Recep ÇINAR
‘Siyah’ taş - ‘Ak’ taş!
Yayın Tarihi: 02 Mayıs 2020, Cumartesi
Diğer Yazıları

İnanç, insanın doğuştan olan temel haklarından biridir. Kimse kimsenin inancına müdahale edemez. Allah insana akıl ve irade vermiş; onunla doğru ile yanlışı, faydalı ile zararlıyı, iyi ile kötüyü ayırt etsin diye. Böylece dünyada yaşam tarzımızın kodlarını belirlemiştir. Doğru, faydalı, iyi olanı seçenin yolunun “hak”, yanlışı, zararlıyı ve kötü olanı seçenin yolunun ise “batıl” olduğunu bildirmiştir. Hak, her türlü şartlarda ve her zaman doğru olandır. Batıl ise her zaman ve her türlü şartlarda yanlış olandır. İnsana da hür iradesiyle iki yoldan birini seçme hakkı verilmiştir. Seçtiği yol ile de sonucun (ahrette) cennet veya cehennem olacağını bildirilmiştir!

Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş Cuma hutbesinde, İslamiyet’in en temel yasaklarından olan zina ve eşcinselliğin Kur’an’da lanetlendiğini bildiren ayetleri okuyor. Bazı çevreler de bundan rahatsız odular. Bunların sırtlarını yasladıkları ise toplumumuza ahlaksızlığı dayatan “İstanbul Sözleşmesi.”                

PEKİ, İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDE NE Mİ VAR?

MADDE 5/A: Her iki cinsten birinin aşağılığı veya üstünlüğü fikrine veya kadın ile erkeğin kalıplaşmış rollerine dayalı önyargıların, geleneksel ve diğer bütün uygulamaların kökünün kazınması/ortadan kaldırılmasını sağlamak amacıyla kadın ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarını değiştirmek.

MADDE 4/1-3: Bireylerin cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi görüş veya farklı görüşe sahip olma, ulusal veya sosyal menşe, herhangibir etnik azınlık, mülkiyet, doğum, cinsel tercih/yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, yaş, sağlık durumu, medeni durum, göçmen ya da mülteci olma, yaş veya engelinin ve diğer bir durumunun bulunmasına bakılmaksızın özellikle mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirler başta olmak üzere işbu sözleşme hükümlerinin taraflar tarafından uygulanması güvence altına alınmıştır.

MADDE 10/C: “Kadın ve erkeğin rolleriyle ilgili kalıplaşmış kavramların eğitimin her şeklinde ve kademesinden kaldırılması ve bu amaca ulaşılması için eğitim birliğinin ve diğer eğitim şekillerinin teşvik edilmesi, özelikle ders kitaplarının yeniden gözden geirilmesi ve eğitim ve metotlarının bu amaca göre düzenlenmesi” ile yükümlü tutmuştur. (ETCEP halen yürürlükte)

MADDE 12/1: Taraflar, kadının aşağılığı iddiasına veya erkek için kalıp rollere dayanan önyargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve tüm diğer uygulamaları ortadan kaldırmak/kökünü kazımak amacıyla kadın ve erkeklere ilişkin toplumsal ve kültürel davranış modellerinde değişim sağlamak için gerekli tedbirleri alır.

MADDE 12/4: Taraflar; kültür gelenek görenek, din veya sözde “namusun” işbu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemi için gerekçe oluşturmamasını sağlar.

Bütün bunlar ne demek? Siz, dininizi, gelenek ve göreneklerinizi, kültürünüzü terkedin bize katılın! İşte içimizdeki “batı aşıkları”nın derdi de bizi bin yıllık değerlerimizden koparıp onlara katılmamızı sağlamak.

D.İ. Başkanı Sayın Erbaş’ın Cuma hutbesinde okuduğu ahlaksızlıkla ilgili ayetler çağlar öncesinden geliyormuş! Evet, sapıklıklar çok daha öncesinden geliyor! Mesela: POMPEI, Roma’da ahlaki dejenerasyonun sembolü değil mi?

Mesela LUT gölü! Lut Peygamberin ahlaksızlığa sapan kavminin nasıl cezalandırıldığının sembolü değil mi?

Çağlar öncesinde de Hak – batıl vardı! İnsanlık tarihi boyunca var olmuş, kıyamete kadar da var olacak. Sayın Erbaş’ın, toplumu uyarmak için hutbede söyledikleri kendi fikir veya görüşleri değil o, yaratan, yaşatan ve yöneten Allah’ın hükümlerini bildiriyor. Müslüman bir ülkede bunları söylemekten daha tabii ne olabilir? Şu bilinsin ki, İslam dini sadece birkaç ibadet ve ritüellerden ibaret değil, beşikten mezara kadar olan hayatımızı tanzim eden bir düzen,  bir medeniyettir.

Peki, -güya- bu hak,  hukuk savunucularına(!) acaba ne oluyor da Allah’ın haram kıldıkları ahlaksızlıkları yapanlara sahip çıkıyorlar? Siz, inanmayabilirsiniz.  Ama hürriyet zırhına sığınarak her istediğini yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Hürriyetler,  başkasının hürriyetinin başladığı yere kadardır. Ahlak, tüm insanlığın ortak değeridir. Onu bozmaya da kimsenin hakkı yoktur. Hem sonra bu ülkeyi biz kendi yasalarımızla mı yöneteceğiz yoksa AB yasalarınla mı?

Bu olayda bazı CHP’liler de milletimizin dini İslam’a bakışlarını bir kez daha göstermiş oldular! CHP sözcüsü Sayın Öztrak, “bu ülkede inanç sahiplerinin inançlarını dile getirme hakkı vardır” diyor. Diyor da,  D.İ.Başkanının hutbedeki malum açıklamasını “nefret dili kullanarak düşman yaratma” şeklinde değerlendirdi. Dolaylı da olsa o da yandaş Ankara BARO’sunu savunuyor. Eşitlik savunulurken ahlaksızlık yüceltilemez.

CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, bilhassa son zamanlardaki söylemleriyle, tavrıyla milletin dini ile barışık olduğunu göstermeye çalışsa da demek ki partisini virüslerden hala temizleyememiş! Zira bunlar zaman zaman böyle nüksediyor.

Bazıları da efendim onlar da vergi ödüyorlarmış! Vergi ödüyorlar diye toplumun ahlakını bozmaya kimsenin hakkı yok. Ödüyorlarsa hizmet olarak karşılığını alıyorlar.

Bu olayda iktidar ise sanki hiç suçu yokmuş gibi tavır takınıyor! AKP sözcüsü Sayın Ömer Çelik’in bu konudaki açıklaması milleti bayağı şaşırttı! Ya hu bu yasaları ve daha nicelerini, “AB uyum yasaları” çerçevesinde uygulamaya koyan siz değil misiniz? Kaldı ki, AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan 2018 Şubat ayında gazetecilere; “zina konusunda yanlış yaptık” deme di mi? Yapılan yanlışlar kabul ediliyor da toplumun ahlakını bozan bu AB uyum yasaları neden yırtıp atılmıyor?

Aslında AKP ile CHP’nin zihniyet olarak birbirlerinden ne farkı var ki? İkisi de faizden, fuhuştan, içkiden, kumardan, İslam âlemini tarumar eden batılılarla dost olmadan … yana değil mi? Bunların birbirinden olan farkları şu; birisi pirincin içindeki “Siyah” taş, diğeri de “Ak” taş gibi! Neticede ikisi de diş kırar! Ancak “Ak” taş pirincin içinde kolay kolay görülemediği için daha da zararlı olabilir!

Burada D.İ. Başkanı Sayın Erbaş’a da bir çift sözümüz var! Önce bu açıklamalarından dolayı tebrik ediyoruz.

Kendileri de bilirler ki, toplumun kötüye gidişatını önleme bakımından açıklanması gereken daha o kadar konu var ki, umarız bunlara da sıra gelir! Ancak, söz konusu bu ahlaksız yasalar uygulamaya konalı bir hayli zaman olmasına rağmen şimdiye kadar neredeydiniz, niçin konuşmuyordunuz? Niçin uygulamaya konmadan önce uyarıda bulunmadınız?

Dostça kalın...

DİĞER YAZARLAR
NURAN İKİZ
KORKU
Recep ÇINAR
Özgül ağırlık!    
Levent Büdüş
 MİRASTA ÜÇÜNCÜ KİŞİLER
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
CELİL ÖZCAN
AMASYA GENELGESİNİN 101. YILI KUTLU OLSUN
TURAN ŞALLI
Evleri yıkılan Romanların çaresizliği
ERCAN KERMAN
KOCA BOZGUN-DOKSANÜÇ HARBİ
Şükrü Akıllı
BU ANLAYIŞLA ÇEVREYE BEDEL ÖDEYECEĞİZ!
Ertan Çekiç
MUTLU ETMEK
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
YÖNETİM VE YÖNETİCİ
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
Rapor sonundaişe başlamadan yıllık izin kullanabilir miyim?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER