NURAN İKİZ
Eksikliğin gücü
Yayın Tarihi: 25 Haziran 2020, Perşembe
Diğer Yazıları

Moral ve motivasyon grafiğinin yüksek tutulması her durumda çok önemlidir… Hele sporda çok daha sonuç alıcı niteliktedir...

Örnek mi istersiniz; Kırkpınar’da cazgır “İki yiğit çıkmış meydane, birbirinden merdane. Pehlivaaan pehlivan… Alta düştün diye üzülme, üste çıktım diye sevinme, sıkı tut yenilme pehlivan...

Alta düşersen apış, üste çıkarsan paça kazıktan yapış.” gibi bir dizi dua ve maniyi boşuna sıralamazmış. Sonra cazgır pehlivanları “İşte meydan, işte pehlivan…”diye çayıra salar. Bu gazı, bu motivasyonu alan pehlivan daha üstün bir gayretle sonuca ulaşmak için mücadele edermiş. Çok kere de bu sayede başarıya ulaşırmış.

Efsane başpehlivanlardan biri olan Kel lakaplı Aliço ise bu dua ve manilerle yetinmez davul-zurna ekibini de ayarladığı olurmuş. Yenilme pozisyonunda davul-zurna ekibi sanki cenaze havası gibi çalar, Aliço galibiyete yakınsa müzik en hareketli bir şekil alır, ekseriyetle sonuca da ulaşırmış.

Yani eskiden de sporcunun moralsizliği varsa böyle giderilirmiş.

Alın size bu durumu anlatan güzel bir hikâye.

 

***

Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş.

Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş.

Sol kolunu kaybetmekle birlikte bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya'nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..

Hoca,“Getir çocuğu bir bakalım.” demiş.

Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına.. Hoca çocuğu süzmüş ve“Tamam” demiş..“Yarın eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz.”

Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve "Bu hareketi çalış" demiş.

Çocuk bir hafta aynı hareketi çalışmış.. Sonra hocasının yanınagitmiş. “Bu hareketi öğrendim, başka hareket göstermeyecek misiniz?" diyesormuş.

Hocanın cevabı, “Çalışmaya devam et” olmuş...

İki ay, üç ay, altı ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş.. Çocuk bu biryıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış.

Hocanın yanına tekrar gitmiş,“Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum bana başka hareketgöstermeyecek misiniz?” diye sormuş.

- Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..

İki yıl, üç yıl, beş yıl derken çocuk judodaki 10. yılını doldurmuş.

Bir gün hocası yanına gelip..."Hazır ol!" demiş.. "Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!.."

Delikanlı şok olmuş… Hem sol kolu yok, hem de judoda bildiği tek hareket var.

Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.

Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmıs. Derken.. ikinci, üçüncü maç....çeyrek, yarı final ve final...

Finalde delikanlının karşısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış....Tam bir üstat…

Delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş..

"Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakın hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var… Bu kadar bana yeter. Bari çıkıp da rezil olmayayım, izin verin turnuvadan çekileyim…"

“Olmaz” demiş hocası. “Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla yenil.”

Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak… Yenmiş rakibini şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş.

“Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?” diye sorunca hocasının yanıtı şöyle olmuş:

“Bak oğlum, 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.

Bu bir.

İkincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi var. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir!..

Bu hikâyeciği anlatan bir de şunu ekler:

"İnsanların eksiklikleri bazen aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir. Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasın!!.."

 

 

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
LÜTFEN DİKKAT-İTİRAFNAMEDİR
Recep ÇINAR
Osmanlı’yı “Cihan Devleti” yapan 150 SIR!(10)
Levent Büdüş
O ADAM O KADIN VE ŞAİR
NURAN İKİZ
Komşu komşunun külüne muhtaç
Şükrü Akıllı
SAROS KÖRFEZİNDE LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜTMEK.
TURAN ŞALLI
 ROMANLARIN SİNEMA GÜNLERİNDEN KALANLAR
CELİL ÖZCAN
99 YILDIR DEĞİŞMEZ BAŞKOMUTANIMIZ
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
GELECEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
ADAY MEMURKEN İSTİFA EDEN SINAVSIZ OLARAK YENİDEN ATANABİLİR Mİ?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER