Recep ÇINAR
A–L–İ
Yayın Tarihi: 23 Kasım 2020, Pazartesi
Diğer Yazıları

13.11.2020 Tarihli köşemde  (“Söz vermek” başlıklı yazımda)  değişmek için;  “A-L-İ”  lazım!” 

  Yani;  (Ahlak–Liyakat–İstişare) diyerek, bu konuyu daha sonra yazacağımı belirtmiştim.

Evet!  “A–L–İ” nedir,  neyi ifade ediyor?

A)  AHLAK: “Huylar, seciyeler, mizaçlar”  anlamında bir kavram. Arapça; Hulk, hulûk kelimelerinin çoğul şeklidir. Hulk veya hulûk insanın beden ve ruh bütünlüğü ile alâkalıdır. Ahlâk bu çerçeve içinde, "insanın bir amaca yönelik olarak kendi arzusu ile iyi davranışlarda bulunup kötülüklerden uzak olmasıdır" şeklinde tanımlanır.

Kur'an-ı Kerîm'de Peygamberimiz (s.a.s.)'a hitaben:"Sen en yüce bir ahlâk üzeresin"(el-Kalem, 68/4) buyurulmuş ve Hz. Peygamber'in kendisi de: "Ben ahlâkî prensipleri tamamlamak üzere gönderildim" demiştir. (İbn Hanbel, Müsned, II, 381).  Aynı şeklide Resulullah'ın bütün hadisleri insanların birbirlerine karşı daha iyi davranmaları konusunda birer emir mahiyetinde olup, Müslümanlara görev yüklemektedir.

Bütün hak dinlerinin temeli, güzel ahlâk üzerine kurulmuştur. Allah (c.c.)'ın yeryüzüne gönderdiği bütün peygamberler, kötü eylemlerin insanlar tarafından yapılmaması ve güzel eylemlerin yaygınlaşması için çalışmışlar ve ahlâki değerlerin güçlenmesi için gayret göstermişlerdir.

Ahlak kavramı; siyasetten ticarete, aileden komşuluğa…  bütün hayatımızı kuşatan bir kavramdır.

L)  LİYAKAT:  “Bir şeye/işe layık olma, uygunluk, yeterlilik anlamında bir terim. Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu” nu ifade eder. Layık olmadığı halde yandaşa, akrabaya… öncülük tanımaz! Görevin, dürüst ve ehil olana verilmesidir, liyakat.

İ)  İSTİŞARE: Herhangi bir konuda doğruya ulaşmak veya yaklaşmak için bir başkasının görüşüne başvurmadır. İstişare, kişinin kendisini ilgilendiren konularda bir başkasının görüşüne başvurması veya idarecilerin ümmetin/toplumun durumunu ilgilendiren konularda müşaverede bulunması şeklinde iki cepheden ele alınabilir.

Birinci durumda istişare sünnettir (Nevevî, Şerhu'l, Müslim, Kahire 1347-49/1929-30, IV, 76). Farklı görüşler olmakla beraber İdarecilerin ümmetin/toplumun durumunu ilgilendiren konularda istişarede bulunması, ‘müşavere’ etmesidir.  Rabbimiz, "İş hususunda onlarla istişare et " (A-li İmrân, 3/159) buyurur.  

İstişare bir nevi “ictihad” demektir. Konusunu ise Kur'an ve Sünnetin açıkça beyan etmediği konular teşkil eder.   

Hz. Peygamber (a.s.) vahyin indirilmediği durumlarda daima arkadaşları ile istişare yoluna gitmiştir.                               İstişare ederken göz önünde bulundurulması gereken en önemli noktalardan biri, kime veya kimlere danışılacağı konusudur. Bu husus, yapılacak olan bir işin hayırla neticelenmesine önemli derecede etki eder. Bu yüzden danışılacak olan kişinin, akıl ve tecrübe sahibi, dindar ve faziletli, samimi, sağlam fikirli, keskin görüşlü, insan psikolojisini iyi tahlil edebilme, doğruluk ve güvenirlik gibi değerlere sahip olmasına dikkat edilmelidir. Öte yandan, aklı bir şeye ermeyen, ahlâksız, mağrur kimselere danışmanın kimseye hiçbir yarar sağlamayacağı da açıktır.

 Bu üç konunun her biri, aslında birkaç kitaba sığmayacak konular. Biz burada özetle tanımlarını yapmaya çalıştık. Bunlar toplum düzeni ve yönetimi için son derece önemli konular. İslam Dini, insan hayatını tanzim eden bir düzen olarak bize her çıkış yolunu gösterir. Bunların kaynağı Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin Sünnetidir (söyledikleri  ve fiilen yaşadıklarıdır). Bir toplumda bu kurallara uyulursa Hakk hâkim olur, Hakk hakim olunca da Ahlak, Adalet, hakim olur. Böylece toplumda huzur, barış, kardeşlik, dayanışma olur. Aksi ise insanlığın bugün içinde yaşadığı düzen ile Ahlaksızlık, Adaletsizlik, fuhuş, içki, kumar, yalan, hırsızlık, bencillik… hakim olur ve huzur sağlanmaz.

İşte insanlığın bugün içine düşürüldüğü vahim durum budur.                       

Müslümanlar olarak (manasını bilerek veya bilmeyerek) “LAİLAHEİLLALLAH” deriz. Ama bunun bize yüklediği sorumluluk/görev nedir, ya bilmeyiz veya gereği gibi yerine getirmeyiz.  Ömrümüz böyle geçer.  

Ve sonunda dünyamız da ahretimiz de berbat olur!

Kurtuluş, Tevhid’e (Lailaheillallah) sarılarak gereğini yerine getirmektedir.   

  Dostça kalın…

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
BEKA  MESELESİ  ÖNEMLİDİR 
Zafer Dereli
DERECE YÜKSELMESİNDE YENİ DERECENİN AYLIĞI NE ZAMAN ÖDENMELİ?
Recep ÇINAR
Adalet ve Liyakat
ERCAN KERMAN
AMERİKAN RÜYASI
NURAN İKİZ
Acının çaresi
Levent Büdüş
YAŞ YETMİŞ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (instagram : 360beslenme)
Sabahları limonlu veya sirkeli su içmek zayıflatır mı?
TURAN ŞALLI
    KEŞAN DA ATLI ARABALAR DÖNEMİ SONA ERECEK Mİ?
Şükrü Akıllı
E  M  E  K  L  İ        
Selçuk Duranlar
DÜNYADA DENİZ ÜRÜNLERİ
OLCAY DAL
Bir öğretmen ne ister?
CELİL ÖZCAN
ZÜBEYDE HANIM’I SAYGIYLA ANIYORUZ.
Numan Özgür METİN
ORMANYA-MAŞUKİYE-SAPANCA DOĞA TURU
M. ENİS ŞENSEVER
SANAT NE İŞE YARAR? Dilara ÇOLAK -2-
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Hüseyin Erkin
Nehirlerimizden anlaşmalar çerçevesinde faydalanmalı
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER