TURAN ŞALLI
Fevzipaşa İlkokulunun bilinmeyenleri
Yayın Tarihi: 03 Şubat 2020, Pazartesi
Diğer Yazıları

Fevzipaşa ilkokulu’nun tarihi binası 1906 yılında Rum cemaatinin inşa ettirdiği bir okuldur. Türk çocuklarının gittiği Muradiye mektebi, Muradiye Cami avlusunda fiziki koşulları yetersiz bir yapı içinde devam ediyordu. Fiziki koşulların yetersizliğinden Kıyık Caddesi üzerinde bulunan eski göğüs hastalıkları hastanesinin bahçesinde ve şimdilerde yerinde olmayan bir binaya taşındığı okulun anı defterinde yazılıdır. 1922 yılında Kurtuluş Savaşı sonrası Rumlar’ın Edirne’yi terk etmesi sonrasında Muradiye Mektebi 1923 yılında bu tarihi binaya taşınır. 1926 yılında o dönemin Genel Kurmay Başkanı olan Fevzi Çakmak’tan ismini alarak Fevzi Paşa İlkokulu olarak hizmet vermeye başlamıştır. İki kattan oluşan yapı dış duvarlarının renginden dolayı yaşlı insanlar arasında okul “KIRMIZI MEKTEP” olarak bilinir. 1900’lü yıllarda Kıyık semtinde farklı sosyal sınıflar, etnik ve dini farklılıklar olsa da birlikte yaşama kültürü vardı. Ancak eğitim birliğimiz yoktu. Yabancı etnik ve dini gurupların eğitime verdiği önemi bu tarihi yapıdan anlamak mümkündür.

Okulun bahçesinde altın gömülü

Yaşlılar arasında okulun bahçesinde altın gömülü olduğu söylentileri hep vardı. Yaşlı olan, bu okulda okuyan Şadi amcaya “Okulumuzun bahçesinde iki ağaç arasında altın gömülü olduğu söyleniyor. Ne dersin doğrumu?” dediğimde “Konuyu ben biliyorum. 1945 yılları olacak, üç kişi altınları çıkardığı söyleniyor. O kişilere de altın hayır getirmemiş. Biri trafik kazasında ölmüş. Birinin sonradan bacağı kesilmiş. Birinin genç yaşta oğlu ölmüş” diye şeyler anlatmıştı. Bu gibi konular tarihi eserlere yönelik her zaman vardır. Mesele altın değil, yabancıların eğitim ve öğretime verdiği önemin altın kadar değerli oluşudur

Okulun duvarına top mermisi

Rumların kendi çabaları ile inşa ettirdikleri okul, 1912-1913 Balkan Savaşı’nda  ilk darbeyi  alır.  1912-1913 Balkan Savaşı sırasında Bulgar askerlerinin Edirne’yi işgali sırasında, Bulgar askerlerinin fırlatmış olduğu top mermilerinden biri binanın sağ yan kısmına isabet eder. Binanın üst katında iki metre kare kadar bir alan zarar görür. Bulgarların şehri ele geçirmesinden sonra karargâh binası olarak kullanıldığından büyük bir ihtimal zarar gören bir 1 metre karelik oyuk Bulgarlar tarafından ateş tuğlası ile örülmüştür.  1994 yılında okulun asfaltlanması sırasında iş makinesinin zemin düzenlemesi esnasında yaklaşık 30 cm derinlikteki top mermisi ortaya çıkmıştı.

 

Asfaltlama çalışmalarında bulunduğumdan binanın duvarına yakın kısmından çıkan top mermisini alarak okulun hurdalık kısmına koymuştum. Ne talihsizliktir ki, okul hizmetlisi Bilal ağbi sokaktan geçen hurdacının birine hurdaları verirken top mermisi de hurdalarla gitmişti.  5-6 yıl sonra okulumuzun kütüphanesinde bulunan  “Edirne Savunması Günleri” isimli kitabı okuduğumda kitabın 38.sayfasında;  “Bulgar’ların şehri bombardıman eden toplarının ilk mermisi kasımın 8. günü saat 15:45’te Kıyık mahallesi civarında askeri mevzi yanına düşmüştü. Bundan sonra mütareke gününe kadar bombardımanın ardı arkası kesilmemiştir. Komutanlığın tam şehir merkezinde işgal ettiği kırmızı kışla(kitapta geçen Kırmızı Kışla bugün,  54.Mekanize Tugay Komutanlık Binası olarak kullanılmaktadır) bombardımandan müteessir olmuş ve hatta Edirne Askeri lisesinden bir öğrenci, komutanlık binasına rastlayan bir mermi ile param parça olarak şehit düşmüştü. Bu itibarla kaçınılmaz ve içinde sükûnetle çalışılmaz bir hale gelir. Komutanlık binasının terkine karar verilir” diye yazılı bölümünden anlaşılacağı üzere Kıyık mahallesi civarına atılan top mermilerinden birinin bu okula isabet ettiği anlaşılmaktadır.

Maalesef bizler, ülke olarak tarihi kimliğimizi yeteri derecede bilmediğimiz kadar, tarihi mekânlarımızı yeterince koruma kültürümüz gelişmemiştir. Birçok tarihi binalara ve tarihe tanıklık etmiş özelliklerini koruyamıyoruz. 2013 yılında Fevzipaşa ilkokulu büyük çaplı restorasyon çalışmasında top mermisinin isabet ettiği ayrıntı ya gözden kaçtı, ya da önemsenmemiştir. Top mermisinin zarar verdiği kısımdaki orijinal ateş tuğlaları yerinden sökülerek, pres tuğla ile örülmüş, orijinalliği yok edilmiştir. Bu bilinmeyen öykü, okulun tarihini bilmeyenlere ışık tutma niteliğindedir. Bu tür özelliklerin bilinmesi ve tarihin derin sayfalarında yaşanan derin acılar unutulmamalıdır.

DİĞER YAZARLAR
NURAN İKİZ
KORKU
Recep ÇINAR
Özgül ağırlık!    
Levent Büdüş
 MİRASTA ÜÇÜNCÜ KİŞİLER
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
CELİL ÖZCAN
AMASYA GENELGESİNİN 101. YILI KUTLU OLSUN
TURAN ŞALLI
Evleri yıkılan Romanların çaresizliği
ERCAN KERMAN
KOCA BOZGUN-DOKSANÜÇ HARBİ
Şükrü Akıllı
BU ANLAYIŞLA ÇEVREYE BEDEL ÖDEYECEĞİZ!
Ertan Çekiç
MUTLU ETMEK
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
YÖNETİM VE YÖNETİCİ
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
Rapor sonundaişe başlamadan yıllık izin kullanabilir miyim?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER