Tülay Çağlarer
Çocuklar-hayaller
Yayın Tarihi: 08 Mayıs 2019, Çarşamba
Diğer Yazıları

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlandığı gün bir çocuk, elinde temizlik fırçaları, onları satmaya çalışıyor. Bir muhabir bu manzarayı görünce çocuğa yaklaşıp kendisiyle konuşuyor. Temizlik fırçası satan çocuğun adı İsa. 14 yaşında.

Bu konuyu sadece başlığı ile geçirmeyip haberi olduğu gibi vereceğim:

“İstanbul Bahçelievler’de 8 çocuklu Yüksel ailesinin 3’üncü çocuğu olan İsa Yüksel, sokak sokak dolaşarak temizlik fırçası satıyor. Günlerden de 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın Türkiye’de kutlandığı gün. Fakat İsa’nın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olduğundan haberi yok.

Adana’da eğitimini sürdüren ortaokul 7. Sınıf öğrencisi İsa, 15 gün önce Adana’dan İstanbul’a babası ile birlikte geldiğini ve ailesine destek olmak için sokaklarda fırça sattığını söylüyor. ‘Bugün günlerden ne?’ sorusu üzerine ‘Bilmiyorum. 23 Nisan’ın ne anlamı var, bugün ne bayramı, bilmiyorum. Benle babam çalbışıyoruz. 15 gündür İstanbul’dayız, fırça satıyoruz.’ dedi.

İsa 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlaması yapılan bir okulun önünden geçerken yapılan tören onun dikkatini çekmedi bile. Kapının önünde duran bir veliye ‘Daha çok esnaf nerede var?’ diye sorarak devam etti.”

Bu olayla ilk defa karşılaşmıyoruz. Sokağa çıktığımızda bizler pek çok örneklere rastlıyoruz. Bu çocukların bir adı var:”Çocuk işçi.”

Hepimiz biliriz ki 18 yaşını doldurmamış kişi çocuktur. İş Kanunu’na ve yönetmeliğe göre 18 yaşını doldurmamış çocuklar çocuk işçi ve genç işçi olarak iki sınıfta müteala edilmektedir.

14 yaşını bitirmiş 15 yaşını doldurmamış ve ilköğretimi tamamlamış kişiler çocuk işçi, 15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış kişiler genç olarak ifade edilmektedir.

Uluslar arası Çalışma Örgütü(İLO), çalışma hayatının en önemli sorunlarından biri olan çocuk işçiliğini, “Çoğu kez çocukları, çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten fiziksel ve zihinsel gelişmeleri açısından zararlı işler.” olarak tanımlamaktadır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı öncesi CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Genel Koordinatörü Veli Ağababa, “Dünyada ve Türkiye’de Çocuk Emeği Sömürüsü Raporu’nu yayınladı. Dünya genelinde çocuk emeği sömürüsü ve istismarının her geçen yıl daha da artığına dikkat çeken raporda;

-Dünya genelinde 159 milyon çocuk işçi, bulunmakta,

-Her yıl ortalama 10-12 bin çocuk işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirmekte,

-Bu çocuklardan 75 milyonunun fiziksel ve zihinsel değişimlerini olumsuz etkileyen işlerde çalıştırıldığı,

-Çalışan çocuk işçilerinin 95 milyonunu erkek, 64 milyonunu kızların oluşturduğu,

-Çocuk işçilerin yüzde 72’sinin tarım, yüzde 16’sının hizmet sektörü, yüzde 12’sinin sanayi sektöründe çalıştırıldığı,

-Türkiye’de hali hazırda çırak işçi olarak çalıştırılan işçi sayısının bir milyonu aştığı,

-Ayrıca Türkiye’de yaklaşık olarak 600 bin civarında kayıtdışı çalışan çocuk işçi bulunduğu,

-Türkiye’de “Çırak” ve “Stajyer” adı altında milyonlarca çocuk zorunlu olarak çalıştırılarak emek sömürüsüne maruz kaldığı, belirtildi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bahsettiğim çocuk ve genç işçilerin çalıştırma usul ve esaslarının yönetmelikle belirlendiğini açıkladı.

Çocuk işçilerin çalıştırılabilecekleri hafif işler:

1.Düşme ve yaralanma tehlikesi olabilecek şekilde çalışmayı gerektirecek olanlar hariç meyve, sebze, çiçek toplama işleri,

2.Kümes hayvanları besiciliğinde yardımcı işler ve ipek böcekçiliği işleri,

3. Esnaf ve sanatkârların yanında satış işleri,

4.Büro hizmetlerine yardımcı işler,

5.Gazete, dergi ya da yazılı matbuatın dağıtımı ve satımı işleri(yük taşıma ve istifleme hariç)

6.Fırın, pastane, manav, büfe ve içkisiz lokantalarda komi ve satış elemanı olarak yapılan işler.

7.Satış eşyalarına etiket yapıştırma ve elle paketleme işleri,

8. Kütüphane, fuar, panayır ve sergi yerlerinde yardımcı işler(yük taşıma ve istifleme hariç),

9.Spor tesislerinde yardımcı işler,

10.Çiçek satışı, düzenlenmesi işleri.

 

Genç çocuk işlerinin çalışabileceği işler:

 

-Toprağın pişirilmesi suretiyle imal olunan kiremit, tuğla, ateş tuğlası işleri ile boru, pota, künk ve benzeri inşaat ve mimari malzeme işleri.

-Kurutma ve yapıştırma işleri, kontraplak, kontratabla, yonga ağaçtan mamul suni tahta ve PVC yüzey kaplamalı suni tahta imali işleri ile emprenye işleri.

-Parafinden eşya imali işleri.

-Kuş ve hayvan tüyü kıllarının temizlenmesi, didiklemesi, ayrılması ve bunlara benzer işler.

-Plastik maddelerin şekillendirilmesi ve plastik eşya imali işleri.(PVC’nin imali ve PVC’den mamul eşyaların yapımı hariç)

-Mensucattan hazır eşya imali işleri(Perde, ev tekstili, otomobil ürünleri ve benzerleri).

-Kâğıt ve odun hamuru üretimi işleri.

-Selüloz üretimi işleri.

-Kâğıt ve kâğıt ürünlerinden yapılan her türlü eşya va malzemenin imali işleri.

-Zahire depolarındaki işler ile un ve çeltik fabrikalarındaki işler.

-Her türlü mürekkep ve mürekkep ihtiva eden malzeme imali işleri.

Herkes görüyor ve biliyor ki her çocuk ve genç yasanın öngördüğü bu işlerde çalışmıyor. Çok daha ağır işlerde helak oluyorlar. Öyle ki bazılarının hayal kurmaya bile mecelleri yok. Çocuk işçilerin hayalleri ile ilgili 2 örnek sunuyorum. Bu sunacağım örnek 2017 yılında Hürriyet gazetesi Hürriyet Ses Ver! Sayfasından bir alıntıdır.

“12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile mücadele günüydü. Atölyeleri, oto tamircilerini, sokakları dolaştık. Nedeni aynı. Geçim sıkıntısı, göç.. Kimi okulu bırakmış, kimi gündüz okulda, akşam mesaide, Gelecek için planını, hayalini sorduğumuz Hasan’ın sözleri herşeyi özetliyor.

Hasan, 14 yaşında bir Afganlı. 4 yıl önce Türkiye’ye bir grup Afgan’la beraber, kaçak yollardan gelmiş bir öksüz. Mesleğini sorduğumuzda ‘kâğıt toplayıcılığı’ olduğunu söylüyor. Küçükpazar’da 6 hemşehrisiyle, küçük bir odada yaşıyor. ‘Bir günde toplayabildiğim kadar çok kâğıdı toplayıp ilerde bekleyen, kamyonu olan bir adama satıyorum. Kartonlar ve büyük kutular en iyileri..’ diyor. Hasan’a hayallerini soruyoruz. ‘Bu kadar yıldır hiçbir şey değişmedi. Hayalim bir karton daha fazlası…’ diye cevap veriyor.”

Bu ikinci örnekte, kahramanımız baba mesleğine göz dikmiş, ama hayal dünyasında nerelere kadar gitmiş. Psikolojik danışmanlar, kişisel gelişim uzmanları, konu hayal olduğu zaman bu hikayeyi muhakkak anlatırlar. Ben de onlardan rol çaldım.

Gezginci bir at terbiyecisinin bir oğlu vardı. Babasının işi nedeniyle çocuğun eğitimi kesintiye uğramıştı. Bir gün öğretmeni büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi.

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon hazırladı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlü arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.

İki gün sonra ödevi geri aldı. Kâğıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir sıfır(0) ve “Dersten sonra beni gör” uyarısı vardı. Çocuk;

-Neden sıfır aldım?” diye öğretmenine merakla sordu.

Öğretmeni,

-Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal. Paran yok, gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkânsız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.

Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü.  Babasına danıştı.

-Oğlum, bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim.

Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü.

-Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin. Ben de hayallerimi…

O öğrenci, bugün 200 dönümlük arazi üzerinde 1000 metrekarelik çiftlik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.

Öğretmen, daha sonraki yıllarda 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine;

-Bak, sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım. Allah’tan, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın.

Bu örnekler hayallerin yaşamdaki önemini bize anlatıyor.

Hasan’ın hayali şu anda yaptığı işin bir tık ötesi, ama at çiftliği kurmayı isteyen çocuğun hayali ne kadar büyük.

Onun hayali William Russell’in “En büyük işler, büyük hayal sahibi insanlarca başarılmıştır.” sözünü doğruluyor.

Ben bu örneklerden yola çıkarak diyorum ki, okullarımızda devamsızlık yapan öğrencilerin sıkı bir biçimde takiplerinin yapılması, takipsizliklerinin nedenlerinin araştırılması, özellikle rehber öğretmenlerin bu öğrencilerle ilgisinin daha fazla olmasının sağlanması gerekmektedir. Öğrencilerle ilgilenirken, aileleri de devreden çıkarılmamalıdır. Gerekiyorsa(ki gerekiyordur.) devletten yardım alınıp çocukların okula devamları sağlanmalı, ailelerin sıkıntılarının hafifletilmesine çalışılmalıdır. Çocukların çalışma yaşamında korunması ve çalıştırılmalarının engellendirilmesi amacıyla uluslararası ve ulusal alanda çeşitli, hukuki düzenlemeler bulunmaktadır.

Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ‘Çocuk Hakları Evrensel bildirgesi’, ‘BM Ekonomik ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’ ve ‘Çocuk Haklarına dair Sözleşme’, Avrupa Birliği tarafından kabul edilen, ‘Avrupa Sosyal Şartı’, çocukların korunmasına yönelik hükümler içermektedir.

Türkiye’de de çocuk işçiliği ile ilgili düzenlemeler, çeşitli kanunlarda yer almaktadır. Başta Anayasa olmak üzere, İş Kanunu, Çırak ve Meslek Eğitim Kanunu, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Polis ve Selahiyet Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu, Sendikalar Kanunu ve Borçlar Kanunu’nda çocuk işgücüne dair hükümler bulunmaktadır.

Diyorum ki çocuklarımız oyunlar oynasın, gelişimlerini sağlıyacak kitaplar okusun, sanatla uğraşsınlar. Çocukluklarını yaşasınlar.

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
GERÇEĞİN DİĞER YÜZÜ
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
Çocuklarda Öfke
TURAN ŞALLI
‘Hop hop temas yok.’
NURAN İKİZ
Kelebek
Selçuk Duranlar
Edirne serbest bölge projesi
Ahmet Acaroğlu
Kelimelerin arka bahçesi
Derya Kurbay
Bu hale nasıl geldik?
Recep ÇINAR
Tarih, tekerrürden ibarettir
Zafer Dereli
2020 YILI HARCIRAH MİKTARLARINDAKİ ARTIŞ ORANI BELLİ OLDU
Ertan Çekiç
BİR İSTEKTE BULUNMAK
Tülay Çağlarer
Kırklareli Gezisi
Teoman ÖZÇUHACI
ORTAYA KARIŞIK, LEZZETLİ BİR GAP TURU
CELİL ÖZCAN
Katledilişinin 20. yılında Kışlalı’yı saygıyla anıyoruz.
Burhan Aytekin
Mitolojide Türkler
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Numan Özgür METİN
Edirne Lavanta Tarla Günleri
M. ENİS ŞENSEVER
Demek her şey güzel oluyor
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
Şükrü Akıllı
Ülkemi yoran bir seçim daha
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER