Tülay Çağlarer
Geleceğin gıdaları
Yayın Tarihi: 15 Ocak 2020, Çarşamba
Diğer Yazıları

Genelde ev hanımlarının günlük problemlerinden biri ‘bugün yemek olarak ne yapmalıyım’dır.

Bu sorunun cevabı içinde sabah kahvaltısı yoktur. Çünkü, sabah öğünü genelde yumurta, peynir, zeytin çeşitleri, tereyağ, simit, poğaça, börek veya çorbadır. Sorun öğle ve akşam öğünlerindedir. Yemek çeşitlerini saydığımızda çeşit çok gibi görünür ama durum pek de öyle değildir.

İsterseniz birlikte düşünelim.

Hemen mevsim sebzeleri aklımıza geliyor. Lahana, pırasa, kerevizi, brokoli, karnabahar vb. İkinci sırada kurufasulye, nohut, barbunya, bakla, bezelye, mercimek, pirinç vb. var. Bunların yanına et ve balık cinslerini ekleyelim. Bir de yaz ayları sonunda yaptığımız konservelerimizi unutmayalım. Artık eski zamanlardaki gibi değil. Kışın, yaz sebzelerini, yazın da kış sebzelerini buluyoruz. Güneş görmeden yetişen sera sebzelerini temin edebiliyoruz. Ama gelin görün ki yine de hergün ‘bugün ne yiyceğiz’ diye düşünmeden edemiyoruz.

Bu kadar çeşit var ama kış sebzeleri genelde kokulu olduğundan pek sevilmez.

Et ve balık pahalı diye düşünülür, çoğu aile bu ürüne ulaşamaz.

Doktorlar ve uzmanlar her sebze ve meyveyi mevsiminde yeyin derler. Bu nedenle serada yetişen sebzeleri satın almak istemeyiz. Geriye kala kala yılın 12 ayı alıp pişirip severek yediğimiz bakliyat kalıyor.

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama 2016 yılı Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Bakliyat Yılı” ilan edildi, ardından 10 Şubat 2019 günü ilk kez “Dünya Bakliyat Günü” olarak kutlandı.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO)’ya göre, bakliyatlar yetiştirilirken bir kilogram mercimek ya da bezelye için 50 litre su gerekirken, bir kilo tavuk eti için 4 bin 325 litre, bir kilo kırmızı et için ise 13 bin litre suya ihtiyaç duyuluyor.

Bu nedenle protein değeri yüksek baklagiller, gerek insan sağlığı ve gerekse üretiminde az suya ihtiyaç duyulması ve toprak verimliliği gibi çevreye olan katkıları nedeniyle “Geleceğin Gıdası” olarak görülüyor.

Uluslararası Bakliyat Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Cindy Brown, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bakliyatların hem insan sağlığına, hem de çevreye olan olumlu katkıları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Dünya nüfusunun ve aynı zamanda yetersiz beslenen kişilerin sayısının giderek artığına değinen Brown, önümüzdeki senelerde yaşanabilecek gıda güvenliği sorunu nedeniyle yeterli derecede protein olmayacağına dikkat çekti.

Brown, “Bakliyatlar, protein, vitamin ve lif bakımından oldukça zengin ve enerji verici, aynı zamanda rafa dayanıklı ürünler ve uzun yıllar muhafaza edilebilirler. Bakliyatlar mükemmel bir besin maddesi.” dedi.

Bakliyatların çevre dostu da olduğunu anlatan Brown, “Bakliyatlar daha az su ve ticari gübreye ihtiyaç duyuyor. Çünkü, büyürken toprağa nitrojen takviyesi yapılıyor. Bu şekilde toprağın ömrünü de uzatıyor. Bakliyatlar, çevre için mükemmel bir çözüm. Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle karşılaştığımız bazı sorunların önüne geçiyorlar.” diye açıklamalarda bulundu.

 Kanada Bakliyatçılar Birliği Genel Müdürü Gordon Bacon,”Gıda sektörünün tatlı su kaynaklarının yüzde 80’ini kullandığı ve küresel sera gazı salımının üçte 1’ine neden olduğu gözönünde bulundurulduğunda gıda seçimlerimizi yaparken çevreyi de düşünmek gerekiyor.” dedi.

Bakliyatların toprakla benzersiz bir ilişkilerinin olduğunu ve dünyanın dört bir yanında iklim ve bölge topraklarına adapte olan farklı bakliyat türlerinin bulunduğuna işaret eden Bacon, “Bakliyatlar, tropik iklime sahip ülkelerden aşırı derecede soğuk kuzey ikliminin olduğu Kanada’ya kadar her yerde yetiştirilebilinir.” olduğunu söyledi.

Bacon, bakliyat tüketimi mirasının yeniden keşfedilmesini belirterek “Gelecekte 9 milyar insanın nasıl besleneceği gözönünde bulundurulduğunda, bitkisel proteinlere, özellikle de bakliyatlara yönelmek gerekecek.” değerlendirmesinden bulundu.

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Yardımcısı Bilge Koçyiğit, bakliyatların Akdeniz Havzasında yer alan Türk mutfağının vazgeçilmezlerinden olduğuna dikkat çekerek, düşük kolestorol içeren ve yüksek lif, aminoasit, vitaminler bakımından zengin ve aynı zamanda glutensiz olan bakliyatların sürdürülebilir gıda yönetimine de katkıda bulunduklarını söyledi. Çevre ve sağlığımız için önemli olan “Geleceğin 50 gıdası” belirlendi.

Hayvansal üretimden çok daha az su, toprak, sera gazı kullanılan, bitkisel gıda üretimi, geleceğin gıdalarını belirliyor. Protein zengini bitkisel ürünlerden oluşan ve çevreyi korumada etkili olan, geleceğin 50 gıdası tespit edildi.

Geleceğin 50 gıdası listesindeki yiyecekleri belirleyenleri de öğrenelim.

Geleceğin 50 gıdası raporu, sürdürülebilirlik, tarım ve beslenme alanındaki çok sayıda uzmanın müşterek katkıları ile araştırıldı ve yazıldı. Rapor Knorr, Dünya Doğal Hayatı Koruma Fonu(WWF) ve Dr.Adam Drewnowski tarafından takdim edildi.

-Knorr, 2020’ye kadar bütün sebzelerin, otların ve tahılların sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesi iradesi çerçevesinde, çiftçiler, tedarikçiler ve şeflerle yoğun çalışmalar yürütmektedir.

-WWF bilim odaklı yaklaşımı, küresel erişimi ve 5 milyondan fazla üyesi ile dünyanın önde gelen doğa koruma kuruluşudur.

-Dr. Adam Drevwnowski, Washington Üniversitesi, Halk Sağlığı Fakültesi’ne bağlı Halk Sağlığı ve Beslenme Merkezi’nin yöneticisidir. Obezite ve beslenme ve sağlıkta sosyal eşitsizlikler alanında tanınmış bir bilimsel otoritedir.

Geleceğin 50 gıdası listesinde 18 sebze türü, 13 tahıl ve yumru bitki türü yer almakta. Bunun dışında kabuklu ve taneli baklagiller ve filizler ile yüksek besin değeri içeren 3 mantar türü de listede bulunuyor.

Bu 50 gıda listesine dahil edilmenin kriterleri;

-Son derece besleyici olmaları.

-Çevre üzerinde mümkün olduğunca az etkiye sahip olmaları.

-Uygun fiyatlı.

-Erişilebilir.

-Ve lezzetli olmaları gerektiği belirtilmektedir.

Rapordaki yiyecekler şu kategorilere ayrılmaktadır.

-Algler(yosunlar).(Laver, wakame yosunu)

-Fasulye ve baklagiller Adzuki fasulyesi-Kara fasulye-Bakla-Bambara yer fıstığı-Börülce-Mercimek-Mamara fasulye-Maş fasulyesi-Soya fasulyesi)

-Kaktüsler(Nopal)

-Tahıllar(Amarant-Karabuğday-Ragi Darısı-Fonio-Horasan buğdayı-Kinoa-Kavuzlu buğday-Tef-Zizania)

-Sebze benzeri meyveler(Kabak çiçeği-Bamya-Turuncu domates)

-Yeşillikler(Pancar-Ropini-Lahana-Moringa-Çin lahanası-Balkabağı yaprağı-Kırmızı lahana-Ispanak-Su teresi)

-Mantarlar(Kış mantarı-Maitake mantarı-Safran süt kap mantarı)

-Kuru yemiş ve tohumlar(Keten tohumu-Haşhaş-Susam-Ceviz)

-Kök sebzeler(Sakız otu-Yumru maydanoz-Beyaz turp)

-Filizler(Yonca filizi-Meksika fasulyesi filizi-Nohut filizi)

-Yumrulu bitkiler(Hint lotusu-Mor yam-Meksika turpu-Tatlı patates’Çilembu’) yer almaktadır.

Görüldüğü gibi listede alışık olmadığımız onlarca bitki çeşiti var.

Bilim adamları sentetik et, süt icat etmekle de meşguller. Örneğin; sizleri geleceğin bir sonraki gıdası ile tanıştırayım. Laboratuvarda yetiştirilen süt; diğer bir tabirle sentetik süt:

Kaliforniya merkezli bir girişim olan Perfect Day İnc. geleneksel inek sütündeki proteinleri hayvan kullanmadan yeniden üretti. Şirket, fermentasyon işlemi sırasında hem peynir altı suyunu, hem de kazain üreten bir tür genetiği değiştirilmiş mikrofları geliştirdi.

Kültür eti veya temiz et olarak adlandırılan laboratuvar ürünü ile de tanışmamızın zamanı geldi.

Laboratuvarda üretilen et, tüplerde yetiştiriliyor. Hayvanın kök hücreleri alınıp büyümesi için gereken(glikoz, amino asitler, vitaminler ve minerallerden oluşan besinler) laboratuvar ortamında hücreye veriliyor. Ve genetik ebatta dokuya ulaştıktan sonra yeniliyor.

Kültür etinin çevresel etkilerini incelediğimizde 2011 yılında yapılan bir çalışma, hücreden üretilen 1 kilogram et için, geleneksel yöntemlerle yetişitirilen inek etine nispeten 200 kat daha az alan ve 30 kat daha az su kullanıldığını öğreniyoruz. Anlayacağınız artık et yiyebilmek için hayvanları kesmeyeceğiz. Böylece etini yemek için hayvan beslemek ve toprakları aşırı kullanmak tarihe karışacak.

Bu laboratuvar etleri Londra ve Amerika’da üretilip satılmaya başlandı.

Laboratuvar ortamında et üretimi çalışmaları sadece dünyamızda yapılmıyor. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda sinirden alınan hücrelerin 3 boyut yazıcıyla çoğaltılması yoluyla ilk kez et üretildi. İsrail Şirketi Aleph Farmis ve Rus Laboratuvarı uluslararası uzay istasyonunda laboratuvar ortamında et ürettiler. Bir sığırın kas dokusundan alınan hücreler 25 Eylül 2019’da Soyuz MS-15 uzay aracıyla Kazakistan’dan uluslar arası uzay istasyonuna gönderildi. Kozmonot Oleg Konenonko da 3D yazıcıyı kullanarak sığır hücrelerini bir parça ete dönüştürdü. Deneyler 26 Eylül’de Rusya’ya ayrılan bölümde, yer çekimsiz ortamda gerçekleştirildi.

Yapılan deneylerin 2 amacı bulunuyor. Dünyadaki gıda üretimini daha doğaüstü bir düzeye taşımak ve gezegenden ayrılan kozmonotlar için gerekli besinleri sağlamak.

Belli ki biz de yakın bir gelecekte laboratuvarda üretilen yiyeceğiz.

Bilim insanları için dur durak yok. Ukrayna’da yapay domuz yağı icat edildi.

Sumy’deki Tarım Üniversitesi öğrencileri bitkisel yağ ve jelâtinden yapay domuz yağı geliştirdiler.

İş bu kadarla da kalsa iyi. Sadece domuz yağı mı icat edildi zannediyorsunuz. Çinli bilim insanları yağ oranı düşük domuz ürettiler.

Çinli bilimciler genetik mühendislik teknikleri kullanarak, yağ oranı düşük domuzlar üretti. Ulusal Bilimler Akademisi tutanaklarında da yayınlanan makalede, yağ oranları diğer domuzlara göre yüzde 24 daha az olan sağlıklı domuz yavrusunun üretildiği ifade edildi.

Domuzlar yağ yakarak ısındıklarından soğuk hava şartlarından daha az etkilenecek, donarak ölme ihtimalleri çok daha düşük olacak.

Gelecekte neler yiyeceğiz diye düşündüğümde, bu genleriyle oynanmış canlılar gözlerimin önünden bir bir geçiyor. Mesela yazımda bugün bazı toplumlarda yenen böceklerden hiç bahsetmedim. Menüde onlar da var. Böcekler için “Geleceğin besin kaynağı” deniliyor. Yenilebilir böcekler protein, kalsiyum, demir, mineral ve vitamin içeriyorlar.

Dünya Gıda Örgütü(FAO) böcek yetiştirme programlarına geniş destek veriyor.

Bugünkü besenme kültürümüzle bunları nasıl yiyeceğiz, merak ediyorum.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Domuzdan post, gâvurdan dost olmazmış!      
ERCAN KERMAN
TÜRKİYE GLOBALLEŞMİŞ
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
TEMSİL UYGULAMALARI
Zafer Dereli
EMEKLİLİK TALEBİNDEN  NE ZAMANA KADAR  VAZGEÇİLEBİLİR?
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK