Ahmet Acaroğlu
KURTULUŞ  GÜNLERİ 
Yayın Tarihi: 18 Kasım 2020, Çarşamba
Diğer Yazıları

Bu günler Trakya’nın tarihinde önemli günler.1 kasımda Çorlu ve Silivri ile başlayıp 27 Kasım’da Lalapaşa’nın kurtarılmasıyla taçlanır batı günlükleri. 9 Kasım Kırklareli, 13 Kasım Tekirdağ, I8 Kasım Uzunköprü , 19 Kasım Keşan’ın, 25 Kasım Edirne’mizin düşman işgalinden kurtuluş günleridir. İşgaller ne kadar elemli ve ıstıraplı ise, kurtuluşlar da bir o kadar mutluluk vericidir ve coşkuyla kutlanır.

Osmanlı devleti, 1699 Karlofça Antlaşması’yla başlayan makus talihini bir türlü düzeltememiş, zafer yürüyüşleri, bozgun ve hicretlere dönüşmüştür. İlk toprak kaybı olarak bakmayın sadece, Karlofça aynı zamanda hegemon duruşumuzun, muzaffer tavrımızın, imrenilen öz güvenimizin müthiş bir depremle sarsıldığı tarihtir. Rakipsizdik o tarihe kadar Avrupa’da. Ah o Viyana, bize sonunda vay anam dedirten Viyana! Ah Merzifonlu Kara Mustafa ah! Padişahın;” Durmadan hemen saldırın” emrine rağmen, askerine dinlensinler diye üç gün izin veren ve Avusturya için yardıma gelecekleri hesaplayamayan  Sadrazam  ah! Bazen küçük ihmaller de büyük dertler açar başımıza. Yani o günden sonra kara bulutlar eksik olmaz üstümüzden. 

Elbette tek suçlusu  o değildir başımıza gelen felaketlerin. Avrupalı hanedanların, kralların güç birliğini ve yeni silahlarının envanterini öğrenemeyen devlet ricalinin tümü eyvah demiştir o gün. Çünkü askerler sabah ezanı yerine, çadırların üzerine düşen  düşmanın top gülleleriyle uyanmışlardır o sabah. Demek ki düşmanın elinde artık daha uzun menzilli silahlar vardır. İşte eyvah ki eyvah dediğimiz o andır ama yapacak bir şey yoktur artık. Geçmiş olsun yani! 

Sonrası malum. Taa Balkan bozgununa kadar sürükler bizi kara talih. Azaplar yaşatır bize dünkü bendelerimiz. Sular yükselince balıklar yermiş karıncaları..Bir de sular çekilmeye görsün. Karıncalar yaşatırmış aynı kaderi balıklara. Karlofça’dan sonra çekilen sular gibi küçüldü sınırlarımız. Derken Çanakkale cehenneminde ateşle imtihan. Aman ya rabbi!   

Zor günlerdi gerçekten . Ne diyordu Balkan Savaşı’nda  Edirne’yi 155 gün canla başla savunan Şükrü Paşa: “Düşman savunduğumuz hatları geçtikten sonra ölürsem, kendimi şehit kabul etmiyorum. Beni mezara koymayın, etimi kuşlar ve itler çeke çeke yesinler. Fakat, savunma hattımız bozulmadan şehit olursam, kefenim, lifim ve sabunum çantamdadır. Beni bu yere gömeceksiniz ve gelecek nesiller üzerime bir abide dikecekler.” Öyledir bizde vatan tutkusu, hürriyet aşkı. Bizi mağlup edebilirler ama ,esaret asla!  

 1.Dünya savaşında Müttefikler mağlup olmuş, biz de mağlup sayılmışız. Ve sonra, çiğnenen  aziz vatan toprakları. Yunan kopillerinin üzerinde tepindikleri  ecdadım Osman ve Orhan gazinin makberleri.  İstanbul sokaklarında yedi düvelin kanlı çizmeleri. Açlık, perişanlık, yetimlik, mağdurluk. İşgal, kocaman bir haysiyet yarası. Saray çaresizlik içinde. Millet kaderiyle başbaşa. Mondros Limanındaki İngiliz zırhlısı Agamemnon’da 30 Ekim 1918’de imzalanan Mütareke adeta milletimizin idam fermanı. Daha da kötüsü kurtuluştan ümidini kesmiş bir halk. 

Ama içi içine sığmayan bir adam, gözlerinde kıvılcımlar parlayan bir yiğit adam uyumuyor geceleri. Kararan ufukları nasıl aydınlatırım, ümidini kaybeden temiz ruhları nasıl uyandırabilirim diye düşünüyor camları kalın perdelerle kapatılmış, kısık bir mumla aydınlanan odasında. Mustafa Kemal’dir o . “Gördünüz ya ,diyor; şu süngüleri. İstanbul işgal altındadır. Biz ve memleketimiz işgal altındayız. Bunda hiç şüphe yok. Bunun başka manası da yok. Birkaç gün daha müsaade…Anadolu’ya bir geçebileyim, sonra görüşürüz.”  Parola da bellidir: ”Ya istiklal, ya ölüm.”  

19 Mayıs’ta artık Samsun’da, yani Anadolu’dadır sarışın kurt. Gözleri bile umudun rengidir. Ve sonra kongreler..Hepsi müthiş planın birer parçası, Bağımsızlığa götürecek yolun kilometre taşları.Yurdun dört bir tarafında yanmaya başlayan çoban ateşleri. Kurulan cemiyetler, yeşertilen umutlar. Edirneliler durur mu hiç? Trakya Paşaeli Cemiyeti ve Müdafa-i  Hukuk Cemiyeti’nde toplanır vatansever gençler. Parola nettir: “Ya istiklal, ya ölüm.” Önderin Mustafa Kemal’se korkma. Zaferden zafere koşar Kemal’in askerleri. Ne güzel şiirleştirmiş Şahinkaya Dil. 

“Nasıl da kaçıyordu düşman sürüleri   

 Öyle sefil, öyle perişan 

Koca Türk’tü şahlanan    

Kükreyen aslanlar gibiydik 

Ellerimizde bayrak, yüreklerimizde vatan. 

Ölüm kalım savaşıydı bu 

Ya egemenlik ya ölüm! 

Yaman vuruşuyorduk yaman 

Özgürlük adına, Türklük adına.” 

Az mı çekti bu millet, az mı acılar yaşadı bu Edirne! Ne Balkan faciasını unuttuk biz, ne de erzaksız kalmış aç askerlerin kemirdiği ağaç kabuklarını. Ne Bulgarlar’ın başlarını kesip kuyulara attıkları mazlum şehitlerimizi unuttuk, ne de Şükrü Paşa’nın ettiği yemini. Ne Plevne’deki  Gazi Osman Paşa’yı, ne Silistre müdafasındaki kahramanları ve Gazi  Musa Paşa’yı. Ne İttihatçı Enver’i, ne Ergene’li Hilmi’yi, ne de Cafer Tayyar Paşa’yı. 

 Ama ey Gazi Paşa’m, ey Büyük Kumandan ,”özgürlük benim karakterimdir” diyerek bize bağımsız bir vatan armağan eden, onurumuzu kazandıran yüce Başbuğum, aziz Atatürk... Böyle bir günde sana, silah arkadaşlarına, şehitlerime ve gazilerime bir defa daha şükranlarımı sunuyorum. Çünkü  bugün başımız dik,özgür bir vatanda hür yaşıyorsak, bunda en büyük pay senindir Atam. Sadece Selanik’te değil, bugün Edirne’mde de, Uzunköprüm’de de, Kırklareli ve Tekirdağ’da da  çalsın davullar, oynasın bizim kızanlar. Kurtuluş günlerimiz kutlu olsun.                              

 

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
BEKA  MESELESİ  ÖNEMLİDİR 
Zafer Dereli
DERECE YÜKSELMESİNDE YENİ DERECENİN AYLIĞI NE ZAMAN ÖDENMELİ?
Recep ÇINAR
Adalet ve Liyakat
ERCAN KERMAN
AMERİKAN RÜYASI
NURAN İKİZ
Acının çaresi
Levent Büdüş
YAŞ YETMİŞ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (instagram : 360beslenme)
Sabahları limonlu veya sirkeli su içmek zayıflatır mı?
TURAN ŞALLI
    KEŞAN DA ATLI ARABALAR DÖNEMİ SONA ERECEK Mİ?
Şükrü Akıllı
E  M  E  K  L  İ        
Selçuk Duranlar
DÜNYADA DENİZ ÜRÜNLERİ
OLCAY DAL
Bir öğretmen ne ister?
CELİL ÖZCAN
ZÜBEYDE HANIM’I SAYGIYLA ANIYORUZ.
Numan Özgür METİN
ORMANYA-MAŞUKİYE-SAPANCA DOĞA TURU
M. ENİS ŞENSEVER
SANAT NE İŞE YARAR? Dilara ÇOLAK -2-
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Hüseyin Erkin
Nehirlerimizden anlaşmalar çerçevesinde faydalanmalı
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER