Tülay Çağlarer
TV dizileri
Yayın Tarihi: 16 Ekim 2019, Çarşamba
Diğer Yazıları

Uzun gecelerin başladığı bugünlerde, televizyonda diziler de yarışıyor. Zamanı müsait olan pek çok izleyici her akşam bir diziyi takip ediyor. Hal böyle olunca dizilerin topluma neler kazandırdığının münakaşaları da hiç bitmiyor. Yaygın kanı, konularının, aşağı yukarı içerik olarak hemen hemen aynı olduğu, işlenen aile kavramının bizlerin geleneksel aile içi ilişkilerine uymadığı, şiddet, intikam içerdiği, vurdu kırdı sahnelerinin izleyenleri rahatsız ettiği gibi nedenlerden dolayı yakınmaların çok olduğunu duyuyoruz. Hatta RTÜK’e bu konuda şikâyetlerin yapıldığını okuyoruz. Genel şikâyet ise; dizilerin gece saat 20:00’de başlayıp 24:00’a kadar sürmesi konusunda.

“Dizilerde neler seyirciyi etkiliyor ki, bu olumsuzluklara rağmen izleniyor?” derseniz, kimisi dizinin senaryosunu beğendiğinden, kimisi sevdiği oyuncunun o dizide rol alması nedeniyle, bir başkaları dizilerin çekildiği şehirler ve mekânlardan dolayı diziye takılıyor ve her gece mesaiyi televizyon başında harcıyor. Böylelikle televizyon insanı adeta esir alıyor.

Ben de bazı geceler bir iki diziyi izliyorum. Fakat ben yukarıda saydığım nedenleri düşünmüyorum. Her dizinin insanı etkileyen bir tarafı olduğuna inananlardanım. Dizilerden de bilgi sahibi olanlardanım.

Örneğin şuanda; Mucize Doktor dizisini izliyorum. Konusu; Ali Vefa isimli Otizm’li ve Savant Sendrom’lu bir gencin doktor olma hikâyesi. Hikâye şöyle; Ali Vefa(Taner ÖLMEZ), dahi ama iletişim kurmakta zorlanan genç bir doktor. Çocukken hayatında değer verdiği bir tavşanı, bir de onu her şeyden koruyan bir ağabeyi var. Ali babasından şiddet görmekte, hatta günün birinde baba Ali’yi çok fena bir şekilde döver ve evlatlıktan reddeder. Sahipsiz kalan Ali yetimhanelerde büyür. Dizide Hastane Başhekimi rolüyle tanıdığımız Adil Hoca(Reha ÖZCAN) Ali’yi kanatları altına alır. Onu kollar ve gözetir. Ali daha sonra ağabeyini de kaybeder. Ali Vefa’nın ideali doktor olmaktır. Engeline ve karşılaştığı bütün önyargılara rağmen tıp fakültesini birincilikle bitirir. Doktorluk stajını tamamlar, ihtisasını yapmak üzere manevi babası Adil ERİNÇ’in Başhekim olduğu hastaneye Cerrahi Bölüm Asistanı olarak gelir. Adil Hoca hariç kimse otizmli birinin doktor olabileceğine inanmaz. Ali, korka korka, kendisine acıyarak ve inançsızlıkla bakan yönetim kurulu üyeleriyle ve onların davranışlarıyla muhatap olur. Her şeye rağmen hastanede çalışmaya başlar.

Dizinin birinci bölümünü seyrettikten sonra, Otistik Savant Sendromunun ne olduğunu araştırmaya başladım. Öğrendiğim bilgileri kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum.

Fransızca bir terim olan “Savant”, bilmek anlamına gelmektedir. 1887 yılında Doktor Langdon DOWN tarafından ortaya atılan “Savant” terimi, zihinsel gelişimleri farklılık gösteren, özel yetenekli kişiler için kullanılmıştır. Savant durumu, ilk olarak 1783 yılında Jedediiah BUXTON isimli bir kişinin sıra dışı bir hesap yeteneği keşfedilmiş ve bu durum karşısında herkes şoka girmiştir. Daha sonra bilim dünyasınca incelemeye alınmış ve bu dalda pek çok vaka incelenmiştir.

Savantlı kişiler, bu özellikleriyle piyano, müzik ve sanatın birçok alanlarında büyük becerilere sahip olabilmeleri dışında, matematik alanında, örneğin aşırı hızlı hesap yapma, aritmetik olarak sayı sayma, asal sayıları hesaplama gibi üst düzey becerilere de sahip olabilirler. Mesela, yolda yürüdükleri esnada gördükleri araçların plaka numaralarını, spor karşılaşmalarının geçmiş yıllara ait sonuçlarını ve daha birçok önemsiz görünen bilgiyi güçlü hafızalarıyla hatırlayabilme özelliklerine sahiptirler. Ayrıca daha öncesinde hiç bilmedikleri, öğrenmedikleri bir bilgiyi de genetik kodlamaları sayesinde bir anda açığa çıkarabilirler. Ancak Savant Sendromuna sahip kişiler, bazen en basit toplama çıkarma gibi işlemleri yapmakta dahi güçlük yaşarlar.

Bazı Savantlarda durum farklıdır. Nörolojik olarak anormal bir durum söz konusu olabilir. Bilinen bazı Otistik Savant hastalarında beynin sol yarımküresindeki sıradışılığa rastlanmaktadır. Ancak bazı durumlarda ise Savant Sendromu bulunan kişiler normal görünüme sahiptir ve bu hastaların neden bazı alanlarda süper zekâya sahip oldukları bilimsel olarak henüz tespit edilememiştir. Dünya çapında binlerce Savant hastası olduğu biliniyor.

Savant Sendromu rahatsızlığı tanısının tam olarak konulabilmesi için otizmli kişilerin yada Savant hastasının yakından takip edilmesi ve özellikle ilgi alanlarının dikkatle izlenmesi gerekiyor.

Savant Sendromunun nedenleri 2004 yılına kadar bilinmiyordu. Hala daha da açık olarak bilinmemektedir. Bu konu ile ilgili daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

Yukarıdaki satırlarımda “Dünya çapında binlerce Savant hastası olduğu biliniyor” dedim ya, Savant Sendromu yaşayan birkaç ünlüyü de tanıyalım;

TonyDeBlois(Amerikalı Müzisyen, Doğumu 22 Ocak 1974); Erken doğum nedeniyle görme yetisini kaybetmiştir. 2 yaşında piyano çalmaya başlamıştır. DeBlois, 20 müzik aleti çalabiliyor. Dünya çapında konserler veriyor. Hafızasından, yaklaşık 8000 parça çalabiliyor.

Leslie LEMKE(Amerikalı Müzisyen) Görme engelli, Otistik ve Savanttır. 1952 yılında erken doğmuş, bu sebepten retina problemleri yaşamıştır. 12 yaşında iken piyano çalıyor ve dinlediği şarkıları rahatça söylüyor. Bir kere duyduktan sonra kusursuzca, herhangi bir uzunlukta bir müzik parçasını hatırlayabiliyor ve çalabiliyor.

Alonzo CLEMONS(Amerikalı Heykeltraş), 40-50 aralığında düşük IQ’ya sahip bir Savant Sendromlu heykeltraş ve sanatçıdır. 3 yaşında iken düşme sonucu kalıcı bilişsel hasara uğradı. Bu kazanın ardından mükemmel hayvan heykelleri yapmaya başladı. Sadece bir kez gördüğü bir hayvanın heykelini kusursuz bir şekilde yapabiliyor ama ayakkabılarını bağlayamıyor, kendi başına yemek yiyemiyor.

Buğra ÇANKIR(1994 doğumlu Türk Müzisyen) 2 yaşında otistik olduğu anlaşıldı. 10 yaşında iken müzik yeteneği keşfedildi. İletişim kurarken güçlükler yaşasa da Buğra, aslında “mükemmel kulak” ya da “tam kulak” olarak nitelendirilen, doğadaki tüm sesleri referans bir ses verilmeden nota olarak tanımlayabilme yeteneğine sahip bir kişidir. Buğra 2016 yılında İskenderun Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarını derece ile bitirmiştir.

Mucize Doktor dizisi Otizmli bireylere dikkat çekmesi ile ve bu konuda farkındalık yaratma çabasıyla beğeni toplamaktadır. Dizi basit bir ifade ile bana Savant Sendromu bilgisini kazandırdı.

Bir başka diziden örnek vererek hangi bilgiye ulaştığımı da sizlere anlatmak istiyorum.

Gençlik dizilerini eğlenceli bulduğumdan onları seyretmekten hoşlanıyorum. Bunların birisi de “Erkenci Kuş” dizisiydi.

Erkenci Kuş dizisinin başrolünde oynayan Sanem(Demet ÖZDEMİR)’in hayali Galapagos Adası’nda yaşamaktır. Ben bunu öğrenince Galapagos Adası’nın yerini ve orada yaşamın nasıl olduğunu merak ettim.

Galapagos Adası, Güney Amerika kıtasının batısında yer almaktadır. Ekvator’a bağlıdır. Galapagos, adalar grubundan oluşur ve toplamda 14 büyük ada ve beraberinde 40 tane küçük ada bulunur. Galapagos Adaları ana karadan oldukça uzak olduğu gibi, çevresi ile bağlantısı olmayan ayrı bir adadır. Okyanusta 50 bin kilometre kareye yayılan sayısız çeşitlilikte olağanüstü su altı ve su üstü canlılarına ev sahipliği yapan Galapagos Adaları, bir masal diyarı. Eşini tavlamak üzere kırmızı gırtlak keselerini balon gibi şişiren fregat kuşları, şimşek gibi denize dalan pelikanlar, çiftleşmek için dans eden mavi ayaklı sümsükler, uçamayan karabataklar, kırmızı ayaklı veya maskeli sümsükler, 13 endemik ispinoz kuşu, kuyruklu martılar, kısa kulaklı baykuşlar, pembe gözlü kumrular, çikolata renkli atmacalar, gül pembesi flamingolar, kırmızı sivrisinek yiyenler, sapsarı bülbüller…

Denizlerde, pembe dudaklı yarasa balıkları, çekiç burunlu vatozlar, deniz yıldızları, florasan renkli hiyaroglifhawkfishler, ejderha yüzlü iskorpitler, deniz iguanaları, mini penguenler, deniz kaplumbağaları, 15 çeşit balina, gri mercan köpekbalıkları…

Karada; kırmızı turuncu renkli yengeçler, kara iguanaları ve yedi çeşit lava kertenkelesi…

Erkenci Kuş dizinde Sanem’in sık sık bahsettiği Albatros kuşlarının uğrak mekânlarından birisi de Galapagos Adaları’dır. Albatros kuşlarının da özelliklerini anlatayım. Yeni doğan bir albatros, 280 gün karada, yuvasında büyümeyi ve güçlenmeyi bekler. Ve kanatları olgunlaştıkça, 5 yıl boyunca hiç karaya basmadan uçarak, sadece suyun üzerinde yaşarlar. Suda avlanıp, suda uyuyarak geçen 5 yıl. Çiftleşmek için büyümeleri gerekli olup zamanı gelince karaya dönüp eşini aramaya başlarlar. Albatroslar için doğru eş çok önemlidir. Çünkü onlar ömür boyu tek eşle çiftleşiyorlar. Çiftleşme öncesi marifetlerini göstermek için en iyi dansı yapan erkek kızı kapıyor. Kıyıya sadece yumurtlamak ve kuluçkaya yatmak için çıkarlar. Senede sadece bir kere yumurtlarlar. Kuluçkaya ise dönüşümlü olarak yatarlar. Nisan-Aralık ayları onların çiftleşme dönemidir. Albatros kuşunun kanat boyu uzunlukları 4 metreye kadar ulaşabilir. En uzun kanat genişliğine sahip kuş türü olarak anılan Albatroslar, çok uzun bir süre kanat çırpmadan havada süzülerek uçabilirler.

Eşi öldükten sonra başka bir eş arayışına girmemesi ve yalnızlığına geri dönmesi, soylarını tükenme tehlikesine kadar getirmiştir. Albatros kuşlarının insanların hayranlığı kazanmasının sebebi; bu kuşların tek eşlilikleri, mükemmel kanatları ve aylar boyunca su üstünde kalabilmeleridir.

Herkes hatırlar. 2011-2014 yılları arasında rating rekorları kıran Muhteşem Yüzyıl dizisini.

Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem, Kösem Sultan, Mihrimah Sultan ve Eşi Pargalı İbrahim Paşa, Mimar Sinan, Şehzade Mustafa, Şehzade Bayezid ve dönemin olayları hakkında bayağı bilgi sahibi olmuştuk.

Sözüm o ki, istenirse seçtiğiniz diziler sayesinde de ufkunuzu genişletebilirsiniz.

DİĞER YAZARLAR
Derya Kurbay
Bir dünya liderinden bahsediyorum
ERCAN KERMAN
Tuzla içmeleri
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
Çocuklarda Şiddet ve Etkileri
Recep ÇINAR
‘Nuh’un gemisine de binmek var, ‘Titanik’e de!
Ahmet Acaroğlu
Yerel yönetimler ve yerel basın
NURAN İKİZ
Yararlı buluşlar
TURAN ŞALLI
Bizim evde demokrasi vardı. Seçim zamanlarında annem babamdan dayak yerdi
Tülay Çağlarer
Atatürk:’En güç devrim müzik devrimi’
Şükrü Akıllı
EDİRNELİLERİN TİYATRO SEVGİSİ VE KÜLTÜR YOKSUNLUĞU
Selçuk Duranlar
Edirne, 2023’ e hazır mı? (2)
Zafer Dereli
KAMUDAKİ İŞÇİLER GEÇİCİ GÖREVLENDİRİLEBİLİR Mİ?
Ertan Çekiç
İYİMSERLİK DE ÖĞRENİLEBİLİR. NASIL MI?
Teoman ÖZÇUHACI
ORTAYA KARIŞIK, LEZZETLİ BİR GAP TURU
CELİL ÖZCAN
BİTMEYECEK, TÜKENMEYECEK BİR IŞIKTIR ATATÜRK!
Burhan Aytekin
Mitolojide Türkler
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Numan Özgür METİN
Sonbaharda Marmara`nın Saklı Cennetlerine yolculuk
M. ENİS ŞENSEVER
Soner TUNA’nın ardından
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER