Ertan Çekiç
BİR İSTEKTE BULUNMAK
Yayın Tarihi: 22 Ekim 2019, Salı
Diğer Yazıları

            Bir şeyi çok istediğinizde tüm dünya size yardım eder.

            Hayatımızda yaptıklarımızı, iki yoldan giderek yaparız. Bu yoların birincisine, (nerdeyse onda dokuzudur) zihinsel yol denir. Diğeri ise fiziksel olan yoldur. Önemli olan birinci olandır.

            Nereye, nasıl, ne zaman, niçin, kiminle gideceğimizi zihinsel olarak; en ince ayrıntısına kadar hesapladığımızda, ileride ulaşmak istediğimiz noktayı net bir şekilde zihnimizde gördüğümüzde artık yola koyulmanın zamanı gelmiştir. Artık yapılacak tek şey beklemektir.

            Bir zamanlar küçük bir ortaokul öğrencisi, suratı asık bir şekilde eve gelir. Çantasını fırlatır. Odasına koşar ve ağlamaya başlar. En büyük rüyasını gerçekleştirememiştir. Okulun basketbol takımına girmek için elinden geleni yapmış ama başaramamıştır. Annesi sessizce odaya girmiş ve şefkatle sormuş ‘ne oldu? Takıma giremedin mi?’ demiş. Küçük delikanlı, bana ‘ sen daha küçüksün!’ dediler, demiş. ‘ yavrum önemli olan, takıma giremeyecek kadar küçük olman değil, içindeki basketbolcunun ne kadar büyük olduğu!’ demiş.

            Küçük delikanlı bu sözlerden sonra, yatağından doğruldu, kendini her zamankinden daha güçlü hissediyordu. Evet, belki küçüktü ama içindeki basketbolcu çok büyüktü. Ertesi sabah erkenden antrenmana gitti. Her gün, her hafta, her ay… Gün geçtikçe hem içindeki basketbolcu hem de azmi büyümüş. Ertesi sene takım seçmeleri yine yapılmış. Bu defa, minik delikanlının içindeki büyük basketbolcu, kendini yeterince göstermiş. Takımın hocası, ondan çok etkilenmiş. Daha sonraki seneler takımdaki yerini hem korumuş hem de kendini daha çok geliştirmiş.

            Ve tüm dünya, bir zamanlar okul takımına bile giremeyen Michael Jordan’ı basketbol tarihinin en başarılı oyuncusu olarak tanımış.

             Eğer bir şeyi çok isterseniz tüm dünya ama istisnasız tüm dünya yolunuzdan çekilir ve size bilerek ya da bilmeyerek yardım eder.

            Kendinizi keşfedin ve gideceğiniz yeri belirleyin. Başarılı olmak için arı gibi çalışmak gerektiğini de unutmayın J

           

Paradigma (zihinsel gözlük). Nereye bakıyoruz?

            Her insanın bir yaşantısı vardır. Bu yaşantıların içinde bazen anlık bazen uzun sürebilen duygusal değişimler yer alır. İnsanların bizim için söyledikleri, bizim hakkımızda bize karşı ifade ettikleri. Öğrendiklerimiz,(bize öğretilenler) değerlerimiz, inançlarımız farklı farklıdır. Aynı gibi görünen ama ince ayrıntılara girdiğinizde farklı olan yönlerimiz.

            Tüm bu yaşantılar bizde algısal bir zihin haritası oluşturur. Bu zihin haritasına göre bakarız hayata. Garip bir şekilde toplumun bize oluşturduğu zihinsel harita, bizim hayata bakışımızın sınırlarını da çizer. Bu sınırlar içinde düşünür, bu sınırlar içinde davranır, alışkanlık kazanır ve inanırız. Bu bizi bilinen bir arazide isteğin her alanda gezinebilme imkânı verir. Toplumun her ferdi ile bu haritaya göre iletişime geçeriz. Sınırları gördüğümüz için belli bir rahatlama da verir bu harita bize. Diğer toplum fertlerine de bu sınırları çizmeye ister istemez yönelmişizdir. Çünkü onlarla olan iletişimimiz bu zihinsel harita içerisinde olduğundan dolayı, onlara tarif ettiğimiz yerlerde bu haritanın içinde şekillenir.

            Haritaların çizgileri zamanla o kadar kalınlaşır ki bu bize ‘kalın bir bahçe duvarı’ misali büyük bir güven verir. O kadar kalın çizgiler çekeriz ki hayata bakan zihinsel haritamıza, artık o çizgilerden çıkmak istemeyiz, istesek dahi çıkamayız. Sınırlarımız zihinsel haritaların sınırları kadardır. Bize zamanla oluşturulan ve o oluşuma sınırsız katkıda bulunduktan sonra artık çıkmak çok zordur.

            Peki, bu sınırlar bizi güvende tutuyor ve rahatlatıyorsa neden sorunlar yaşıyoruz?

Bunun nedeni, herkesin zihinsel harita sınırlarıyla ilgilidir. Elinizdeki harita eğer İstanbul haritası ise ve sadece bu harita sınırları içinde yaşamışsanız. İstanbul içinde bir sıkıntı yaşayacağınızı düşünmüyorum. Trafik sorunu hariç!

Biri size bir şekilde Ankara’ya gitmenizi söylese veya gitmek zorunda kalsanız. Zihinsel haritanız Ankara’da ne yapabilir? Kadıköy haritasıyla, Kızılay’da nasıl yolunuzu bulursunuz? Bulamazsınız! İşte insanlar arasındaki çatışmanın temel sebeplerinden biri, zihinsel haritalardır.

            Bir şekilde zihinsel haritaların sınırlarını büyültebilirsek veya farklı haritalardan bakmayı başarabilirsek, işte o zaman zihinsel haritalarda sorunlarla karşılaşmayız. Her bölgeye göre haritalarımız varsa ya da zihinsel haritalarımızın sınırları tüm dünyayı kaplıyorsa(ki çok zordur) her iletişim kurduğumuz insana gitmek istediği yer hakkında bilgi verebilir veya o bölgenin resmini ona sunabiliriz.

            Haritaların sınırları nasıl değiştirilir?

            İletişime girdiğimiz her insan, başımızdan geçen her olay, izlediğimiz her şey, duyduklarımız bizim zihinsel harita içerisinde ve sınırlarımızda etkili olur. Sınırlarda etkili olan bu durumlar bize tekrar bir sınır çizdirir. Bu zor ve sıkıntılı bir süreçtir. Bu yüzden insanların çoğu sahip olduğu sınırlardan çıkmak istemezler. Sınırlarını muhafaza etme eğilimindedir. Sınırlarını muhafaza etmek fazladan bir çaba gerektirmediğinden, çoğumuz sınırlarımızı değiştirme ihtiyacı duymayız.

Sınırlarını değiştirme ihtiyacı duyanlar sıkıntılarla ve zorluklarla başa çıkmak zorundadırlar. Bu zorlukların ve sıkıntıların sonucu ise daha büyük bir haritaya sahip olmaktır. Kolay değildir. Bunun için farklı bakabilmeli, düşünmeli, en önemlisi bunlara sahip olan yani farklı bakan ve kendi kafasıyla düşünen insanlardan yararlanmalıyız. Bu insanlar büyük ihtimalle ya yaşamıyordur, ya da onlarla konuşabilme olanağımız çok sınırlıdır. Onlara kitaplar sayesinde ulaşabiliriz. Onların haritalarından bakabilir ve dünyaya bakan zihinsel gözlüğümüzü geliştirebiliriz.

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
RÜYALARIMIZ
Recep ÇINAR
Eğitim çıkmazı!         
MEHMET DENİZ
ÇALIŞMA HAYATINDAN BEKLENTİLERİMİZ
Selçuk Duranlar
DÜNYA ÇELİK ÜRETİMİ
NURAN İKİZ
ŞEYTAN
OLCAY DAL
Bir öğretmen ne ister?
CELİL ÖZCAN
TEKKE VE ZAVİYELERİN KAPATILMASININ 95. YILI KUTLU OLSUN
Ahmet Acaroğlu
ÖĞRETMENLERE  SEVGİLERİMLE 
Şükrü Akıllı
KITLIK VE SUSUZLUĞUN SORUMLUSU BELEDİYE DEĞİLDİR.
Numan Özgür METİN
ORMANYA-MAŞUKİYE-SAPANCA DOĞA TURU
TURAN ŞALLI
GÜZEL(ŞUKAR) PARTİ  ROMANLAR İTİBARSIZLAŞTIRILMAMALI
Levent Büdüş
GÖÇMEN KUŞLAR
Zafer Dereli
YILLIK İZİNLERDE HAK KAYBI OLMAMASI İÇİN BAŞVURUMUZU YAPTIK
M. ENİS ŞENSEVER
SANAT NE İŞE YARAR? Dilara ÇOLAK -2-
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Hüseyin Erkin
Nehirlerimizden anlaşmalar çerçevesinde faydalanmalı
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER