Levent Büdüş
EDİRNE’DE ÇEVRE ve DOĞA ŞENLİĞİ
Yayın Tarihi: 25 Şubat 2020, Salı
Diğer Yazıları

Çağımız insan idraki bakımından para çağıdır; her davranışın her eylemin şahsi menfaatlere dayanması gerektiğiyle ilgili parasal ağlar kurulmuştur. Parasını verdikten sonra her şey mubahtır, diye insanlar düşündürülmektedir. Günümüzün cahil kitlesini para odaklı düşünenler oluşturmaktadır. Bu tarz insanlar ister zengin ister fakir olsun bir yerlerde bir şeyler yedikten sonra madem vergi veriyorum, para veriyorum buraya bıraktığım çöpümü gelip toplasınlar, diye de düşünebilir.

Tunca ve Meriç Kıyıları; Kent Ormanı maalesef temiz değil.

Ağaç dallarına takılmış poşetlerden tutun da akşam kendince sefa yapıp ardında kalan yiyecek içecek kutularından mangal artıklarına kadar ne ararsan buralarda var.

Çevreye ve doğaya saygılı olamama, layıkıyla eğlenememe durumu sadece Edirne ile ilgili bir sorun değil; Türkiye genelinde alışverişe ve vakit öldürmeye dayalı aynı çevre sorunu mevcut. Doğada ya da bir parkta yiyip içen insanların artıklarını umarsızca çevrede bırakması bir gerçekliktir ülkemizde. Buna eş aynı insan tipi aynı davranışı lokantada da sergiliyor: madem para verdim batırdığım bu masayı gelip toplasınlar, bana ne diyor.

Hâlbuki medeni hayatta çöpünü masada bırakmak ya da doğada bırakmak çok terbiyesizce bir davranıştır; evindeysen aile fertlerini, bir lokantadaysan o işletmeyi, doğadaysan da çevre temizlik işçilerini aşağılamak anlamına geliyor. Tabii olarak güya eğitimli ya da eğitimsiz, erkek ya da kadın bu magandalarla herkes uğraşmak zorunda kalıyor.

Her şeyi parayla ölçen kendine hizmet edilmesi cahilliğini ve açlığını ödediği üç beş lirayla gidermeye çalışan bu kişiler, kendi bedenlerine saygısızca davrandığı gibi bedenlerinin parçası olduğu doğaya ve çevreye de saygısızca davranabiliyorlar. Parasını veriyoruz gelip toplasınlar diye düşünebiliyorlar kendi cehaletleri içinde. Şimdi biz bu kişileri bir yana alalım ve işin daha insancıl boyutuna odaklanalım.

Toplumumuzun genelini oluşturan aklı başında halkımızda çevrecilik ve doğal yaşam ile ilgili bir eğitim eksikliği olduğu muhakkak. Zira biz genel olarak kentli değil köylü bir toplumuz ve süpermarketlerin yaygınlaşma tarihi bile bizde hayli yeni.

Daha düne kadar her şey bizim için kıymetliydi, el ürünüydü. Kese kâğıdı, kâğıt külah, ipten alışveriş filesi, bez torba, cam şişe, su testisi; bakır, alüminyum araç gereçler, hasır sepetler hem çok gerekliydi hem de el emeğiydi, bu yüzden kıymetliydiler. Köyde doğaya atılan her şey hemen hemen doğa tarafından çabukça geri alınan atıklardı ve genellikle çöp değildi bunlar; doğaya çabuk karışabilen hatta faydalı olan doğal atıklardı; kurda kuşa, mantara, bitkiye gıdaydı.

Seksenli yıllarla birlikte plastik ve ambalaj sanayinin ürettiği doğanın hazmedemediği bu ürünlerin kullanım niteliklerine dair (yerinde, şehirde ve köyde) bilinçlendirme eğitimlerinin verilmemesi veya bu yöndeki eğitim eksikliği yüzünden plastik denen çöpler her yeri istila etti. Tabii vaktiyle insanların plastiğe karşı neden dürüstçe eğitilmediği de ayrı bir konudur, bunu başka zaman irdeleriz. Alışveriş kaynaklı, doğada eğlenmeye dayalı çevre kirliliğinin belirdiği nokta tam da buradadır: halkı eğitmekle görevli olan kişiler maalesef bu görevi zamanında yapmadığı veya yaptırılmadığı için halkımız endüstriyel toplum ve kentli olma bilincini layıkıyla edinemedi.

Edirne Belediyesi’ne önerim, Tunca Nehri kıyısında bir çevre ve doğa şenliği tertip edilmesidir. Çevreden ve doğadan layıkıyla istifade edilebilmesi yönünde ülkemize örnek olacak hakiki teorik ve pratik çalışmayı bir kitapçıkta derleyerek ayrıca dünyaya sunmanızdır. Kentin tüm unsurlarının kendi iç kültürlerini medenice ifade edebildiği, müziğini dansını sergilediği, şiirini okuduğu bir kentlilik dışavurumunu bu şenlik vasıtasıyla Edirne’mize, Türkiye’ye ve dünyaya sunalım. Çevre ve doğa bilincini geliştirmek, daha etkin, katılımcı geribildirimler alabilmek adına günümüz gerçeklerine göre yeni ve güncellenen yaklaşımlar tasarlayıp geçmişten bugüne varan ve geleceğe uzanan yolda kentimizi çağdaşlık şemsiyesi altında bütünleyelim.

 Edirne hâlâ duygusuyla, ezgisiyle, eğlencesiyle insan doğallığı da dâhil diğer doğal güzelliklerini yitirmemiş bir kent. Bu kent, kendine ait bağcılık hünerleriyle, mandıra ürünleriyle, toprağında yetişen lezzetli meyveleriyle, sebzeleriyle, diğer doğal kaynaklarıyla hem kendini doyurabilir hem de ruhsal mutluluğunu daim kılabilir ve tüm bunları ihtiyacı olanlarla paylaşabilir. Yeter ki kente, yöreye dolayısıyla doğadaki tüm verilere dair insanları birbirinden ayırmadan halkımıza medeni düşünüşler ve davranışlar kazandırma adına çaba gösterelim.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Domuzdan post, gâvurdan dost olmazmış!      
ERCAN KERMAN
TÜRKİYE GLOBALLEŞMİŞ
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK