NURAN İKİZ
Canını vermek
Yayın Tarihi: 23 Ekim 2020, Cuma
Diğer Yazıları

Sırası geldiğinde sevdiğiniz birisi için “Onun için canımı bile veririm” dersiniz ya. İşte bu söze uygun, ders verici bir hikâyecik:

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlanda da aynı illet vardı; fakat o hastalıktan mucizevî şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve "Eğer kurtulacaksa, veririm!" dedi.

Kollarına serum takılıp birinden öbürüne kan nakli yapılmaya başlandı. Kan nakli ilerlerken, çocuk, ablasının gözlerinin içine bakıyor, gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu. Bir an geldi, gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu: "Doktor amca, hemen mi öleceğim?..."

Böyle bir soru doktoru şaşırtmış, ablasını da ağlatmıştı. Meğer minik yavru, doktoru yanlış anlamış, ablasına vücudundaki bütün kanları verip, öleceğini sanmıştı. Meğer o, ablası yaşasın diye, kendi ölümünü bile göze almıştı; bütün kanını vermeye ‘Evet’ demişti, yeter ki ablası canlı kalsındı.

 

Kavanozdaki hayat

 

Bir hayat dersi daha:

Profesör, felsefe dersinde büyükçe bir kavanozu masanın üstüne koymuş ve içerisini tenis topları ile doldurmuş. Öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sormuş.

Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade etmişler. Bu sefer çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza dökmüş, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmuş.

Öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sormuş profesör. Öğrenciler “Evet doldu” demişler.

Profesör bu kez kumu yavaşça kavanoza dökmüş. Kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurmuş. Tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sormuş

Öğrenciler de koro halinde "Evet, bu kez gerçekten doldu" demişler.

Gülümsemiş profesör ve masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi kavanoza boşaltmış. Kahve de kumların arasındaki boşlukları doldurmuş.

Profesör "Eveeet" diyerek: "Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım. Şöyle ki; bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; dininiz, ibadetleriniz, aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız vs... Şayet diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. O çakıl taşları ise daha az önemli olanlar; işiniz, eviniz, arabanız vs… Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir. Şayet kavanoza önce kum doldurursanız çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerli. Vaktimizi ve enerjimizi ufak tefek şeylere harcar, israf edersek, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sıhhatinize dikkat edin. Eşinize ilgi gösterin. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Kavanoza öncelikle tenis toplarını yerleştirin. Hayatınızdaki incelikleri sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur!" demiş.

Bu arada bir öğrenci parmağını kaldırmış ve sormuş:"peki, o iki fincan kahve nedir hocam?" profesör bilgece eklemiş:“Bu soruyu sorduğuna sevindim. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek vakti ayırın!"

 

Biraz gülümseme

 

-Temel direksiyona geçmiş, yanında arkadaşıyla yol alırken ışıklara her gelişinde frene basıp öndeki arabaya 4-5 metre kala duruyormuş. Bir… iki… derken arkadaşının dikkatini çekmiş.

-Yahu Temel, neden bu kadar mesafeli duraysun? diye sormuş.

Temel;

-Ha bu koronaviris uyarılarından haberin yok mudir da? Mesafeye dikkat edin diyorlar ya…

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
RÜYALARIMIZ
Recep ÇINAR
Eğitim çıkmazı!         
MEHMET DENİZ
ÇALIŞMA HAYATINDAN BEKLENTİLERİMİZ
Selçuk Duranlar
DÜNYA BORU HATLARI
NURAN İKİZ
ŞEYTAN
OLCAY DAL
Bir öğretmen ne ister?
CELİL ÖZCAN
EDİRNE'NİN KURTULUŞU KUTLU OLSUN
Ahmet Acaroğlu
ÖĞRETMENLERE  SEVGİLERİMLE 
Şükrü Akıllı
ATATÜRK ÖLMEZ BİR İDEALDİR.
Numan Özgür METİN
ORMANYA-MAŞUKİYE-SAPANCA DOĞA TURU
TURAN ŞALLI
GÜZEL(ŞUKAR) PARTİ  ROMANLAR İTİBARSIZLAŞTIRILMAMALI
Levent Büdüş
GÖÇMEN KUŞLAR
Zafer Dereli
YILLIK İZİNLERDE HAK KAYBI OLMAMASI İÇİN BAŞVURUMUZU YAPTIK
M. ENİS ŞENSEVER
SANAT NE İŞE YARAR? Dilara ÇOLAK -2-
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Hüseyin Erkin
Nehirlerimizden anlaşmalar çerçevesinde faydalanmalı
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER