Tülay Çağlarer
Hayvan sevgisi, hayvanın sevgisi
Yayın Tarihi: 03 Nisan 2019, Çarşamba
Diğer Yazıları

Hep hayvanlara eziyet eden, insan bile deyemeyeceğim kimseleri haber yaptık. Ben bugün hayvanseven insanlardan, insan seven hayvanlardan örnekler sunmak istiyorum. İnsanların hayvanları sevmesi çok doğaldır.  Çünkü onlar can, onlar canlı, onlar sevimli, onlar sadık, onlar duygulu varlıklardır.

Yazımda hayvanların sadakatlerini sergileyen davranışlardan, hayvanseverlerin de o sevimli can dostlarına karşı gösterdikleri sevgi ve fedakarlıklarından bahsedeceğim.

Hayvanların sadakatinden, duygularından bahsettiğimiz her an, dünyaca bilinen filmlere konu olmuş köpek Hachiko’yu hatırlarım.  Bu hikayeyi bilmeme rağmen onlarca kere de okumuşumdur. Şimdi yazmak istedim. Bilenler benim gibi tekrar hatırlasın, bilmeyenler de okusunlar, mutlu olsunlar.

Hikaye, Tokyo’da yaşayan Profesör Hidesaburo Ueno ile köpeği Hachiko’nun arasındaki duygusal bağı anlatmaktadır.

Prof. Ueno, saf kan Akito türü iri, beyaz renkte, erkek olan Hachiko’yu bebekken alır. İyi huylu köpek sahibini her gün Shibuya Tren İstasyonu’na kadar götürür. Her akşam da aynı saatte tren istasyonunun önüne gidip sahibinin kapıdan çıkmasını bekler, sonra onunla birlikte eve döner. Hachiko’nun bu sadakati tren istasyonunda ve civarda çalışanlar tarafından ilgiyle karşılanır. Fakat bir gün beklenmedik bir durum ortaya çıkar. Hachiko her zamanki gibi tren istasyonuna gelip sahibini beklemeye başlar. Sabaha kadar bekler, fakat Prof. Ueno gelmez.  Hachiko hiçbir yere ayrılmadan sahibini beklemeye devam eder. Ve Bu bekleyiş 9 yıl sürer.

Bu sevgi ve bağlılık hikayesi istasyon çalışanlarına ve çevre esnafını çok duygulandırmıştır. Hachiko’yu onlar beslerler, soğuktan korurlar. Hachiko’nun ünü bütün ülkeye yayılır.

Bu hüzünlü bekleyiş ve ihtiyarlık sonucu olarak Shibuya tren istasyonunun kapısında ölmesiyle son bulur.

Japonlar, sadakat ve insan-hayvan ilişkisinin sembolü olarak, ölümünden hemen sonra 9 yıl boyunca sahibini beklediği yere Hachiko’nun heykelini dikerler.

Her yıl Hachiko’nun ölüm yıldönümü olan 8 Mart’ta da birçok hayvansever, heykelin önünde buluşurlar.

Hachiko’nun mumyalanmış naaşı ise Tokyo’da bulunan Ulusal Bilim Müzesi’nde sergilenmektedir.

Bu hikayeyi bana hatırlatan olay, bir kedinin, yangında sahibini kurtarması hikayesi oldu.

Adana’nın Merkez Çukurova İlcesinde 11 katlı bir apartmanın 4. Katında oturan Canan Şengel’in evinde saat 03.00 sıralarında yangın çıktı. Efe isimli kedisinin saçlarını çekiştirmesi sonucu uyanan Şengel, panik içersinde evden çıktı.

Klimanın iç ünitesindeki elektrik arızasından dolayı çıkan yangında kendisi kurtulduktan sonra evde mahsur kalan 8.5 yaşındaki Efe’yi itfaiye ekipleri kurtardı.

Evi kullanılmaz hale gelen Şengel, “Gece uyurken kedim, patisi ile kafama vurdu, daha sonra saçımı çekti. Ne olduğunu ilk anda anlamadım. Ardından dumanları ve alevleri görünce nedenini anlayıp rahat bir nefes aldım. Hayvanlara işkence yapan kişilere bu olay örnek olsun, onlar bizim en iyi dostumuz.” dedi.

Elbette pekçok hayvansever evlerinde, sokaklarda kedi, köpek, kuş besliyorlar. Kuş denilince insanın aklına evde beslediğimiz saka, kanarya, güvercin, papağan gibi kuş cinsleri geliyor.

Geçenlerde sosyal medyada okuduğum haber beni hem şaşırttı, hem de olayın kahramanına aferin dedirtti. Haber şöyle:

“Denizden kilometrelerce uzaklıktaki Ardahan’a kışın gelen martı, kentteki kasap tarafından et ile besleniyor.

Türkiye’de karakışın çok sert geçtiği illerimizden olan Ardahan’a gelen bir martı, Kaptanpaşa Mahallesi’ndeki çatılara kondu. Martıyı fark eden kasap Kaya Karaca, araç ve çatılara konan kuşu aç kalmaması için et ve ciğerle beslemeye başladı. Kasabı mesken tutan martı, hergün sabah ve öğle saatlerinde kasap dükkanının çatısına konuyor, Kaya Karaca tarafından da kısmetine düşeni alıyor.

Kentten göç etmeyen martının kasabın attığı eti havada kapıp yemesi çevresindekiler tarafından ilgiyle izleniyor.”

Kasap Karaca, “Ona ayrılan bir miktar et var. Doyana kadar bu eti martıya veriyorum. Göç etmediği sürece de besleyeceğim.” dedi.

Genelde martıların bol olduğu deniz kenarlarında, ya da İstanbul’da vapurla seyahat edenler, yedikleri simitlerin bir-iki lokmasını muhakak martılara atarlar. Bu eylemi filmlerde de hep görürüz. Deniz-İnsan-Martı-Simit dörtgeni hepimizi gülümsetir.

Sözü martıdan açmışken, fedakar bir hayvanseverin bir martıyı nasıl ölümden kurtardığını da anlatmadan geçemeyeceğim.

Antalya’da bacağına dolanan olta nedeniyle denizde çırpınan martıyı kaptan Turgay Meşe kurtardı.

Antalya’da günübirlik tekne turları düzenleyen Meşe, teknesiyle açıldığı sırada su yüzünde çırpınan bir martı olduğunu farketti. Amatör balıkçılar tarafından deniz yüzeyine bırakılan ve sarma adı verilen oltaya, takılmış haldeki martıyı kurtarmak için suya atlayan kaptan, hayvanı tekneye alarak, pense yardımı ile bacağına saplanan kancaları çıkararak martıyı serbest bıraktı.

Bu davranış martıyı beslemekten öte büyük bir fedakârlık.

Hayvanları ölümden kurtarmak denilince örneğine pek rastlanmayan bir haberi de satırlarıma aldım. Haberin şu başlığı hemen ilgimi çekti.

“Köpeği masaj ve sunni solunumla hayata döndürdü”

Rize esnaflarından Yakup Gör, köpeklere yemek verdiği sırada, ağzı çok dolan bir köpeğin kenarda park etmiş bir aracın altına girdiğini gördü. Gör, bir süre köpeğin oradan çıkmaması üzerine onu kendi imkânlarıyla çıkardı. Köpeğin hareketsiz olduğunu farkedince de tesadüfen oradan geçen Ömer Yılmaz’dan yardım istedi.

Ömer Yılmaz, köpeğe ne olduğunu anlamaya çalıştı, boğazına bir şey takıldığını farketti, köpeğe kalp masajı yapmaya başladı. Daha sonra da köpeği suyun altına götürerek yüzünü yıkadı. Bu kez hayvana sunni tenefüz yaptı.

Yılmaz’ın çabaları sonucu köpek bir anda ayıldı, konuya şahit olanlar bu durumdan çok mutlu olduklarını dile getirdiler.

Belli ki Ömer Yıldız, martıyı bir hayvan olarak değil bir insan gibi düşünmüş, yine belli ki bir ilk yardım eğitimi de almış. Bu eğitimini de hayata geçirmiş, örnek bir davranışta bulunmuş.

Hayvan hayatı açısından önemli bir sağlık haberi de sizlere nakledeceğim. Bu haberin dikkat çeken başlığı da şöyle:

“Mardin’de bir köpeğe katarkt ameliyatı yapıldı.”

Mardin Devlet Hastanesi’nde görevli Operatör Dr. Gülistan Oyur, Op. Dr.Leyla Hazar, Op.Dr. Şule Barman Kakil ve Mardin Büyükşehir Belediyesi Hayvan Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi hekimlerinden Nurettin Bozdağ ile Mehmet Ali Akın tarafından ameliyat gerçekleştirildi. Veteriner Hekim Bozdağ, boş bir arazide buldukları bakıma muhtaç köpeğin gözlerinin görmediğini fark ederek Mardin Devlet Hastanesi doktorlarıyla bir görüşme yapıp Ayaz adını verdikleri, 6-7 yaşlarındaki köpeği ameliyata aldılar. Doktorlar Türkiye’de ilk defa bir köpeğe başarılı bir gözameliyatı yaptılar. Doktorlarımız gönüllü olarak bu işe kalkıştılar. Bir insanda gerçekleşecek olan operasyonun aynısı hayata geçirildi. Op. Dr. Oyur, arkadaşlarıyla operasyon yapılıp yapılmayacağını konuştuklarını ve daha sonra ameliyata karar verdiklerini söyledi ve “Bizim için bir ilkti, daha önce hiç böyle bir deneyimimiz olmamıştı. Gerekli araştırmaları yaptık. İnsanlarda yapılan operasyonun bir benzeri. Her iki gözde de ileri seviyede katarakt mevcut. Şu an göremiyor. Bizim için şimdi kataraktın alınmasıydı. Sonraki süreçleri ameliyat sonrasında değerlendireceğiz.” dedi. Op. Dr. Leyla Hazar da yaptıkları işten mutluluk duyduklarını, bu ameliyatın kendileri için de ilk deney olduğunu kaydederek, “Ayaz’ın görmesine sebep olabilirsek ne mutlu bizlere. Onunla ilgilenen, hayvan hastanesine, bu seviyeye getiren herkese teşekkür ediyorum.” dedi.

Doktorlarımızın beyinlerine, ellerine sağlık. Bu örnekte, doktorlar için, yaptıkları çalışmada, insan-hayvan ayrımının olmadığını, yardıma muhtaç olanın canlı olmasının yeterli bir sebep olduğunu görüyoruz.

Bu  örnek davranışların sergilenmesi, yazılması, çizilmesi, okunması, filmlere, dizilere konu olması gerekmektedir. Hatta bu davranışlar ödüllendirilmelidir. Böylece belki cani ruhlu hayvan tacizcilerinin, tecavüzcülerinin, katillerinin vukuatlarını asgariye indirebiliriz.

Madem ki yazımın konusu hayvanlarımızdı, yazımı konumuza uygun bir şiirle süslemek istiyorum.

Nazım Hikmet’in kedisinden de bahsettiği “Masalların Masalı” şiirini sizinle paylaşıyorum.

Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.

Su başında durmuşuz,
Çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.

Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek…

Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze…

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
Kudüs’ü anlamak, dünyayı anlamaktır
Zafer Dereli
İstifa eden memur yeşil pasaport alabilir mi?
Recep ÇINAR
Ümmet ve Dava!
Selçuk Duranlar
Edirneli Şevki
Ertan Çekiç
Önemli işlere öncelik ver
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
Evliliklerdeki Temel Problemler
NURAN İKİZ
Evsiz adam ve para dolu çanta
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Burhan Aytekin
Mitolojide Türkler
Teoman ÖZÇUHACI
Bayramdaki Avrupa gezisinden notlar
Tülay Çağlarer
Ramazan ayının geleneği: Mahya
Numan Özgür METİN
Edirne Lavanta Tarla Günleri
CELİL ÖZCAN
“Yeni askerlik yasa tasarısı” derhal geri çekilmelidir…
Ahmet Acaroğlu
Haziranda gülmek
M. ENİS ŞENSEVER
Resim Sanatında Cloisonnisme
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
Şükrü Akıllı
Ülkemi yoran bir seçim daha
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
MUSTAFA ÇETİN
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK