Şükrü Akıllı
Edirne Değerlerimiz ( 1 ) Saray İçi- Tavuk Ormanı
Yayın Tarihi: 09 Aralık 2019, Pazartesi
Diğer Yazıları

Saray içi mevkii Tavuk Ormanı’nda 26 yıl öncesi, bilinçsizce ağaç kesimleri ile ormana büyük zarar verildiğini, bakım ve koruma konusunda gerekli tedbirlerin alınmadığını ifade etmiş, Doğal ve tarihsel önemi üzerinde durarak öneri ve eleştirilerimi dile getirmiştim.  O günkü köşe yazımı da geçtiğimiz hafta burada sizlerle paylaşmıştım.  Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen doğal varlıklarımızın bakım ve korunması konusunda bir arpa boyu yol alamadığımızı görünce, inceleme ve tespitlerim beni bu konuda tekrar yazmaya yöneltti.

Edirne’nin nefes alınacak doğal alanlarından biri olan Tavuk Ormanı Osmanlı döneminde sarayın has bahçesiymiş. 58 hektarlık bu alanda bazı kaynaklara göre binlerce tavuk yetiştiriliyormuş. Selimiye’nin inşa edildiği yıllarda Horasan harcına tavukların yumurtalarının akları karıştırılmakta, tavuk etleri de askerlerin ihtiyacına kullanılıyormuş. Osmanlı Padişahı Dördüncü Murat tarafından 1671 yılında yaptırılan Av Köşkü de 2002 yılında Edirne Belediye’si tarafından restore edilmiş olmasına karşın bugünkü bakımsız hali ile ayakta durabiliyor.

Sarayın has bahçesi Tavuk Ormanı, saray içi alanı ile birlikte 49 hektarlık bölümü Edirne Belediye Meclisinin  1 Mart 1934 tarihli toplantısında oy birliği ile aldığı karar gereği Büyük Önder  Mustafa Kemal ATATÜRK’e hediye edilmiş. Zamanın Valisi, Belediye Başkanı ve diğer zevattan oluşan heyet 22 Mart 1934 tarihinde, Ankara’ya giderek ve Ata’nın huzuruna çıkarak Edirneliler’in hediyelerini  sunmuşlar. Atatürk, o görüşmede “Aldım kabul ettim. Teşekkür ederim. Şimdi ben de bu değerli hediyenizi Edirneliler’e armağan ediyorum.” diyerek  Sarayiçi ve Tavuk Ormanı’nı geri vermiş.  Cumhurbaşkanlığının 14.04.1934 gün ve 5/144 sayılı talimatları gereği 24.02.1935 tarihinde tekrar Edirne Belediyesi adına tapu tescili yapılmıştır.

Bitki ve ağaç ile kuş türleri bakımından oldukça zengin Tavuk Ormanı’nda, Belediyenin rekreasyon çalışmaları kapsamında 6 Haziran 2016 tarihinde yapılan ihale ile girişte üç koldan kilometrelerce uzunluğunda ışıklandırması ile, bordür, beton, kilit  ve karo taşları kullanılarak belli mesafelerde cepler oluşturularak yürüyüş yolları yapıldı. Orman içinde betonlaşmanın doğru olmadığı gerekçesi ile itirazlar yapılmış ise de çalışmalara devam edildi ve halkın hizmetine sunuldu.

2017 yılında Edirne Belediyesi’nin Tarım ve Orman Bakanlığına yapmış olduğu müracaat üzerine, Bakanlıkça hazırlanan Amenajman Planı gönderildi. Plana göre “2017-2036 döneminde, 19 yıl boyunca  Tavuk Ormanı’nın  bakımı Edirne Belediyesince yapılacak, bu çerçevede kuru dallar çıkarılacak, ömrünü tamamlayan ve yıkık haldeki ağaçların kaldırılması Orman İşletmesinin de yardımlarıyla kaldırılacaktır.” denilmektedir.

1990 yılında doğal sit alanı ilan edilen Tavuk Ormanı, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce 21 Ekim 2019 tarihinde “Doğal sit-Nitelikli Koruma-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edilmiştir. Geç te olsa Tavuk Ormanı yeni bir statüye kavuşabilmiştir.

Yukarıdaki bilgilerin ışığında şimdi de Tavuk Ormanı’nın bugünkü haline bir bakalım! İnceleme ve gözlemlerim sonucunda tavuk ormanının uzun yıllardır büyük bir ihmale maruz kaldığı tespitimi bir kez daha ifade etmek isterim. Bugünkü manzara şudur.

&Bilinçsizce ağaç kesimi ne yazık ki devam ediyor.  Gelişmekte olan 4-5 yıllık ağaçların gövdesinin 80-100 cm. üzerinden kesildikleri acı bir gerçektir. Ormanın sürdürülebilirliğini engelleyen ekonomik ömrünü tamamlamış yüzlerce, tonlarca dev ağaçlar yıkılmış vaziyette çürümeye maruz bırakılmışlar. Bu kentte sobasını tutuşturamayan yardıma muhtaç çok sayıda aile vardır. Yıkılan ağaçlar, dallar toplanıp bu ailelere verilemez miydi? Bu şekilde hem bir sosyal Belediyecilik örneği verilir, hem de orman temizlenmiş ve gençleştirilmiş olurdu.  Orman Bakanlığının Amenajman Planı iki yılı aşkın bir zamandır neden uygulanmamıştır?

& Tavuk ormanının göbeğinde tarihi yapıyı yani Av Köşkü’nü bilmeyen yoktur. 350 yıllık bu eser adeta kaderine terk edilmiş. Oradaki işletmecinin hassasiyet ve üzüntüleri beni de etkilemiştir. Bakmak istiyoruz, müsaade edilmiyor deniliyor. O zaman sorumlu kim ise Tavuk Ormanı ile simgeleşmiş Av Köşkü’nün rutubetten deforme olan, dökülen, duvarlarına, ahşap kısımlarına, su sızdıran çatısına, yosunlaşmış kesme taşlarına, iç donanım ve aksesuarlarına bakmak zorundadır. Turizme önem veriyorsak, beklentilerimiz var ise,  kültür varlıklarımıza sahip çıkacak isek, gerek kentimiz insanları gerekse ziyarete gelen insanlarımızın olumsuz intibalarını değiştirmek zorundayız.

& Yürüyüş yolları olsun, genel durumu olsun Tavuk Ormanı’nın tamamen bakımsız olduğunu üzülerek ifade ediyorum. Yürüyüş yollarında yer yer çökmeler, kırılan kesilen dallar, yıkılan ve etrafa dağılmış bordürler, kilit ve karo taşlar, ceplerde biriken plastik ve çöp türü malzemeler, devrilen aydınlatma direkleri bakımsızlığın, ilgisizliğin, koruyamadığımızın  işaretleridir. Ayrıca yürüyüş yollarında bırakılan cepler hangi amaca yöneliktir? Hiçbir unsur ve aksesuar yoktur. Olmayınca da sorumsuz kişilerin çirkin uygulamalarına sahne oluyor. Ormana bırakılan başıboş köpeklerin de yürüyüş güvenliği açısından sorunlu olduğu hususudikkate alınmalıdır.

& Tavuk Ormanı’ndan yararlanmak, gezmek için gelen insanlara bilgi vermek, uyarmak amacıyla hiçbir levhanın, tabelanın olmayışı da dikkatimi çekmiştir. Korumaya alınmış o doğa harikasında koruma yoktur. Sarayiçi girişinde güvenlik olsa da sadece girişlerde kısmen etkin olabiliyorlar. Orman içindeki olumsuzluklara müdahil olmaları söz konusu değil.

& Edirne piknik alanlarına ayrıca değineceğim ama yeri gelmişken Sarayiçi bölgesindeki, yani güreş trübünü çevresi, su taşkınlıkları da dikkate alınarak piknik alanı olarak düzenlenebilir mi? Bu sahada yıllardır kesilen ağaçların yerine yenileri ekilmedi, çoraklaşan bu alanın ağaçlandırılması da  gerekli olan bir husustur diye düşünüyorum.

Netice itibarıyla; tarih, doğa, çağdaş kent diye öğünerek söz ettiğimiz Edirne’mize yazık etmeyelim. Kültürel miraslarımıza ve doğaya sahip çıkalım.

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
KAPANAN BİR DÖNEM
CELİL ÖZCAN
99 YILDIR DEĞİŞMEZ BAŞKOMUTANIMIZ
Levent Büdüş
 KELİMELERDEN KORKMAK
Recep ÇINAR
Osmanlı’yı “Cihan Devleti” yapan 150 SIR!(1)
Şükrü Akıllı
SAROS KÖRFEZİNDE LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜTMEK.
NURAN İKİZ
Her şeyin başı sağlık
TURAN ŞALLI
 ROMANLARIN SİNEMA GÜNLERİNDEN KALANLAR
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
PANDEMİ ÖNCESİ VE SONRASI DENİZ TİCARETİMİZ
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
ADAY MEMURKEN İSTİFA EDEN SINAVSIZ OLARAK YENİDEN ATANABİLİR Mİ?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER