Tülay Çağlarer
Bağışıklık hakkında…
Yayın Tarihi: 19 Şubat 2020, Çarşamba
Diğer Yazıları

Sağlıklı mıyız?.. Sağlıklı olmak ne demek?.. Bağışıklık sözünden ne anlıyoruz?.. Bağışıklık sistemi nedir? Bağışıklık hakkında ne biliyoruz? Bu sistem nasıl çöker?.. Nasıl güçlendirilir?..

Bugünkü yazımın konusu bu. Bağışıklık kelimesini çok kullanıyoruz. Hangi hastalık söz konusu olsa nezleden gribe,  kansere kadar.  Doktorlar bağışıklığımızı sorguluyorlar. Bugünlerde dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgını da var. O halde bağışıklığı anlamaya ve öğrenmeye çalışalım diyorum. Tabii doktorlarımızın görüşlerini alarak.

Nasıl ki yeni birisiyle tanıştığımızda önce adını sorarak söze başlarız, bağışıklık konusunda da bakteri ve virüsü tanıyarak konumuza girelim.

Virüsler, gözle ve hatta ışık mikroskobu ile görülemeyecek kadar küçük yapıda olan, çoğalabilmek için mutlaka bir canlıya ihtiyaç duyan mikro organizmalardır. AIDS, suçiçeği, çocuk felci, hepatit, grip, kızamık, kabakulak, kuduz, kuş gribi gibi hastalıklara yol açar.

Bakteri, tek başına bir hücreden oluşan küçük organizmalardır. Bakteriler, insan vücudu, toprak, su, hava gibi ortamlarda hayatta kalabilirler. Ve çok hızlı üreyebilirler. Antibiyotikler bakterilerin çoğalmasını engeller.

Zararlı bakteriler üst solunum yolu enfeksiyonu, tifo, dizanteri, kolera, tetanoz, difteri, zatüree ve verem gibi hastalıklara yol açarlar.

Yararlı bakteriler, peynir, yoğurt, ekmek, sirke ve B ile K vitamininin üretiminde görev alırlar.

Bağışıklık(immün) kelimesinin anlamını da öğrenelim. Bünyenin belli hastalıklara yakalanmayacak şekilde bazı mikroplara karşı direnç kazanmış olması durumudur.

Bağışıklık kazanmak, bazı hastalıklara ve etkilere karşı dayanıklı duruma gelmek demektir.

Bağışıklık bilimi(immünoloji) ise vücudun bağışıklık sistemini, bağışıklıktaki arızaların sebeplerini, önleyici tedbirleri ve yapılacak tedaviyi inceleyen bir tıp dalıdır.

Bağışıklık sistemi, “mikrop” diye tanımlanan, vücudumuzda enfeksiyona yol açan virüs, bakteri, mantar ve parazit gibi mikroorganizmaların zarar verici etkilerine karşı kişiyi koruyan, savunma sistemimizdir.

Bağışıklık sistemini doğal bağışıklık ve kazanılmış bağışıklık olarak ikiye ayırabiliriz. Doğal bağışıklık herhangi bir hastalığa karşı doğuştan gelmektedir. Kandaki savunma hücreleri olan akyuvarlar, mikropları yutarak parçalar ve antikor üreterek zararsız hale getirirler. Geçirdiğimiz bazı hastalıklar ve anne sütünden gelen antikorlar doğal bağışıklığı sağlar. Bu konuda Prof. Dr.Canfeza Sezgin’in bağışıklık sistemini anlatan yazısından faydalanarak sizleri bilgilendiriyorum.

Doktorumuz bağışıklığı sağlayan organlarını ve görevlerini şöyle anlatıyor:

Gözyaşı bezi:Gözyaşı salgılayarak toz, kir ve yabancı maddelere karşı gözü yıkar.

Tükürük bezleri:Tükürük üreterek mikroplara karşı direnir ve onları uzaklaştırır.

Burun-boğaz:Yapışkan mukus sıvısı üreterek yabancı maddeleri tutar.

Mide: Asit üreterek besinlerle giren birçok mikrobu bağırsaklara ulaşmadan yok eder.

Deri: Birçok hastalık mikrobunun vücuda girişini engeller.

Lenf düğümleri: Yabancı maddeleri süzer ve içindeki akyuvarlar sayesinde onları yok eder.

Sonradan kazanılan bağışıklık, insanların doğduktan sonra çeşitli yollarla kazanmış oldukları bağışıklıktır. Bir hastalığın geçirilmesiyle gelişir, ya da dışarıdan vücuda verilen aşı ve serum ile gelişir ve yeterli dengeli beslenmeyle geçirilir.

Aktif ve pasif bağışıklık olmak üzere iki çeşittir.

Aktif bağışıklık: Vücuda hastalık yapan mikrop vücuda girdikten sonra vücudun bu mikroplara karşı bağışıklık kazanmasıdır. Vücudumuza giren hastalık mikropları ile savaşan akyuvarlarımız bu mikroplara karşı direnç kazanır. Bu mikroplar tekrar vücuda girmesi sırasında hazır olan akyuvarlar hastalık oluşmadan ortadan kaldırır.

Sonradan bağışıklık kazanmanın bir başka yolu ise aşıdır. Aşı, zayıflatılmış ya da öldürülmüş mikroplardan yapılır. Aşı yapıldığında bu mikroplar hastalığa sebep olmaz, savunma hücrelerinin bu hastalığı tanıması ve hastalığı yok etmesini öğrenir. Gerçek mikrobun vücuda girmesi durumunda hazırlıklı olan savunma hücreleri mikrobu, hastalık yapmadan yok eder.

Pasif bağışıklık; insanlar hastalık mikroplarından ilaç veya serum yoluyla kurtulabilirler. Serum, hastalandığımızda mikroplarla mücadele etmemize yardımcı olan ve bağışıklığımızı destekleyen bir sıvıdır.

Hastalıkları tedavi etmek için kullanılan ilaçlar doktor tavsiyesi ile ve doktor kontrolünde olmalıdır.

Yazımın bu bölümünde aşı ve serumdan bahsettiğime göre bunların özelliklerini ve arasındaki farklılıkları da tanıtmak istiyorum.

Aşılar:

-Aktif bağışıklık sağlar.

-Hastalıktan önce verilir.

-Koruyucudur.

-Bağışıklık süresi uzundur.

-Zayıflatılmış mikrop ya da toksini vücuda verilir.

-Laboratuvarlarda hazırlanır.

Serumlar:

-Pasif bağışıklık sağlar.

-Hastalık sırasında verilir.

-Tedavi edicidir.

-Bağışıklık süresi kısadır.

-Hazır antikor vücuda verilir.

-Hayvan kanında aşı ile hazırlanır.

Dr. Jan Klod Kayuka’nın bilgilerine dayanarak sistemin organlarını anlatmaya devam ediyorum.

Bağşıklık sistemi: Görevini yapmak için bazı organ ve dokuların işbirliğine ihtiyaç duyar. Bağışıklık sisteminin temel ögeleri, akyuvarlar, kemik iliği, lenf sistemi, hormonlar ve bazı proteinlerdir.

Bademcikler: Boğazda lenfositlerin toplandığı küçük yapılardır.

Lenf, bağışıklık sistemindeki hücre ve proteinleri, vücudun bir yerinden başka bir yerine taşırlar.

Lenf düğümleri: Koltuk ve çene altı, dirsek, boyun ve göğüslerde bulunan bu yapılar, T ve B hücrelerinin bulunduğu merkezlerdir.

Lenf bezleri: Yutağın üst kısmında, burun boşluğunun arka tarafındaki parçalardır. Enfeksiyon ajanlarına ve ürettikleri antikorları yakalarlar.

Timus: Göğüs boşluğu içinde yer alan bir organdır. Olgunlaşmamış lenfositler kemik iliğinden çıkıp timusa gelir, büyür ve görevlerini yerine getirmek için kana karışır.

Karaciğer: İmmünolojik etkin hücreleri içerir, ilk fetüs karaciğeri tarafından üretilir.

Dalak: En önemli görevi fonksiyon dışı kalmış kanı süzmek ve antikor üreten hücrelerin gelişimini sağlamaktır.

Peyer Plakları:İnce bağırsağın ileum bölgesindeki bu plaklar, bağırsak lümenindeki patojenleri kontrol altında tutar.

Kemik İliği: Kök hücrelerin bulunduğu merkezlerdir.

Şimdi de bağışıklık sistemimizi zayıflatan nedenleri öğrenelim.

Bağışıklık sisteminin gelişmesi için bebeklik döneminden itibaren yaşamın her döneminde önemli olan bazı noktalara dikkat edilmesi gerekir. Ancak, hava kirliliği, dengesiz ve kötü beslenme, probiyotik eksikliği, yoğun sitres, mevsim değişiklikleri, sigara-alkol kullanımı, kimyasallar, genel hijyen kurallarının yerine getirilememesi, aşırı kilo, sık antibiyotik kullanımı, kalitesiz uyku gibi sebepler bağışıklık sistemini zayıflatabilir.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için vücudumuza gerekli olan vitamin, mineral ve besinlerin neler olduğunu bilmemiz gerekir. Onları da yazıyorum.

- A vitamini(süt, balıkyağı, yumurta)

-E vitamini(kırmızı ve turuncu renkli sebzeler, yeşil yapraklı sebzeler)

-C vitamini(turunçgiller, yeşil biber, kavun, maydanoz)

-D vitamini(ceviz, fıstık, badem, susam, yağlı tohumlar, soya)

-B6 vitamini(Yetersizliğin bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olur)

-Folik asit ve B12 vitamini(et, balık, tavuk, süt, süt ürünleri)

-Demir(kırmızı et, yumurta, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler)

-Çinko(virüslerin çoğalmasını engeller yumurta, et, süt)

Sağlıkla ilgili bir bilgiye ihtiyacım olduğunda Prof.Dr. Osman Müftüoğlu’nun bu konudaki görüşlerine muhakkak başvururum. Bu konuda Müftüoğlu, şöyle diyor:

Bağışıklık sisteminizi güçlü tutmak istiyorsanız uykunuza, aktivitenize, stresinize, ama özellikle de beslenmenize özen göstermelisiniz. Yeterli protein almaya(et ürünleri, süt ürünleri, yumurta) özen göstermeli. A, C, B6 ve E vitamininden zengin bir beslenme planı oluşturmalısınız. Bunun için daha çok sebze, meyve, bakliyat, tahıl ürünü çeşidi yemeye çalışmalısınız. Ayrıca, demir, çinko ve selenyum eksikliklerinden korunmalısınız. Yağ seçimlerinizde dikkatli olmalı, Omega-3 yağlarından zengin yiyecekleri(balık, ceviz, keten tohumu, semizotu) çoğaltmalısınız.

Zeytinyağına öncelik vermeli, Omega-6 yüklü diğer bitkisel yağları daha az kullanmalısınız.

Eğer, sık sık nezle, grip oluyorsanız bir türlü geçmeyen yorgunluk ve halsizlikten yakınıyorsanız, oranız, buranız ağrıyıp duruyor, her sabaha yorgun uyanıyorsanız sorununuzun bağışıklık sisteminizdeki zayıflıktan kaynaklanabileceği aklınızda olsun.”

13 Şubat 2020 Perşembe günü TeVe 2 kanalında Derya Baykal’ın konuğu Prof. Dr. Canan Karatay idi. Konu Korona virisü dolayısıyla bağışıklık idi. O da, bağışıklık sisteminin çökmesini sık sık grip salgınına sebep olduğunu söyledi. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:

“1-Doğal ve sağlıklı beslenilmeli.

2-D vitamini son derece önemlidir, vitamin değil hormondur.

3-Kolojen gıda almalıyız. Kelle, paça, kemik suyu, et, yumurta yiyin, yalnız proteini, yağ ile beraber yemeli.

4-Probiyotik tüketilmeli. Ev yoğurdu, ayran, kefir, ev turşusu, fermente fasulye ve besinler vücut direncini güçlendirir.

5-Prebiyotik tüketilmeli. Ev yoğurdu, sarımsak, soğan, pırasa, kuşkonmaz, enginar v.b. Süpür besinler vücut direncini güçlendirir.

6-Unlu, şekerli gıdalar asla yenilmemeli.

7-Kristal kaya tuzu tüketilmeli.

8-Günde 8-10 bardak su içilmeli.

9-Kilo verilmeli. Pankreas ve karaciğerin yağı gitmeli.

Özetle doğal beslenilirse işlenmiş, paketlenmiş yalancı kimyasallarla ve tatlandırıcılarla yüklü tüm yiyeceklere, gazlı içeceklere dokunulmazsa, unlu, şekerli gıdalar tüketilmezse bağışıklık sistemi güçlenir ve güçlü kalır.” dedi.

 Karatay, bir kadın programının misafiri olduğundan mıdır bizleri biraz da şaşırtan uyarıları da oldu.

“Evlerinizi deterjanlarla, çamaşır sularıyla temizlemeyin. O temizlik malzemelerini kullanmayın. Deterjanlardaki kimyasallar eve yayılıyor, evi zehirliyor. İnsan vücuduna zarar veriyor. Tansiyonu artırıyor. Kalp çarpıntısı yapıyor.

Bir de evlerinizi çok ısıtmayın. Çocuklarınızı çok giydirip terletmeyin. Soğuk denecek ısıda yaşayın. Çocukları soğuğa alıştırın.“ dedi.

Görüldüğü gibi bütün bilim adamı doktorlarımız aynı şeyleri söylüyor.  Onların dediklerini yapmaya gayret edelim. Bütün öneriler bizim sağlığımız içindir.  Yazımı Karatay Hocanın sözleriyle bitirmek istiyorum.

“Sağlıklı yağ, sağlıklı protein, sağlıklı su, sağlıklı hava ile sağlıklı kalın!”

 

DİĞER YAZARLAR
Recep ÇINAR
Ayasofya!
TURAN ŞALLI
SOSYAL VE KÜLTÜREL YAŞAMIMIZDA ROMANLAR
NURAN İKİZ
Turizm ve sahte gıdalar
Levent Büdüş
 MİRASTA ÜÇÜNCÜ KİŞİLER
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
CELİL ÖZCAN
AMASYA GENELGESİNİN 101. YILI KUTLU OLSUN
ERCAN KERMAN
KOCA BOZGUN-DOKSANÜÇ HARBİ
Şükrü Akıllı
BU ANLAYIŞLA ÇEVREYE BEDEL ÖDEYECEĞİZ!
Ertan Çekiç
MUTLU ETMEK
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
YÖNETİM VE YÖNETİCİ
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
Rapor sonundaişe başlamadan yıllık izin kullanabilir miyim?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER