Ahmet Acaroğlu
Kurban
Yayın Tarihi: 08 Ağustos 2019, Perşembe
Diğer Yazıları

Size klişe kurban cümleleri kurmayacağım. Sayısını tam bilemediğim bir sürü tarikat ve cemaate ait televizyon kanallarında bu konularda geleneksel müktesebata dair  fazlasıyla bilgi sahibi olmak mümkün. Bir o kadar kurum ve kuruluş da verdikleri ilanlarla kurban uzmanı olarak karşımızda. Hepsi kurban bağışlarından pay kapma peşinde .Bayram namazı için,köyünüz ya da mahallenizdeki derviş gönüllü küçük ve sade bir mescide de gitseniz, büyük şehirlerdeki  şatafatlı, saraylarla yarışan çok süslü camilere de koşsanız, Diyanet’in bütün vaizleri size yardımcı olacaklardır zaten. O saatlerde uyku kirpiklerinize bir külçe gibi asılsa da siz kulaklarınızı dört açıp hocanın ne dediğini doğru anlamaya çalışın. Üstelik Yaşar Nuri de göçüp  gitmişken aramızdan, siz bari Fetö gibi kerameti kendinden menkul şeyh’ül şeytanların kurbanı olmayın. Onlara muhib olmaktansa Allah’a karib olmayı tercih etmek en doğrusu.

Kurban Allah’ın emri. Onu tartışmak bile istemem. İnanıyorsanız gücünüz yettiğince Allah’ın emrine ram olmaya çalışırsınız. İnanmıyorsanız, boşboğazlık edip  milletin inancı ile alay etmenin  veya filozofça yorumlar yapmanın da hiç gereği yok. Ben din bilgini değilim.Teferruata dalıp amaçtan uzaklaşmayı  bir ziyan olarak görürüm. Hiç kimsenin kurban konusundaki yorumlarına  takılıp kalmayı da uygun görmem. Aslolan yapılan ibadetlerden haz duymak, yüce Yaradan’a kul olabilmenin tarifsiz mutluluğunu tadabilmek, gönül huzuru ile veren el olabilmektir. Mesele Hz.İbrahim, Hz.İsmail olabilmektir.

Bakın size bir örnek vereceğim. Konuşmalar öğretmen bir baba ile onun çok sevimli ve zeki oğlu arasında geçiyor. Baba, matematik ve fen derslerindeki başarısı nedeniyle oğlunun LGS sınavından sonra tercihini Fen Lisesi’nden yana yapmasını isterken, çocuk hayır  baba diyor, ben psikolog olacağım. Tercihim sayısala göre değil sözele göre olacak.

Sınav sonucu aldığı sayısal puan da yüksek olmasına rağmen çocuk ısrarını sürdürür. Oğlum, der babası;”Hani bana Edirne’ye gidip SD Fen Lisesi’ni bir kere gezip görme sözü vermiştin? Okulu bir gezelim, ondan sonra kararın netleşsin.” Ailece giderler, birlikte gezerler. Okul güzel bir mekan, donanımlı. ÖSS başarısı da yabana atılır gibi değil. ”Düşüncen değişti mi?”  diye sorar babası. Çocuğun cevabı çok nettir:“Babacığım, sana söz verdiğim için buraya kadar geldim. Ama sen İbrahim oldun, benim de İsmail olmamı istiyorsun.” Babanın ısrarı orada bitmiştir, söz bitmiştir aslında orada. Çocuk babaya, baba hakikata teslim olmuştur. Kurban olmak ne demek, bundan daha güzel nasıl anlatılabilir ki?

Farkında mısınız bu zeki çocuk kadar bilinçli değiliz tercihlerimizde, inançlarımızda, kabullerimiz ve retlerimizde.Yani;”Babacığım ne sen İbrahim makamında, ne de ben İsmail’im.” demek istiyor çocuk. Geleneksel retoriğe hiç uymayan bir durum yani. Konumuzla örtüşmeyen bir örnek oldu diyenlerdenseniz yazının devamını okumasanız da olur. Ama vahyin penceresinden bilimin sonsuz ufuklarını seyretme zahmetine katlanabilirseniz, kurban konusunda yorumlarınız kalbinizi ve ruhunuzu daha çok ısıtabilir diye düşünüyorum.

Kurban bir teslimiyettir açıkçası. Zorlu bir sınavdır. Sonsuz varlıkta yok olmayı göze alabilmektir. Kurban söze sadakattır. Ahitteşeksiz şüphesiz sebattır. Herşeyin sahibine biattır. Herşeyin sahibi diyorum.O’nu bırakıp kula kulluğu kutsayanlar, kendilerini tagutların kulu haline getirenler aslında küfrün müptelası olduklarının farkında değiller. Böyleleri her gün bir kurban kesse bile şirkin zincirlerinden kurtulup Hakk’a ulaşabilirler mi?

Pazar günü bayram. Bayramlar barışma, kucaklaşma, paylaşmagünleridir. Çin’li zalimler milyonlarca Uygur Türk’üne hayatı zindan ederken, Amerika’lımazohist haydutlar İslam alemini birbirine düşman edip Müslüman kanı dökerken, AB, ABD Orta Doğu’da Türk varlığına kastederken, huzurun düşmanı İsrail, İsrafil’i çağırırcasına kutsallarımıza saldırırken,15 Temmuz Fetö ihanetiyle yüzlercesi şehit, binlercesi gazi olduğu halde asıl sorumluların arkası sıvazlanırken, cennet vatanımın Kaz Dağlarında ciğerleri sökülürken, yüz binlerce öğrencimiz sistem mağduru olarak Üniversite dışında kalır, yüz binlerce mezun da iş bulamazken, bunca zamlara rağmen işçi memur açlık sınırına mahkum edilirken nasıl bir mutluluk yaşayabilir insan, onu da anlamış değilim. Ama ben yine de iyi bayramlar diliyorum size. Allah yaptığınız ibadetleri, kestiğiniz kurbanları kabul etsin. Bayramınız bayram olsun.

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
KAPANAN BİR DÖNEM
CELİL ÖZCAN
99 YILDIR DEĞİŞMEZ BAŞKOMUTANIMIZ
Levent Büdüş
 KELİMELERDEN KORKMAK
Recep ÇINAR
Osmanlı’yı “Cihan Devleti” yapan 150 SIR!(1)
Şükrü Akıllı
SAROS KÖRFEZİNDE LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜTMEK.
NURAN İKİZ
Her şeyin başı sağlık
TURAN ŞALLI
 ROMANLARIN SİNEMA GÜNLERİNDEN KALANLAR
Ertan Çekiç
HAYAL GÜCÜ
Ahmet Acaroğlu
 İYİ  ŞEYLER  YAPMALI
Numan Özgür METİN
MİS KOKULU LAVANTA TARLASINDA FOTOĞRAF ETKİNLİĞİ
İHSAN KÖSE
AZİZ OLMAK
M. ENİS ŞENSEVER
Mavi rengin ustasını yitirdik (3)
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
Pandemi büyük, geç olmadan ciddiye alalım
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Selçuk Duranlar
PANDEMİ ÖNCESİ VE SONRASI DENİZ TİCARETİMİZ
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Hüseyin Erkin
EDİRNEDE SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİSİ…
Zafer Dereli
ADAY MEMURKEN İSTİFA EDEN SINAVSIZ OLARAK YENİDEN ATANABİLİR Mİ?
Burhan Aytekin
19 Mayıs 2015 1938 yılında Coşkuyla Kutladığımız 19 Mayıs Gençlik Bayramı
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER