TURAN ŞALLI
ASKERİ KIŞLAYI ALARMA GEÇİREN KAKAVA
Yayın Tarihi: 12 Mayıs 2020, Salı
Diğer Yazıları

Yıl 1981. Türkiye’de sözde; barış ve huzuru tesis etmek amaçlı yapılan Kenan Evren askeri darbesinin birinci yılı.Çingeneler de o yıl 6 Mayıs kakava gününde barış ve huzur dilekleri ile buluşmak istiyordu. 5 MayısAçıçeşmeMezarlığının giriş kapısının önünde yapılan eğlenceden sonra sabaha karşı sarayiçi mevkiinde Tunca nehrinde kalabalıklar buluşacak çingeneler yüzünü yıkayacak, dilek tutacaklardı. Delikanlılar aşk duygularının ateşi ile ateş suyu ile buluşmasını sağlayacaktı. Ateş suyunun etkileri sabahın alaca karanlığında Tunca nehrindeki suya dalması ile son bulacaktı.

1981 yılının 6 Mayısı günü Sarayiçine gitmek için akşamdan hazır olan  bol renkli  lazara kıyafetler, genç kızların ve çocukların üzerinde renk cümbüşü oluşturuyordu. Basmadan yapılan şalvarlar, kızların başlarındaki güller Türkan Şoray’ın çingene filmindeki görüntüsü ile yarış edercesine bir güzellik abidesi gibi duruyordu. Genç kızların ve küçük kız çocukları dahi süslenmiş saçlarının yan kenarları düğünlerde takılan altın renginde ince parlak tellerle kaplıydı. Bir davul bir zurna eşliğinde sarayiçi mevkiine doğru yola koyulduk. Tam bir karnaval görüntüsü ama düzenli olduğunu söylemek çok zor. Düzenli yürümeye çalışılsa da yer yer dağılmalar oluyordu. Arkada kalan küçük çocuklar koşarak yetişmeye çalışıyordu. Davul ve zurnanın sesi yetmezmiş gibi bazılarının ellerindeki boş teneke kutularına ince dal parçalarından yapılmış sopalarla vuruyordu. Sarayiçine giderken sokaklarından geçtiğimiz diğer mahallenin sakinleri “Çingeneler yine tenekelerle ortaya çıktı” diyerek bizleri yadırgıyordu. İşin tuhaf tarafı onlarda çingene idi. Neyse….

Yolda Üçbeş kişi şarkı söylüyor, diğerleri neşesinden döktürdükçe döktürüyordü. Yürüyüşlerimiz düzensiz, tam bir keşmekeşlik idi. Kimi rast gele bağırıyordu.  Eğlencede bir bütünlük yoktu.  Ana yoldan yürüdükten bir süre sonra sağa dönülerek sarayiçine doğru yol alındı. Sarayiçi mevki o zamanlar tamamen askeri bölge niteliğinde olduğundan giriş çıkış için köprüde sürekli iki asker bulunduruyordu. Bir yanda teneke sesleri, davul zurna sesleri ve kalabalık gurubun çıkardığı ses yoğunluğu ortalığı inletiyordu. Köprüye yaklaştığımızda alaca karanlıkta ne olduğunu anlamayan askerler, korku ve telaş içinde ellerindeki düdükleri tüm nefesleri ile üfleyerek bulundukları askeri kışlayı alarma geçirdi. Ben o zamanlar 17 yaşındaydım. Önlerde de bende varım.  Telaş içinde kalan Askerler silahlarına sarılarak “yasahkardaş, yassah!”  diyerek köprüden geçmemizi engellemek için var gücüyle uğraşıyorlardı. Askerlere neden buraya geldiğimizi anlatmaya çalışsakta işe yaramadı. Beş dakika içinde bir tank eşliğinde gelen reo araçların içinden çok sayıda askerler inmeye başladı.  Tankın üstündeki asker ayağa kalkarak şaşkınlıkla bizlere bakıyor ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Diğer askerde şaşkın bakışlarla kıyafetlerimize bakıyordu. Alarm kışlaya baskın şeklinde verildiğinden askerler etrafımızı sarmıştı. Subayın biri bizlere doğru yaklaştı. “Burası yasak bölge buraya bu saatte girmeniz yasak. Buraya neden geldiniz biri anlatsın” Dedi.  Herkafadan gürültülü ses çıkıyordu. Subay bağırarak “biriniz çıksın anlatsın. Bir ağızdan bağırıp durmayın!” demesi üzerine kadınlardan biri yanılmıyorsam Fatma Abla idi. “Abe komutan bugün kakava bizde adettir. Eylenmek için her sene biz buraya geliriz. Ver bize izin girelim içeriye, yıkarız elimizi, yüzümüzü, dilek dileriz. Ağaçların ince dalları kırar, koparırız. Biz kötülük için gelmedik buraya “ demişti. Komutan bile şaşkındı. Kışlaya saldırı alarmı verilmiş, kışla teyakkuza geçmişti. Dönem askeri vesayet altında idi. Kültürel adet yıllarca devam etmiş ama yasak bölge anlayışı değişmişti. Komutan karşısında düğüne gider gibi kıyafetler içinde daha çok gençlerin ve çocukların olduğu guruba dikkatlice bakıyordu. Telsizle konuşmaya başladıktan sonra içeriye girmeniz için kışla komutanı ile konuştum. İzin çıkarsa girebilirsiniz demişti. Yarım saat sonra tekrar gelerek “içeri girebilirsiniz. Ancak fazla dağılmayın” demesinden sonra köprüden geçmiştik. Alaca karanlık tamamen aydınlanmış, bizlerde dağılmadan köprünün yanındaki Tunca nehrinin suları ile yüzümüzü yıkayıp, ağaçların yakın dallarından kopardığımız küçük dal parçalarını koparmaya çalışıyorduk. Bir tarafta da iki tankdolanıp duruyordu. Etrafımızda az da olsa askerler gezinip gülümseyerek bizlere bakıyorlardı.Sarayiçi şimdilerdeki gibi yerler asfalt değildi. Her yer toz toprak içindeydi. Tozdan üzerimize düşene alarak ellerimizde dal parçaları ile mahalleye dönmüştük. Tarihin yazgısı sarayiçinekakavakutlamaları için Askerleri ikna eden çingeneler, korona virüsüne söz geçiremedi. 

DİĞER YAZARLAR
Recep ÇINAR
Ayasofya!
TURAN ŞALLI
SOSYAL VE KÜLTÜREL YAŞAMIMIZDA ROMANLAR
NURAN İKİZ
Turizm ve sahte gıdalar
Levent Büdüş
 MİRASTA ÜÇÜNCÜ KİŞİLER
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
CELİL ÖZCAN
AMASYA GENELGESİNİN 101. YILI KUTLU OLSUN
ERCAN KERMAN
KOCA BOZGUN-DOKSANÜÇ HARBİ
Şükrü Akıllı
BU ANLAYIŞLA ÇEVREYE BEDEL ÖDEYECEĞİZ!
Ertan Çekiç
MUTLU ETMEK
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
YÖNETİM VE YÖNETİCİ
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
Rapor sonundaişe başlamadan yıllık izin kullanabilir miyim?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER