ERCAN KERMAN
Aile Hekimliği
Yayın Tarihi: 09 Aralık 2019, Pazartesi
Diğer Yazıları

Geçen hafta internette aile hekimliğinde geçen bir olay gördüm. Aile hekimliği müessesesi fazla geçmişi olmayan bir kurum. Ama oralarda da ne ilginç olaylar cereyan etmiştir, kimbilir?..

Tıp hizmeti verilen diğer yerlerde personele saldırıların basında sıkça yer aldığı bir dönemde aile hekimlerinden böyle şikâyetlerin gelmemesi iyi bir şey. Demek ki vatandaşla iyi ilişkiler devam ettiriyorlar.

Ben bu hafta bu konuyu yazayım dedim. Aslında “Akmayan damı kurcalama.” düsturuna aykırı olacak ama yine de konuya bir bakalım. Diğer ülkelerdeki uygulamaları pek bilmediğimden kıyaslama imkânım pek yok.

Bir tanıdıkların akrabası bir hanım Amerika’da yaşıyormuş. Kocası Amerikalı olduğu için Amerikan vatandaşı olan bu hanımın devamlı kullanması gereken bazı ilaçlar varmış. Bu ilaçları aile hekiminin yazabilmesi için de muhakkak randevu alıp gitmesi gerekiyormuş. Her gittiğinde doktor 15 günlük ilaç yazabiliyormuş. 15 günün sonunda tekrar randevu ile doktora görünmesi gerekiyormuş. Dünyanın en zengin ülkesinde ilaç israfını önlemek için haplar sayılı olarak veriliyormuş. Bizdeki gibi grip olduğumuzda aldığımız ilaçları 4-5 gün kullanıp iyileştikten sonra kalanları çöpe atma gibi bir durum söz konusu değilmiş.

Bizde aile hekiminde sıra bekleyenlerin hemen hemen hepsi “İlaç yazdırmaya.” gelmiş insanlar.

Gelelim yazının başındaki olaya. Bir aile hekimine yaşlı bir karı-koca gelip gidiyorlarmış. Yaşlı teyze, yani Ayşe teyze daha doktorun odasına girer girmez kocasından şikâyete başlarmış.

Kocasının adı “Hasan Efendi.” imiş.

Hasan efendi şunu yaptı, bunu yapmadı, şikâyetlerinin sonu bir türlü gelmezmiş. Hasan efendi hiç cevap vermeden sessizce dinler, tepkisiz dururmuş.

Bunlar bir süre aile hekimine gelmez olmuşlar. Bir yıl kadar sonra Ayşe teyze tek başına gelmiş. Gelmiş ama o eski canlı, konuşkan Ayşe teyze değilmiş artık. Gözlerinin feri gitmiş, yaşam sevincini büyük ölçüde kaybetmiş, külçe halinde bir kadıncağız halinde imiş.

“Hasan efendiyi kaybettik evladım.” demiş aile hekimine. “Onun vefatından sonra kızımın yanında bir süre kaldım, olmadı. Oğlanlara gittim, gelinle pek anlaşamadık. Nerde o eski günler.” diye dert yanmış.

“Hasan efendi geçimsizdi, huysuzdu, bana ‘Pasif direniş.’  yapardı ama yine de evimin direğiydi. Direk çökünce evimiz de çöktü.” demiş.

Aile hekimlerinde buna benzer daha nice olayların cerayan ettiğini tahmin ediyorum. O hikâyelere ulaşabilirsem sizinle paylaşmak isterim.

Yazıyı tatlıya bağlayabilmek için eski yıllarda Sosyal Sigortalar doktorunun çalıştığı yıllardaki bir olayı anlatayım.

Doktora gelen tırnak içinde hastalar “Kalsiyum Sandoz da yazar mısınız?” ricasında bulunurlarmış. Aldıkları fazla miktardaki Kalsiyum Sandoz’u gelen misafirlerine meşrubat niyetine ikram ettikleri anlatılırdı. Şifa niyetine…

İyi haftalar.

Kalın Sağlıcakla.

DİĞER YAZARLAR
Tülay Çağlarer
Tatilde dinlenelim, eğlenelim
ERCAN KERMAN
Dökülen sarı yağlıboya
Recep ÇINAR
Bu nasıl sözleşme? (1)
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
ÇOCUKLARDA EN YAYGIN OLAN TEKNOLOJİK ALET TABLET NASIL KULLANILMALI
NURAN İKİZ
Pratik Bilgiler (2)
Derya Kurbay
Dinlemiyoruz…
TURAN ŞALLI
Eski Fevzipaşa İlkokulu tarihi binası kaderine terk edilmesin
Ahmet Acaroğlu
Termal turizm ve sorunlar
Ertan Çekiç
SON BİR DERS
CELİL ÖZCAN
Zübeyde Hanım’ı saygıyla anıyoruz
Selçuk Duranlar
GSMH’ da son durum!
Şükrü Akıllı
NE OLDU BİZE?
Zafer Dereli
Rapor sonundaişe başlamadan yıllık izin kullanabilir miyim?
Numan Özgür METİN
RESİMLER İLE EDİRNE
Teoman ÖZÇUHACI
BAZAN “BEN YAPTIM OLDU” DENİLEMEZ
Burhan Aytekin
Mitolojide Türkler
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
M. ENİS ŞENSEVER
Köy Enstitüleri ve Edirne resimleri
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER