Ertan Çekiç
BAŞ+ARI-LI OLMAK
Yayın Tarihi: 07 Ocak 2020, Salı
Diğer Yazıları

Devler gibi eser bırakmak için karıncalar gibi çalışmak gerekir.

Eğer hayatta bir hedefiniz varsa ve bu hedefe ulaşmak istiyorsanız? Yapacağınız ilk iş, bir insan olarak, yerinizden kalkıp, hareket etmenizdir. ‘Oturarak başarıya ulaşan tek varlık, tavuktur.’

            Hedefinizi iyi belirleyip, hedefle ilgili tüm soru işaretlerini ortadan kaldırdığınızda, artık uçma zamanı gelmiştir. Bunun için sağlıklı bir vücuda ve kanatlara ihtiyacınız vardır. Bunlar varsa ve siz hiç kanat çırpmıyorsanız; olduğunuz yerde duracaksınız demektir, hedefiniz ne kadar iyi ve güzel olursa olsun, ona ulaşmak için bir adım atmamış olacaksınızdır.

            Kanatlarınızı çırpmaya başladınız ve hedefiniz doğrultusunda uçmuyorsunuz. İşte bu sizi hiç bilmediğiniz bir yere götürecektir. Bu yer muhtemelen sizin hiç istemediğiniz bir yer olacaktır. Çünkü hedefiniz başkaydı.

            Hedefinize doğru uçmaya başladınız, kanatlarınızı da çok güzel çırpıyorsunuz, sağlığınızda yerinde ama bal yapmak için gerekli olan çiçekleri es geçip geri dönüyorsunuz. Elinizde yine bir şey olmayacaktır.

            Gerekli çiçekleri buldunuz ve sadece bir tanesinden polen topladınız, bu sizin o balı tüm özellikleriyle yapmanıza engel olacaktır. Tüm çiçeklerden yeteri kadar bal toplamanız gerekmektedir.

            Gerekli poleni, tüm çiçeklerden topladınız, eğer bu polenleri işlemiyorsanız, yine bir sorununuz var demektir. İşlediniz ve kovana götürmediniz, bu yine bir şey ifade etmeyecektir. Eğer baş arı olmak istiyorsanız bunların hepsine dikkat etmek gerekir.

            Baş+arı-lı insanlar önlerine çıkan sorunları aşan ve başarmak istediği şey neyse ona giden tüm aşamaları doğru bir şekilde gerçekleştiren insanlardır.

 

İLKELİ YAŞAMAK

‘Bir gün büyük bir okyanusta iki gemi, havanın çok sisli olmasından dolayı kıyıya yakın bir yerde rötar yapar. Oldukları yerde dönmeye ve zaman geçirmeye başlarlar. Önde amiralin bulunduğu gemi arkada destek savaş gemisi sakin sakin dolanırlar okyanusta. Komutan güvertede, gözcü deniz askeride iskelede ortalığı gözlemektedir. Birden asker, ‘Komutanım, gidiş istikametimizde bir ışık var.’ diye bağırır. Komutan ‘ durağan mı yoksa hareket halinde mi?’ diye sorar. Asker ‘Durağan Efendim!’ diye cevap verir. Komutan ‘derhal ona yönünü 20 derece çevirmesi için mesaj gönder.’ der. Mesaj gönderilir gönderilmez, karşıdan bir mesaj gelir. ‘Yönünüzü 20 derece çevirin!’ komutan çok sinirlenir. Hemen ona ‘Ben amiralim!’ diye mesaj göndermesini söyler. Anında karşıdan bir mesaj daha gelir. ‘ Ben deniz onbaşıyım!’ Komutan küplere biner ve hemen ‘biz savaş gemisiyiz!’ diye mesaj gönderilmesini ister. Hemen bir karşıdan bir mesaj gelir. ‘ Ben Deniz Feneriyim!’ Komutan hemen yönlerinin değiştirilmesi emrini verir.

            Hayatımızda bazı ilkelerde ‘deniz feneri’ gibidir. Onlara aldırış etmez ve inadına üzerlerine gidersek. Yalnızca, kendi gemimizi batırırız. Eğer ilkelere göre yaşarsak, yönümüzü kolaylıkla buluruz. Eğer ilkeler paralelinde hedeflerimizi belirlersek, günlük yaşantımız içindeki uğraşlarımız bile artık bizim için hedefimize ulaşmaya bir adım olur.

            Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. Hedeflere ulaşmak kolay olmaz. Bazen görmediğimiz, bilmediğimiz, anlayamadığımız engellere takılıp düşebiliriz. Ayağımız kanayabilir, yaralanabiliriz. Pes etmez ve doğal olan ilkeleri es geçmezsek, bu engeller bizim güçlü olmamızı sağlayan proteinlere dönüşür.

            Başımıza gelebilecek olumsuzları düşünüp onlara yoğunlaşırsak. O olumsuzlukların bize zarar verdiğini görürüz. Tam tersi onların bir fırsat olduğunu görürsek işte, ‘birilerinin en büyük korkuları’ sizin, ‘fırsatlarınız’ olur. İnsanlar arasındaki farkta, bu değil midir zaten. Herkes aynı yere bakar ama farklı şeyler görür.

            İlkeler, tüm bakış açılarının tepkilerine göre, farklı etkiler verir. Bu ilkelerin farklı olmasından değil, yapılan tepkilerdendir. Eğer ‘ ben bu ilkeyi doğru bulmuyorum.’ diyorsan. Yani karpuz ekip patates biçmek istiyorsan, bu pek mümkün olmayacak ve ektiğini biçeceksindir. Bu tüm ‘ekenler’ için böyledir.

            Hedeflerimizi iyi oluşturup (ki bu nasıl olur bilmiyorum) ilkelere göre davrandığımızda, istediğimiz amaçlara ulaşabiliriz.

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
RÜYALARIMIZ
Recep ÇINAR
Eğitim çıkmazı!         
MEHMET DENİZ
ÇALIŞMA HAYATINDAN BEKLENTİLERİMİZ
Selçuk Duranlar
DÜNYA BORU HATLARI
NURAN İKİZ
ŞEYTAN
OLCAY DAL
Bir öğretmen ne ister?
CELİL ÖZCAN
EDİRNE'NİN KURTULUŞU KUTLU OLSUN
Ahmet Acaroğlu
ÖĞRETMENLERE  SEVGİLERİMLE 
Şükrü Akıllı
ATATÜRK ÖLMEZ BİR İDEALDİR.
Numan Özgür METİN
ORMANYA-MAŞUKİYE-SAPANCA DOĞA TURU
TURAN ŞALLI
GÜZEL(ŞUKAR) PARTİ  ROMANLAR İTİBARSIZLAŞTIRILMAMALI
Levent Büdüş
GÖÇMEN KUŞLAR
Zafer Dereli
YILLIK İZİNLERDE HAK KAYBI OLMAMASI İÇİN BAŞVURUMUZU YAPTIK
M. ENİS ŞENSEVER
SANAT NE İŞE YARAR? Dilara ÇOLAK -2-
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Hüseyin Erkin
Nehirlerimizden anlaşmalar çerçevesinde faydalanmalı
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER