Tülay Çağlarer
Bitkisel sütleri tanıyalım
Yayın Tarihi: 26 Şubat 2020, Çarşamba
Diğer Yazıları

Geçen hafta BBC kaynaklı bir haber medyada yer aldı. Haberin başlığı “Bitkisel süte talep arttı” idi. Dikkatimi çekti, bitkisel süt ürünlerinin tercih edilmesinin sebeplerini düşündüm, araştırdım. Gıda alerjileri, laktoz intorelansı, bir beslenme biçimi olan veganlık dışında, hayvansal sütlerin doymuş yağ, antibiyotik ve hormon içermesi ile kültürel ve dini nedenler insanları bitkisel sütlere yönlendiriyor.

Malum süt denilince aklımıza olarak inek sütü gelir. Dünyaya geldiğimizde anne sütünden sonra ilk tanıştığımız besinimizdir. Fakat bazı kişilerde daha bebeklik çağlarından başlayan yaşlarda inek sütüne karşı alerjik reaksiyonar görülür. İşte o zaman aileler farklı arayışlar içine girerler. Doktorlar da farklı alternatifler önerirler. Bu da fındık, badem, hindistan cevizi, pirinç sütleridir. Bu bitkisel sütler mide ve bağırsaklarda sıkıntı yaşayanların son yıllardaki tercihleri arasında yer alıyor. İşte o zaman da birçoğumuzun aklına “Bitkisel sütler sağlık için faydalı mı?” sorusu geliyor. Evet bitkisel sütlerin faydaları saymakla bitmiyor. Önce bitkisel sütler denildiğinde önümüze hangi sütler seriliyor, onları bir gözden geçirelim, sonra da faydalarını tek tek sıralayalım.

Bitkisel süt çeşitleri;

Tahıl bazlı: Yulaf sütü, birinç sütü.

Baklagil bazlı: Soda sütü, bezelye sütü.

Sebze bazlı: Patates sütü.

Tohum bazlı: Haşhaş sütü.

Yemiş bazlı: Badem sütü, kajo sütü, Hindistan cevizi sütü.

Faydalarına gelince; son yıllarda hayvansal sütlerin yerini almaya başlayan bitkisel sütler, yağ oranı, hazmedilebilir olması, potasyum ve B vitamini açısından zengin olması nedeniyle özellikle de kalp ve kanser hastaları için önemli seçenekler arasında geliyor. Bitkisel sütler aynı zamanda yaşlanmanın etkilerini de azaltıyor. Kanda kolestrolü düşürmek için gerekli diyet lifleri, yağ asitleri ve antioksidanlarla dolu olması, beslenme için önemli bir alternatif oluşturuyor.

İşte sağlık dolu sütler hakkında bilmemiz gerekenler:

Yulaf Sütü- Sindirim sistemini düzenliyor ve uzun süre tok tutuyor. Karbonhidrat zengini olan yulaf sütü, aynı zamanda şeker hastalığı riskini de düşürüyor.

Ceviz Sütü- Antioksidan özelliği bilinen ceviz sütü, kalp, şeker ve damar hastalıklarını önlemeye yardımcı oluyor.

Badem Sütü- En besleyici bitkisel süt çeşitlerinden olan bu süt, özellikle çocuklar için son derece faydalıdır. Beyin fonksiyonlarını düzenleyen badem sütü, sindirime de yardımcı oluyor, ayrıca kas gelişimini ve kemik erimesini önlemede etkilidir. E vitamini ve antioksidanlar içerir, bu özelliği dolaysıyla cilt onarımını sağlar. Kalsiyum, magnezyum, demir, fosfor, sodyum, potasyum ve çinko gibi mineralleri içerir, içeriğindeki potasyum sebebiyle kan basıncını korumada etkilidir.

Pirinç Sütü- Korbonhidrat zengini olan ve glüten içermeyen pirinç sütü, diğer bitkesel sütlere oranla daha az kaloriye sahiptir, sindirim sistemini de düzenler.

Hindistan Cevizi Sütü- Antibakteriyel özelliklere sahip Hindistan cevizi sütü metobalizmayı hızlandırır, bağşıklık sistemini kuvvetlendirir, mide asidini dengeler, böylece mideyi rahatlatır, cildi güzelleştirir. Özellikle Tayland, Vietnam, Güney Hindistan’da çok kullanılır. Hindistan cevizinin rendelenmesiyle elde edilir.

Soya Sütü- Laktoz içermediğinden kolay sindirim özelliğine sahiptir, en çok tüketilen bitkisel sütlerdendir, kan dolaşımını hızlandırır, yüksek miktarda kalsiyum içerir ve kolestrolü düşürür, bağşıklık sistemini güçlendirir.  Protein içeriği bakımından sadece soya sütü, hayvan sütüyle yarışabilecek durumdadır. 100 ml. inek sütünde 3.5 gram protein varken, soya sütünde 3.4 gram protein bulunmaktadır.

Şimdi habere döneceğim, bitkisel süt içenlerin sayısı neden artıyor?

Eskiden insanlar hayvan haklarını savunduklarından ya da hayvan sütüne karşı laktoz alerjileri olduğu için badem sütüne yönelmişken şimdi iklim değişikliği kaygısıyla bitkisel süte yöneliyorlar.

Bitkisel süt, inek sütüyle kıyaslandığında çok daha az su ve toprak kullanımı gerektirdiği gibi, daha az karbon salınımına yol açıyor.

Oxford Üniversitesi’nden Joseph Poore’un 2018 tarihli araştırmasına göre, badem, yulaf, soya ve pirinç sütü üretiminin yol açtığı karbon emisyonu, hayvansal sütün sadece üçte biri kadar. Bir litre badem sütü üretimi 0,7 kilogram karbon salımına yol açarken, hayvansal sütte bu miktar 3,2 kilograma çıkıyor. Bir litre yulaf sütü 0, 9 kilogram karbon salımınına neden oluyor.

Toprak kullanımı bakımından aradaki farka baktığımızda, bir litre hayvansal süt üretmek için 9 metrekare toprak kullanmak gerekirken, pirinç sütü için 0,3 metrekare, yulaf sütü için 0,8 metrekare gerekiyor.

Bitkisel sütler için gereken su kullanımı incelendiğinde, badem sütünün bir litresini üretmek için 371 litre suya ihtiyaç varken, hayvan sütünde bu miktar, 628 litreyi buluyor. Pirinç sütü 270 litre, soya sütü 28 litre, yulaf sütü ise 48 litre suya ihtiyaç duyuyor.

Gübre ve su kullanımı nedeniyle bademin çevresel etkileri de incelenmiş. İspanya, Yunanistan, İtalya gibi geleneksel üretim yapılan Akdeniz ülkelerinde, eskiden seyrek dikilmiş yaşlı ağaçlardan badem ürünü alındığı ve bu tarlalarda dolaşan koyunların gübresinden yararlanıldığı için bu etki fazla değilken, dünya badem üretiminin yüzde 80’ini elinde bulunduran California’da yoğun üretim nedeniyle, yoğun su kullanımı ve tarım ilacı ile bu etki daha fazla hissediliyor.

Görülüyor ki iklim değişikliği insanların süt tercihini de etkiliyor.

Bitkisel sütler marketlerde satılmaktadır ama, ev yapımı bir bitkisel süt katkı malzemesi içermediğinden çok daha sağlıklıdır. Bitkisel sütler içinde badem sütü, lezzeti ile daha çok ön plandadır. Ben de ev yapımı badem sütü tarifini biraz teferruatlı bir biçimde vereceğim, daha sonra diğer bitkisel sütlerin yapımını da kısa kısa anlatacağım.

Malzemeler:

-Bir su bardağı tuzsuz çiğ badem.

-750 ml. su

-Bir adet kıyılmış hurma.

-Bir tutam tuz.

-Bir tutam toz tarçın.

Yapılışı: Bademlerin kabukları süte acı bir tad vermemesi için ayıklanır. Bunun için bademler bir kabın içinde, üzerini geçecek şekilde su eklenerek bekletilir. Sonra bademler soyulur, su, doğranmış hurma, tuz eklenerek blenderden geçirilir. Karışımın içinde pürüz kalmaması için bir tülbentten süzülüp üzerine biraz tarçın ilave edilir, bu süt ağzı kapalı cam bir şişe içinde üç-beş gün kadar buzdolabında saklanabilir.

Sütü süzdükten sonra arta kalan posa nasıl değerlendirilir derseniz, işte size tavsiyelerim:

a-Kalan tortuyu sabah yulafla karıştırıp yiyebileceğimiz gibi, kek gibi tatlılar pişirirken içine karıştırılabilir.

b-Hemen kullanmıyacak isek tortuyu yağlı kağıdın üzerine serip düşük sıcaklığa ayarladığınız fırında iki-üç saat kadar kurutup toz haline getirip de kullanabilir.

Şimdi de diğer bitkisel sütlerin yapımınının kısa tarifini vereceğim.

Pirinç Sütü Malzemeleri:

-Bir su bardağı organik pirinç.

-Dört su bardağı içme suyu.

Yapılışı: Pirinçleri yıkayın, 20 dakika kadar suda bekletip süzün, bir tencerede birkaç dakika kavurun, üzerine 4 bardak sıcak su koyup yumuşayıncaya kadar pişirin, sonra robottan geçirin, çok koyu olursa duruma göre azar azar su ekleyebilirsiniz.

Fındık  Sütü Malzemeleri:

-Bir su bardağı çiğ fındık, iki su bardağı içme suyu.

Yapılışı: Fındıkları bir gece suda bekletin, ertesi gün süzdüğünüz fındıkları iki su bardağı su ile birlikte blenderdan geçirin, sütün yoğunluğunu, koyduğunuz su miktarını artırıp azaltarak ayarlayabilirsiniz. Fındıklar, suyla özdeşleşip süt rengini alınca bir tülbentten süzün, kalan posayı kurabiye, kek ya da fındık kreması yapımında kullanabilirsiniz.

Yulaf Sütü Malzemeleri:

-Bir su bardağı yulaf ezmesi.

-Dört su bardağı içme suyu.

Yapılışı:Yulaf ezmesi ve suyu blendera koyup yulaflar ezilene kadar birkaç dakika karıştırın, daha sonra sütü bir tülbentten süzerek posasından ayırın, süt kıvamlı ise su eklenebilir. Kalan posa kurabiye yapımında kullanılabilir. Bu süte meyve, toz Hindistan cevizi, bal, tarçın ekleyebiliriz.

Yazımı, beğenileceğini umduğum bir süt hikâyesiyle bitirmek istiyorum. Bu duygusal hikaye sütün dolaylı bir faydasını içeriyor.

 

HOWARD, okuldan arta kalan zamanında kapı kapı dolaşarak birşeyler satan fakir bir çocuktu. Bir gün, kapı kapı dolaşmasına rağmen, bir şey satmayı başaramamış; bu arada, karnı çok acıkmıştı. Cebindeki on sent, birşeyler almak için yeterli değildi.

Bir evden yiyecek istemeye karar verdi. Fakat, kapıyı açan genç kızdan utanıp, yemek yerine sadece su isteyebildi. Kız onun aç olduğunu anlamıştı. Ona su yerine bir bardak süt getirdi. Sütü yavaşça içti ve: “Borcum ne kadar” diye sordu.

Genç kız:“Borcunuz yok” diye cevap verdi. “Annem, yapılan bir iyilik için para alınmaması gerektiğini söyler.”

Çocuk:“Bütün kalbimle çok teşekkür ederim” dedi ve oradan ayrıldı.

Yıllar yılları kovaladı. Howard önce ilköğretim okulunu, ardından liseyi, sonra üniversiteyi bitirdi.

Yıllar geçip gitmeye devam etti.

Bir gün, ünlü Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesinin Dr.Howard Kelly’nin kurucu başkanı olduğu Jinekolojik Onkoloji Bölümüne, ağır bir hasta getirildi. Yerel hastanelerdeki doktorlar, hastalığını değil tedavi etmek, teşhisini bile koyamamışlardı.

Dr.Kelly, hastanın naklinin yapıldığı bölgeyi öğrenince, çocukluk yıllarını yaşadığı belde hafızasında canlandı. Muayene için odaya girdiğinde ise, hastayı hemen tanıdı. Bu kadın, uzun seneler önce kendisine su yerine süt veren genç kızdan başkası değildi.

Kendisine yıllar önce yapılmış bu iyiliği hatırlayan Dr.Kelly, hasta için elinden gelen herşeyi yaptı. Sonunda, Allah şifa verdi ve kadın ağır hastalığından kurtuldu.

Kadının taburcu olacağı gün, kadının ameliyat dahil bütün muayene masraflarının kayıtlı olduğu fatura, imzalanması için Dr. Kelly’ye iletildi. Faturaya bakan doktor, üzerine birşeyler yazdı ve kadının odasına gönderdi. Kadın korkarak faturayı açtı. Bu tür tedavilerin çok pahalıya patladığını biliyordu. Yüksek bir miktar ile karşılaşacağını düşünüyordu.

Nitekim, faturada, onbinlerce dolarlık bir rakam, kenarda ise Dr.Kelly imzalı bir not vardı:

“Bir bardak süt ile ödenmiştir.”

DİĞER YAZARLAR
NURAN İKİZ
KORKU
Recep ÇINAR
Özgül ağırlık!    
Levent Büdüş
 MİRASTA ÜÇÜNCÜ KİŞİLER
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
CELİL ÖZCAN
AMASYA GENELGESİNİN 101. YILI KUTLU OLSUN
TURAN ŞALLI
Evleri yıkılan Romanların çaresizliği
ERCAN KERMAN
KOCA BOZGUN-DOKSANÜÇ HARBİ
Şükrü Akıllı
BU ANLAYIŞLA ÇEVREYE BEDEL ÖDEYECEĞİZ!
Ertan Çekiç
MUTLU ETMEK
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
YÖNETİM VE YÖNETİCİ
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
Rapor sonundaişe başlamadan yıllık izin kullanabilir miyim?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER