Ertan Çekiç
KUSURSUZ OLMAK
Yayın Tarihi: 28 Mayıs 2020, Perşembe
Diğer Yazıları

            Bazen eksikliklerimizi, başkalarında görürüz. Eleştirirken veya yanlışlarını görürken; kendi yanlışlarımız olduğunu unuturuz. Acımasızca yükleniriz bazen karşımızdakine. Herkesin bir eksiği olacağını unuturuz bazen; kendimizi tam zannederken. Birçok şeyde eksikliklerimizi unuturuz ve başkalarının çok ufak eksikliklerini görürüz. Oysa biraz dikkat ettiğimizde görürüz ki onun artıları bizim artılarımızdan az değildir.

‘Bazı kişiler için başkalarının kusurları, birer hazinedir, onları bulmak için her türlü çabayı gösterirler.’ der Francis O'Walsh. Bu olumsuz bir bakış açısının çıkarımıdır.

‘Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağı ile terazinin kesesini bastırmayan insan pek azdır.’ der Lord Byron.

Hep kendimizi haklı görmemizin sebeplerinden biri de budur belki.

Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş. Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş. Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış; doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.

“Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla”

O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş. 40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş “Hayatım bu akşam yemekte ne var?”
Cevap yok. Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış “Hayatım bu akşam yemekte ne var?”

Gene cevap yok Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş “Hayatım bu akşam yemekte ne var?” Hala cevap yok
Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu tekrarlamış
“Hayatım bu akşam yemekte ne var?” Gene cevap alamamış. Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş “Hayatım bu akşam yemekte ne var?”
“Hayatım beşinci kez söylüyorum, tavuk”

Kusurların en büyüğü, insanların tüm kusurlarından habersiz olmasıdır.

Thomas Cariyle

 

KAMAŞAY!

Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı ?
Cami'de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içeresinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.
Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel , hazır maaş , hazır ev...
Altmışlı yaşlara kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor
Kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz..
Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz.
Herkes karşınızda el pençe divan...
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor, gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz
Diğer hormonal aktiviteler artıyor , fevkalade..... Aman ne güzel günler başlıyor...
Derken bir gün patron size artık Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada Babanız ortaya çıkmış, "fazla çalıştın" diyor "artık eve dön, işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden olsun..."
Keyfe bakar mısınız ?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler, Diskotekler, Kızların sayısı artıyor. Derken Anne ve Babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor. Araba kullanma derdi de yok artık...
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur, keyfine bak oyuncaklarınla oyna" diyorlar...
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ilik ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor sıcacık yumuşacık gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde müthiş keyifli bir orgazm ile hayatınız bitiyor....
Nasıl ama ; İŞTE YAŞAMAK

 

 

 

 

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
ESKİ MISIR
NURAN İKİZ
Şiddet Salgını…
Selçuk Duranlar
SEFALET ENDEKSİ
Numan Özgür METİN
BURAM BURAM TARİH KOKAN ŞEHİR FİLİBE
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
SAĞLIK DEPOSU HURMA
TURAN ŞALLI
 ‘ÇİN PAZARINDA ÇİNGENE PAZARLIĞI’
Ahmet Acaroğlu
DİLİNİZ KOPSUN / SOYUNUZ KURUSUN 
Recep ÇINAR
Zararın neresinden dönülürse kardır!    (3)  
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
Şükrü Akıllı
HAKSIZ KAZANÇ KAPILARI VE SOYGUN DÜZENİ
OLCAY DAL
Ne çektin be Baba Kolej!
CELİL ÖZCAN
EMPERYALİZME KARŞI SAVAŞAN ÜÇ FİDAN’I SAYGIYLA ANIYORUZ
Zafer Dereli
SAĞLIK ALANINDA 2.LİSANS BÖLÜMÜNE ÖĞRENİM DURUMU TAYİNİ YAPILIR MI?
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Levent Büdüş
SİS DAĞILINCA
M. ENİS ŞENSEVER
SANAT NE İŞE YARAR? Dilara ÇOLAK -2-
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Hüseyin Erkin
FİNANSAL TEKNOLOJİ
Ertan Çekiç
POZİTİF DÜŞÜNME YOLLARI
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
Geleneklerimize Sahip Çıkalım Nevrûz
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER