Tülay Çağlarer
Aşılı çocuk sağlıklı çocuk
Yayın Tarihi: 11 Aralık 2019, Çarşamba
Diğer Yazıları

Geçenlerde ilaca ihtiyacım olduğu için, Aile Sağlığı Merkezine gittim. Sıramın gelmesini beklerken bir köşede duran, sağlık konusunda vatandaşları bilgilendiren broşürler gözüme ilişti. Onları alıp, içeriği ile ilgilendim. Bir tanesi çok güncel bir konuyu işliyordu. Manşeti “HERŞEYİN BAŞI SAĞLIK, SAĞLIĞIN BAŞI AŞI” idi. Bu son günlerin münakaşa konularından birisiydi. Bu nedenle de ilgimi çekti ve görüşlerimi okurlarımla paylaşmak istedim.

Son yıllarda, aşı konusunda, toplumda, bir tereddüt hasıl oldu. Bizler gerek çocukluğumuzda, gerekse yetişkin olduğumuzda, ana baba olduğumuzda, itirazsız aşılarımızı olduk, yaptırdık. Bu konuda son derece titizdik. Çünkü bazı hastalıklara yakalanmamak, ya da yakalandığımızda hafif geçirmek için aşıdan başka çarenin olmadığını bize öğretmişlerdi. Ben de şimdi aşı konusunda bilinmesi gerekenleri sizlere açıklayacağım.

                Aşı, hastalıklardan korunmak için, başvurulan güvenli ve etkili bir yöntemdir. Bu sayede kişinin vücudu, söz konusu hastalığa yakalanmadan mikrobu tanır ve mikroba karşı antikor üreterek bir savunma mekanizması geliştirip mikropla savaşmayı öğrenir. Böylece kişinin bağışıklık sistemi güçlendirilmiş olur. Bir başka deyimle dirençli olur. Oluşan direnç genellikle ömür boyu vücutta kalıp, hastalık etkeni ile karşılaşınca, onu etkisiz kılmak için savaşır.

Kimler aşılanmalıdır?

Yazımın başlığını “Aşılı çocuk, sağlıklı çocuk” diye koydum ama aşılar sadece çocuklar için değildir. Çocuklar doğar doğmaz aşı takvimine uygun bir şekilde aşılanmaya başlanır. Erişkinler de aşıya muhtaçtır. Birçok erişkin aşı ile kolaylıkla önlenebilen hastalıklar nedeniyle sakat kalmakta ya da ölmektedir. Bu nedenle her genç, yetişkin ve yaşlı kimse bağışıklamadan yararlanmalı ve kendileri için uygun aşılama şeması konusunda mutlaka bir hekime danışmalıdır.

Aşı yapılmazsa ne olur?

Aşı ile önlenebilir hastalıkların sıklığı artar. Aşılanarak bağışık hale gelmiş bireylerin oluşturduğu toplumlar, hastalıkların yayılmasına direnç gösterirler. Bu yolla henüz aşılanmamış, aşılanmaya engel oluşturan bir hastalığı olanlar da korunmuş olur.

Toplum bağışıklığı eşikleri yüzde 80-95’in altına düştüğünde o toplumlarda salgın hastalıklar görülür. Bu durumda aşılanamayan riskli popülasyonlar da(bağışıklık sistemi yetmezliği olanlar, kanser tedavisi görenler, organ nakli hastaları, çok yaşlılar, yeni doğan bebekler) tehlike altındadır.

Aşılar nerede uygulanır? Aşı ücretli midir?

Aşı uygulamaları, Aile Sağlığı Merkezlerinde ve Hastanelerde yapılır. Aşı takviminde yer alan aşılar, Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşlarında ücretsiz olarak uygulanır. Grip aşısı, PolisakkaritPnömokok aşısı ve Hepatit-A aşısı Sağlık Uygulama Tebliği’nde belirtilen risk gruplarına göre, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenir.

Bugün itibariyle on üç hastalığa karşı rutin aşılama hizmeti veriliyor. Bu kapsamda doğan her bebeğin aşı takvimine uygun olarak Boğmaca, Difteri, Tetanoz, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Tüberküloz, Poliomyelit (çocuk felci), Hepatit-B, Hepatit-A, Suçiçeği, Hemofiliusİnfluenza Tip B Menenjiti ile KonjugePnömokok (Zatürre) aşıları tüm bebeklerimize ücretsiz olarak sağlık kuruluşlarında uygulanır.

Aşı hakkındaki yanlış bilgiler, aşı konusunda tereddüt oluşturmakta, bu durum, aşı karşıtlığına, aşının reddine sebep olmaktadır. O halde aşı hakkında inanılan yanlış bilgileri maddeleyelim;

Anne sütü bebekleri korur.

Bir çocuğa bir defada birden fazla aşı verilmesi zararlı olabilir ve çocuğun bağışıklık sistemi aşırı yüklenilmiş olur.

Aşılar güvenli değildir.

Aşılar faydalı değildir.

Aşılar otizme neden olur.

Aşılar zararlıdır.

Aşılanan çocuklar aşılanmamış çocuklara kıyasla daha fazla alerjik, oto immün ve solunum yolu hastalıkları ile karşılaşırlar.

Aşılarda domuz ürünü bulunmaktadır.

Aşıların içerisinde çocuğuma zararlı olabilecek maddeler var.

Aşılarda bulunan alüminyum Alzheimer’a yol açar.

Bu bilgilere inanılmamalıdır. Örneğin;

Aşılarda domuz ürünü bulunmamakta, sığır jelatini kullanılmaktadır.

Aşılar tıbbi güvenli ürünlerdir. Aşılarda alüminyum tuzları, bağışıklığı güçlendirmek için 1930’lardan beri kullanılmakta olup, aşılardaki dozu çok düşüktür. Aşılanan çocuklarda yapılan araştırmalar, serumda alüminyum düzeyinin, toksik düzeyin çok altında olduğunu göstermektedir

Kızamık aşısı otizme neden olmamaktadır. Aşılarda bulunan cıva ile otizm hastalığı arasında bilimsel olarak korelasyon bulunmadığı açıklanmıştır.

Böyle tereddüt yaşayanlar geçmişe bir baksınlar. Dünyaca çok kayıplar verdiğimiz çiçek, kızamık, çocuk felci gibi hastalıkları bir hatırlasınlar. Bu hastalıklar aşılar sayesinde yok edilmedi mi?

Çiçek hastalığı denildiğinde aklıma hemen halk ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu(1894-1973) gelir. Sivas Şarkışla doğumlu olan Âşık Veysel’in kendisinden büyük iki kız kardeşi çiçek hastalığından öldü, bu hastalık onun da tek gözünü kaybetmesine sebep oldu.

Çiçek hastalığı demişken Osmanlı’da bu hastalıkla nasıl mücadele edildiğini de anlatmak istiyorum. Bu konuda bizi İngiltere Büyükelçisinin eşi Lady Mary Montagu aydınlatıyor. 1721 yılında Montagu, memleketindeki dostlarına Edirne’de görüp yaşadıklarını anlatan bir mektup gönderiyor. Bu mektup şöyledir:“Hastalıklar bahsinde size bir şey söyleyeyim ki, size burada bulunmanızı temenni ve arzu ettirir. Bizim aramızda ölüme götüren ve yaygın olan çiçek hastalığı burada aşı adı verilen, bir buluşla yapılır. Tamamen zararsız bir şey olmuştur. Burada bir takım kadınlar vardır ki, bunu sanat haline getirmişlerdir. Yazın şiddetli sıcakları geçince, Eylül ayında yaparlar. Şöyle ki; nice adamlar ahbabına haber gönderip “aşılanmak ister misin?” diye sorarlar. Toplanıp kır gezintisine çıkarlar. Onbeş onaltı kişi bir yere toplanınca bir ihtiyar kadın, bir ceviz kabuğu içinde en iyi çiçek çıkarmış olanlardan birinin çiçeğinin cerahatini getirip, “hangi damarından aşılanmak istersin?” diye herkese sorar ve ona göre o damarı deler. Acısı ancak bir tırmık acısı kadar olabilir. Oraya iğnenin alabildiği kadar cerahati karıştırır ve üzerine bir yarım ceviz kabuğu kapatır ve bu suretle dört, beş damar açar. Gerek çocuklar ve gerek başkaları aşılandıktan sonra akşama kadar oynayıp eğlenirler ve akşamdan sonra kendilerinin ateşi çıkar, iki gün ve nadiren üç gün yatakta yatmaya mecbur olurlar. Yüzlerinde yirmi, otuz kadar çiçek çıktığı pek görülmez. Onların da asla lekesi kalmaz ve sekiz gün içinde eski haline gelir. Çiçekler tamam oldukları vakit aşı vurulan yerlerden bir sulu madde akar, hiç şüphe etmem ki, hastalığın hafif geçmesinde bunun çok etkisi vardır. Nice bin kişiler her sene bu işlemi yaparlar. Fransa elçisi diyor ki, bizlerde eğlence için ılıcalara gidildiği gibi, burada da herkes çiçek çıkarmayı bir gezinti sayıyorlar. Aşılanıp da ölen hiç yoktur. Bu tecrübelerim neticesinden bana ne derece emniyet geldiğini anlatmak için sevgili çocuğuma bu aşıyı yaptıracağımı size bildiririm.”

Tarihçi Cevdet Paşa eseri Tarih-i Cevdet’te Lady Montegu’nun Edirne’de bunun iyiliklerini görüp, kendi çocuğuna tecrübe ettiğini yazar.

Cevdet Paşa’ya göre aşı ilk önce, Osmanlı Devleti’nde bilinen bir çeşit basit ameliyat gibi bir şey iken Avrupa’ya geçmiştir. Bu mektup İngiltere’de kasaba hekimi Edward Jenner’in(1749-1823) dikkatini çekmiştir. Bugünkü çiçek aşısı Jenner tarafından İngiltere’de 1796 tarihinde keşfedilmiştir.

Çiçek aşısı sayesinde 1977 yılında Çiçek hastalığı tüm dünya aşılama programlarından kaldırıldı. Dünyadaki son vaka, 1977 yılında Somali’de görüldü. Ve o tarihten beri dünyanın hiçbir yerinde çiçek vakasına rastlanmadı. 1980 yılında çiçek hastalığının kökünün kazındığı, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından açıklandı.

Çiçek aşısı şu an dünyada hiçbir ülkede satılmamaktadır.

Geçmiş yıllarda kızamık hastalığından da büyük kayıplar verdik. Çocuk doktoru olan Ceyhun Atuf Kansu, çalıştığı köyde kızamıktan ölen yirmi üç çocuk için “KızamukAğıdı” şiirini yazmıştır.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2016’da sadece 9 kızamık vakası gerçekleşirken, 2017’de bu sayı 84’e, 2018’de ise 716’ya ulaştı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamalarına göre; son yıllarda birçok ülkede aşılanma oranları düşüyor. Buna paralel olarak 2019 yılının ilk üç ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre dünyada kızamık vakası yüzde 300 oranında arttı.

Çocuk felci hastalığı da çocuk felci kampanyaları sayesinde 1979 yılından itibaren Amerika’da, 1991 yılından itibaren de Batı Avrupa’da görülmemektedir.

Bu yazılanlardan da anlaşıldığı üzere, dünyayı sarsan bu hastalıklar aşı sayesinde yok edilmiştir. “Her şeyin başı sağlık, sağlığın başı aşı” sloganının da doğru bir tespit olduğunu hatırımızdan çıkartmayalım.

DİĞER YAZARLAR
TURAN ŞALLI
 Ayşe teyzenin EURO'ları
ERCAN KERMAN
MASALLAR
Numan Özgür METİN
EDOSK TRAK DOĞA YÜRÜYÜŞÜ
Zafer Dereli
SAĞLIK ÇALIŞANLARI, TOPLU TAŞIMA VE TESİSLERDEN ÜCRETSİZ YARARLANACAKLAR
Şükrü Akıllı
  SAĞLIK OLSUN DEMEK MÜMKÜN DEĞİL
CELİL ÖZCAN
TÜRKÇEMİZE ATATÜRK’ÜN DİRENCİYLE SAHİP ÇIKACAĞIZ!
M. ENİS ŞENSEVER
Atatürk'ü ağzına almayan 10 Aralıkçı
NURAN İKİZ
Eylül esintileri
Ahmet Acaroğlu
 MEDYANIN  SORUMLULUĞU 
Recep ÇINAR
Ahlâkın temeli ailede atılır 
Levent Büdüş
BEBEK’TE DİANA TAPINAĞI
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Hüseyin Erkin
Nehirlerimizden anlaşmalar çerçevesinde faydalanmalı
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
YÖNETMEK AMA NASIL?
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER