Şükrü Akıllı
SELİMİYE GÖLGESİNDEKİ HENDEKLER – 2-
Yayın Tarihi: 25 Mayıs 2021, Salı
Diğer Yazıları

+Edirne’nin koruma  imar planı olmasına rağmen siluet konusunda da önemli sıkıntılar  var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

---  Edirne’nin koruma imar planı var. Son yıllara kadar başta Kaleiçi olmak üzere çok hoyratça imar varken son yıllarda bu konuda önemli adımlar atıldı. En azından 30 sene öncesine rağmen daha çok koruma bilinci hâkim. Ancak Selimiye’nin siluetini başta devlet daireleri olmak üzere kendi ellerimizle yok ettiğimizi de söylemem gerekli.  Zaten siluet Edirne’nin belli başlı sorunu. On beş yıldan beri bütün kamu yapıları, E5 üzerindeki kamu yapıları veya özel mülkiyete ait yapılar Edirne’nin sulıetini  tehdit ediyor. Bu konu gözden çıkarılmış gibi.

              +Üniversite olarak Edirne il merkezinde hangi çalışmalara katkı sunuyorsunuz? Valilik veya Belediye ile yürütülen ortak çalışmalarınız var mıdır?

--- Bu ilde üç saç ayağı; Valilik, Belediye ve Üniversite ne yazık ki 18 yıldır ortak bir çalışmasını göremedim. Özellikle Belediyenin Üniversitenin beyin gücünden, katkılarından yararlanmak istememesini anlamış değilim. Oysa bu kentin her açıdan, Eskişehir’den, Gaziantep’ten, Kars’tan bir eksiği yok, fazlası var.   Bu kent, Dünya’da yüzölçümü ile en fazla taşınmaz kültür mirası sıralamasında ikinci. Edirne’de bunu kaç kişi idrak ederek yaşıyor? Evet son dönemlerde artan Yunan ve Bulgar günübirlik alışveriş turizmi ve Türkiye’nin değişik yerel yönetimlerin organize ettiği turlar var, ancak bunlar kente ne kazandırıyor?

Üç nehrin ve ülkenin buluştuğu Edirne her anlamda tam bir çekim merkezi olabilir. Yeter ki, bütün kurumlar kent için organize olsun. Ellerinde yetişmiş insan kaynaklarını doğru kanalize etsin. STK’larla çalışma alanı açsın.

           +Valilik veya Belediye tarafından yürütülecek bazı projelerde veya arkeolojik kazı çalışmalarında sizlerden görüş ve katkı isteniyor mu? Kurumlarla bu konuda ilişkileriniz nasıl?

--- Valilik ve Belediye’nin kent içinde yaptığı hiçbir kent arkeolojisinde bugüne kadar bizim düşüncemiz sorulmamıştır. Ancak biz ona rağmen kentteki kazıları yerinde görüp değerlendirmek için en azından arşiv yapmak için her dönem araziye gitmişizdir. Bu çok ilginç bir ironidir. Orada çalışan bizim mezunlarımız veya öğrencilerimizden bilgi almışımdır. 2000 yılından bu yana eskiye oranla Edirne Müzesi’nin çok daha aktif olduğunu söylemem gerekir. 2000 öncesinde arkeoloji bu kentte kesinlikle hiç bir icraatı olmamıştır. Müzede sadece etnografya yapan bir müze görünümü varken, bu tarihten itibaren Müze Müdürü Şahin Yıldırım’la kent arkeolojisine ağırlık verildiği, şu anki müze Müdürü Hasan Karakaya ile birlikte, Edirne Müzesi’nin gerek teşhir, gerekse depo konusunda, Türkiye’nin sayılı aktif müzelerinden birisi olduğunu söylemem gerekli. Müze bina olarak yeterli mi? Hayır! Edirne’ye yakışan büyük bir müzenin olmasında tabii fayda var. Örneğin mevcut müzenin yanındaki İ.Ü. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi’nin Edirne Müzesi’ne devredilmesini beklerken ne yazık ki başka şeyler duyuyoruz. Bu bugüne kadarki,  kent yöneticilerinin açıkça basiretsizliğinden, öngörüsüzlüğünden yani kültürü yeterince önemsememesinden kaynaklanıyor. ….

Başka bir şey daha söyleyeyim, bugün Edirne’de Vakıflara ait onlarca medrese, hazire,  külliyenin kazısının yaptırılarak iki üç yıl boyunca korumadan yoksun doğa ve insan tahribatına açık bırakılması da öngörüsüzlükten kaynaklanıyor. Bunu hiç kimse dile getirmiyor. Biz açtıralım da sonra nasıl olsa onarılır diye bir uygulama bilimsel değildir.

         + İnşa edildikleri dönem sanat harikası olarak nitelendirilen, savunma hatları tabyaların birkaç tanesinin düzenlendiğini biliyoruz. Ancak 25 civarındaki diğer tabyaların durumları ise içler acısı. Harabe halindeler, ilgi bekliyorlar. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

--- Edirne tabyaları gerçekten çok önemli bir konu. Konuşmamın başında söylemiştim. Edirne işgaller ve savunmalar konusunda çok nadir yerleşmelerden biridir. Sadece savunma sistemleri ve buna dair kalıntılar, o yıllarda bile dekovil sistemi ile birbirlerine bağlanmışlar ve hizmet vermişler. Edirne’nin Dünya’daki marka yüzü olabilir. Turizme katkısı sağlanabilir. Bu en azından gastronomisi kadar, Selimiye Camii kadar önemli.

Örneğin; Edirne neden eski hamamlarını yeterince değerlendirmiyor? Sadece yaşayan Osmanlı Hamamları ile bir çekim merkezi olur. Vakıflara ait bu hamamlar bilinçli bir şekilde işletilse muhteşem bir turizm potansiyelini yakalar. Belediye organik tarımı özendirse. Üniversite her iki konuda bilimsel anlamda destek verse …

 

 

          + Müze çalışmaları, uygulamaları, veya yapılması gerekenler konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

--- Edirne’de ciddi anlamda müze projeleri yapmak gerekli. Üniversite müzeleri arasında en önemli müzelerden bir olan ödüllü II. Beyazıt Sağlık Külliyesi Müzesi vardı. Özellikle eski teşhiri ile en fazla turist çeken müzelerden bir oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yeniden teşhir ve tanzimle açtığı, Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi çok önemliydi. Ardından Fahri Yücel tarafından açılmış olan ancak daha sonra kapatılan kent müzesini, yeni belediye başkanı pek çok eksikliği ve hatası ile birlikte, Edirne Kent Müzesi’ni yeniden açtı.  Çok iyi yöneticiler atadı. Ardından eski T.Ü. eski rektörü Sn. Osman İnci tarafından büyük bir özveri ve fedakârlıkla Karaağaç’ta Özel Osman İnci Müzesi açtı. Bunlar yeterli mi? Hayır.

Bence en kısa zamanda; Makedonya Kulesi’nin bulunduğu alanda bir Kent Müzesi, büyük bir Mübadele MüzesiKırkpınar Müzesi, Tabyalarda Edirne Savaş ve Savunma Sanatı  Müzesi açılması gereklidir.

              +  Selimiye külliyesinin hemen batısında 1589 yılında 3. Murat tarafından Yemiş Kapanı Hanı yaptırılmış. Uzun yıllar kullanılmış ancak 1937 yılında sağlamken, ayakta iken, canlı iken yıktırılmış. Temelleri de toprak altında kalmış. 2013-2014 yıllarında Edirne Belediyesi’nin Selimiye çevre düzenlemesi kapsamında temellerine ulaşılınca koruma kazıları yapılmasına karar veriliyor. Temeller bariz şekilde ortaya çıkarıldı ama yıllardır bu halde bekliyor, çalışma yok, harabe bir görüntü var…Edirne’ye gelenler de bu harabe görüntüye anlam veremiyorlar. Selimiye’ye bu görüntünün yakışmadığını üzüntüleri ile dile getiriyorlar. Bildiğimiz kadarıyla Belediye ile Vakıflar arasında bir anlaşmazlık söz konusu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

---Edirne’nin son on yılının kanayan bir yarası bence. Sayın Sedefçi döneminde bu düzenleme projesine biz zamanında karşı çıkmıştık. Dinletemedik tabii. Proje yapılırken tarafların bir araya gelmesi ve konsensüs oluşturulması gerekirdi. Olmadı. 2013’te de benim elimde yetkiler var,  ben yaparım, ben bilirim mantığı ile hareket edildi. Yanlış yol izlendi, çalışmalar tıkandı. Burada farklı taraflar var, Vakıflar çıkan kazının sahibi. Belediye kazıyı yaptıran. Valilik ve müze kazıyı yapan kurumlar. Herkes farklı şeyler istiyor. Bir de siyasi konular işin içine girince olay tamamen kadük oluyor. Ben zamanında basın aracılığıyla da uyarmıştım. Yapmayın yazık olacak demiştim. Şimdi ortada bir cenaze var, bu cenazenin eski eserlerin korunması dikkate alınarak ortadan kaldırılması gerekiyor. Temelleri ortada kalmış bir yapı var. Siz eğer temel seviyesindeki kalıntılar üzerine yeniden bir ekleme yaparsanız bunun gerçekleri yansıtmayacağı ve Selimiye siluetine aykırı olacağı tartışmasızdır. Çünkü o dönemdeki malzemeyi bulamazsınız. O dönemdeki inşaat tekniğiyle bunu yapamazsınız. Oraya böyle bir yapı inşa ettiğiniz takdirde hem aslına sadık kalmayacağız, hem de çok çirkin bir görüntü oluşacak. Dolayısıyla var olanı stabil şekilde korumak gerekiyor. Kurumların ve Üniversitenin bir araya gelerek ortak bir akıl ile çözüm bulunmalı. Üniversite bu konuda sorun yokmuş gibi davranamaz. Taraf olması ve doğruyu kendi açısından ileri sürmesi gerekiyor. Üniversitenin Mimarlık Fakültesi var, Sanat Tarihi, Arkeoloji bölümleri var. Şehir planlamacı bölümleri var. Bu tam da bizim konumuzdur. Öncülük edilmesi düşüncesindeyim. Velhasıl bilim temelinde ne yapılması gerekiyorsa bir an önce yapılmalıdır. Politik şeyler bir kenara bırakılmalıdır diye düşünüyorum.

           + Yemiş Kapanı Hanı’nda restorasyon yapılması hanın yeniden inşa edileceği anlamına mı geliyor?

---Hanın tamamı korunmuş değil, Köfteci Osman tarafındaki duvarlar korunmuş. Belediye tarafında sadece temelleri kalmış. Bir de ortada sadece şadırvan var. Yani toplamda hanın sadece  %10 korunmuş. Böyle bir yapıyı ayağa kaldırmak restorasyon mantığına uygun olmadığı gibi bilimsel de değildir. Bence üstünün kapatılarak orayı bir arkeopark haline getirmek daha mantıklı.

             +Diyelim ki yeniden 12,5 mt. İrtifa ile inşa edildi. Siluet sıkıntısı yaratır mı?

---Biraz önce de ifade etmeye çalıştım, bu şekilde bir yapı çok çirkin olacağı gibi Selimiye’nin silueti konusunda ciddi bir sıkıntı yaratacaktır. Belediyenin bu konuda güzel bir çalışması oldu ama çok kısa sürdü. Yemiş Kapanı Hanı çevresine konulan pano hanın yeniden inşa edilmesi halinde Selimiye siluetini nasıl etkileyeceğini, sonuçta halkın bir kısmı siluetin ne demek olduğunu gördü. Bence restorasyon yapılırsa burası hem park olma özelliğini yitirecek, hem de  Selimiye’nin silueti konusunda ciddi bir sıkıntı yaratacağı kanısındayım.

                + Bitirmeden son bir sorum daha olacak Sayın Hocam, Yemiş kapanında restorasyon projesinin uygulanması halinde UNESCO tarafından bir itiraz, bir yaptırım söz konusu olur mu?

--  Unesco tarafında elbette ki bir sorun olur. Alan yöneticisinin bu konuda bir duruş sergilemesi gerekiyor.  Ama şu anda alan yöneticisi de Bakanlığın bir memuru. Daha önce Belediyenin memuruydu. Tırnak içinde ifadeyle bu da ilginç bir durum. Gördüğüm kadarıyla alan yönetimi Selimiye çevresindeki yapılanmaya karşı çıkmıyor. Sonuçta bu tür olumsuzluklar UNESCO’nun gözünden kaçmaz. Bakınız kendi isteğimizle müracaat ediyoruz, bizi listeye alın diyoruz. Taahhüt veriyoruz. Ama onların ilkelerine ters düşen uygulamalar yapıyoruz. Bence bu akıllara zarar bir olaydır. Öyle zannediyorum UNESCO tarafından bir uyarı yapılacaktır. Bu konuda ısrarcı olunursa korkarım Selimiye’nin koruma kapsamından çıkarılacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın

          +  Sayın Hocam, sorularıma açık yüreklilikle, kendinize has üslubunuzla cevap verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Domuzdan post, gâvurdan dost olmazmış!      
ERCAN KERMAN
TÜRKİYE GLOBALLEŞMİŞ
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
TEMSİL UYGULAMALARI
Zafer Dereli
EMEKLİLİK TALEBİNDEN  NE ZAMANA KADAR  VAZGEÇİLEBİLİR?
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK