Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
Çocuklar Arkadaşlarıyla Neden Oynamaz?
Yayın Tarihi: 13 Eylül 2019, Cuma
Diğer Yazıları

Oyun, çocukların hayatında önemli bir yere sahiptir. Her çocuğun oyuna ihtiyacı vardır. Oyun, çocuklarda birçok gelişim alanını destekler. Çocuklar oyun yoluyla hayatı ve birçok bilgiyi öğrenirler. Her çocuk gelişim düzeyine uygun oyunlar oynar. Bazen ebeveynler çocuğunun arkadaşlarıyla oynamamasından, oyuncaklarını paylaşmamasından, tek başına oynamasından endişelenirler. Çocuklarının arkadaşlarıyla oyun kurmasını ve oyunu sürdürmesini beklerler. Çocukların oyunları sistematik bir şekilde ilerler. Oyunun evreleri vardır. Çocukların oynama şekilleri yaşlarına ve gelişim düzeylerine göre değişiklik gösterir.

Oyunun evrelerini tek başına oyun, oyunu izleme, paralel oyun, birlikte oynama ve kooperatif oyun olarak gruplandırabiliriz. Çocuklar yaşlarıyla birlikte her oyun evresini tecrübe ederler. Her oyun evresi birbirini takip eder. Tek başına oyun; 0-2 yaş arasını kapsayan dönemdir. Çocuğun gelişim özelliklerine göre yeterliliğinin de el verdiği oyun biçimidir. Çocuk ilk doğduğunda oyunu kendi uzuvlarıdır. Elleri, parmakları onun için oyun malzemesidir. Daha ilerleyen aylarda uyarıcılara tepki vermeye başlar. Renkli nesneler, ışıklı objeler, hareket eden cisimlet çocuğun ilgi alanı içerisindedir ve çocuk bunlarla oyun oynamaktadır. Çocuklar bu dönemde başkasına ihtiyaç olmadan bu objelerle oyunu sürdürmektedir. Oyunu izleme dediğimiz evre, 2-3 yaş dönemini kapsayan dönemdir. Bu yaş döneminde çocuk diğerlerinin oyununu izler ancak oyuna dahil olmak istemeyebilir. Diğer çocukların oyunları ile ilgili sorular sorabilir ama onlarla oynamak istemeyebilir. Bu dönemde ebeveynler çocuğu diğerlerinin oyununa dahil etmeye zorlayabilir. Ancak çocuk diğerleriyle oyun kurmaya ve oyunu sürdürmeye hazır olmadığından bunu reddebilir. Ret cevabını alan aile ise çocuğunun diğerleriyle oynamak istemediğini düşünerek endişelenebilir.

Paralel oyun dediğimiz evre, 3 yaş dönemini kapsayan evredir. Bu dönemde çocuklar akranlarıyla aynı ortamda oynar, aynı oyuncakları kullanır, benzer tarzda oyunlar oynar ancak birlikte kurulmuş bir oyun söz konusu değildir. Bu dönemde birlikte oyun kurulmasa da oyuncağı paylaşamama, aynı oyuncakla oynamak isteme, birbirinden oyuncağı isteme gibi durumlarda sosyal etkileşim ortamı oluşur. Bu gibi durumlarda çocuklar bazen olumlu bazen ise olumsuz etkileşim tarzına sahiptirler. Birlikte oyun dönemi ise ailelerin sabırsızlıkla beklediği dönemdir. Aileler birlikte oyun döneminde çocuktan biraz uzaklaşabilmekten kaynaklı rahatlık hissi duyarlar. Bu dönem ancak 4-5 yaşlarında olmaktadır. Çocuklar akranlarıyla birlikte oyun kurabilmeye, oyunu sürdürebilmeye başlamaktadır.

Grup olarak ve birbirleriyle etkileşim halinde oyun oynayabilmektedirler. Birbirlerine oyun hakkında fikirler sunma, yönlendirmeler yapma, oyundan keyif alma söz konusudur. Kooperatif oyun dediğimiz dönem ise 6 yaşı kapsayan, örgütlenme ve bir sonuca ulaşmayı hedefleyen oyun tarzını içermektedir. Bu dönemde küçük yaş gruplarına göre daha uyumlu oyun söz konusudur. Çocuklar arasındaki paylaşım daha yüksektir, iletişim daha güçlüdür. Bu nedenle bu dönemde oyuncak paylaşamama, oyunu sürdürememe gibi krizler daha az görülmektedir.

Çocuklar zaman zaman içinde oldukları evrenin gerisine dönebilirler. Paralel oyun döneminde olan bir çocuk oyunu izleme dönemine dönebilir. Bu gibi durumlarda ailenin zorlayıcı olmaması, ısrarcı olmaması önemlidir. Çocuğa oyun konusunda baskı kurulduğunda yaratıcılığını ve oyun kurma gücünü kaybetmektedir. Bu nedenle çocuk diğerlerinin oyununu izlemek istiyorsa “şuan sadece izlemek istiyorsun, onların oyununa katılmaya hazır olduğunda onlarla oynamayı isteyeceksin” şeklinde onu anlayan ifadeler kullanılmalıdır. Paylaşmak istemeyen çocuğun elinden oyuncak alınıp diğer çocuğa verilmemeli, paylaşmanın olumlu yanlarından söz edilmeli, paylaştığı anlarda olumlu ifadeler kullanılarak paylaşma pekiştirilmelidir.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Recep ÇINAR
Kamu görevi üstlenmek   
Levent Büdüş
DOĞAL LİNÇ!
NURAN İKİZ
Eksikliğin gücü
CELİL ÖZCAN
AMASYA GENELGESİNİN 101. YILI KUTLU OLSUN
TURAN ŞALLI
Evleri yıkılan Romanların çaresizliği
ERCAN KERMAN
KOCA BOZGUN-DOKSANÜÇ HARBİ
Şükrü Akıllı
BU ANLAYIŞLA ÇEVREYE BEDEL ÖDEYECEĞİZ!
Ertan Çekiç
MUTLU ETMEK
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
YÖNETİM VE YÖNETİCİ
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
Rapor sonundaişe başlamadan yıllık izin kullanabilir miyim?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER