Ertan Çekiç
BU, BÜYÜK BİR TALEPTİR
Yayın Tarihi: 11 Haziran 2020, Perşembe
Diğer Yazıları
 

Öğrenmesi gerekli biliyorum;  tüm insanların  dürüst ve adil olmadığını. Fakat şunu da öğret ona:”Her  alçağa karşı  bir kahraman, her bencil politikacıya  karşılık  kendini  adamış bir lider  vardır”.

Her düşmana  karşı bir dost olduğunu da  öğret ona.

Zaman alacak biliyorum,  fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların  bulunan beş dolardan  daha  değerli olduğunu öğret.

Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve  kazanmaktan neşe duymayı.

Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen sessiz kahkahaların  gizemini öğret ona.Bırak erken öğrensin, zorbaların  görünüşte  galip olduklarını.

Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret.

Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların  ve yemyeşil yamaçtaki  çiçeklerin  ebedi  gizemini düşünebileceği  sessiz zamanlar da tanı.

Okulda hata yapmanın, hilekarlıktan  daha  onurlu olduğunu  öğret ona.

Ona kendi  fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona  yanlış olduğunu  söylediğinde  dahi.

Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara  karşı  sert olmasını öğret ona.

Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü  vermeye  çalış oğluna. Tüm insanları  dinlemesini öğret ona fakat tüm dinlediklerini  gerçeğin eleğinden  geçirmesini  ve sadece  iyi olanları  almasını öğret ona.

Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını  öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği  için çalıştığına inananlara  dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini.

Ona  kuvvetini ve beynini  en yüksek  fiyatı verene  satmasını  fakat hiçbir zaman  kalbine ve ruhuna  fiyat etiketi  koymamasını öğret.

Uluyan bir insan kalabalığına  kulaklarını tıkamasını  öğret ona ve  eğer kendisinin  haklı olduğuna  inanıyorsa  dimdik dikilip  savaşmasını öğret.

Ona nazik davran ama kucaklama. Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır.Bırak sabırsız olacak kadar  cesarete sahip olsun, bırak  cesur olacak kadar  sabrı  olsun.

Ona her zaman kendisine karşı  derin bir inanç taşımasını  öğret. Böylece insanlığa karşı da  derin bir inanç taşıyacaktır.

Bu, büyük bir taleptir.Ne kadarını yapabilirsin bir bakalım. O ne  kadar  iyi, küçük bir insan, Oğlum.

 

ŞUNLARI SÖYLEMEK İSTERDİM

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları   söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da, sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Bana ayak  uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve    uğraşılarımda özgürlük tanıyın. Beni her zaman her yerde koruyup   horlamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem, daha iyi   öğrenirim. Bırakın, kendi işimi, kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım yoksa. Büyümeyi çok istiyorsam da, ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin, ama beni şımartmayın da. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi  elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe, almadan edemiyorum.

Bana yerli, yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü  tutmayınca, sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı   davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurullar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlamayınca, ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce, hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan yapamıyorum. Öğütlerinizden çok, davranışlarınızdan etkilendiğimi  unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.

Çok konuşup, çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri ben pek duymam. Yumuşak ve  kesin sözler bende daha iyi bir iz bırakır. “Ben senin yaşındayken” diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım. Küçük yanılgılarımı büyük suçmus gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni     yaramazlıklarım için kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin.

Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece, cezama katlanabilirim.Beni dinleyin. Öğrenmeye en yakın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin     üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin, hiç değilse, çabamı övün. Beni başkaları ile karşılaştırmayın. Umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün   kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın.

Yüzde yüz dürüst davranmadığımı gördüğünüzde ürkmeyin. Beni köşeye   sıkıştırmayın. Yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam da, soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki, bende sizi başkalarının önünde güç durumda  bırakabilirim. Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca, açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz, size olan sevgimi azaltmaz, tersine, beni   size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye  çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur. Bana  verdikleriniz yanında benden istediklerinizin zor olmadığını d biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse, birçoğundan vazgeçebilirim, yeter ki beni ben olarak seveceğinize   olan inancım sarsılmasın. Benden “Örnek çocuk” olmamı  istemezseniz, ben de sizden kusursuz anne-baba olmanızı beklemem, severek ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin  çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım   olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.

Sizi seviyorum. Çocuğunuz.

 

 

EKSİKLİKLER KAFANDA OLMASIN

Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş.
Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş.
Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya’nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş.
Hoca: Getir çocuğu bir bakalım, demiş.
Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına. Hoca çocuğu süzmüş ve: Tamam demiş. Yarın eşyalarını getir, Çalışmalara başlıyoruz.
Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve "bu hareketi çalış" demiş.
Çocuk bir hafta aynı hareketi çalışmış. Sonra hocasının yanına
gitmiş. Bu hareketi öğrendim başka hareket göstermeyecek misiniz?" diye
sormuş.
Hocanın cevabı: - Çalışmaya devam et olmuş...
2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş. Çocuk bu bir
yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış.
Hocanın yanına tekrar gitmiş: Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum bana başka hareket
göstermeyecek misiniz?
- Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz.
2 yıl, 3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10. yılını doldurmuş.
Bir gün hocası yanına gelip. "Hazır ol ! " demiş. "Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!"..
Delikanlı şok olmuş.. Hem sol kolu yok hem de judo da bildiği tek hareket var.
Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.
Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken, ikinci, üçüncü maç. Çeyrek, yarı final ve final...
Finalde Delikanlının karşısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış. 

Tam bir üstat, delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş. "Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakın hele. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var. Bu kadar bana yeter. Bari çıkıp ta rezil olmayayım izin verin turnuvadan çekileyim."
- Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla yenil.
Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak! Yenmiş rakibini şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:
-Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var.
Nasıl oldu da ben kazandım?
-Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.
Bu bir,
İkincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir!
Bunu anlatan kişi bir de şunu ekledi:
"İnsanların eksiklikleri bazen, aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasın..!!"

 

 

DİĞER YAZARLAR
OLCAY DAL
Mustafa Kemal Atatürk kimdir ?
ERCAN KERMAN
KES TIRAŞI
Ahmet Acaroğlu
KURTULUŞ  GÜNLERİ 
NURAN İKİZ
Çare ne?..
Recep ÇINAR
A–L–İ
CELİL ÖZCAN
“Büyük Atatürk, her geçen gün, daha da büyüyor!
Selçuk Duranlar
TÜRKİYE LİMANLARI COVİD-19 EKONOMİK ETKİ ANALİZİ (EKİM 2020)
Şükrü Akıllı
ATATÜRK ÖLMEZ BİR İDEALDİR.
Numan Özgür METİN
ORMANYA-MAŞUKİYE-SAPANCA DOĞA TURU
TURAN ŞALLI
GÜZEL(ŞUKAR) PARTİ  ROMANLAR İTİBARSIZLAŞTIRILMAMALI
Levent Büdüş
GÖÇMEN KUŞLAR
Zafer Dereli
YILLIK İZİNLERDE HAK KAYBI OLMAMASI İÇİN BAŞVURUMUZU YAPTIK
M. ENİS ŞENSEVER
SANAT NE İŞE YARAR? Dilara ÇOLAK -2-
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Hüseyin Erkin
Nehirlerimizden anlaşmalar çerçevesinde faydalanmalı
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER