Recep ÇINAR
Üç Öküzün Hikâyesi!
Yayın Tarihi: 24 Haziran 2019, Pazartesi
Diğer Yazıları

Konuların daha iyi anlaşılmasında faydalı/yardımcı olması bakımından yazılara hikâyeler katılır. Ben de bu yazıma “üç öküzün hikâyesini” katayım, istedim!

Hikâye şöyledir;

Bir merada beraber yaşayan üç öküz varmış. Buların biri sarı, biri kara, diğeri de alaca renkliymiş. Bunlar, her zaman birbirine arka vererek otlarlar ve birbirinden ayrılmazlarmış. Kurt, bunları yemek için can atmakla beraber yanlarına yaklaşamıyormuş. Bunun üzerine, kurt gayesine erişmek için bunların arasını açmayı planlamış. Bir gün alacalı öküz diğerlerinden uzakta otlarken, sarı ve kara öküzün yanlarına sokulmuş, "Siz ne kadar hoş ve iyisiniz! Fakat bu alacalı arkadaşınız sizin aranıza hiç yakışmıyor" demiş. Diğerleri de bu sözü tasdik edince kurt, "Bunu aranızdan uzaklaştırın" demiş. Onlar, bu işin çaresini sorunca, "Siz bana yardımcı olursanız ben hallederim" cevabını vermiş. Kimi, alacalı öküzün boynundan, kimi ayaklarından bastırarak kurda yardımcı olmuşlar. Kurt, büyük bir iştiha ile alacalı öküzü parçalamış. Bir başka gün karnı acıkan kurt, iki öküz birbirinden ayrı otlarken  sarı öküze yaklaşmış, "Senin rengin ne kadar da güzel, ama arkadaşının rengi siyah, o senin yanına hiç yakışmıyor" demiş. Ve onun da yardımı ile kara öküzü parçalamış. Bir süre sonra sarı öküzün karşısına dikilmiş ve hiçbir hileye lüzum görmeden doğrudan doğruya "Ben seni yiyeceğim" demiş. Sarı öküz, işin vahametinin farkına varmış. Ama artık iş işten geçmiş, yapacak bir şey kalmamış. Çaresizlik içinde şöyle mırıldanmış: "Aslında biz, alacalı öküzü yedirdiğimiz gün yenilmiş ve bu sonucu hak etmiştik" demiş!

Bu hikâyeyi niye yazdım?

Geçtiğimiz günlerde duruşma esnasında Hakkın rahmetine kavuşan Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile ilgili birçok haberler/yazılar yazıldı, beyanatlar verildi. Bu arada, mahalli basınımızda da “Bize ne Mürsi’den” başlıklı bir açıklama yayınlandı. Açıklamada, Mahkeme salonunda kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mürsi için 81 ilde eş zamanlı açıklamalar yapılmasına, salalar okutulup, cenaze namazı kılınmasına ‘bize ne Mürsi’den diyerek onun şehit kabul edilmesine tepki gösteriliyor.

Genelde uzun yıllardır, özelde son 15-20 yıldır çevre ülkelerde olup bitenlerden bu arkadaşların herhalde haberleri yok. Emperyalist şer güçler Irak’ı İşgal etti sessiz kaldık! Libya’yı parçalayıp yuttular ‘donanmamızın orada ne işi var’ dedik! Suriye halkı 7 yıldır benzeri akıbeti yaşıyor, uzlaştırıcı olacağımız yerde ABD ve muhalif güçlerin yanında yer aldık. Mısır’da seçilmiş Cumhurbaşkanına darbe yapıldı, sessimiz çıkmadı… Şimdi, eş başkanlığını yaptığımız BOP projesi kapsamında Fas’tan İran’a Müslüman ülkelerde emperyalist güçlerin parçalamadığı kaç ülke kaldı, Türkiye ve İran’dan başka? Haberiniz olsun! Üç öküz hikâyesinin son aşamasına gelindi!

Milli Şairimiz M. Akif Ersoy öyle demiyor mu; "Sen! Ben! desin efrad, aradan vahdeti kaldır, Milletler için işte kıyamet o zamandır."

Gelelim Şehitlik konusuna!

Önce şunu ifade edelim ki, her işi ehline vermek/bırakmak gerekir! Şehitlik nedir, hangi ölümler şehitlik mertebesindedir. Kaç çeşit şehit vardır… Bunlar, Diyanet İşleri Başkanlığının sahasına girer. Konu ile ilgili “Diyanet İşleri” sitesinde bakın ne diyor;

1. Şehit: Allah yolunda canını feda eden bir Müslüman’a şehit denir. Şehitlerin bütün günah ve kusurları Allah tarafından affedilmektedir.

Şehitlik, İslâm'da en büyük mertebedir. Şehitlerin Allah katında kadir ve kıymetleri pek yücedir. Ahrette en büyük rütbenin Peygamberlikten sonra Şehitlik olduğu belirtilmiştir.

2. Şehidi-i Kâmil kime denir? Hem dünya hem de ahret itibariyle şehit sayılan kimselere, şehidi-i kâmil denir. Bunlar muharebede öldürülenler yahut asiler, eşkıyalar, anarşistler veya evinde hırsızlar tarafından gadren ve zulmen öldürülen kimselerdir. Bunun da 6 şartı var. (uzatmamak için yazmıyorum)

3. Şehidi-i Uhrevî Kime Denir? Dünya itibariyle şehit sayılmayan yani, yıkanıp kefenlenmiş olarak gömülen, fakat ahrette şehit muamelesi gören kimselere şehidi-i uhrevî denir. Şehidi-i kâmil olmanın şartlarından birini kaybeden kimseler, bu kısma girerler.

Bunlardan başka şu kimseler de ahret şehidi sayılır: Suda boğulanlar. Ateşte yananlar. Enkaz altında kalanlar. Veba gibi bulaşıcı bir hastalıktan ölenler. Sıtma gibi ateşli hastalıktan ölenler. İlim yolunda ölenler. Ciğer hastalıklarından ölenler. Doğum sırasında veya lohusa iken ölen kadınlar. Baş ağrısından ölenler. Karın ağrısından ölenler. Ailesinin nafakasını helâlinden kazanmak için çalışırken iş kazasından ölenler. Cuma gecesi ölenler. Gurbet ilde vefat edenler. Akrep, yılan sokması gibi sebeplerle vefat edenler...

4. Bir de “Şehidi-i Dünyevîler” var. Bunlar münafıklardır! Bunların kalplerinde bulunan nifak emaresini sadece Cenabı-ı Hak bildiği için, dünya itibariyle şehit muamelesi yapılır. Çünkü bunlar, dış görünüşleri itibariyle Müslüman’dırlar, fakat kalpleri itibariyle kâfir...

Çocukluğumuzda büyüklerimiz şöyle derlerdi: “Herkes işine, hamallar tahta kaleye!”

Dostça kalın…

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
GERÇEĞİN DİĞER YÜZÜ
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
Çocuklarda Öfke
TURAN ŞALLI
‘Hop hop temas yok.’
NURAN İKİZ
Kelebek
Selçuk Duranlar
Edirne serbest bölge projesi
Ahmet Acaroğlu
Kelimelerin arka bahçesi
Derya Kurbay
Bu hale nasıl geldik?
Recep ÇINAR
Tarih, tekerrürden ibarettir
Zafer Dereli
2020 YILI HARCIRAH MİKTARLARINDAKİ ARTIŞ ORANI BELLİ OLDU
Ertan Çekiç
BİR İSTEKTE BULUNMAK
Tülay Çağlarer
Kırklareli Gezisi
Teoman ÖZÇUHACI
ORTAYA KARIŞIK, LEZZETLİ BİR GAP TURU
CELİL ÖZCAN
Katledilişinin 20. yılında Kışlalı’yı saygıyla anıyoruz.
Burhan Aytekin
Mitolojide Türkler
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Numan Özgür METİN
Edirne Lavanta Tarla Günleri
M. ENİS ŞENSEVER
Demek her şey güzel oluyor
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
Şükrü Akıllı
Ülkemi yoran bir seçim daha
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER