Selçuk Duranlar
Edirneli Şevki
Yayın Tarihi: 18 Temmuz 2019, Perşembe
Diğer Yazıları

Edirne’de Fâtih Sultan Mehmed’in ilk saltanat yıllarında (1444-1446) doğduğu tahmin edilmektedir. Asıl adı İsa’dır. Ailesi hakkında yeterli bilgi bulunmamakla birlikte çocukken Edirneli yaşlı bir hanım tarafından köle olarak alınıp sonradan evlât edinildiği ve yetişmesinde Sâilî adlı bir şairin katkısı olduğu bilinmektedir.

Şiir ve nesir yazmaya yöneldiği gençlik yıllarında Edirne’den ayrılıp Kastamonu’ya gitti, orada hatla da ilgilendi. “Necatî” mahlasıyla yazdığı şiirleriyle ününü duyurmaya başladı. “Döne döne” redifli gazelinin Bursa’da şair Ahmed Paşa’ya ulaşması ve beğenilmesi bu döneme rastlar. Şiirleriyle Fatih’in dikkatini çekince İstanbul’a giderek divan kâtipliğiyle görevlendirildi ve sultan için kasideler yazdı. Fatih’in vefatının ardından II. Bayezid’in takdirini kazanan Necâtî, Şehzade Abdullah Karaman sancağına tayin edilince onun divan kâtibi oldu. Üç yıl sonra şehzade âniden ölünce şairin görevi ve mutlu günlerinin de nihayete erdiği anlaşılmaktadır. Nitekim çok sevdiği bu şehzadenin ölümünden duyduğu acıyı bir nevi tâziye olarak sultana takdim ettiği ünlü mersiyesinde dile getirmiştir.

Şair, İstanbul’da bulunduğu bu süre içinde başta padişah olmak üzere devlet erkânına, devrin diğer meşhur kişilerine kasideler sundu, yeni dostlar edindi. Bunlardan biri olan ve “Hâtemî” mahlasıyla şiirler de yazan Kazasker Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi’nin aracı olmasıyla, Sultan Bayezid diğer oğlu Şehzade Mahmud’u Manisa sancağına tayin ettiğinde şairi de nişancılık göreviyle şehzadenin yanında gönderdi, bundan sonra Necâtî “bey” olarak anıldı.

Necâtî’nin dili bilhassa gazellerinde oldukça sade, üslûbu güçlü ve etkileyicidir. Kendine has zengin hayallerle süslü şiirlerinde önemli ölçüde mahallî renk ve özellik görülür. Bu mahallîlik sadece kullandığı dilde değil benzetmelerinde, tabiat ve av sahnelerine ait son derece canlı tasvirlerinde de güçlü bir şekilde hissedilir. Halk diline ve psikolojisine yakın nükteli ifade ile güçlü bir dil hâkimiyeti vardır. Kelime hazinesindeki zenginlik, kullandığı teşbih ve mecaz unsurlarındaki orijinallik, ifadesindeki rahatlık, rindâne edası, söylediklerini yeri geldikçe atasözü ve deyimlerle süslemesi, kafiye ve rediflerini çoğunlukla Türkçe kelimelerden seçmesi, daha XV. yüzyılda konuşma diliyle şiir yazmada başarı göstermesi, Türkçe’yi büyük bir başarıyla aruza uygulayabilmesi de onun önemli özelliklerindendir. 

Necâtî Bey’in günümüze ulaşan tek eseri divanıdır. Şair, divanını yakın dostu ve hâmisiMüeyyedzâde Abdurrahman Çelebi adına tertip etmiştir.

Kaynakça: İslam Ansiklopedisi

DİĞER YAZARLAR
NURAN İKİZ
Ne ekersen, onu biçersin
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
Özgür Ruhlu Çocuk Yetiştirmek
Recep ÇINAR
“Din” deyince ne anlıyoruz?
Ertan Çekiç
Öğrenmeyi etkileyen faktörler
ERCAN KERMAN
Çeyiz altı
Zafer Dereli
Refakat iznindeki 6 aylık süre her memur için ayrı değerlendirilir mi?
CELİL ÖZCAN
Yeni Sevr’ler yaşanmasın
Selçuk Duranlar
Zor şartlarda antlaşma
Burhan Aytekin
Mitolojide Türkler
Teoman ÖZÇUHACI
Yapılması gerekenler 100 yıl önce tespit edilmişti
Tülay Çağlarer
Ramazan ayının geleneği: Mahya
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Numan Özgür METİN
Edirne Lavanta Tarla Günleri
Ahmet Acaroğlu
Kurban
M. ENİS ŞENSEVER
Ergenekon’da, FETÖ’nün tertibine yargının beraat kararı
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
Şükrü Akıllı
Ülkemi yoran bir seçim daha
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
MUSTAFA ÇETİN
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK