminden itibaren çözümlemeyi öğrendik. Çizimde Floransa renkte Venedik ekolü dayatılan değil, ama öğreti olarak verilendi. Yerelden evrensele ulaşma ilkesiyle dünya sanatının yanında hocamızın resimsel serüveni daha yaşasaydı hangi çizgiye evrilirdi. Bunu çok düşündüm. Bir kere batı resminin temel unsuru hacmi esas aldığı görülüyor. Işığı kullanmasına karşın Baroksal düşen gölgeleri değil hacmi yani modleci resim anlayışına dayandığını görüyoruz. Yaşadığı coğrafyanın getirdikleri sorunları F.Leger’nin etkisinden koparak Nevşehir bozkırının insanlarına yönelerek toprak insanları ile gerçekçi bir resim anlayışı içinde nasıl vücut bulduğunu da öğrenmiş olduk. Neşet Günal’ın resimlerinde kontur anlayışı Leger döneminde baskın karakterken, bu toprak insanları sonrasında daha yumuşamış olarak süregelir. Cloisonisme denilen bu yöntem ‘vitray’dan gelen biçimi çevrele anlayışıdır. Korkuluklar dizisinde ışığın getirdiği aydınlık karanlık ikilemi daha çok hissedilir. Şunu fark etiğimi söyleyebilirim. Hacimlere rağmen her formu kendi renginde boyamak, sarı zemin, mavi şalvar, kahverengi kapı vb gibi. Konturla çevirmek. Hoca aslında minyatürde olan betimleme tarzını modle ile bütünleştirerek bir senteze ulaşmıştı. Hacimlere rağmen yüzeyin iki boyutlu düzlemini hissedebiliyorduk. Hani Levni sonrasının çağdaş yorumunu sanki görebiliyordum. Şunu da biliyoruz artık, ressam batı sanatının temel formlarını kavramışsa, sağlam bir figüratif alt yapısını kurmuşsa giderek anlatım odaklı deformasyonlarda çok da zorlanmayacaktır. (Resim–7)

Resim-7 Emprovize – Dogaclama – Yaglı boya

          Ben de resmimde figüratif biçim anlayışımda hacim ön planda olduğu için Figüratif resmin yanında figürü kaldırdığım zaman hacme dayalı formlarımı referans alarak organik soyutlamalara evrilen çizimlerimle kompozisyonlar üretebilmekteyim. Bu tür yorumsal düzenlemelerin içine giderek kolajı da katarak, dekupe edilmiş parçaları monte etmeye başladım. Daha sonra müdahaleler geldi. Yazıt gibi totemik ifadeler girdi. Aslında Figüratif yorumlarımı da sıralı alt alta çizimlerle oluşturarak, ince uzun çalışmalar yapıyordum. Resimde yine gerçekçi çizimlere yer veriyorum. Neşet hocadan aldığım referans ile resmin bir yüzey sanatı olduğu bilinci ile yüzeyin organizasyonunda grafiksel kurgular daha çok öne çıkmaktadır. Biz resim yapıyoruz, fotoğraf çekmiyoruz. Her enstrümandan yararlanabiliriz. Ama fotoğrafla yarışmak gibi bir derdimiz yok. Resim fotoğraftan tamamen aktarma sanatı değildir. Resim bir yorum işidir. Sanatçı, iyi bir Metafor ustası olmak demektir. Düşünen beyin yaratıcı olmak zorundadır. Hayal kurar, imgeleminde geniş bir repertuara sahip olmak ister. Bu onun zenginliğidir. Biçimsel sentezler hep bu yaratıcı ifadenin gelişimi sonucudur.

        O nedenle bu mahalle sergisini de, mahalle kültürüne resim adına öğretici bir gelişmeyi de taşıma adına düzenledim. Derli toplu seçki, figürden soyutlamaya geçişin ne olduğunu da görmeleri açısından bir grafik çizdim. Çok sorulan bu neyi anlatıyor için bir okuma olarak önce figürlü çalışmalarıma bakmalarını, ardından da izah ettiğim gibi nasıl soyutlamalara geçtiğimi görsünler istedim. Amaç soyutlamayı teşvik değildi. Resmin kendi içinde gelişiminin her sanatçıda farklı olduğunu da fark etmelerini sağlamaktır. ‘’Köylü milletin efendisiydi’’ konulu eski tarihli desenim, başı örtülü şalvarlı yaşlı bir kadın figürüdür. (Resim–8)

Resim-8 Koylu milletin efendisiydi - Desen

Konu da belli olunca bu çalışmama soru gelmedi. Doğaçlama(Emprovize), zaman mekan ve doğa resmim ile Görsel Yazıt konulu çalışmalarıma soru geldi zaten. ‘Ormanda Bir Kulübe’ konulu desen çalışmam salt plastik kurgularla, bir biri içine geçişlerle bütünleşen doku örüntülerinden oluşuyor. Karmaşık girift yapısı içinde gizlenmiş tavşanlı desene de soru gelmedi. (Resim–9) Sanatçının yorumu dendi.

Resim-9 Ormanda bir kulube - Desen

Bu çok olumlu bir durum. Demek o kadar da pesimist olmaya gerek yok. Sorun direkt figürü algılayamadığı ya da figürün olmadığı, figüre rağmen dış dünyanın verilerini gözlemleyemediği, algılamada zorlandıkları karşısında sorunun gelmesiydi. Bu neyi anlatıyor açıklar mısınız? Bildik reel dış dünyaya ait bilgilerin olmayışıydı sorun. Somut verilerle cevap istemeleriydi, bu da çok doğruydu. İşin bu noktasında anlatımın önemli ayağını da resimsel atraksiyona dayalı plastik boyutunun olmasıydı. Estetik açıdan tasanızı anlatabiliyorsanız algılayabildiklerini görebiliyorsunuz. Resmin kendi içinde olması gereken artistik düzenlemelerdir. Yapılan uygulamanın, resmin gerçeği olduğunun farkına varılmasıdır. Bu atraksiyonu fotoğraf sanatçıları manuel film çekiminde objektifde değil, karanlık odada filmin banyosunun aşamalarında yapılan müdahalelerle, negatiften pozitife geçerken süreninin oynanması ile plastik açıdan resim gibi tablar alabilmelerine  dayanıyor. Bunu makine değil sanatçının kendisi yapmaktadır. Benzer oyunları malzemenin sınırları içinde resim sanatında da yapabiliyoruz. Bu metaforun oluşumunun yanılsamaya dayalı geliştiğini bilelim. Bir şeyi yakalayınca ardı gelmektedir.

           TRT. 2’de Prof. Dr Tomur Atagök ile bir söyleşi vardı. Bir yerinde metal yüzeyler üzerine yaptığı resimler konu oldu. Metal baskı Gravür çalışmalarına değindi. İntaglio. Çukur baskı, asit yedirme tekniğinden bahsetti. Çinko plaka üzerine özel lak çekilir. Yoksa şasi boyası da inceltilip kullanılabiliyor. Amaç işlem sırasında asitin yüzeyi yememesi içindir. Çelik uçlu tığ kalemle deseni çizip sıyırırken açılan izler asitli su kabına konur. İstenilen süre içinde asit plakanın çizilen kısmını oymaya başlar. Plaka çıkarılır ve su altında durulanır. Sıra tiner ile bu ‘lak’ın temizlenmesine gelir. Önceden hazırlanan matbaa boyası ıspatula veya benzer bir araçla çukurlara boya verilir. Son işlemde plakanın yüzeyinin temizlenmesidir. Tarlatan denilen bezle iyice temizlenir.  Boya sadece çukurda kalır. Nemlendirilmiş kâğıdın üzerine konur ve presten geçirilir. Bu plakanın temizlenmesi gerekir. Bir de önceden baskı sırasında kâğıdı patlatmaması için plakanın kenarları 45 derece eğimle törpülenir. Tüm kenarlarda temizlenir. Plakaya bu aşamada bakarken şunu fark ettim diyor. Temizlenen levha parlıyor, üzerinde sadece boya verilmiş desen var. Parlak yüzeyde desen ne kadar güzel duruyor demiş. Neden ben Alüminyum gibi parlak bir zemin üzerine resim yapmayayım. Üzerinde sadece biçimleri boyarım, arka fon parlak bir zemin olarak kalır. Bu deneyimim böyle başladı diyor. Herkesin merak ettiği Alüminyum levha üzerine resim yapmanın sırrı buymuş demek. Bu resim ne anlatıyordan önce malzeme bilgisi öne çıkmaktadır. T. Atagök’ün geliştirdiği bu teknikle ona mal olan ürünlerini ortaya çıkarmıştır. Bir şeyin üzerinde dikkatlice durulunca yeni deneyimlere yol açıyor olmasıdır. Bu hikayeyi anlatmamızın nedeni de budur. Benim sergimde de izlenen yol olarak bir şeyden yola çıkılınca onu geliştirip farklı bir şeylere nasıl vardığıma örnek oluşturmasıdır. Aslında örnekleriniz varsa topluma bir şeyi anlatamamak gibi bir sorunumuz da olmayacaktır.

       Öyleyse resmin temel çalışma prensiplerini anlatın yeter. Sanatçılar, ürettikleri kadar anlatmasını da bilmelidir. Anlaşılır bir dille bilgi verildiğinde anlamayacak insan yoktur. Ancak bir mahalle sergisi ile bu iş kolay olmayacaktır. Kiliselerde yer alan İncil’den alınmış duvar resimleri, ikonalar da kutsal metinlerin açıklaması gibidir. Bu da bir okumadır. Resime aşinalık böyle başlamış. Bizde heykel hiç mi yoktu. Divriği Ulu Camii’nin taş işçiliğine bakın.(Cennet Kapısı) Dantel gibi. Figüratif öğelerle de bezeli. Birileri de çıkıp hasat zamanı, çay da fındık da tarım işçilerinin bulunduğu dinlendiği, sosyal mekân olarak değerlendirilebilecek bir alanda neden sergi açmasın. 3 Eylül’de Diyarbakır annelerinin ziyaretinde bile bu etkinliğin içinde bir karma sergi düşünülebilirdi. İnsanlar sorunları ile de örtüşen sanatsal etkinliğe de kayıtsız kalamazlar. Bir şey ne kadar çok tekrarlanırsa, defalarca görme alışkanlığı gelişirse, öğrenme bunun ardından gelecektir. Sanatı bilinçli taşımak istiyorsak samimi olmalıyız. Bunun üzerinden nemalanmaya da izin vermemeliyiz. Sanatsal faaliyetler hatır gönül işi değildir. Kötü amatörce çalışmaları da siyasete bulaştırarak sanatı da alet etmemeliyiz. Mahalle sergilerini her yerde hayata geçirelim. Amacınız ,sergiler paraya tahvil olmasın. Bu gönül işidir. Bu işler masrafsız olmuyor. Sokak kedilerine yaptığımız yatırım kadar kültürel gelişmişlik adına insanlarımıza da yapalım. Kalın sağlıcakla….           SON

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Üç Sınıf İnsan!
ERCAN KERMAN
OSMANİYE’DEN SELAMLAR
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK