Şükrü Akıllı
Ülkemi yoran bir seçim daha
Yayın Tarihi: 09 Nisan 2019, Salı
Diğer Yazıları

2002 yılını baz alarak bu güne kadar 17 yılda hemen hemen Türk halkı her yıl sandığa gitti. Bu kadar sık seçimi Halk mı istedi, siyaset mi istedi. Takdiri size bırakıyorum.

Bildiğiniz üzere 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin yolu açılmış, 24 Haziran 2018 tarihindeki Cumhurbaşkanı seçimiyle de resmen parlementer sistemden bugünkü ittifaklar sisteme geçmiştik. 2019 yılında, yani 31 Mart Yerel Seçimlerinde ittifak yapılacağına dair Anayasamızda bir hüküm olmamasına rağmen bu seçimler de ittifaklarla yapıldı. Yani Koalisyonların yerini ittifaklar aldı.

Elbette ki demokrasinin olmazsa olmaz şartı seçimlerdir. Ama bu kadar sık seçim ve referandumu ülkemiz kaldıracak durumda mıdır? Başta ekonomimiz bunu kaldıramamıştır. Sıkıntılarımızı anlatmaya satırlar yetmez. Bu ekonomik sıkıntılarla, pahalılıkla, işsizlikle, üretememekle halkımız da bunalmıştır. Yorulmuştur. Buna rağmen demokratik tercihi için sandık başına gitmekten de büyük bir kesim imtina etmemiştir.

Bir kişinin aynı anda hem siyasi parti genel başkanı, hem de cumhurbaşkanı olan bir sistemde  serbest ve adil bir seçim  yapılmasının  zor olduğu 31 Mart yerel seçimlerinde görülmüştür. Gerek seçim öncesinde gerekse seçimden sonra bitmeyen sorunlar gözlemlenmiştir. Halkın geçim sıkıntısı, enflasyondaki artış, kurlardaki yükselme, yerel seçimlerin gündeme düşmesiyle kendini göstermiştir.

Seçimlere üç ay kala YSK Başkan ve üyelerinin görev sürelerinin uzatılmasıyla yerel seçim gündeme oturdu. Seçmen listelerinin güncellenmesi, ilan edilmesiyle tartışmalar başladı. Günlerce  hayali binalarda hayali seçmenler, seçmen kaydırmaları, bir dairede yüzlerce seçmen ikametleri, vefat edenlerin seçmen listelerinde yer almaları kamu oyunu günlerce meşgul etti.

Belediye başkan adaylarının parti genel merkezleri yetkili organları ve genel başkanlarınca belirleme süreçleri oldukça sancılı geçti. Demokratik usul ve yöntemler uygulanmadı. Aday gösterilmeyen küskünlerin istifalarıkamu oyunu günlerce meşgul etti.

Seçim çalışmaları için ilk meydanlara inen partili Cumhurbaşkanımız ve İktidar partisinin genel Başkanı oldu. Meydanlar hareketlendi. Meydanlarda kullanılan dil, üslup üzülerek ifade etmeliyim ki yüksek perdeden, uzlaştırıcı, birleştirici değil, ayrıştırıcı, bölücü, karalayıcı, rencide edici, tehdit edici, korkutucu olmuştur. Bu durumdan halk oldukça rahatsız olmuş ve bu tip propagandayı onaylamadığını da sandıkta göstermiştir.

Seçim çalışmalarında eşitlik söz konusu olmamıştır. İktidar partisi devlet olanaklarını kullanarak rakipleri karşısında avantaj sağlamıştır. Yerel seçim, genel seçim havasına sokulmuştur. Halkın gündeminde olmamasına rağmen ‘Beka’ sorunu sürekli gündemde tutuldu. Kentlerin sorunları, adayların projeleri  bunların gerisinde kaldı. Bilbordlar, meydanlar adaylardan ziyade parti genel başkanlarıyla doldu taştı.

Gıda maddelerindeki, sebze meyve fiatlarındaki artışlara belirli kentlerde yapılan tanzim satışlar da çare olmadı. Varlık kuyrukları denen kuyruklarda bir kg. soğan, domates, biber, patlıcan almak için saatlerce bekleyen vatandaş, söylenen varlıktan bile kısıtlı yararlanabildi. İşsiz olan, evine ekmek dahi götüremeyen vatandaş bu kuyruklara da giremedi.

Ve gün geldi vatandaş bu ahval ve şerait içinde sandığa gitti. Oyunu kullandı. Sonucu merak etti. Oturdu koltuğuna televizyonunu izlemeye başladı. Sandıkların açılması, yasakların kalkmasıyla sonuçlar Anadolu Ajansı’nın her seçimde olduğu gibi veri akışları iktidarı memnun edecek, muhalefetin moralini bozacak şekilde, televizyonlardan verilmeye başlandı. Her seçimde manipülasyona başvurduğu iddia edilen A.A. bu seçimde de sinirleri gerdi. Muhalefet partileri işi bu defa çok sıkı tutmuş olacaklar ki Islak imzalı tutanaklara dayanarak verilere itirazlar başlayınca YSK’dan veri almayan, verilerini nerden aldığını da bu güne kadar açıklayamayan A.A. veri akışı alamıyoruz diyerek saatlerce televizyonlardaki oranlar da sabit kaldı. Kafalar karıştı. Siyasetçilerin, adayların peş peşe canlı yayın açıklamaları kafaları iyice karıştırdı. Ortalık tam bir curcunaya döndü. Vatandaş bu nasıl seçim diye sormaya başladı…

Yeni bir güne başladığımızda gördük ki ortalık toz duman. Sandık sonuçlarına itirazlar ülkenin her yerinde özellikle büyük şehirlerde ve genellikle İktidar partisi tarafından yapılıyor. Sandıkta umduğunu bulamayanların açıklamaları ardı ardına geliyor. İlçe seçim kurullarına, il seçim kurullarına sandıkların yeniden sayılması, yetmedi geçersiz oyların sayılması, sonuç beğenilmeyince tekrar sayılması taleplerini kamuoyu kaygı ile izliyor, siyasi karşılıklı söylemlerin sakinleşmesini on gündür bekliyor.

Özellikle İstanbul seçim sonucu ülkemizi adeta kilitledi. Durmak bilmeyen itirazlar, sandık kurullarının sayımlarını ve tutanaklarını hiçe sayan açıklamalar, geçersiz oylardan medet umulması, seçim kurullarının adil ve bağımsız olmayan çifte standartlı kararları, günlerdir sandık başlarında tutulan nöbetler, bekleyişler, toplum vicdanında kabul görmeyen siyasi şovlar, Tv kanallarındaki yanlı haberler ve yorumlar halkı gerçekten yordu. Sinir sistemini bozdu.

En çok usulsüzlük başvurusu yapılan bu seçimde güvensizlik havası seçime damgasını vurdu. Biz neden doğru dürüst, sakin, şaibesiz, adaletli, seçmene güven verecek, kafaları bulandırmayacak bir seçim yapamıyoruz?  Kamu vicdanını sızlatmaya, sandık iradesini zedelemeye kimin ne hakkı olabilir!

  Kurallar, kurullar zayıflatılırsa bundan ülkemiz ve demokrasimiz büyük zarar görür.

Her seçimden çıkarılacak dersler vardır. Ders alması gerekenlerin derslerini alması dileğiyle…

DİĞER YAZARLAR
Derya Kurbay
Bir dünya liderinden bahsediyorum
ERCAN KERMAN
Tuzla içmeleri
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
Çocuklarda Şiddet ve Etkileri
Recep ÇINAR
‘Nuh’un gemisine de binmek var, ‘Titanik’e de!
Ahmet Acaroğlu
Yerel yönetimler ve yerel basın
NURAN İKİZ
Yararlı buluşlar
TURAN ŞALLI
Bizim evde demokrasi vardı. Seçim zamanlarında annem babamdan dayak yerdi
Tülay Çağlarer
Atatürk:’En güç devrim müzik devrimi’
Şükrü Akıllı
EDİRNELİLERİN TİYATRO SEVGİSİ VE KÜLTÜR YOKSUNLUĞU
Selçuk Duranlar
Edirne, 2023’ e hazır mı? (2)
Zafer Dereli
KAMUDAKİ İŞÇİLER GEÇİCİ GÖREVLENDİRİLEBİLİR Mİ?
Ertan Çekiç
İYİMSERLİK DE ÖĞRENİLEBİLİR. NASIL MI?
Teoman ÖZÇUHACI
ORTAYA KARIŞIK, LEZZETLİ BİR GAP TURU
CELİL ÖZCAN
BİTMEYECEK, TÜKENMEYECEK BİR IŞIKTIR ATATÜRK!
Burhan Aytekin
Mitolojide Türkler
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Numan Özgür METİN
Sonbaharda Marmara`nın Saklı Cennetlerine yolculuk
M. ENİS ŞENSEVER
Soner TUNA’nın ardından
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER