Tülay Çağlarer
Türk Harf Devrimi’nin hatırlattıkları
Yayın Tarihi: 06 Kasım 2019, Çarşamba
Diğer Yazıları

Atatürk’ün gerçekleştirdiği en önemli devrimlerden birisi, Arap alfabesinin kaldırılması ve Latin Alfabesi temel alınarak Türk alfabesini getirmesidir. 1 Kasım 1928’de yeni abece’nin yani alfabenin kabul edilmesi nedeniyle 1-7 Kasım Haftası da Türk Harf Devrimi Haftası olarak kutlanıyor. Bu vesileyle; öğrenilmesi zor olan Arap alfabesinden yeni Türk alfabesine nasıl geçildiğinin, tarifini, aşamalarını kısaca anlatacağım.

Mustafa Kemal memleketi nasıl kurtacağını, ne gibi sosyal ve siyasal devrimlere girişeceğini 1907 yılında Selanik’te Vardar Kıraaathanesi’nde Bulgar Türkoloğu İvan Manolof’a söylediği sözlerden öğreniyoruz. Mustafa Kemal, Manolof’a şöyle demiştir:

“Bir gün gelecek hayal zannettiğiniz bütün bu inklapları başaracağım. Mensup olduğum millet bana inanacaktır…

Saltanat yıkılmalıdır. Devlet yapısı mütecanis(aynı cinsten olan) bir unsura dayanmalıdır. Din ve devlet birbirinden ayrılmalı, doğu uygarlığından benliğimizi sıyırarak Batı uygarlığına aktarmalıyız. Kadın ve erkek arasındaki farklar silinerek yeni bir sosyal nizam kurmalıyız. Batı uygarlığına girebilmemize engel olan yazıyı atarak, Latin kökünden bir alfabe seçmeli, kılık kıyafetimize kadar herşeyimizde Batılılar’a uymalıyız. Emin olunuz ki bunların hepsi bir gün olacaktır.”

Mustafa Kemal bu sözleri söylediğinde 26 yaşındadır. Ve rütbesi kolağası(kıdemli yüzbaşı)dır.

Mustafa Kemal’in reformlarının çoğunu önceden tasarladığını sık sık tekrar ediyoruz ya. İşte bir belge daha.

Prof. Dr. Afet İnan’ın 10 Kasım 1971 tarihli Milliyet’te yayınlanan yazısı şöyledir:

“Erzurum Kongresi’nde bulunanlardan biri de Mazhar Müfit Kansu’dur. 7-8 Temmuz 1919 sabaha karşı 3 kişi Erzurum Kogresi’nin sonuçlarını konuşurlar. Bunlar, Mustafa Kemal, Süreyya(Yiğit), Mazhar Müfit Kansu’dur.

Mustafa Kemal, Mazhar Müfit’in hatıra defterine şunları yazdırır:

1-Zaferden sonra hükümet şekli cumhuriyet olacaktır. Bunu size daha önce de bir sorunuz üzerine söylemiştim.

2-Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince icap eden muamele yapılacaktır.

3-Tesettür kalkacaktır.

4-Fes kalkacak, medenî milletler gibi şapka giyilecektir.

5-Latin harfleri kabul edilecektir.”

Bunları yazdıktan sonra, Mazhar Müfit’e “Defterin bu sayfasını kimseye göstermeyeceksin, sonuna dek gizli kalacaktır.” der.

1922 yılında Atatürk, Halide Edip Adıvar’la bu konu hakkında konuşmuş ve böylesi bir değişikliğin sert önlemler gerektireceğini söylemiştir.

Eylül 1922’de Hüseyin Cahit’in, İstanbul Basın Yayın üyelerinin katıldığı bir toplantıda Atatürk’e sorduğu “Neden Latin harflerini kabul etmiyoruz?” sorusuna Atatürk, “Henüz zamanı değil.” yanıtını vermiştir.

21 Şubat 1923 tarihinde Latin harfleri konusu İzmir Milli İktisat Kongresi’nde dile getirilmiştir. Mecliste yazı değişikliğini savunanların gerekçeleri şunlardır:

-Halka okuma-yazmayı çok daha kolay öğretmeyi sağlayacak  bir yazı sistemini benimsetmek, böylece okuma-yazma oranını kısa zamanda yükseltmek.

-Türkçenin zenginliğini ve canlılığını daha iyi ortaya koyup gelişmesini sağlamak.

-Uygar uluslarla iletişimi geliştirmek.

Tanınmış yazarlar ve kişiler yazılarıyla, konuşmalarıyla konuyu destekleyecek kamuoyu oluşturdular.

25 Şubat 1924 tarihinde maarif bütçesi konuşulurken Büyük Millet Meclisi’nde alfabe konusuna değinen İzmir Milletvekili Şükrü Saraçoğlu, bu kadar fedakârlıklara rağmen halkın hâlâ okuyup yazma bilmediğini söyleyerek: “Benim kanaatimce bu büyük derdin en büyük noktası harflerdir. Eğer ben Arap harfi diyecek olursam burada da benim fikrimi tuğyan(taşkınlık) ve isyan edecek var mı?

Efendiler! Bunun yagane kabahati harflerdir. Arap hurufatı, Türk lisanını yazmaya müsait değildir. Hacımızın, hocamızın, amirlerimizin, memurlarımızın gayretini, yıllardan, asırlardan beri yapılan bunca fedakârlıklarına rağmen halkın ancak yüzde 2’si veya yüzde 3’ü okumuştur.”

Bu sözler Mecliste büyük gürültüye sebep olmuş ve Saraçoğlu, Meclisteki bağnazların hücumuna uğramıştır.

Saraçoğlu’nun bu sözleri, basında türlü yankılara sebep olmuştur. Gazeteler ve dergiler eğilimlerine göre bu sözlerin lehinde ve aleyhinde fikirler ileri sürdüler.

Mustafa Kemal, yazının değiştirilmesine ilişkin düşüncesini çevresiyle tartışarak değiştirmiş, o güne kadar yapılan çalışmalar da gözönüne alınarak bir kurum oluşturulmuştur. Bu kuruma “Alfabe Komisyonu” denmiş, yanına bir de “Dil Encümeni” eklenmişti.

Bu kurulda 9 üye bulunuyordu. Ragıp Hulisi Özden, İbrahim Gantay, Ahmet Cevat Emre, Emin Erişgil, İhsan Sungu, Avni Başman, Falih Rıfkı Atay, Ruşen Eşref Ünaydın, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan oluşan kurul, çalışmalarını kısa zamanda tamamladı.

Mustafa Kemal, yeni alfabeyi Dilci İbrahim Necmi Dilmen’den öğrenip, 4-5 Ağustos 1928 gecesi Başbakan İsmet İnönü’ye yeni harflerle mektup yazdı. 9 Ağustos 1928 gecesi Cumhuriyet Halk Partisi(CHP)’nin Gülhane’deki galasında, Falih Rıfkı Atay, Atatürk’ün yeni harflerle yazdığı bu mektubu orada bulunan halka, yüksek sesle, şöyle okudu:

“Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Bizim güzel, ahenkli, zengin dilimiz, yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Yüzyıllardan bu yana kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurarak anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak, bunu anlamak zorundasınız. Anladığınızın belirtilerine yakın gelecekte bütün dünya tanık olacaktır. Buna kesinlikle inanıyorum.”

Atatürk aynı gece Saray Burnu’nda halka şunları söyledi:

“Bugün yapmak zorunda bulunduğunuz çok değerli bir iş daha vardır. Türk harflerini çabuk öğrenmek. Kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya, bütün yurtaşlara öğretiniz… Bunu yurtseverlik, ulusseverlik görevi biliniz. Bu görevi yaparken düşününüz ki bir ulusun, bir sosyal toplumun yüzde 10’u ancak okuma-yazma bilir, yüzde 90’ı bilmezse, bundan insan olanların utanması gerek.”

Mustafa Kemal, katılanlara yeni alfabeyi tanıtmıştır.

Mustafa Kemal, yeni alfabeyi 11 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı hizmetlileri ve milletvekillerine 15 Ağustos’ta üniversite öğretim üyeleri ve edebiyatçılara tanıttı. Ağustos ve eylül aylarında da farklı illerde alfabeyi tanıttı.

8-25 Ekim tarihleri arasında resmi görevlilerin hepsi yeni harfleri kullanımla ilgili sınavdan geçirildi. Atatük, yeni harflerin tüm yurttaşlar tarafından benimsenmesi için çareler düşünürken aklına müzikten yararlanmak geldi.  Cumhurbaşkanlığı Orkestrası Şefi Zeki (Üngör) Beye, “Zeki Bey, musiki sözleri ezberletmeyi kolaylaştırır. Düşündüm ki yeni alfabeyi halkımızın müzik yardımıyla daha kolay ezberletebiliriz.” deyip harflerin listesini verdi. Önce sesli harfler, sonra sesli harfler yer alıyordu.

Marşın sözleri

a, o, u, ö, e, ö, ü, i, (Ö 2 defa)

b, c, ç, d, f

g,  f, j, k, l

m, n, p, r, s

ş, t, v, y, z

Bestelenen marş köşkün sofracısı, aşçısı, bahçıvanı, şoförü, nöbetçileri tarafından oluşturulan koroya okutulmuştur. Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde bu marşı pek çok kez çaldırmış, kendisi de söyleyerek orada toplanan halka öğretmiştir. Marşın notası, 23 Eylül 1928 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştır.

Kolay uyum sağlanabilmesi için ağaçların gövdelerine de Türkçe harfler asıldı.

Atatürk, 1 Kasım 1928 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış konuşmasında şöyle der:

“Büyük Türk milletine kolay bir okuma-yazma anahtarı vermek lazımdır. Büyük Türk milleti, cehaletten az emekle, kısa yoldan ancak kendi güzel ve asil diline uyan böyle bir vasıtayla sıyrılabilir. Bu okuma-yazma anahtarı ancak Latin esasından alınan Türk alfabesidir.”

Aynı gün, yani 1 Kasım 1928’de 1353 Sayılı Yasa ile yeni alfabesini kabul etti.  Bu kanuna göre yeni harflere geçiş 1 Ocak 1929’u geçmeyecek, ancak tahkik evrakının, fezlekelerinin, basılı evrakın ve defterlerin eski harflerle yazılması Haziran 1929’a kadar sürebilecekti. Eski yazı ile yazılan dilekçelerde bu tarihe kadar kabul edilecekti. Devlet dairelerinde kullanılan eski harfli kitap, talimatname, defter gibi malzemeler de ve devletin bazı muamelelerinde 1930 Haziran’ına kadar eski harfler kullanılabilecekti. Para, pul, bono gibi değerli kâğıtlar, değiştirilinceye kadar geçerli olacaktı.

30 Kasım 1928 günü gazeteler son kez olarak Arap yazısı ile çıktı.

24 Kasım 1928’de yayınlanan Millet Mektepleri Talimatnamesi gereğince, yurdun her köşesinde Millet Mektepleri açılmış, halka yeni harflerle okuma-yazma öğretilmiştir. Atatürk, bu çalışmalara Millet Mektepleri Başöğretmeni sıfatıyla katılmıştır.

Harf İnkılabının ilk adımı 20 Mayıs 1928’de 1288 Sayılı Kanunla Arap rakamlarının kullanılmasına son verilerek uluslararası rakamların kabulü ile atıldı.

Türklerin 10. Yüzyıldan beri kullana geldikleri Arap yazısı Türkçenin yapısına ve işleyişine uygun değildi. Türkçe ve Arapça, ayrı dil ailelerine bağlıydı. İki dilin ses yapısı, dil bilgisi farklıydı.

Türk alfabesi, okuma-yazma ve öğrenim açısından çok kolaydı, Türkçenin ses ve sözcük yapısı ile tam bir uyum içindeydi. Benimsenen hafler, yazım ve okuma yönünden bir güçlük yaratmıyordu. Yazı devrimi, basın ve yayın işlerini kolaylaştırdı. Eski yazı ve yazım düzeniyle kitap, gazete ve dergi basımı çok güçtü. Yeni alfabe ile okuma oranı da yükselmişti.

Türk Harf Devrimi Haftası herkese kutlu olsun.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Üç Sınıf İnsan!
ERCAN KERMAN
OSMANİYE’DEN SELAMLAR
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK