Tülay Çağlarer
Nasıl bir sabun tercih edersiniz?
Yayın Tarihi: 08 Ocak 2020, Çarşamba
Diğer Yazıları

Kış mevsimi geldi, kış hastalıkları da mevsimi takip ediyor. Özellikle grip bizleri yatağa düşürüyor. Ateş, yoğun kas, eklem ağrıları, boğaz ağrısı, öksürük, halsizlik insan sağlığını olumsuz etkiliyor. Hastalığı taşıyan kişilerin, öksürmesi, hapşurması ile havaya yayılan partiküllerle, ya da doğrudan temasla(kapıkolları, telefonlar, tabletler, bilgisayar klavyeleri, ortak alanda kullanılan tuvaletlerde sifon, musluk, kapı kulpları vb.) yerlerde bulunan bakteriler, toplum içinde hızla yayılıyor. Bu durumda doktorlar reçeteleri yazıyorlar ve de bazı tavsiyelerde bulunuyorlar. Bu tavsiyelerden biri çok önemli. Hasta olan bireyin öksürük, hapşuruk sonrası ellerini yıkamaları, ya da hasta bireylerle tokalaşma sonrasında yine ellerin hemen yıkanması, hatta sık sık yıkanması. Böylece hastalığın bulaşma riski en aza indirilecektir.

O halde ellerimizi yıkamak için neye ihtiyaç duyarız? Tabii sabuna.

Peki nasıl bir sabunu tercih edersiniz?

Bu soru karşısında çocukluğuma gittim. Çocukluk yaşımda bu soru bana sorulsaydı, herhalde “Beyaz Sabunu tercih ederim.” derdim. Çünkü o yıllarda tanıdığımız, bildiğimiz, gördüğümüz 3 cins sabun vardı. Beyaz sabun, yeşil sabun gibi kalıp sabunlar, bir de Arap sabunu. Aaa pardon! Bir de Edirneli olduğumuzdan dolayı meyve sabunları. Ama bunlar süs için…

Son yıllarda sabun çeşitleri arttı. Sıvı sabunlar hayatımıza girdi ve hayatımızın vazgeçilmezleri oldu. Vücudumuzun çamaşırlarımızı yıkadığımız beyaz sabunlar, yerini sıvı sabunlara, şampuanlara, duş jellerine bıraktı. Bunun sebebi olarak kalıp sabunların hijyenik olmadığı yönündeki görüşlerdir. Tam ‘artık katı sabunların ömrü bitti’ derken üreticiler bitki özlü rengârenk sabunlar ürettiler.

Bitkisel sabunlar saç dökülmesine, sivilceye, siyah noktalara, egzamaya, mantarlara iyi gelen güzel, hoş kokulu, ferahlatıcı, rahatlatıcıdırlar.

Normal sabunlar, hayvansal yağ kullanılarak yapılıyor. Bitkisel sabunlar bitki yağlarıyla imal edildiğinden daha sağlıklıdırlar.

Ergenlik çağındaki gençlerin sorunları ise yüzündeki, vücudundaki aknelerdir. Onlar da bitkisel sabunları tercih ediyorlar. Aknelerden rahatsız olanlara doktorlar cildin yumuşak bir sabunla yıkanmasını öneriyorlar. Bu işlem hem yağlanmayı azaltır, hem de tedaviye yardımcı olur.  Bitkisel sabunlarda bulunan uçucu yağ antibakteriyel özelliğe sahip doğal yağdır. Cildi besler, gençleştirir, nemlendirir ve yumuşaklık sağlar. Ayrıca cilde hoş koku ve rahatlık hissi verir.

Artık nasıl bir sabun kullanacağımıza kendimiz karar verebiliriz. Hani sormuştum ya, “Nasıl bir sabunu tercih edersiniz?” diye. Tercihinizde kolaylık sağlamak için bazı bitkisel sabunları ve özelliklerini sizlere tanıtacağım. Fakat bu bölüme “Az sonra” deyip sabunun tarihine bir yolculuk yapmak istiyorum. Ama öyle çok geçmişine değil.

Osmanlı dönemine doğru bir yelken açalım.

Osmanlı’da sabun esnafı, tertip edilen törenlerde esnaf alaylarında yer alıyorlardı. Osmanlı İmparatorluğu sabun üretimi açısından çok zengindi. İmparatorlukta üretilen sabun türlerini örnek olarak Trablus Sabunu, Çiçek Sabunu, Misk Sabunu, Hünkâri Sabun, beyaz ve siyah Paşa Sabunu, Alaca Sabun, Kandiye Sabunu, Girit Sabunu, Arap Sabunu, Leke Sabunu ve Fes Sabunu gösterilebilir.

Osmanlılarda sabunla ilgili bazı düzenlemeler de yapılmıştır. Örneğin; Fatih dönemine ait Foça Sabunhanesi ile ilgili düzenlemede ve Yavuz Sultan Selim dönemine ait Trablus Sancağı Kanunnamesi’nde sabun konusunda hukiki düzenlemeler bulunur, sonraki dönemlerde sabunun üretimi, kalitesi, fiyatı, kontrolü, ticareti ve sabuncu esnafı konularında oldukça çok belge ve düzenlemeler bulunmaktadır.

Zeytinliklerin, zeytinyağı üretiminin fazla olduğu yerlerde sabunculuk gelişmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda başlıca sabun üretim merkezleri Batı Anadolu, Midilli ve Girit adaları, Şam, Halep, Filistin, Nablus, Ayvalık, Edremit, İzmir, Edirne bölgeleridir. Osmanlı Devleti’nin en kaliteli ve en çok aranan sabunları Girit sabunlarıdır.

Edirne işi sabunlarda özellikle Rum sabuncuların imalatını yaptığı Misk sabunları ile meyve sabunlarının çok özel bir yeri vardır. Ayrıca ahşap sabun kutuları da dikkat çeker. Yazar, Medine Duff, Sabunlar ve Sabun Kutuları başlıklı makalesinde sabun kutuları hakkında şu bilgiyi vermektedir:

“Özellikle ahşap sabun kutularında 6 dilde açıklamaların yazılması dikkat çeker. Osmanlı İmparatorluğu sınırları içersinde kullanılan Osmanlı Türkçesi, Rumca, Ermenice, İbranice, Bulgarca ve Fransızca dillerinde Edirne Misk Sabuncusu Hıristakis yazılı sabun kutusu oldukça nadir ve önemlidir.“

Osmanlı’da komşular gelin hamamına birer kalıp sabun gönderilerek davet edilirdi. Gelin hamamı davetlerinde Edirne Misk sabunları kullanılırdı.

Gelinlerin çeyizlerine bir kutu dolusu Halep Sabunu ve Edirne Misk sabunu mutlaka konurdu.

Yine Edirne Misk sabunları padişahlara ikram edilecek hediyeler arasında yer alırdı.

Edirne’nin tarihten gelen ve bugün de ilimizde bol miktarda imal edilen meyve sabunlarımızı köşeme almaz isem ilimize haksızlık ederim. Nasıl yapıldığı hakkında teferruatlı bir bilgim yok ama yukarıda andığım makalede şöyle anlatılıyor:

“Edirne meyve sabunlarının yapılışı şöyleydi: Geniş kazanlara alınan sabunlar kızgın ateşte eritilirdi. Sıvı hale getirilen eriyik ateşten alınıp soğumaya bırakılırdı. İçine birkaç damla gülyağı konurdu. Hafif sıcakta hamur iyice yoğurulurdu. Daha sonra ustanın el becerisine göre meyveler oluşturularak istenen renge boyanırdı. Elma, armut, karpuz, kavun, limon, ayva vb. meyve sabunları hala sağlam olarak kalmışlardır ve koleksiyonlarda sergilenirler.”

Şimdi hem tarihten bahsediyorum, hem Osmanlı’dan bahsediyorum. O zaman Evliya Çelebi’den bahsetmeden olur mu? Elbette onun da sabun konusunda anlatacakları var.

Evliya Çelebi İstanbul Seyahatnamesi’nde kendine has uslübu ile sabuncu esnafından bahseder. Evliya Çelebi 200 sabuncu dükkânında 500 çalışan olduğunu ve pirlerinin Cemşid isimli bir usta oluduğunu belirtir. Cemşid’in başlangıçta sabunu zeytinyağından icat edebilmek için çok uğraştığını, ama muvaffak olamadığını ve buna çok üzülüp ağlarken bir damla gözyaşının sabun kazanına düşmesiyle donup taş gibi olduğunu, gördüğünü söyler. Gözyaşının tuzlu olduğunu bildiğini, böylece sabun kazanına tuzlu su katılması gerektiğini öğrendiğini ve sabunu icat ettiğini belirtir.

Evliya Çelebi ayrıca sabunun mucizevî bir karışım oluduğunu ifade ederek, sabunların küplerle İstanbul bezirgânına getirildiğini, arabalar üzeri dükkânlarda rengârenk sabunlar ile süslendiğini, nicesinin ellerinde dizi dizi ve başlarında tablalar ile ‘sabun alın, pak olun’ diyerek gezdiklerini belirtir.

Şimdi Osmanlı’dan günümüze gelelim. Kalıp sabunlar unutuldu diye düşünülürken üreticiler, bitki özlü sabunları çıkardılar. Renk renk ve değişik şekillerde, tamamen doğal yollarla sabunlar aromaterâpi ürünleri olarak adlandırılıyor ve içinde hiçbir katkı maddesi bulunmuyor. Bu sabunlar egzamadan sivilceye, yorgunluktan varise kadar birçok sorunun tedavisinde yardımcı oluyor.

Birkaç bitki özlü sabunun özelliklerini anlatmak istiyorum.

Lavanta Sabunu: Lavantanın yağı, taze kesilmiş çiçekleri, buharda damıtılmasıyla elde edilir. Lavanta sabunu, lâvanta tohumu, yağı ve çiçeklerinden oluşan ferahlatıcı, rahatlatıcı, uyarıcı ve hoş kokulu bir sabundur. Doğal lavanta yağının sinirleri yatıştırıcı özelliği sayesinde terâpi etkisi yaptığı bilinmektedir.  Yanıklara ve sivilcelere doku çürümelerinde faydalı etkileri vardır. Saçlara canlılık verir, iltihaplanmayı önleyici, hücre yenileyici özelliği vardır. Zona hastalığı tedavisinde de kullanılır.

Bıttım Sabunu: Yabani fıstık olan bıttım ve menengiç yağından yapılan bir sabun çeşididir. Saç dökülmesi ve kepeği önlediği gibi, antiseptik(mikrop öldürücü) özelliğinden dolayı deri hastalığının pek çoğuna karşı etkilidir. Egzama, mantar, ergenlik sivilceleri, saç diplerindeki yara ve tahrişlere karşı çok faydalıdır. Varisleri rahatlatır.

Gül Sabunu: Doğal gülyağı esansı kullanılarak elde edilen doğal bir sabundur. Tüm cilt tiplerinde kullanılabilir. Ciltteki doğum lekelerini giderir. Cildi yumaşatır ve hoş bir koku verir. Egzamaya ve açık yaralara iyi gelir. Makyaj temizlemek için ideal bir sabundur. Rahatlatıcı, canlandırıcı ve antiseptiktir.

Bu bitki sabunlarını almak için girdiğimiz dükkânlarda satıcılar bizlere kullanılan bitkileri mitolojik hikâyelerini de anlatırlar. Bu hikâyeleri anlatırken birçok tanrının adlarından bahsederler. Yunan mitolojisindeki tüm tanrılar, günlük olaylar ve doğa olaylarıyla ilişkilendirilmiş görevlere sahip tanrılardır. Yunan Mitolojisi, her tanrının belli başlı görevlerinin ve amaçlarının olduğu ve tanrıların insana yakın figürler olduğu bir mitolojidir.

Bu açıklamadan sonra gülün mitolojik hikâyesini de anlatayım.

Yunan Mitolojisine göre çiçek tanrıçası Chloris, bir gün ormanda ölü bir orman perisi bulur. Ve onu hemen bir çiçeğe dönüştürür. Aşk Tanrıçası Afrodit, bu periden düşen çiçeğe güzellik verir. Dionysos ise güzel ve hoş kokması için bir aroma sürer. Batı Rüzgârı Tanrısı Zephiros gökyüzünden bulutları dağıtır, Güneş Tanrısı Apollon’un da parlaması ile bu güzel çiçek doğar ve tüm yaprakları tamamen açılıncaya kadar açar. Ölü bir orman perisinden dönüşen bu çiçek güldür.

Bu hikâye ilginizi çektiyse diğer bitkilerin hikâyelerini de araştırıp okuyabilirsiniz.

Sizlere birkaç örnekle de olsa bilgiler verdim, bilgilerinizi tazeledim. Şimdi yazımın başında sorduğum soruyu tekrar hatırlatıyorum. “Nasıl bir sabunu tercih edersiniz?”

Ben, son günlerde, evlerde, lavobalarda, el, yüz temizliğinde, banyolarda, doğal yöntemlerle yapılan özel organik bitki sabunlarının kullanılmaya başlandığını görüyorum. Benim de tercihim budur. Yalnız hastane, okul, AVM gibi kalabalık yerlerde katı sabun asla kullanılmamalıdır. Buralarda sıvı sabun kullanmak en doğru davranıştır.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Üç Sınıf İnsan!
ERCAN KERMAN
OSMANİYE’DEN SELAMLAR
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK