NURAN İKİZ
Basında dil
Yayın Tarihi: 21 Haziran 2019, Cuma
Diğer Yazıları

“Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan, kendisine özgü yasaları olan ve ancak bu yasalar çerçevesinde gelişen, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış seslerden örülmüş bir anlaşma sistemidir.” diye özetlenir, ancak seslerden örülmüş bir anlaşma sistemi olsa da çeşitleri de vardır; beden dili, sokak dili, yabancı dil ve basında dil, telefon mesaj dili gibi…

Biz diğerlerini bırakalım, mesleğimiz olan basında dil kullanımına bakalım.

Bilimin Dışında Medya Seminerleri etkinliğinde bu konuya değinen Öğretim Görevlisi Gürsel Sağlamöz, “İletişim Fakültesinde verdiğim derslerde, öğrenilen yanlışların, öğrenilen doğrulardan daha kalıcı olduğunu görüyorum.” ifadesi bu sorunun garipliğini gösteriyor.

Sağlamöz, şöyle devam ediyor: “Bu, popüler hayatın dile etkisidir. Bundan kaçamazsınız, ne yapalım ticarette böyle şeyler olur diyemezsiniz. Çünkü basın kuruluşları zeytinyağı fabrikası seviyesinde olamaz, basın, zeytinyağı düzeyine indirgenemez. Basının malzemesi veya ürünü zeytinyağı veya sabun değildir, dildir. Bu nedenle öğrencilerime ‘Her mesleğin bir malzemesi vardır, birinin T cetveli öbürünün laboratuarı olur ama sizin yalnızca diliniz var dil olmasa siz gazetecilik yapamazsınız. Gençler için söylüyorum: Edebiyattan uzak kalarak, edebiyatı dışlayarak gazeteciliğe gitmek, dilsiz şarkı söylemeye benzer.

İnternetteki bazı sitelerden Türkçe örnekleri aldım. İnternetin dili nasıl berbat ettiğine dair örnekler görelim diye. ‘Deilmiş’ yazıyor delikanlı, ‘ü’ harfi yok, buyuk yazan birisi de burada, hele adını yonja olarak kodlayan şu kızımıza ne dersiniz? Ekşi sözlükten aldığım şu ifadelere bakın: Özellikle ‘v’ sözcüğünü vurgulu söylemek için ‘w’ kullanıyorlar ‘var’ demiyorlar da ‘war’ diyorlar.’Ş’ harfini kullanmıyorlar, dolar işareti ile gösteriyorlar.”

Sağlamözün bu örneklerini hatırda dutup devam edelim. Hani bir ünlü söz vardır, “Doktorun hatasını toprak örter, ama gazetecinin hatası sayfalarda kalır.” diye.

Hatalar sadece yazılı basında yok,  televizyonlarda da var. Bazen televizyon ekranında, alttan geçen bir cümlelik yazıda bile yapılan hata adeta gözümüze batıyor…

Sağlamöz, “Şimdi size habercilikteki yanlışlardan bazılarını göstermek istiyorum.” diyerek bir takım yanlışları sıralamış. Bazılarını paylaşayım:

Şu özne yüklem uyumsuzluğuna bakın: “Piknikte kene ısıran 9 kişi karantinada.” Yani 9 kişi kene ısırmıştır. “Didim’de yılan sokan emekli İngiliz öldü.” Adam –anlaşılan belirsiz bir yere- hem “yılan sokuyor” hem ölüyor. Bunlar 17 Ağustos 2006 tarihli Hürriyet’in haberleri.

Olay TV’den bir örnek alıyorum “Bursa da mevsim normal değerlerinin üzerinde yağan yağmur yayaları zor durumda bıraktı derelerden akan seller yüzünden bir kez daha alt yapı eksikliliği gözler önüne serildi” kim serdi? Burada anlatılmak istenen yargı “Bursa’da alt yapı eksikliği gözler önüne çıktı” ifadesinden başka ne olabilir?

28 Haziran 2008 ATV ana haber bülteninde bir anons: “Mehmet Öz’ün, elinden yemek tarifi az sonra”

Mehmet Öz’ün elinden mi yemek tarifi dinleyeceğiz? Bu hatanın kaynağı nedir? Şöyle derler teyzeler anneler, “Sen bize gel, sana elceğizimle yemek hazırlarım” Bu bir deyimdir, bir kalıptır, o kalıp kullanılabilir ama siz bunu alır eliyle tarif edecek biçimine döndürürseniz yanlış olur.

“Önceki gün hayatını kaybeden, Ağrı Milletvekili Mehmet Özmen için TBMM’de tören düzenlendi’ haber girişi böyle.

“Özmen arkadaşlarına veda etti”

Ölmüş adam arkadaşlarına nasıl veda ediyor? Dahası da var.

“Yıllardır görev yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne son kez uğradı.”

Bu olmaz.

“Denizi, güneşi ve eğlence hayatının yanı sıra bir asırdır ev reçelleri üreten küçük aile işletmesine döndüğü İzmir’in Çeşme ilçesi… İlçede patlıcanından, cevizine, limon çiçeğinden, Antep fıstığına kadar onlarca meyvenin reçeli yapılıyor.”

Patlıcan ne oldu burada? Meyve oldu, limon çiçeği meyve oldu,

Şuna bakalım: “19. Uluslararası İzmir festivalinde ilginç konser. Sanatçılar “şarkıların kanatlarında” adını verdikleri konserde dinleyicileri duygu yoğunluğuna götürdüler”

Duygu Yoğunluğu diye bir yer var oraya gitmişler. Deyimi yanlış kullandı değil mi? Duygu yoğunluğu yaşanır, oraya gidilmez.

“Olarak” sözcüğü sorun yaratabilir.

“5 terörist ölü olarak ele geçirildi” Yanlıştır çünkü ‘ölü olmak’ diye bir durum tanımı olamaz. Ölü zaten bir durumdur.

“Gibi” de tehlikelidir:

“Meclisten sade bir vatandaş gibi ayrıldı.” Meclisten istifa ettiğin anda sade vatandaşsın, gibi olamaz.

Sağlamöz’ün bu örnekleri habercilere de örnek olsun, derim...

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
GERÇEĞİN DİĞER YÜZÜ
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
Çocuklarda Öfke
TURAN ŞALLI
‘Hop hop temas yok.’
NURAN İKİZ
Kelebek
Selçuk Duranlar
Edirne serbest bölge projesi
Ahmet Acaroğlu
Kelimelerin arka bahçesi
Derya Kurbay
Bu hale nasıl geldik?
Recep ÇINAR
Tarih, tekerrürden ibarettir
Zafer Dereli
2020 YILI HARCIRAH MİKTARLARINDAKİ ARTIŞ ORANI BELLİ OLDU
Ertan Çekiç
BİR İSTEKTE BULUNMAK
Tülay Çağlarer
Kırklareli Gezisi
Teoman ÖZÇUHACI
ORTAYA KARIŞIK, LEZZETLİ BİR GAP TURU
CELİL ÖZCAN
Katledilişinin 20. yılında Kışlalı’yı saygıyla anıyoruz.
Burhan Aytekin
Mitolojide Türkler
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Numan Özgür METİN
Edirne Lavanta Tarla Günleri
M. ENİS ŞENSEVER
Demek her şey güzel oluyor
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
Şükrü Akıllı
Ülkemi yoran bir seçim daha
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER