Tülay Çağlarer
A.Hibrî Çelebi-Enîsü’l-Müsâmirîn’e güncelleme
Yayın Tarihi: 25 Aralık 2019, Çarşamba
Diğer Yazıları

Edirne tarihine hizmeti geçen Araştırmacı Yazar Ayhan Tunca, son kitabı “Abdurrahman Hibrî Çelebi ve Enîsü’l-Müsâmirîn’e Güncelleme”yi bana hediye etti.  Hemen okudum. Onu okurken, içindeki bilgilerle ilgili olan, kitaba kaynak teşkil eden bazı kitaplarımı da gözden geçirdim.

Kitabın kapağını okuduğumuzda Edirne ve Osmanlı’nın ilk şehir(kent) Tarihçisinin yazdığı İlk Şehir(Kent) Tarihi olduğunu hemen öğreniyoruz. Tarihçinin adı da, tarih kitabının adı da okunurken okuyanı biraz zorluyor ama tarihi değeri büyük. Edirne’nin tarihini araştıranın başucu kitabı diyebilirim. Ayhan Tunca, bu kitabına, Edirne tarihini araştırırken ulaşabildiği yeni bilgileri de ekleyerek, güncellemiş.

Kitabı tanıtmaya Edirne ve Osmanlı’nın ilk şehir tarihçisi Abdurrahman Hibri Çelebi’nin yaşam öyküsünü anlatmakla başlayacağım.

Asıl adı Abdurrahman’dır, sonradan Hibri mahlasını kullanır, mahlasının anlamı “Büyük Bilgin, Hoca, Mürekkep Satıcısı”dır. Tarih yazarları kendisinden Molla Hibri, Abdurrahman Hibri Çelebi, Hibri Çelebi olarak bahsederler.

Babası ‘Salbaz’ lakabıyla tanınan Habbaz(ekmekçi)-zade Hasan Efendi’dir. Edirne’nin ileri gelen müderris kadılarındandır.

1604 yılında Edirne’de doğmuş, çocukluk yıllarını ve ilköğrenimini Edirne’de geçirmiştir. Yüksek medrese öğrenimini İstanbul’da tamamlayıp belli basamakları atladıktan sonra hocalık sınıfına geçmiştir.

Hibri, önce Edirne Emir Kadı, sonradan 1636 yıllarında Dimetoka’daki Oruçpaşa medreselerine müdderris olmuştur. Sonraki yıllardan itibaren sırayla, Edirne İbrahim Paşa, Saraciye, Eminiye, Taşlık Cami-i Atik ve Üçşerefeli medreselerine, 1658 yılında da Dar’ül Hadis’e müderris olmuştur. Ölüm tarihi kaynaklarda farklılıklar göstermektedir. 

Mezartaşı kitabesinden öğrenildiğine göre 1658 yılında öldüğü kanıtlanmıştır. Mezarının da Serez’de değil, Edirne’de Yıldırım Semtinde olduğu ortaya çıkmıştır.

Hibri’nin biyografisini anlatan kaynaklardan Ata-i’nin “Şakayık Zeyli”, Ahmet Badi Efendi’nin“Riyaz-ı Belde-i Edirne”, Bursalı Tahir Beyin “Osmanlı Müellifleri” ve Prof.Tayip Gökbilgin’in “Edirne Armağan kitabındaki Hibri ile ilgili makalesi” gibi eserlerde, Hibri’nin 1676 yılında Serez Kadısı iken vefat edip Serez’de Hisarardı(kale dışındaki) kabristanına gömüldüğü yazılıdır.

Ancak Osman Nuri Peremeci, 1939 yılında yayınlanan Edirne Tarihi adlı eserinde, Hibri’nin mezarının Edirne’nin Yıldırım Semtindeki kabristanda olduğunu yazmış, bir de fotoğrafını koymuştur.                                                                                                                                                                                                 

Sonra Doç. Sevim Üngün, Hibri ve Enisü’l Müsamirin üzerine hazırlamış olduğu doçentlik tezinde Peremeci’nin söylediklerini kabul ederek o da mezarın bir fotoğrafını yayınlamıştır.

Hibri’nin mezar taşındaki kitabe okunduğunda 1658 olduğu öğrenilmektedir. Diğer tarihçilerin Hibri’ye ait oduğunu söyledikleri 1676 tarihinin kardeşi Kadri’ye ait olduğu kabul edilir.

Mezar taşının ve mezarının bulunma hikâyesini yazımın kitabı tanıtım bölümünde anlatacağım.

Hibri’nin eserleri

Hedaikü’l Canan(Cennet Bahçeleri)

Enüsü’l Müsamirin(Gece Sohbetçilerinin Dostu)

Defter-i Ahbar(Haberlerin Defteri)

Tarih-i Feth-i Revan(4. Murad’ın Revan Seferine Dairdir)

Tarih-i Feth-i Bağdat(Bağdat Seferi ve Fetihle ilgilidir)

Riyazü’l Arifin Fi’la Hadis’l Erbain(Kırk Hadisite İlgili Farsça bir kitabın Türkçe tercümesidir)

Evkat-ı Hamse’ye ait Risale(Namaz vakitlerine dair risale)

Divançe(Hibri mahlasıyla kaleme aldığı şiirleri ve bazı manzum tarihleri bulunan bir divançe)

Mesak-i Masalih(Haç ile ilgili eserdir)

Bir de Enisü’l Müsamirin’i tanıtayım

Bu kitap Dr. Ratip Kazancıgil tarafından günümüz Türkçesine çevrilmiştir. Enüsü’l Müsamirin’in Türkçe karşılığı “Gece Sahbetlerinin Dostu” demektir. Hibri de kitabının önsözünde, neden bu ismi verdiğini şöyle açıklamaktadır.

“Bu kitabı 14 bölüm üzerine düzenleyip sadık dostlar elinde gece sohbetlerinde beyenileceğini umarak Enüsü’l Müsamirin adını verdim. Umulur ki aydın kişiler beğeni lle okudukları zaman bu fakiri hayır dua ile anarlar.”

14 bölümden oluşan Enüsü’l Müsamirin’in bölümlerini özetleyeyim;

Birinci Bölüm;, Süleyman Paşa’nın 1358’de Rumeli’ye geçişi, Çimpi Kalesi’nin, Malkara ve İpsala’nın, Burgas Kalesi’nin fethi anlatılmaktadır. Ayrıca Babaeski, Edirne fethedilip 1366’da kale dışındaki Eski Saray yaptırılıp Edirne devlet merkezi olması konu edilmektedir.

İkinci Bölüm; Edirne Kalesi kapıları hakkında bilgi verilmekte, bazı alışveriş yerleri Alipaşa Kapalı Çarşısı, Saraçlar, Haffhaflar çarşıları, Yenisaray, Mamak sarayı anlatılmaktadır.

Üçüncü bölümde Edirne camilerine yer verilir. Bu dönemde Edirne’de kırk camii bulunduğu, bunların 10 tanesinin Selâtin camii olduğu söylenmektedir.

Dördüncü bölümde medreseler,Dar-ül kura, Zaviyeler ile bunların hangi padişahlar tarafından yapıldığı, zaviyelerin banileri ve şeyhleri de anlatılmaktadır. Edirne’deki ılıcalar ve ayazmalardan da bahsedilmektedir.

Beşinci Bölümde; Edirne şehrinde olan Hanlar ve Ribatlar, Konaklar anlatılmaktadır. Hibri Edirne’de 18 yerde büyük han bulunduğunu yazmıştır.

Altıncı Bölüm; Edirne şehrinde olan hamamlara ayrılmıştır. Onun kitabını yazdığı  dönemde 33 hamamın bulunduğu , 22’sinin çalışır durumda olduğu, diğerlerinin harap olduğu bilgisi  verilmektedir.

Yedinci Bölüm; Edirne şehrinin nehirleri, Meriç, Tunca, Arda ile bu üç nehrin kıyılarındaki bahçeler bağlar ve bu nehirler üzerindeki 5 köprü anlatılmaktadır.

Sekizinci Bölüm; Edirne şehrinin çevresinde olan kasabalar hakkında bilgiler verilmektedir.

Dokuzuncu Bölüm; Edirne’de gömülü olan şeyhler ve bilginlere ayrılmıştır. Ayrıca bu bölümde Edirne müderrisleri ile kadılarına da yer verilmiştir.

Onuncu Bölüm; Ertuğrul Gazi’den başlayarak 4. Mehmede kadarki hükümdarların yaptıkları fetihler ile yaptırılan hayratları kısaca anatılmaktadır.

Onbirinci Bölüm; Edirne kadılarına ayrılmıştır. Kadıların ilki Molla Hüsreve, son Edirne Kadısı ise Mevlana İlahi-zade de denilen Mehmet Efendi’ye kadar görev yapılan kadılar tarih sırasıyla yer almıştır.

Onikinci Bölüm; Enisü’l Müsamir’indeki Edirne şiirleri ve şairler “Edirne’de Yetişen Şairler” ve “Başlangıçtan günümüze Edirne Şairlerine Güncelleme, yer almaktadır.

Onüçüncü Bölüm; Edirne’de meydana gelen acaip haller ve garip olaylar anlatılmaktadır. Bunlar 9 tanedir. Birinci olay Sırpsındığı Savaşı, ikincisi Kardeşler Mücadelesi, üçüncüsü Sultan Mehmet’in Edirne’de ölümü. Sırayla Düzmece Mustafa Hadisesi, İkinci Murad’ın tahttan feragati, Fahreddin-i Acemi’nin Hurufiye Tarikatı mensuplarına karşı hareketi, Bayezid ve Mustafa şehzadelerinin sünnet düğünü, İkinci Bayezid ve Yavuz Selim’in mücadelesi, dokuzuncusu Mehmet Giray ile Şahin Giray Han’ın mücadeleleri anlatılmaktadır.

Ondördüncü Bölüm; çeşitli şairlerin Edirne hakkında söyledikleri şiirlere yer verilmektedir. Bunların en ünlüleri Edirneli Hatemi Bey, Nisari Hüseyin Çelebi, Tigi Bey, Nev’i zade Atayi Efendi, Nüvidi, Bahti’dir.

Hibri’nin kaleme aldığı bu eser 1996 yılında Dr. Ratip Kazancıgil tarafından günümüz Türkçesine çevrilmiştir. Şimdi tanıtmaya çalıştığım elimdeki bu kitap, bu kez de Gazeteci, Yazar, Yöre Dergisi Sahibi Ayhan Tunca tarafından güncel bilgiler eklenerek yeniden basıldı. Bu yeni bilgilere Edirne sevdalısı, akademisyen, araştırmacı yazar, çevirmen ve zamanın bazı il yöneticilerinin emekleriyle ulaşılmış olup her yeni bilgi Tunca tarafından, gerek yaptığı televizyon programı kanalıyla, gerekse Edirne basınındaki köşesinden, ya da sahibi olduğu Yöre Dergisi vasıtasıyla Edirneliler’e duyurulmuştur. Şimdi ise bu bilgiler tekrar tasnif edilerek Hibri’nin ilk şehir tarihi olan Enisü’l Müsamirin’e eklenerek kitap güncellendi.

Elbette bu yeni bilgilere ulaşmak için çalışanların adlarını anmak istiyorum. Muhakkak, en büyük emek konu hakkında bilgi sahibi olan ve eseri Türçeleştiren Dr. Ratip Kazancıgil’e aittir. Bunun dışında Ayhan Tunca başta olmak üzere, kütüphaneci Ender Bilar, Tarihçi Araştırmacı Oral Onur, Prof. Dr. Rıdvan Canım, Prof. Dr. Murat Tuğrul, Ruhi Esin, Hamdi Kayışbudak, Latif Bağmen, Nilüfer Gökçe, Cumhur Çağlarer, dönemin Edirne Valisi Fahri Yücel ve dönemin Belediye Başkanı Cengiz Varnatopu’nun adlarının eserde emekleri olduğu, kitabı okuyup incelediğimizde görüyoruz. Elbette eserin görünmeyen kahramanları da vardır. Benim dikkatimden kaçanlar da olmuştur, onlardan özür dilerim.

Kitabın en can alıcı yeri Hibri Çelebi’nin mezarının ve mezar taşının bulunması hikâyesidir. Yazımın başında anlattığım gibi Hibri’nin farklı mezar yeri bilgisi, Edirne Yıldırım Mezarlığı’nda mezar taşına ulaşılmasıyla doğrulanmıştır.  Bu alandaki çalışmaları şöyle özetleyebilirim.

7 Kasım 1995 yılında Oral Onur ve Ayhan Tunca, önce Bademlik Mezarlığı’nda Hibri’nin mezarını arama çalışmaları yaparlar. Daha sonra 9 Kasım’da Dr. Ratip Kazancıgil, Oral Onur, Prof.Dr. Murat Tuğrul ve Ayhan Tunca bir kez daha Bademlik Mezarlığı’nı ziyaret ederler. Bir sonuç elde edemezler.

13 Nisan 1996 günü Ratip Kazancıgil ve Prof. Murat Tuğrul, Edirne Yıldırım Mezarlığı’na giderler. Osman Nuri Peremeci’nin ve Sevim Üngün’ün yayınladıkları mezar fotoğrafındaki mezar taşını aramaya başlarlar. O sırada yazıları altta kalmış ama fotoğraftaki taşa benzeyen bir taş ayaklarına dolaşır. Kürek sapı ile taş kaldırıp yazı okununca Hibri’den söz edildiğini görürler, hemen Ayhan Tunca aranır, Edirne Televizyonu olarak çekim yapılır. Edirne Merkeze gelinip Mehtap Ülkücü Hanım alınır, yeniden mezarlağa gelinir ve o taş bir kez daha yıkanıp fırçalandıktan sonra rölyefi çıkartılır, dialar çekilir.

Böylece Hibri’nin mezarının yeri ve ölüm tarihi üzerindeki belirsizlik de ortadan kalkar.

Ele geçen mezar taşındaki yazıları bir kez de beraber okuyalım.

FATİHA

Yazıklar olsun ki Büyük Bilgin Salbaş Zade Hibri,

Göçüyle şimdi Dünyayı üzüntüye boğdu

Dünya bilimlerini özenle tamamlayıp

Gizli bilimleri de öğrenmiştir.

Kadı Şureyhu ve Seyit İbn-i Kemal’in izinde giden

Hassan-Urfi’nin yol arkadaşı, eser sahibi bilge

O bilge kişinin vefatına güzel bir tarih düştü

Hibri’nin ruhu düşler âleminde görüldü.

Sene; H:1069-M:1658

Bulunan mezar taşı elden geçirilir ve mezarlık da Edirne Belediyesi’nce yeniden düzenlenerek 14 Aralık 2000 tarihinde ziyarete açılır.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Üç Sınıf İnsan!
ERCAN KERMAN
OSMANİYE’DEN SELAMLAR
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK