Ahmet Acaroğlu
Eğitim sistemimiz üzerine bir değerlendirme
Yayın Tarihi: 13 Aralık 2019, Cuma
Diğer Yazıları

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü(OECD) tarafından 3 yılda bir düzenlenen ve 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren PISA sonuçları  bizim için oldukça düşündürücü. Bir önceki PISA sonuçlarına göre olumlu anlamda bir kıpırdama  söz konusu olsa bile sevinmek mümkün değil. Çünkü;PISA 2018 sonuçlarına göre Türkiye “okuma,matematik,fen bilimi” alanlarının tamamında OECD ortalamasının altında kaldı. Diğer bir deyişle PISA testine katılan 37 ülke arasında Türkiye ancak 31.sırada yer alabildi.

PISA testinin ayrıntılarına girmeden şunu söylemem gerekiyor; bunca farklı  model ve sınav sistemlerini denememize rağmen eğitimde bir arpa boyu yol alabilmiş değiliz. Bununla birlikte eğitim alanında hiçbir şey yapılmadığını söylemek de insafsızlık olur.Elbette iyi niyetle ve bilimsel verileri değerlendirerek, ısrarla bir takım reformları hayata geçirsek de başarılı olamıyoruz. Peki neden? Bence Milli Eğitim Bakanı bir Eğitim Şurası düzenleyerek  bu can alıcı soruyu yetkililere yeniden sormalıdır. Neden biz, Çin’in, Singapur’un,Japonya’nın,Finlandiya’nın,Güney Kore’nin başarısını yakalayamıyoruz?

Konu önemli. Çünkü eğitim meselesini  çözemeyen bir devletin diğer alanlarda başarılı olma şansı yoktur. Cumhuriyetin ilk yıllarında, o yokluk ve sefalet günlerinde bile M.Kemal  yapılacak çok iş olmasına rağmen en mühim iş olarak birinci sıraya eğitim hamlesini koyar. Eğitim; insan beyninin aydınlanması, toplumun  bilimin ışığında yeni hedeflere koşması demektir. Atatürk, öğretmenleri yeni neslin mimarları olarak görür ve onlardan “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller “yetiştirmelerini ister. Hür fikirli insan;sorgulayan,araştıran,karşılaştıran,tartışarak doğruya ulaşan insan demektir.

Ben 34 yıl fiilen öğretmenlik yaptım. Eşim de, kardeşim de öğretmen. Bir çok iktidar gördüm, onlardan sayıca çok daha fa zla Bakan, bir o kadar da müfettiş tanıdım. Türk Edebiyatı dersi müfredatı  ve metodolojisi ile ilgili her türlü itiraz ve önerilerimi her teftişte dile getirdim. Zannediyorum o görüşlerden Ankara’nın çoğu kere haberi olmadı. Çünkü öğretmenlerin liyakatinden çok siyasi tercihlerine bakılıyordu.  Sol partilerin iktidarında sağ görüşlü bir öğretmenin taltifi, ödüllendirilmesi, terfii neredeyse imkansızdı.Onların kaderi oradan oraya sürülmek,cezalandırılmak,meslekten koparılmaktı. Sağcı partilerin iktidarında da aynı tutum solcu öğretmenler için yapılıyordu. Bugün değişen bir şey var mı? Tam tersine bugün sendikal feodalizmin kuklası oldu öğretmenler. İktidarın güdümündeki sendikaya üye değilsen, sağcı da olsan, solcu da olsan idareci kadrolara atanman mümkün değil. Sen ancak başka birini bulamazlarsa aranır, karakterinden, inancından,sendikandan istifa şartıyla ücra köşelerde kendine yer bulabilirsin. Liyakat, başarı hak getire,tek referans yandaş sendikaya üye olmak. Ondan sonra hep beraber dövünüp duralım eğitimde başarı niye yükselmiyor diye. En büyük zararı çocuklar görüyor,genç beyinler ziyan oluyor.Bunu kimsenin önemsediği yok.

İşte PISA sonuçları bunun için çok önemli.Peki ne yapmalı?Elbette başarıya koşan ülkelerin eğitim modellerini araştıralım.Ama sadece bir modele esir olmayalım.Hepsinin öne çıkan kriterlerini  belirleyip, kendi milli kültür kodlarımızla harmanladıktan sonra pilot okullarda deneme sürecine geçelim.Denemede yaşanabilecek aksaklıkları görmeden ve onları düzeltmeden  kesinlikle örgün eğitime geçmemeliyiz.Eğitim aceleye getirilemez.Bu bir sabır işidir.Ve bence en önce öğretmen yetiştiren kurumlar ele alınmalıdır.Kaliteli öğretmenin olmadığı yerde kaliteli bir eğitim mümkün değildir.Yazı çok uzasın istemiyorum ama söylemeden de yapamıyorum.Her ile üniversite açtık.Vakıf üniversiteleri furyası başladı.İş ticarete döküldü.Tam burstu,yarım burstu derken parayı bastıran çocuğuna bir diploma şansı sağlıyor.Çocuğumuzu yazdırırken hangimiz okulun akademik kadrosu ve başarısını araştırıyoruz? Yanlış hatırlamıyorsam 220 civarında vakıf  üniversitemiz mevcut bugün. Bir çok okulda profesörü olmayan bölümler var.Bir kısım öğretim üyelerinin ise öğrencinin gözünde bile değeri yok.Bazı üniversitelerde haftanın iki günü ders olmadığını biliyorum. Sonra dünyanın en başarılı 500 üniversite sıralamasında bir Türk üniversitesini ararken elbette gözleriniz karıncalanır.

Sabah girdiğimiz okuldan akşam karanlığında çıkardık yahu. Kaç Prof, kaç Doçent, kaç asistanla ders yaptığımızı anlatsam bu sayfa yetmez.Cumhuriyetin fabrika ayarlarına geri dönülmeli, demokratik, laik,eşitlikçi ve çağdaş bir eğitim modeline öncelik verilmelidir. Anaokulundan doktoraya kadar eğitim parasız olmalı,devlet eğitimi kamu yararı olarak görmelidir. Dindar ve kindar nesiller yerine,demokrat düşünceli, araştıran, sorgulayan, hak ve hukuk kavramını dünya görüşünün temeli  kabul eden,madde ve mana planında zirveyi hedefleyen,çağının öncüsü olmaya aday, Atatürk’çü felsefeyi  ruhuna ve kalbine içirmiş, karakter ve şahsiyet abidesi,ülkesi için ölesiye çalışan, hatta gerektiğinde ülkesi için canını feda etmekten çekinmeyecek kadar idealist  gençler yetiştirmeliyiz. Aksi takdirde sistem manyağı olmayı bir kader gibi kabullenmeye ve gelişmiş ülkelerin ardından nal toplamaya devam edeceğiz.

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
KAPANAN BİR DÖNEM
CELİL ÖZCAN
99 YILDIR DEĞİŞMEZ BAŞKOMUTANIMIZ
Levent Büdüş
 KELİMELERDEN KORKMAK
Recep ÇINAR
Osmanlı’yı “Cihan Devleti” yapan 150 SIR!(1)
Şükrü Akıllı
SAROS KÖRFEZİNDE LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜTMEK.
NURAN İKİZ
Her şeyin başı sağlık
TURAN ŞALLI
 ROMANLARIN SİNEMA GÜNLERİNDEN KALANLAR
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
PANDEMİ ÖNCESİ VE SONRASI DENİZ TİCARETİMİZ
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
ADAY MEMURKEN İSTİFA EDEN SINAVSIZ OLARAK YENİDEN ATANABİLİR Mİ?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER