TURAN ŞALLI
Evleri yıkılan Romanların çaresizliği
Yayın Tarihi: 20 Haziran 2020, Cumartesi
Diğer Yazıları

İzmir Çeşme ilçesi Alaçatı mevkiinde derme çatma yapılar içinde yaşayan Roman vatandaşlarımız 16 Haziran günü zabıta ve polis gözetiminde evleri yıkılmıştır. Yıkım haberleri çok sayıda haber sitelerinde konu olmuş, sosyal medya üzerinden haklı olarak tepki gösteren Roman dernekleri olduğu görülmektedir. Yıkım görüntüleri yurt dışında yaşayan Roman topluluklarında görüldüğü kadar ülkemizde de maalesef yaşanabilmektedir.

Aslında işin özünde; istihdam da yer alamayan Roman toplulukların yoksulluk döngüsünden kurtulamayıp, en basit iş alanı olarak hurda ve kâğıt toplayıcılığını seçmesidir. Yaşanan üzücü olayda konuşulması, tartışılması gereken farklı konular görmezden gelinmiş, yerli yersiz eleştiriler yerini korumaktadır. Haklı eleştiri olarak, ülke olarak yaşadığımız Covid-19 salgın süresinde çok sayıda iş yeri kapanmış bu insanlarımızın geçim kaynakları olan hurda toplayıcılığı da sekteye uğramıştır.

Suriyelilere sağlanan Roman vatandaşlara da sağlanmalı

Alaçatı mevkiinde yüze yakın aile çadırlarda yaşam mücadelesini kaybetmiştir. Can çekişen yoksulluk altında Roman çocuklar yeterli beslenme olanaklarından yoksundur. Ekonomik yoksunluğun dibindeki bu insanların yerleri yıkılması hangi aklın anlayışıdır? Çaresizliğe terk edilen Roman vatandaşlarımıza farklı bir yerleşim alanı yaratılması neden düşünülmemiştir? Suriyelilere sağlanan olanaklar Roman vatandaşlara sağlanmalıdır.

Roman Eylem Planı uygulamada yok!

İşin gerçeğinde,  Türkiye’de yüzbinleri bulan böyle yaşamın içinde olan Roman vatandaşlarımız vardır. Sağlıksız koşullarda, insan onuruna yakışmayan yaşamın içindedirler. Görmezden gelinen gerçeğe bir bakalım: Türkiye’de yaşayan Roman topluluklarına yönelik, 2016 yılında Roman Stratejik Eylem Plânı hazırlanmış, uygulamada yerini bulamamıştır. Eleştirilerin artması üzerine 2019 yılı sonralarında sayın cumhurbaşkanı bir genelge yani talimat vererek “gerekli her türlü desteğin verilmesi” şeklindeki talimatta pratikte yer bulamamıştır. Özetle; istenilen sosyal politika halen yaşama geçmemiştir. Uluslararası bir sosyal sorun olan Çingene meselesi karşımıza bu şekliyle çıkmaktadır. Daha da çıkmaya devam edecektir. Olayın yaşandığı yerde bulunan kamu idarecileri yirmi yıldır süren bu yoksulluk döngüsüne neden sessiz kalmışlardır. Bir ili veya ilçeyi yönetenler belli zamanlarda bir araya gelerek, insan onuruna yakışmayan yaşamlarının barınma sorununa çözüm üretip üretmedeki gayretlerini sorgulamak gerekir.

İktidar partisi Vekili Bekle soruna sahip çıkmalıdır.

Saklanan gerçek şudur; “Burası turizm bölgesi Roman vatandaşların durumu burada görüntü kirliliği yaratıyor” Düşüncesi ile bu insanların evleri yıkıma maruz kalıyor. Soruna kamu yeterli duyarlılığı göstermemektedir.  Roman vatandaşlarımızın yıkım kararı belediye başkanının kararı ile olmadığını, diğer kamu yönetiminin etkili olduğunu gerçeğini yok sayamayız. Sosyal devlet kendi Roman yurttaşlarına barınma imkânı için olanak sağlamamıştır. İnsanları çaresizliğe sürüklemeye hiçbir kamu yönetiminin hakkı olmamalıdır.  

Yıkımlarda sadece belediyeleri değil, sistemi, Romanlarımızın eşitsizliğini sorgulamak gerekir. Roman dernekleri kusura bakmasın! Sosyal medya üzerinden yazarak kuru gürültü ile bu işler çözümlenmez. Kahramanlığa da hiç gerek yoktur. Romanların yoksulluğunda ciddi bir sosyal politika geliştirilemezse daha çok Çingene çadırları yıkılır. Kamunun dili ne söylüyor ona bakmak gerekir. Çözüm üretmek için ne kadar istekliler ve barınma sorununa çözüm için bütçe var mıdır? Roman toplumunun varlığı ile mecliste yer bulan iki milletvekilimiz var. Aralarında siyasi düşünce farklılıklarını bir tarafa bırakarak soruna nasıl bir yaklaşımla bakmalarına yönelik çabaları geliştirmek zorundadır. Burada en büyük sorumluluk iktidar partisi milletvekili olan Cemal Bekle’ye düşmektedir. Roman dernekleri de farklı partilerin belediyelerini siyaseten karalama yolunu bırakmalı, işi sulandırmamalıdır. Yandaş Roman dernek başkanları, suyun yolu cebe kaymasına değil, Romanların geleceğine yol bulunmalıdır.

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
LÜTFEN DİKKAT-İTİRAFNAMEDİR
Recep ÇINAR
Osmanlı’yı “Cihan Devleti” yapan 150 SIR!(10)
Levent Büdüş
O ADAM O KADIN VE ŞAİR
NURAN İKİZ
Komşu komşunun külüne muhtaç
Şükrü Akıllı
SAROS KÖRFEZİNDE LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜTMEK.
TURAN ŞALLI
 ROMANLARIN SİNEMA GÜNLERİNDEN KALANLAR
CELİL ÖZCAN
99 YILDIR DEĞİŞMEZ BAŞKOMUTANIMIZ
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
GELECEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
ADAY MEMURKEN İSTİFA EDEN SINAVSIZ OLARAK YENİDEN ATANABİLİR Mİ?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER