Şükrü Akıllı
BU ANLAYIŞLA ÇEVREYE BEDEL ÖDEYECEĞİZ!
Yayın Tarihi: 06 Haziran 2020, Cumartesi
Diğer Yazıları

Dün 5 Haziran Dünya Çevre günüydü. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da çevre programları hazırlandı, yetkililerce açıklamalar yapıldı. Etkinlikler düzenlendi. Toplantılarda çevre önemine vurgu yapıldı. Tabi ki Koronavirüs gölgesinde artık her şeyde farklılıklar var.

          Birleşmiş Milletler örgütü 1972 yılında 133 ülkenin katılımı ile düzenlenen zirvede 5 Haziran tarihinin Dünya Çevre Günü olmasını oy birliği ile kabul etmiştir. O tarihten bu yana çevre sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek, halkın katılımını geliştirmek ve politik ilgiyi arttırmak Dünya genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

           Edirne Belediyesi’nde çalıştığım yıllardı. 25 yaşında, Belediye Başkanı Güngör Mazlum’un en yakın yardımcısıydım. Sayın Başkan’ın 1978 yılında, Belediyenin ilk defa Dünya Çevre Günü etkinliğine katılması talimatı üzerine aylar önceden çalışmalara başladım. Okudum, araştırdım, inceledim ve bu çalışmalar neticesi Dünya Çevre Günü’ne Belediye olarak ‘Temizlik Kampanyası’ ile katılma kararı aldık. Kutlama programı hazırladık. Temizlik ve çevre sloganlarından oluşan pankartlarla yürüyüş yapıldı. Daha sonra halkın da büyük bir katılımıyla Belediyenin hemen yakınında tören düzenlendi. Tören sunumunu da bizzat ben yapmıştım. O gün ezberlediğim “Temiz bir çevre orada yaşayanların yüz akıdır” sözünü yeri geldiğinde her zaman ifade etmişimdir. Bu güzel anıyı da paylaşmak ve not etmek istedim.

             O günkü çalışmalar beni bir çevreci olarak bu günlere taşıdı. Çevre konusunda yazılarım, çalışmalarım, mücadelelerim oldu. Hep şunu söyledim bu dünyada bize verilen sınırlı ömür bir hediyedir. Çoğunlukla bunun değerini bilmeyiz. Aldığımız nefesin, içtiğimiz suyun, yaşadığımız tabiat ananın değerini bilmediğimiz gibi.

              Dünya Çevre Günü şüphesiz mavi gezegenimizi tehdit eden, en büyük çevresel sorunlara dikkat çekmek için önemli bir gün. Doğal kaynakların giderek azaldığı ve dünyanın pek çok bölgesinde çevre kirliliğinin büyük sorun teşkil ettiği günümüzde doğayı ve çevreyi yeterince koruduğumuzu, sahip çıktığımızı söyleyebilir miyiz?

              Bakınız bilim insanlarına göre iklim değişikliği nedeniyle 2050 ye kadar dünya 2-3 derece daha ısınacak. Ortalığı sel alacak. Tarımsal üretim düşecek, denizlerde balık kalmayacak, İklim değişiklikleri, susuzluk, gıda krizi, açlık ve iklim göçleri gibi sosyaekonomik sonuçlar dünyamızı bu günkünden çok daha ağır ve yaşamsal krizlere sürükleyecek deniliyor.

              Bu uyarılara rağmen koruma duygusuyla donanan insanoğlu ne yazık ki toprağı, denizler dahil suları, havayı, kısacası tabiat anayı  yeterince korumadığı gibi hoyratça kullanmıştır. Bu eylemine de devam etmektedir.

              Doğru ve gerçek bir çevre duyarlılığının edinilmesi için ön koşulun eğitim olduğuna inanan biriyim. Aile içi, okul öncesi ve okul sırasında yeni nesile bu konuda yeterli eğitim verilebildi mi? Müfredat programlarına çevre dersleri konulabildi mi? Devlet ise üzerine düşeni yapmadı ama halkın çevreye sahip çıkmasını istedi. Bu yanlış politikalar ne yazık ki halen devam ediyor.

               Son yıllara bakalım. Ülkemizi 18 yıldan beri yöneten AKP iktidarı; doğayı ve insanın doğa ile uyumunu yok sayan, Enerji, tarım, madencilik, sanayi ve şehircilik politikalarıyla yaşam alanlarını ve doğasını korumak için mücadele eden halkın demokratik tepkilerine tahammülsüzlük gösterilerek gözaltı, tutuklamalar ve yargılamalar yapılıyor. Yargı kararlarına rağmen inatla uygulamalara devam ediliyor. Yaşanan felaketlerden de ders alınmıyor. Ülkemiz bu politikalar dolayısıyla çevre göstergelerinde dünya ülkeleri arasında son sıralarda yer alıyor.

               Dünya ülkelerinin vazgeçme yolunda olduğu nükleer enerjiye sevdalıyız. Bunun yanı sıra korunması gereken sit alanlarının derecesinin düşürülmesi, Jeotermal açılma ruhsatı verilmesi, güzelim sahillerin betonlaşması, Kaz Dağları’nın altın madeni ruhsatıyla delik deşik edilmesi, kömürlü termik santrallara izin verilmesi, hidroelektrik santrallarının yapımına devam edilmesi, doğayı tahrip eden ve ezip geçen, ekolojik dengeyi bozan bu politikalardan neden vazgeçilmez ki?

İşte size bir örnek de bölgemizden. Saros Körfezi ülkemizin pırıl pırıl kum ve denizi, doğallığı ile bilinen cennet köşelerindendir. Sazlıdere köyünde FSRU gazlaştırma terminali liman ve boru hattı projesi için geçtiğimiz yıllarda ÇED süreci başlatılmıştı. Halk büyük mücadele verdi. Bilirkişi olumsuz rapor verdi. Mahkemeye gidildi ve kazanıldı. Buna rağmen hukuk bir kenara itilerek, 7591 Ağacın kesileceği, 12,92 Hektardan oluşacak kara boru hattı ile orman ve arazileri kapsayacak bu proje için yeni ÇED raporu hazırlatıldı. Sazlıdere gazlı dere olacak, İlla da yapacağız deniliyor. Doğa ve deniz yok olacak. Bu ısrarı anlamak mümkün değil!

                 Netice itibarıyla; bize yaşam sansı veren bu gezegeni yok etmeden sürdürülebilir temiz bir çevre oluşturmak zorundayız. Sorumsuz ve çevreye duyarsız yaşamaya devam edemeyiz. Biz doğaya bu kadar hoyratça saldırdıkça doğa ana da misilleme yapacaktır. Bu anlayışla devam edersek çevreye bedel ödemeye de hazır olmalıyız.

                Umarım bu pandemi döneminde başta ülkemiz olmak üzere tüm dünya ülkeleri gelecek nesiller için çevreci politikaları geç kalmadan hayata geçirir. Çünkü, 48 yıl daha DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ dolayısıyla şikayetlerimizi tekrarlayacak vaktimiz kalmadı…

 

 

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
LÜTFEN DİKKAT-İTİRAFNAMEDİR
Recep ÇINAR
Osmanlı’yı “Cihan Devleti” yapan 150 SIR!(10)
Levent Büdüş
O ADAM O KADIN VE ŞAİR
NURAN İKİZ
Komşu komşunun külüne muhtaç
Şükrü Akıllı
SAROS KÖRFEZİNDE LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜTMEK.
TURAN ŞALLI
 ROMANLARIN SİNEMA GÜNLERİNDEN KALANLAR
CELİL ÖZCAN
99 YILDIR DEĞİŞMEZ BAŞKOMUTANIMIZ
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
GELECEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
ADAY MEMURKEN İSTİFA EDEN SINAVSIZ OLARAK YENİDEN ATANABİLİR Mİ?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER