Ertan Çekiç
KENDİNE GÜVEN
Yayın Tarihi: 24 Mart 2020, Salı
Diğer Yazıları

Mutlu ve huzurlu bir yaşam sürdürmek istiyorsak ilk olarak, kendimizi nasıl ki güçlü yönlerimizle kabul ediyorsak mevcut eksikliklerimizle de kabul etmemiz gerektiğinin farkına varmalıyız… Kendimizi iyi, kötü, zayıf ve hata yapabilen bir insan olarak görmeli, varsa fiziksel bir engelimiz onu da kabul etmeyi seçmeliyiz… İnsan güçleriyle, zayıflıklarıyla, yetenekleriyle, eksiklikleriyle kısaca tüm özellikleriyle bir bütündür. Önemli olan kendimizi kabullenme düzeyimiz ve bu düzeyi artırma gücümüzdür…

Bir ülkede boynuna astığı uzun sopanın uçlarına taktığı iki kovayla dereden doldurduğu suyu çiftliğe taşıyan bir adam varmış. Adamın kovalarından bir tanesi “çatlakmış.” Sağlam olan kova her seferinde dereden çiftliğe kadar uzanan yolu dolu olarak tamamlarken çatlak kovanın içindeki su gelene kadar döküldüğünden sucu suyun ancak yarısını eve ulaştırabiliyormuş. Bu durum aylarca böyle devam etmiş.

Bu arada sağlam kovanın bu durum çok hoşuna gidiyor, kendi kendine gururlanıyormuş, çatlak kova ise suyun yarısının yola dökülmesine sebep olduğu için suçluluk duygusuna kapılıyor işe yaramadığını düşünüyormuş…

Bir gün çatlak kova dayanamamış dile gelmiş ve sucuya seslenmiş “Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum…” “Neden” diye sormuş sucu şaşkınlıkla “utanacak ne var ki?” Çünkü demiş çatlak kova; “Kaç yıldır çatlağımdan su sızdığı için ancak yarısını çiftliğe getirebiliyorsun. Benim bu kusurumdan dolayı sende zor durumda kalıyor bu yüzden de emeğinin tam karşılığını alamıyorsun…”

Sucu ise gülümsemiş: “Çiftliğe giderken yolun kenarlarındaki çiçekleri ve onların güzelliğini hiç fark ettin mi?” diye sormuş. Kovanın gözünün önüne hemen o yol gelmiş. Evet çiftliğe gelirken güneşin ısıttığı o çiçekler kendinin de dikkatini çekiyor ve çok beğeniyormuş.

Bu kez sucu “çatlak kovaya” sormuş. “Benden özür dileme. Yolun sadece senin tarafındaki çiçeklerin yeşerdiğini diğer taraftaki çiçeklerin tamamının kuruduğunu fark etmedin mi? Bunun sebebi senin kusurun olarak gördüğün şeyden benim yararlanmamdır. Sızan suları farkettikten sonra senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün ırmaktan dönerken sen onları suladın, çiçekler böylece açtılar. Bende kaç yıldır bu çiçeklerden toplayıp patronumun sofrasını süslemesine yardımcı oldum. Ben o sofraları senin sayende yetişen çiçeklerle süslemeseydim o evde bu güzellikler yaşanmayacaktı. Belki de benim buradan aldığım ücretin artışında senin sızan suyunla büyüyen çiçeklerin çok büyük payı vardır…”

Evet aslında hepimiz birer “çatlak kovayız”. Hepimizin farklı farklı kusurları, engelleri var. Önemli olan bunlarla birlikte yaşamayı ve yaşam içerisinde de bu zayıf yönlerimizden bir fayda sağlamayı öğrenmek… Kendimizin değerinin farkında olmalı ve bu dünyada hepimizin bir görevi olduğundan emin olmalıyız.

MOTİVASYON

Bir raporu yetiştirmesini beklediğiniz elemanınızı saatlerdir bilgisayar karşısında görüyorsunuz. Çalışıyor zannediyorsunuz. Ama o, herhangi bir messenger programını açmış, konuşmakla meşgul. Her sabah işe geç gelen başka birisi, hafta sonu yaptığınız trekking aktivitesine herkesten önce geliyor. Bu kişiler hakkında “Motivasyonları çok düşük” diye düşünebilirsiniz. Ama onlar, gördüğünüz gibi, chat yapmak ya da geziye katılmak için oldukça motiveler… Bu durumda daha doğru bir yargı: “Ben onları nasıl motive edeceğimi bilemiyorum” olur. Eisenhover’ın motivasyon tanımını çok beğeniyorum: Motivasyon, istediğiniz şeyi başkalarına kendileri istedikleri için yaptırtmaktır.

İÇERİDEN MOTİVASYON

Zaten dışarında motivasyon faktörleri gitgide azaldı. En son ne zaman kendiniz dışında biri sizi motive etti? Alkışladı, güzel bir geribildirim verdi, ödüllendirdi, herkese duyurdu… Bugün zamlar zam değil, unvanlar eski ağırlığındaki unvan değil. Şirket yemekleri, kurum içindeki bültenler, doğum günü kutlamaları yasak savıcı türden. Yalandan. Bizler için düşünülmüş, özel olarak planlanmış, içi dolu kutlamalar denemez. Dolayısıyla, hiçbiri gerçekten etkili de değil…

Dıştan motivasyon, kişiyi belli bir yere kadar götürebilir ama işin devamı, daha fazlası için içten motive olmak gerekiyor. “Atı suya götürebilirsiniz ama ona su içirtemezsiniz.”

İnsanın kendi kendini motive edecek şeyleri bulup çıkarması ve kendini yönetmesi şart. Bir iç enerjiden bahsediyoruz. İçten yanan ateşten. İşini severek yapan, hayatını severek yaşayan o kadar belli oluyor ki! Pırıl pırıl parlıyorlar. Etraflarını da aydınlatıyorlar. Onların iyiliği, mutluluğu yakınlarına da geçiyor. Müşteriler, iş arkadaşları, ailesi de etkileniyor.

Bazen başkalarının da bu ateşi dışarıdan beslemesi yararlı olur ama başlatan hemen her zaman kişinin kendisidir. Çoğunlukla sıradan bir elemanla başarılı biri arasındaki fark onların motivasyon düzeyidir. Kendinin ve isteklerinin farkına varamamış, kendini tanımayan kişilerle çalışan yöneticilerin de, elemanlarına bu konuda rehberlik etmekten başka yolu kalmıyor.

Durmaksızın chat yapan elemanınızın motivasyon faktörü nedir acaba? Sosyal destek mi istiyor? Grup halinde çalışmaktan mı hoşlanıyor? Belki de hareket arıyordur. Ya da birine, bir yere ait olma isteği vardır… Ya da başka bir şey. Kendisiyle konuşup, doğru soruları sorup, ipuçlarından faydalanarak, ona özgü işler, hedefler ve ödüller tanımlamak işi size düşüyor…

MOTİVASYON YAKITI

Kendi kendini motive edebilmek, duygusal zekânın (EQ) da bir faktörü… Düşüncelerimiz, davranışlarımızı meydana getiriyor. O halde, kendi kendine motivasyon, düşünceleri yönetebilmek aslında. Kendi performansımızla ilgili kehanetlerde bulunup, kendilerini doğruladıklarını görmek.

Önce bir istekle, sonra onu planlayarak bir hedef haline getirerek yola çıkmanın lazım geldiği kesin. Beş kilo mu vermek istiyorsunuz? Kitap yazmak mı? İngilizce öğrenmek mi? Bunları hedef haline getirmek için bir zamanla kısıtlamak da gerekiyor. Kararlılık ve dayanıklılık ise şart. Nietzsche, “Beni yok etmeyen dert, daha da güçlendirir” demiş ya, kendi kendine motivasyonun yakıtı da, zorluklardan çıkabilmek. Bu konunun uzmanları, arada doping almak gerektiğini söylüyor. Bir başarı hikâyesi okunmasını, özlü sözlere göz atılmasını… Bugünün dopingi bizden: “Rüzgâr, uçurtmayı daha yükseklere çıkartır.”



Kaynak : İçli dışlı motivasyon! https://www.kendinigelistir.com/icli-disli-motivasyon/#ixzz6HUmLRIxs
Follow us: @kendinigelistir on Twitter | kendinigelistir on Facebook

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
ESKİ MISIR
NURAN İKİZ
Şiddet Salgını…
Selçuk Duranlar
SEFALET ENDEKSİ
Numan Özgür METİN
BURAM BURAM TARİH KOKAN ŞEHİR FİLİBE
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
SAĞLIK DEPOSU HURMA
TURAN ŞALLI
 ‘ÇİN PAZARINDA ÇİNGENE PAZARLIĞI’
Ahmet Acaroğlu
DİLİNİZ KOPSUN / SOYUNUZ KURUSUN 
Recep ÇINAR
Zararın neresinden dönülürse kardır!    (3)  
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
Şükrü Akıllı
HAKSIZ KAZANÇ KAPILARI VE SOYGUN DÜZENİ
OLCAY DAL
Ne çektin be Baba Kolej!
CELİL ÖZCAN
EMPERYALİZME KARŞI SAVAŞAN ÜÇ FİDAN’I SAYGIYLA ANIYORUZ
Zafer Dereli
SAĞLIK ALANINDA 2.LİSANS BÖLÜMÜNE ÖĞRENİM DURUMU TAYİNİ YAPILIR MI?
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Levent Büdüş
SİS DAĞILINCA
M. ENİS ŞENSEVER
SANAT NE İŞE YARAR? Dilara ÇOLAK -2-
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Hüseyin Erkin
FİNANSAL TEKNOLOJİ
Ertan Çekiç
POZİTİF DÜŞÜNME YOLLARI
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
Geleneklerimize Sahip Çıkalım Nevrûz
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER