M. ENİS ŞENSEVER
Türkiye’de psikolojik edilgenliği kırmak
Yayın Tarihi: 14 Şubat 2019, Perşembe
Diğer Yazıları

        Psikolojik eşik de diyebileceğimiz, baskılanan toplumun, bu edilgenliği üzerinden atmasının adı olarak, bu başlıktan yola çıkacağız. Eğer bir toplum gelişmekte olan eğilimleri yakalayamazsa, dünya ülkeleri arasında güçsüzleşir. Bu egemenliğine kadar yansır, uzanır.  Aslında tanzimat ve ıslahat fermanlarıyla ortaya çıkan batılılaşma sürecinde, temel alt yapı olmadığından bu ataklar sorunu çözmemiş, daha çok gelişen batı karşısında giderek paylaşılacak hasta ‘adam’a kadar iş varmıştır. Peki bu nasıl oldu. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin dışında kalmakla, ihtiyaç duyulan her sanayi ürününe sahip olmak için, başta Fransa, İngiltere ve Almanya gibi ülkelere yer altı ve yer üstü kaynakları işleme hakkını tanırsanız, bu yabancı kumpanyalar ve şirketleri aracılığı ile kapitülasyonlarla yabancılara ülkeyi ve insanlarınızı peşkeş çekmiş olursunuz. Duyunu Umumiye de bunun bir parçasıdır. Uzun bir geçmişte eğitimsiz bir toplumu, %95’inin okuma yazma bile bilmediği, çaresizlik içindeki kendi insanınızı bu yabancı şirketlere parya yaparsınız.

       Sinan MEYDAN’ın, ATATÜREK ETKİSİ adlı son kitabından birkaç alıntı yapalım. ‘’1854’de ilk dış borcunu alan Osmanlı, yüksek faizler nedeniyle borçlarını ödeyemeyerek 1876 da iflas etti. Avrupalı alacaklı devletlerle Osmanlı arasında 20 Aralık 1881’de Muharrem Kararnamesi imzalanıp Duyunu Umumiye(Genel Borçlar)İdaresi kuruldu. İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, İtalya gibi alacaklı ülkelerin temsilcilerinden oluşan Duyunu Umumiye Maclisi, Osmanlı’nın tuz ve tütün tekelleri, pul, müskirat, balık resimleri, bazı illerin ipek öşürleri ve daha başka vergilerine el koydu,,.. ‘’ II Abdülhamit, ne Duyunu Umumiye’nin Osmanlı’nın temel gelirlerine el koymasına engel olabildi, ne de bu jandarmalı Tütün Rejisi’ni kaldırmaya cesaret edebildi,,.. ‘’ II Abdülhamit demiryolları, madenler, bankalar, belediye hizmetleri(su, havagazı, elektrik, telefon, tramvay, tünel vb) sanayi kurumları, limanlar, ticaret vb her şeyi imtiyazlı yabancı şirketlere teslim etti,, Bir tek Şirketi Hayriye dışında yerli ve milli hiçbir şey yok. ’’Demiryollarını yabancılara yaptıran II Abdülhamit, demiryolu yapacak şirkete kâr garantisi verir. Bunun için Duyunu Umumiye, eyaletlerin(Bu dönemde 1.600.000 kilometre kare toprak kaybedildi, özerk yapılar oluştu ve eyaletlerde sorunlar başladı) vergi gelirlerine önceden el koyar. 99 yıllık imtiyaz sözleşmeleri imzalanır. Demiryollarının iki tarafındaki 20’şer km’lik alandaki madenler, kömür yatakları, demiryolu yapan yabancı şirkete bırakılır. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Osmanlı’dan imtiyaz koparmak için birbiriyle yarışır. Bastıran, gücünü gösteren devlet, Almanların Bağdat demiryolu imtiyazını almaları gibi, Osman’lıdan güzel bir imtiyaz koparır.,,.. ‘’ 1898’de Lord SALİSBURY şöyle diyor, Çin ve Türkiye o kadar zayıf ki, her önemli meselede daima yabancı devletlerin öğütleri üzerine yürürler.,, Batının, Avrupa’nın karşısında özellikle İstanbul’un kozmopolit yapısı içinde insanımızın ezik ve kompleksli kişiliği, yabancılara karşı bir teslimiyete yönelmişti, Anadolu köylüsünün ve reayanın adı bile yoktu.

       Recaizade Mahmut EKREM’in Araba sevdası( 1889)  adlı romanında Bihruz bey, gezip tozmasını seven, şımarık, özel derslerle yarım yamalak öğrenim görmüş. Az bildiği Fransızcası ile çevresine gösteriş yapmasını sever. Yazıldığı dönemin sosyal ve kültürel özelliklerini yansıtır. Ezikliğimizin geldiği çukur buydu.  Bu toplumu bu silik kişiliğinden, bu psikolojik edilgenlikten tek çıkış yolunu ATATÜRK gösterdi. Osmanlı’yı paylaşanlar, bir süre daha hasta adam olarak kalmasını ve sömürüyü devam ettirmeyi uygun görmüşlerdi.  Sinan MEYDAN ‘ın kitabında bunu çok ayrıntılı olarak okuyacaksınız. Bu günde yolumuz yine ATATÜRK’ün izlediği yol olacaktır. Çözümü, Ulusal güç birliği ve Milli bir hükümetle, buna gönülden bağlı, sahici bir Milli sermaye ile bilim ve teknoloji üreterek, sanat ve kültüre azami önem vererek, keyif osun diye değil, beyinsel aktivitelerimizi ve kapasite artırımı ile yakalayacağız. Bu işin artık hiç şakası kalmadı. Mış gibi yaparak ne eğitimde ne de üretim proseslerinde günü kurtaran politik oyunlarla değil. Kişiler üzerinden de hiç değil. 

        AKP hükümetleri çok sorunlu oldular. Ekonomisi hep sıkıntılı oldu. Aslında sorun çılgın projeler değil, akıllı büyük projelerdi. Olmadı diyemeyiz. Yerinde mi yapılıyor, bu sorun. Bilimsel düşüneceğiz. Kanal Projesi kime ne kazandırıyor, evet bu da sorun fakat Jeolojik olarak Karadeniz ve Marmara’nın boğaz akıntılarıyla dengelenen yapısını 100 defa 1000 defa düşüneceksiniz. Uluslar arası sözleşmelerde de ölçümüz devletimizin çıkarları olacaktır. Montrö Boğazlar sözleşmesi, denizlerimizde Kabotaj hakkımız, Ege denizinde ada ve adacıklarımız, Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge sahamız vs hepsi jeopolitiğimizdir. Suriye-Irak sınırında güvenliğimiz için yapılacak harekâtlar için şu kadar şehit verdik gibisinden akla ziyan açıklamalar asla yapmayacaksınız. KKTC’de cumhurbaşkanı, makamında kimi ağırlıyor olursa olsun temsil ettiği devletinin bayrağını her ne nedenle olursa olsun kaldıramaz. Bu bir suçtur. Derhal istifa etmesi gerekir.

     Asla mezhep ve etnik aidiyetlik ulu orta konuşulmamalıdır. Ulus devletin bu bütün içinde yapılandığını asla unutmayacağız. HDP’li eş başkan Pervin BULDAN, yine ayrıştırıcı olarak konuşmaya başladı. ‘’Mardin’i, Kürtler, Araplar, Ezidiler, Süryaniler, Mihelmiler, kadınlar, gençler, emekçiler yönetecektir ,,açıklaması, emperyalist güçlere teslimiyet  ve Türk halkı üzerinde yaratılmak istenen Kürtçü vesayetin propagandasını yapmaktadır. Saydıkları arasında Türk yok. Türkiye Cumhuriyetinde Türk ‘ü yok sayması ve buna da destek veren siyasiler. ( Milliyet Gazetesi- 31 Ocak 2019) Kürtçülük Amerika eliyle, CHP’yi ve Türkiye’yi vesayet altına sokmaktadır. ATATÜRK’ün partisinde hala bu psikolojik eşik aşılamıyor. C. POWELL ile A. GÜL’ün ihanet mutabakatını da aşağıda okuyacaksınız. Teslimiyeti kıracağız. Bu psikolojik edilgenliği mutlaka aşacağız.

     Şimdi bu yazının konusu olmamasına rağmen, bir başka psikolojik eşik sorunu da Sabetayistliktir. Mübadele ile Selanik’ten gelenler arasında Yahudi dönmesi diye adlandırılan sabetayistler de vardı. İzmirli Yahudi Sabetay SEVİ(1622–1676) Kabbala mistisizmini yaydığından, Osmanlı yönetimi tarafından uyarılarak Müslümanlığı kabul etti. Mübadelede de Müslüman-Türk diye getirildiler. Kimi tezlerde T.C Devletini Sabetaycılar kurdu iddiasıdır? Bir kere Mustafa Kemal Yahudi dönmesi değildi. Ancak öğretmeni Şemsi Efendi Sabetaycıdır. Akit yazarı Mehmet Şevki EYGİ, Türkiye de etnik gruplar arasına Sabetaycıları da katar. Bu etnik ayrıştırmaya varan tezleri açmak istemiyoruz. Ancak EYGİ gibi CHP eliyle yön vermeye çalışanlar varsa şunu bilmeli ki, CHP Alevilerin kalesi söylemi ne kadar olumsuzluk içeriyorsa, Kripto Sabetaycıların da CHP ile bağlantıları olabilir. Neden etnik yapılar CHP üzerinden çalışıyorlar’ın cevabı milliyetçi ve dindar kesimlerde çözüm bulamayacaklarındandır. Alevi – Kürt tezi gibi mezhepler ve etnik yapılar üzerinden de gidilemeyeceğini gördük.  Sabetaycıların T.C Devletinin kuruluşunda hesapları ne ise Türkiye Cumhuriyetinin Sabetayistlikle hiç bir ilişkisi yoktur. Süleymancılar bunu yapmaya çalışıyorlar. Bunlara izin veremeyiz. Süleymancı cemaat, Tekinalp takma adıyla, Yahudi Moiz KOHEN’i, ülkemize Türkçülük mikrobunu bulaştırarak KEMALİST ideolojiyi imar eden biri olarak iddia eder.(Akademi Dergi) (Time-Türk)

         Bu görüşler,  Pervin BULDAN’ın Mardin’de Kürt ve Arap diye sayarken hiç Türk’ten bahsetmemesi gibi Süleymancıların da Türk kavramına düşmanca ve şaşı bakmaları aynı kefededir. Türkiye Cumhuriyetinin kurucu iradesi Türk halkıdır. Osmanlı yerine  Süleymanlılık iddiasını da kaale bile almıyoruz.

        Sinan MEYDAN’dan örnekler yukarıda, 99 yıllığına tanınan imtiyazlar, iktisaden esir alınmış bir Osmanlı. Hasta adamı sömürebildiğin kadar sömür. Sen 93 harbini bahane et, meclisi kapat, verdiğin imtiyazlarda boğul, Balkanlarda Ortodoks, Katolikliğin yerini Yunan, Sırp milliyetçiliği alsın. Revan anlaşması ile İngiliz ve Rusların boğazlar üzerinde iddiaları peydahlansın.

Ne bekleniyordu. İttihat ve Terakki’nin Manastır koluna İngilizler, Selanik koluna Almanlar tabii sızacaktı. Abdülhamid’ in ajanları da sızmadı mı. Sen yeni bir devlet gerek dersen İngilizler Osmanlıyı sana mı bırakacaktı. II. Meşrutiyetin ilanı ve meclis çok elzemdi. Bunu İngilizler ister mi? Senin Meclisi korumak için getirdiğin Avcı Taburlarını İngilizler şeriat isteriz diye nasıl kışkırtılar. 31 Mart ve Malum Topçu kışlası.

      Kalkıp da Harekat ordusunu ve subaylarını Sabetaycılık üzerinden İngilizlere mal etmek. Ters yüz etmek. Asıl Süleymancılar CIA’nın ajanlığını yapmaktadırlar. Kabahat Cumhuriyet Halk Partisinin, buralarda dik duracağına Apo‘nun heykelini dikeceğiz diyenlerle ittifaklarda çözüm aramasında. Bir kabahat de Vatan Partisi’nde. Senin Talat Paşa komitelerine de adamlar Sabetaycı diye saldırıyor. Türkiye’nin bekası için kafadan karşı çıkacaksınız. Ermeni soykırımı bir yalandır çıkışı gibi 

     Türkiye Cumhuriyetini İngilizler, CIA(Central Intelligence Agency-USA) kurmadı. İstiklâl harbi demi uydurmaydı? LOZAN’ı yok mu sayacağız. Emperyalist dayatmaların getirdiği her türlü psikolojik edilgenliği aşacağız.

     Tek ölçümüz akıl ve bilim olacak. Osmanlıdan kalan kötü miras, bilimsel düşünceye sahip olamamamızdır. Türkiye emperyalist dayatmalara bir tek ATATÜRK’le baş kaldırdı. Şimdi yine biraz kıpırdanıyoruz, aşacağız, aşmak zorundayız. Bu psikolojiyi kıracağız. Ülke bütünlüğü için şu bu parti söz konusu değildir.  Bu psikolojik eşik, M. Kemal ATATÜRK sayesinde, mücadele azmi ve öz güven duygusu ile aşılacaktır.

     Milli şef İ. İNÖNÜ döneminde ise, çok partili rejime geçilmesi ile demokrasi adına demokratik bir sisteme geçişten çok, batılı güç odaklarının planlarına daha açık bir toplumsal çözülmeye kayışımızdır. İ.İNÖNÜ ile ATATÜRK’ten ayrılmaya başladık. Bunu Demokrat Parti çatısında NATO üyeliğinde de yaşıyoruz. Bu bağımlılığımız, Nato’cu subayların varlığı ile FETÖ’cü darbeye kadar vardı. Bu edilgenliği, tam bağımsız Türkiye’den yana, vatansever güçlerle aşacağız.

     Zor oyunu bozar, bozuyor da. Son yıllarda Amerikan karşıtlığı ve AB’ye olan güvensizlik, çok olumlu gelişmelerdir. Ne var ki, bu eşiğin, edilgenliğin sürmesi için içimizde yobaz dinci, Pan İslamik, Para İslamik, Para Militer güçler ve mezhep, cemaat ve tarikatlar, Türk–İslam sentezi diye Nizamı Alemciler üzerinden CIA’nın oyunlarında harcananlar, Aleviliği propaganda aracı olarak kullananlar, Kürt kartını, etnik yapıları iç savaş, kaos olarak piyasaya sürmektedirler. Bunlar olacaktır. Bilinçli olacağız.

     AKP iktidarı ile R.T.ERDOĞAN, BOP projelerinde hem eş başkan, hem de Diyarbakır bir yıldız olacaktır diye bilinçli ya da bilinçsiz olarak içinde yer aldı. Böyle basiretsizlik, böyle edilgenlik olmaz. Ama aynı ERDOĞAN, 24 Temmuz 2015’de çözüm sürecine nokta koyarak C. POWELL , A.GÜL ihanet anlaşmasının 2. maddesini yırtıp attı. Malum hendek savaşlarını yaşadık. Ne dediler, 7 Haziran seçimlerinde % 9 puan kaybedince bu savaşı Erdoğan çıkardı. Zaten Amerika açılımdan yana neden PKK’nın üzerine gitsin ki. Ama gidildi. Bunu CHP görmek istemedi. Hiçbir konuda yön veremedi. Erdal İNÖNÜ, SHP döneminde Apo’ya 21 kontenjan verilmedi mi? Leyla ZANA’ya Kürtçe yeminine zemin yaratılmadı mı? Hatta A. ÖCALAN, bu kontenjandan  4 vekilliği D. PERİNÇEK’e önermiştir, hayır cevabını almıştır. Hala bu ihanet sürüp gidiyor.

     AKP iktidara getirildiğinde, Fetö ve PKK’ya göbeğinden bağlıydı.(Bağladılar)2003’deki ihanet sözleşmesiyle PKK mevzilenmesinde rolleri çok büyük oldu. Şimdi bakıyoruz, 15 Temmuza rağmen hala beraber yürüdük bu yollarda şarkısı söylüyorlar. Olmaz, kendi seçmenine de olsa söylemeyeceksin. Hala dört parmak Müslüman kardeşler, İhvan selamı veriyorsunuz, niye? Madem Amerika’ya kafa tutuyorsunuz, bunu da yapmayacaksınız. Tabi zamanla bunu da anlayacaklar.

    PKK’nın T.C düşmanlığı, Amerikan Emperyalizminin bir oyunudur. AKP’nin ilk yıllarında kurdukları ortaklıkları eliyle yapılan bir halk düşmanlığıdır. Apo‘nun 21 Mart 2013’de Diyarbakır’da, Nevruz başkaldırılarında ilan ettiği bildiri, milli devleti, ulusun üniter yapısını, somut olarak T.C devletini yıkma programıdır.(D.PERİNÇEK–Türkiye solu ve PKK) Perinçek kitabında ‘’ABD ve İsrail, IRAK’ı bölen zoru ve arkasından TÜRKİYE’de AKP iktidarını kullanarak, Ergenekon, Balyoz tertipleriyle bölünme ve dağılma getirdi. ÖCALAN bu süreç de görevini yapıyor….Solun bazı örgütleri de Ergenekon tertiplerinde teslimiyet, bölünmeye teslimiyeti  getirmiştir,, diye yazıyor. ‘’Türkiye ABD karşısında caydırıcı  tavır alırsa ABD oyununu bozar…

PKK ve ÖCALAN’ı, ABD’yi, İsrail’i, Fethullah GÜLEN’leri, TESEV’i terk eder ve Amerika ayakta kalamaz,, tespitini yapıyor. Ama gelin görün ki, bu günkü CHP Amerika’nın eliyle bu psikolojik eşiği aşmamıza mani oluyor. Zaten sorunun kaynağı, AKP’den çok edilgen CHP’nin tutumudur.

     Nato’ya girdiğimizden beri Akademik çalışma mı yapılacak, Amerika’ya gitmeliyiz.Türkiye’de bilim yapılamaz. Bu tespit korkunç bir ihaneti.  Nato sadece bir askeri pak değil, aynı zamanda siyasi bir paktır da. Tüm kurumlarımıza görevlilerini yerleştirdiler. Onların dahli olmadan hiçbir kararı alamadık. Türkiye de bilimsel çalışmalarda da onlara bağımlı olduk. İstemiyorlar. Ne yaptılar, örneğin Erasmus adıyla öğrenci öğretim üyesi değişimi programını getirdiler. Bir Türk düşmanının adını koydular, bize dayattılar. Bu program emperyalist bir politikadır. Beyin göçü diye konuştuğumuz şey ele geçirme operasyonudur. Maalesef, AB’nin fonlarından yararlanarak, bir de hibe diye, sanki karşılıksız verilen paraymış gibi bu projelerde yer alarak ve özellikle kimi akademisyenlerimiz  teşne oldular. Ellerinde bu emperyalist ülkelerin ajandaları ile halkın karşısına çıkmaları, bu edilgenliği aşmamızda engeller çıkarmaktadır. Ne yazık ki psikolojik esaret ve teslimiyet, üniversitelerimizin eliyle devam ediyor. Bu projelerle bu milletin çocuklarına batının liberal politikalarını empoze ediyorlar. Bu batıya olan bağımlılığımızı arttırmaktadır.

      Daha net altını çizelim, işbirlikçi iktidarlar, T. ÖZAL hükümetleri ve Kemal DERVİŞ’in dış borç ve özelleştirmelere dayalı ekonomik politikaları, SHP eliyle sözde demokratlık adıyla etnik bölücülere kol kanat geren siyasetleri vs. APO ve PKK , GLADYO’nun ‘’ Böcek yiyen böcek,, diye tanımladığı görevi üstlenmiştir. Türkiye’de nitelikli ulusal ve milli gençleri ve tabii ki sol ve sosyalist grupları bölmek ve işlevsiz kılmak için işlediği silahlı saldırı ve cinayetleridir. 1980 öncesi psikolojik üstünlük, sol–sağ çatışmalarıyla toplumu sindirmekti, PKK başarılı oldu. Kürtçü kalkışmalarının tamamı emperyalist devletlerin güdümündedir. Ülkücü kesimin de bu tertiplerde hatırı sayılır parmağı vardır. Oyuna geldiler. Alevilik üzerinden başta Maraş olayları dış güçlerin tezgahıydı. Çok güzel provoke ettiler. Cinayetlere ortak oldular. PKK kadar zarar verdiler. Amerika’nın para ile elde ettiği USA çocukları hep iş başındadır. CHP’ye soruyoruz. Bu edilgenliği nasıl aşacağız?

      Emperyalist dayatma.

     Venezuella petrollerini sömürmek için çullanan Amerika’ya BOLİVAR’cı direniş, millileştirmeyi getirmişti. Yine yüklenip ele geçirmek istiyor. Venezuella’nın eksikleri yok mu, çok. Buradan N. MADURO’ya tepki çok yanlıştır. Emperyalist saldırıyı görmemektir. Özay ŞENDİR, Güney Amerika tarihi USA çocuklarının yaptıkları kanlı darbelerle yazılmıştır diyor.(Milliyet Gazetesi. 28 Acak 2019)O yüzden‘’ne TRUMP, ne MADURO,,  diye yanlış cevaplar vermeyin. Örtülü emperyalist destekçisi olmayın. Doğrusu  ‘’Emperyalistlerin yanında mısınız yoksa karşısında mısınız,, sorusudur diyor. TRUMP tivitler

atarak darbeyi örgütlüyor. Juan GUAİDO’yu tanıdığını söylüyor. J.BOLTON da MADURO’yu mafya ilan ediyor. Ey CHP gördün mü, demek milli olursan mafya olarak itham ediliyorsun.  Avrupa da ekonomik çıkarları için tanıdığını açıklıyor. Yasa tanımaz, ahlaksızlığı onaylıyor. ABD/USA, üslerini açmaya izin vermeyen ulusalcı çizgiye düşmanlıkla karşılık veriyor. İşgal kuvvetleri gibi davranan vatan haini bir muhalefet var. Venezuella muhalefetinin, Alman dış politika doktrinlerinin sahadaki uygulayıcısı Konrad Adenaurer Stiftung  Vakfı’ndan fikir ve finans desteği aldığını, 2002 de CHAVEZ’e karşı da darbe teşebbüsünde bulunduğu belirtiliyor.(Gönül Kenter. Aydınlık .2 Şubat 2019)

      GUAİDO neyse APO da aynısıdır. Psikolojik üstünlük, emperyalist işgallerde, yerel iş birlikçiler eliyle sağlanıyor. Türkiye’de de STÖ’ler eliyle yapılıyor. BİLDREBERG’in maşalarıdırlar. CHP’li Selin Sayek BÖKE de bu görevi üstlenmedi mi? Bizde psikolojik üstünlük için Kürtçülük ve Fetö, cemaat kartı mükemmel işlemektedir. CHP’nin 10 Aralık hareketi, SOROZ etiketiyle bu psikolojik eşiği aşmamızı engelliyor. Psikolojik eşik Amerikan emperyalizme karşı duruşla aşılır.

      Bu iş birlikçilerin başında da Komprador Burjuvazi gelir. Marksist ideolojide sömürücü dış güçlerle iş birliği yapan sermaye kesimidir. Yabancı firmaların ürünlerini pazarlayanlardır. Dispritör olarak biliyoruz. Emperyalist sömürüde bu yerli işbirlikçi sermayenin de payı vardır. Bu firmalar mal ve hizmet üretmezler.

Milli sermaye de firmaların yeri üretim ve dış satımda ülke ekonomisine katkısı demektir. Ulusalcı olmak zorundadırlar. Gerçek burjuvaziden söz ediyoruz. Hala bu bilincin oturmadığını da görüyoruz. Salt emek

sermaye çelişkisi ile emperyalizmi çözemessiniz. Kültür emperyalizminde halkı psikolojik köle durumuna sokanlar, yine bu entelektüel emperyalizme çanak tutanlardır. Komprador Burjuvazidir. Asıl söylenmesi gereken de, toplumun zihin yapısını iğdiş ederek peşkeş çekmeleridir.

      At kuyruklu saçlarıyla 65’lik ağabeyler, Amerikan ve İngiliz bayraklı kot, tişört, mont vs giyerek ortalıkta dolaşanlar, her yeri döğmeli, persingli, küpeli gençler. Tabi Bektaşilerde de küpe vardı, eski Türklerde de uzun saç vardı. Moğolların tepede bıraktığı bir at kuyruğu gibi. Bunları kastetmiyorum. Bilinçli olarak batıdan yayılan Hippi kültürünün yeni versiyonları, yırtık pırtık pantolonlar. Erkeklerin kadın gibi saçlarını tepelerinde topuz yapmaları, toka takmaları. Recaizade Mahmut EKREM’in BİHRUZ beyi gibi sokaklarda İngilizce, Almanca, İspanyolca vs konuşan bu gençler. Kadıköy’e gittiğinizde hangisi turist, hangisi bizden ayırt etmek mümkün değil. Yabancı özentisi hat safhada . Amerika’nın Neo Liberal politikalarının Türkiye versiyonunda kaldıraç görevi üstlenen, iş birlikçi bu burjuvazinin geldiği nokta bu işte. Küresel dünya düzeninde, özünü inkâr eden çakma entelektüel yaşam. Küresel patronların aynılaştırdığı düzenin insan tipolojileri. Emperyalizme hizmet eden bir örnek kafalar. Zaten dünyayı da bir örnek giydirerek başladılar. Bak kardeşim, montunun koluna Amerikan bayrağı takarak senden bu ülkeye hayır gelmez. Yok ki, bunları anlatacak kurum ve kuruluşlar ne iş yaparlar. Okullarda öğretmenler, okul müdürleri, milli eğitim müdürleri, MEB nerdesiniz. Yaz okuluna kocaman İngiliz bayraklı penye ile gelene ne yapıyorsunuz? Böyle ulusal bilinç oluşmaz. Köle oluruz.

     Ü.ÇEVİKÖZ ve CHP.

     Hem de ATATÜRKK’ün partisiyiz diyen CHP’de, milletvekili, dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcısı Ünal ÇEVİKÖZ’ün açıklamalarına bakalım. Ne diyor ’’Rusya ile S-400 anlaşmasının iptal edilmeli, yerine ABD’den PATRİOT  hava savunma sistemi alınmalıdır,, diyor. Neymiş sorun, S-400’lerin NATO savunma sistemiyle uyumlu olmadığını gerekçe gösteriyor. NATO’nun hava savunmamız konusunda verdiği güvenceyi çok ciddi biçimde zaafa uğratacaktır açıklamasını yapıyor. Bakın daha neler söylüyor. ‘’Astana süreci değil, Cenevre’de Amerika ile masaya oturmalıyız, Rusya ve İran ile anlaşma olmamalıdır,, Teslimiyetçi kafayı gördünüz mü? Türkiye, S-400’ler konusunda Ruslar’la yazılımı konusunda, büyük çoğunlukla uzlaşmış durumda. Yani ÇEVİKÖZ yazılımın da yine Amerika’da olmasını istiyor? (12 Ocak 2019. Aydınlık)

 Hatırlıyor musunuz bimem. Özel harekâtçıların zırhlı aracındaki makinalı tüfek aniden ateş etmeye başlıyor. İçinde hiçbir görevli yok. PKK veryansın ediyor. T.C katliam yapıyor diye. Peki sorun neydi. Yazılımı Amerika’nın elindeydi. İstediği an provokasyona dönük eylem gerçekleştirebiliyor. Boşuna mı milli savunma sanayimizi geliştiriyoruz. Savunma sanayi başkanı İsmail DEMİR, Hem S-400 hava savunma sistemi, hem de F- 35 uçaklarına uyumu görüşeceğiz, kurum olarak hiçbir projeden asla taviz vermeyeceğiz  açıklamasını yapıyor. İşte bu önemli. Müesses nizam oralara yani Astana toplantılarına girmemizi istemez diyor. Yani ABD nizamı. Küresel gücün şemsiyesi . Küresel sermaye ve silahlı gücü PENTAGON. BİLDERBERG tepe örgütü. Ayağına basılan herkes blokaj oluşturuyor. Diyor ki, Firmalarımız kaliteli ürün sattığında, bu klik yöneticileri suçlayarak kalitesiz ve pahalı ürün aldıklarını yazıyorlar. Yani önünü kesiyorlar. Şunu da ekliyor “Bizim milli sistemlere devam etmemiz gerekiyor. En dost görünenlerin yarın ne yapacağını bilmiyorsunuz. Biz bunu öğrendik. Ambargo olsun olmasın hiç fark etmez,, Çok güzel, asıl kafaların içindeki ambargolar. NATO’ya girdiğimiz 1952’den beri 68 yıldır beyinlerimize ambargo uyguluyorlar. Ergenekon yalanı, Ermeni soy kırımı yalanı gibi söküp atacağız. Aşılmayacak hiçbir şey yoktur.

        Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kendi kaleminden Sina AKŞİN ‘in ön sözüyle ‘’Emperyalizm ve tam bağımsızlık,, kitabından. ‘’Başvekil İsmet İNÖNÜ on beş gün evvel CHP meclis grubunda Hatay meselesi üzerine konuşurken şöyle demişti. On beş gün bekleyiniz,,..’ Nitekim on beş gün bitmiş on altıncı güne girmiş bulunuyorıuz,,..’’Gerçi Cenevre’de Hatay meselesi üzerine vuku bulagelmekte olan temasların,

görüşmelerin, münakaşaların varabileceği neticeler artık öteden beri hakikat üzerinde duran Türkiye görüşleriyle zaten hakikati görebilecekleri  tahmin olunan büyük devletlerin geniş ve derin görüşlerinin geniş ölçüde yaklaştığını göstermektedir. Ne yazık ki, buna rağmen hâlâ biz Türkler kendimizi tereddütten kurtarıp kolaylıkla görülebilecek açık, müsbet sahaya geçemiyoruz. Bunun sebebi biz Türklerden değil, bizi, Türkler, asırlardan beri aldatagelmekte olan bir eski siyasetin Türkiye Cumhuriyeti devleti üzerinde tazenlendirilerek, tavlandırılarak yürütülebileceği akılsızlığını hâlâ inat edenlere sormalı,,  İşte size Tanzimatçı kafalı İNÖNÜ’nün kararları ve tutumu. Batıya tabi anlayışı. Atatürk’ün ölümünden sonra 11 Kasım 1938’de İNÖNÜ cumhurbaşkanı oluyor. Celal BAYAR yeniden hükümeti kurmakla görevlendiriliyor. İçişleri bakanı Şükrü KAYA ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü ARAS devre dışı bırakılıyor. Mart 1939’da erken seçimde Atatürk’ün güven duyduğu bütün kadrolar tavsiye ediliyor. Prof Hikmet BAYUR ‘’Atatürk ölür ölmez, Atatürk aleyhine bir cereyan başlatılmıştır. Mesela, Atatürk’e bağlı olan bizleri İnkılâp derslerinden aldılar. Kendi adamlarını koydular. O dönemde Atatürkçülüğü övmek ortadan kalkmıştı,, İşte size bu kadar edilgen ve batı karşısında tavizkar bir tutum örneği. Atatürk’ün devrimlerini bitiriyorlar ve batıya biat ediyorlar. Osmanlıda Türk adı yoktu. Ankara’da sorulduğunda’’ Beyim sizin sorduklarınız Haymana da yaşar,, cevabını alıyordunuz. Sanki bir ilçeye sığışmış etnik gurup misali. Bu halkın hangi konuda yürekli olmasını beklerdiniz? 96 yıl oldu, bizi hala bu ezik konuma itmenin çabasını görüyoruz. Medeni cesareti yok ama ahlakını bozup alçakça davranışlar kazandırdılar. Birbirimizi iyi gammazlıyoruz. Kendi vatandaşımızı güzel satıyoruz. Siyasi partiler utanmıyorsunuz değilmi. Hala insanımızı emperyalistlere peşkeş çekiyoruz.

      Psikolojik eşiğin aşılması ATATÜRK‘ün tutuğu yoldur. Sina AKŞİN’in şu sözleri çok anlamlıdır. ‘’Ruslar dünyada ilk kez uzaya çıktıkları halde Sosyalizmi kuramadılar. Çünkü Marksçı kuramın da belirttiği gibi, feodalizmi tam tasfiye edemeden, kapitalizmi yaşamadan sosyalizme geçilmez… Çin, Atatürkçü devletçilikle yani karma ekonomi ile dünya önderliğine tırmanıyor. İ.İNÖNÜ 1945’de çok partili hayata karar verdiğinde Türkiye Atatürk devriminde yarı yolu tamamlamıştı. Öyle kaldı,, Emperyalist batı kapitalizmine göbeğimizden bağlandık. Hala Cenevre’lerde Amerika ile masaya oturmanın planlarını yapıyoruz. Bu ülkeyi satıyoruz. II.Dünya Savaşına girmemizle SEVR’de yapılamayan yapılacaktı. Tarihten silinecektik. İNÖNÜ’nün kahramanlığından değil düşünemeyeceğimiz kadar mecburiyetten girmedik. Ekonomik olarak çok zayıftık.

     Bülent ECEVİT ve İbrahim KALIN

     Şimdi, Cumhurbaşkanı R.T.ERDOĞAN’ın bahsettiği o fotoğrafa gelelim. Külliye’de valilere hitap ederken, Bülent ECEVİT’in B. CLİNTON’ın önündeki duruşunu hatırlatarak ‘’Böyle bir Türkiye yok artık,, sözleridir ( 12 Ekim 2017) Vize krizine ve TRUMP yönetimine sert mesajlar verirken ‘’Biz kabile devleti değiliz, biz Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz, bunu kabul edecekler,, açıklamasını yapmıştı. AKP’nin bu güne kadar gelen olumsuz gelişimini bir kenara koyalım, sırf bu konuşmayı bile Kemal efendinin yapamamasına bakalım, ne acı değimli. Bu fotoğrafla zihinlerimizde kalan, Ecevit’in ne kadar hasta olduğu dönemdir. Yürürken ayaklarını sürümektedir. 57. Hükümetin başbakanıdır fakat hastadır ve mecliste toplantılara gelemeyecek durumdadır. Özel asansör yapılması bile konuşuluyordu. Türkiye tarihi bir krize sürükleniyordu. Kemal DERVİŞ’i anımsayın. Yazar kasalar atılıyordu.

      Bir başbakanı bu halde nasıl yolladınız. Ayakta zor duran adamı. Bil CILINTON’un Oval ofiste küçümseyen tavırla nasıl kanepenin üzerine ilişerek gayri ciddi dinlemesini T.C devleti nasıl içine sindirdi. Oradaki sadece B.Ecevit değildi, T.C.devletinin başbakanlık makamıydı. Makam ayaklar altına alındı.(Resim-5) (Yeni Akit. 12 Ekim 2017) Bu duruş Psikolojik edilgenlik değil, ezikliğin dik alasıydı. Bir devlet kendini bu kadar aşağılatabilirdi. Tabi R.T.ERDOĞAN’nın da HİKMETYAR ın dizinin dibinde çömelmesini de hiç unutmayacağız. Hani zararın neresinden dönülürse kardır deriz ya, şimdi sonuca bakacağız!

     Tarih 6 Ocak 2019, Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim  KALIN’ın, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John BOLTON’ın uğurlamasıdır. BOLTON bizi Suriye ve PKK konusunda uyarmaya geliyor. ‘’Bizimle tam koordinasyon olmadan Türkiye’nin Suriye’de operasyon düzenlemesini istemiyoruz,, demişti.’’ Kuzey Suriye’den çekilmek için bir takvim yok. IŞİD/DEAŞ’ın kalıntılarının temizlenmesi ve Türkiye’nin ABD’nin müttefiki gibi (?) Kürt savaşçıların(Terörist değil – özgürlük savaşçısı onlar için)can güvenliğinin garanti etmesine bağlıdır,, ifadesini de kullanmıştır. IŞİD şimdi nerede AFGANİSTAN’da. IŞİD neden var, PKK’nın varlığının onaylanması için. BOLTON/ABD daha da ileri gidiyor ve ’’TSK, Kürtlere kıyım yaparsa, ekonominizi darmadağın ederiz,, diyor. Tam bir kovboy, Ranger. Tehdit ediyor.

    Şimdi o fotoğraf. J. BOLTON’ın koltuğuna dosyalar sıkıştırılıyor. El pençe divan durma sırası şimdi Amerika’da. Bu kez biz elimizi pantolonun cebine sokarak konuşuyoruz.  ECEVİT’ in CLİNTON’ın karşısındaki duruşla bir kıyaslayın. Rövanşsa rövanş, kim hangi dilden anlıyorsa öyle konuşacaksınız. BU FOTOĞRAF İNANIN PSİKOLOJİK EŞİĞİN AŞILMASINA YEŞİL IŞIK YAKMIŞTIR. CHP bunu anlayabiliyor mu?(8 Ocak 2019.NTV)

    Colin POWELL ve Abdullah GÜL.

    Teslimiyetin adresi Abdullah GÜL’ ün, 2 sayfalık, 9 maddelik gizli anlaşmasıdır. A. GÜL, 2003 tarihinde, ABD eski Dışişleri Bakanı ve CIA ajanı Colin POWELL ile görüşmesinde, her anlaşmayı açıklamak zorunda mıyım ,,demişti? ‘’Anneler Teröre karşı,, konulu konferans düzenleniyor ve C. POWELL konuşmacı olarak çağrılıyor. Teröristler cirit atıyor etrafında, zılgıtlar çekişiyor ve POWELL konuşuyor. Bu olay gazeteci Sedat SERTOĞLU’na açıklanıyor.(24 Mayıs 2003) Bu güne kadar yalanlanmayan protokol, Üniter devlet yapısının terk edilerek federasyona geçilmesini içeriyor. Dağdan PKK’lıların indiği gündür. Kürt açılımının ilk tohumlarını atan kişidir C.POWELL. 

   24 Temmuz 2015 tarihine kadar açılım, çözüm süreci, barış süreci vs diyerek, sırf Amerika ile A. GÜL ün imzaladığı bu ihanet belgeleri nedeniyle CEMAAT ve PKK, CIA ile kol kola sokakları cephaneliğe çevirdiler. PKK’nın üzerine gidildi ve malum sol çevrelerden ve CHP den çığlıklar yükseldi. Hendek savaşlarına TSK katliam yapıyor dediler. 7 Haziran seçimlerinde AKP oy kaybedince savaş çıkardı densizliğini de yaptılar. Amerika zaten çözümden yana, bir kere daha söylüyoruz. ERDOĞAN, ABD ye karşı neden PKK’nın üzerine gitsin. Cezasını 15 Temmuz da verdiler. Terör 2003den sonra yükselişe geçti.  Aşağıda bu ibretlik 9 maddeye özet olarak yer veriyoruz.

    1 – Kuzey IRAK tan Türk birlikleri çekilecek. Türk ordusu, hangi gerekçeyle olursa olsun sınır ötesi harekâtlarda bulunmayacak.

    2 – PKK için Türkiye devletinin egemenlik alanı içinde(T.C topraklarını kastediyor)askeri harekâtlar için ABD’li askeri makamlara haber verecek, izin alınacak(Tabi PKK şehirleri cephaneliğe çevirir. ERDOĞAN, GÜL kavgasının iç yüzünü kimse bilmedi. 2015’de açılım bitene kadar.2003 mutabakatını Amerika hep dayattı.)

     3 – Türkiye, ABD’nin İRAN’a ve diğer Orta Doğu ülkelerine karşı uygulayacağı askeri harekâtlara, talep etmesi halinde üs ve taşıma kolaylığı sağlayacak.(Sanki ikinci SEVR dayatması. Teskere geçseydi 65 bin askerini İskenderun’dan sokup Doğu ve Güney doğumuzu işgal edecekti. Türkiye’yi saldırı üssü olarak kullanacaktı. Neden İNCİRLİK kapatılsın tepkilerinde CHP’yi hiç göremiyoruz.)

      4 – Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti ABD’nin uygun gördüğü sayıya indirilecek(Sanki Mondros mütarekesi)

      5 – Kuzey IRAK’ta, KÜRDİSTAN adı verilen devlet resmen tanınacak.(2015’den sonra BOP projelerinden dönen ve PKK’nın üzerne giden ERDOĞAN’ın neden üzeri çizildi anladınız mı? CHP bu maddeleri halka hiç açıklamadı?)

      6 – Abdullah ÖCALAN dışında, tüm PKK/KCK vs yönetici ve kadrolara geniş kapsamlı af çıkarılacak.(HABUR rezaleti işte buydu.)

       7 – Eyaletlerin önü açılacak. Kamu reformu Yasası ve Yeni Yerel Yönetimler Yasası hızla çıkarılacak. Türkiye 4 yıl içinde Üniter devlet yapısını terk edecek. ( CHP nin gönülden savunduğu bu işte. Yerel yönetimler özerklik şartı. Eski Dev yol başkanı, şimdi Amerika da Tarih Profesörü olan Tamer AKÇAM da bunu savunuyor. Her kes seçime girsinmiş. Eğer bekledikleri oyu alırlarsa Türkiye den ayrılma kararı alırlarmış. Bu gün ERDOĞAN karşıtlığı kadar Abdullah GÜL karşıtlığı varmı. 15 Temmuzda, KILIÇDARĞLU, A. GÜL, Gülten KIŞANAK ve eski meclis başkanı İ. KAHRAMAN, bir araya gelerek, darbeyi tartıştılar. Bu dörtlü darbe hayata geçseydi oluşacak cuntanın fotoğrafını verdiler. )

     8 – KKTC Cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ, Yaser ARAFAT modeli ile devre dışı bırakılacaktı. ANNAN Planı devreye sokulacaktı. ( Oylama da bizimkiler evet dedi? Rum kesimi hayır dedi. İnanılmaz sürprizle ANNAN planı geçmemişti?)

     9 – Ermenistan ile ilişkiler normalleştirilecek, sınır ticareti dahil Ermeniler lehine düzenlenecek. ( Hepimiz Ermeni’ yiz yürüyüşünün b başını çeken KILIÇDAROĞLU.RAKEL’ le birlik olun. Bu anlaşmalar nedeniyle Türkiye, Ermenistan Milli Futbol maçı yapıldı. Bayrak krizi yaşandı.)

(Türk-Kan. 2009- Salim Yavaşoğlu)

      PKK ya bu kadar hami olunca Amerika, şimdi HDP li SUR belediyesiyle kardeş şehir olan Seferihisar Belediye başkanı ve İZMİR adayı Tunç SOYER tabi tepki alır. CHP nin Çanakkale Çalıştay ında Selahattin DEMİRTAŞ’ a selam yollayan ÖDP genel başkanı Alper TAŞ, CHP Beyoğlu adayı gösterilir. Başımıza bela olan Kemel DERVİŞ’ i getiren CHP Tekirdağ Milletvekili Faik ÖZTRAK da kalkar, bizim HDP ile bir ilişkimiz yoktur diye koca bir yalan söyler. CHP nin PKK/ HDP aşkı çuvala sığmıyor. PSİKOLOJİK EİŞİĞİ DEMEK Kİ CHP Yİ DÜZELTMEDEN AŞAMAYACAĞIZ. KÜRESEL PATRONLARIN, SOROS UN KISKACINDAKİ CHP İHANETİNE DEVAM EDİYOR. Geçelim.

      İhlaszedeler.

      Sözcü gazetesi, Ocak ayı boyunca İhlas mağdurlarını gündeme taşıdı. TGRT de 15 yıl çalışan ve şimdi Aydınlık gazetesinin yazarı olan Sabahattin ÖNKİBAR, IŞIK çıların İHLAS gurubunu en iyi tanıyan kişi. İHLAS ile FETÖ, Amerikan kardeşidir açıklamasını yapıyor. R.T.ERDOĞAN’ ada karşı olan ve ERDOĞAN’ ında İhlas’ a karşı mücadelesinin de bir noktada kaldığı sır nedir? Fethullah GÜLEN, Merve KAVAKÇI ile  Enver ve Mücahit ÖREN inde ortak noktaları Amerikan- USA/ ABD vatandaşı olmalarıdır. Bu yeminden size kısa bir özet. ‘’ Önünüzde her türlü devlet tabiyetini ve egemenliğini reddettiğime, ABD Anayasalarını, iç ve dış düşmanlara karşı koruyacağıma, ABD ye bağlılık ve sadakat göstereceğime…….ABD ordusuna hizmet edeceğime……,, Amerika’nın çıkarlarına hizmet etmeye yemin ediyorlar.

     67 bin kişinin mağduru. Faiz haram diyerek ama kâr payı ile toplanan paralar. Dolar ve Euro lar. Müslüman insanlar diye malını mülkünü satıp, emekli ikramiyesini, nafakasını yatırdıkları sahte Müslüman, dolandırıcılık şebekesi. 19 yıl oluyor, zaman aşımına girecek. Ortalama bir hesaba göre 2. Milyar Dolar civarında bir servet. Önce tava tencere satarak sonra devre mülk ile ve şimdide BİZİM evler projesiyle sürüp gidiyor. Türkiye de sıfır maliyetle iş yapan tek şirket? İflas etti, tasfiye süreci devam ediyor, mahkemede yalanı ile alacaklılar kandırılıyor. TMSF ye neden devredilmedi? Tasfiye 19 yıl mı sürer.  AMERİKAN VATANDAŞI OLUNCA DOKUNULAMIYOR DEMEK.

     28 Nisan 1995 de işletmeye giren İhlas Finans’ın kurucusu ve ilk genel Müdürü, eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali ÇOŞKUN anlatıyor. 24 Aralık seçimlerine katılarak kurumdan ayrıldım. Genç yaştaki Mücahit ÖREN’i yönetime getirdiler. 2001 yılında Bankacılık denetleme Kurulu, usulsüzlükler tespit ederek faaliyetlerini durdurma kararı alıyor. Bu süreç de Ali ÇOŞKUN yine Sanayi ve Ticaret Bakanı. ( 2002) Abdüllatif ŞENER, Ekonomiden sorumlu Başkan yardımcısı. CHP den Akif HAMZAÇEBİ de bu konuda önerge veriyor. R.T. ERDOĞAN’ da gerekli çalışmaların yapılması konusunda hem fikir. Başbakan olduğundan derhal İhlas için gerekenin yapılması talimatını veriyor. Hazırlıklar yapılıyor.

Daha sonra bekletelim talimatı geliyor. Neden? Bankalar Yasasına bir madde konularak TMSF tarafından özel finans kurumlarının denetiminin yapılması şeklinde ve komisyon tarafından yapılması önerildiği halde, bir gece yarısı Abdullatif ŞENER’ e gelen telefon ile yasa teklifinden bu madde kaldırılıyor.( Henüz daha dik duramadığımız dönem) ( 28 Ocak 2019. Sözü) 

    ABD nin Ankara Büyük Elçisi Marc GROSMAN, baba Enver ÖREN’ i ziyarete geliyor. Enver ÖREN ile Elçilikte de sık sık görüşüyorlar ( Vatandaşlarya) GROSMAN Elçilik görevinden ayrılınca 100 bin Dolar maaşla İHLAS Holding’e danışman oluyor. ( 1952 den beri içimizde danışmanlar zaten?)

     İşe 1990lı yılların başında din istismarı ile başladılar. Baba Enver ÖREN ‘’ Bir eve televizyon girince iman çıkar kafir olusunuz,, diyordu. Ama TV kanalı sahibi oldu. Özel uçağı, yatları oldu, özel yapım zırhlı arabalara binmeye başladı. Sanki devlet başkanı.( Önceki yazılarımda da belirtmiştim, bir cemaat lideri neden zırhlı araca biner diye.)

    Sabahattin ÖNKİBAR, TGRTR de çalışırken, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Adaylarını TV programına çağırıyor. Enver ÖREN konukların kim olduğunu soruyor. Tayyip ERDOĞAN’ ı çağırmadın değimli diye soruyor. Etik olarak herkesi çağırmak zorundayım cevabını veriyor. E. ÖREN çok kızıyor ve ERDOĞAN’ ı kanalında görmek istemediğini söylüyor. Fethullah  GÜLEN in ekibinden olduğu çok önceden belli oluyor. ( 27 Ocak 2019. Sözcü)

     İhlas’ın ilk kriz yılları Tansu ÇİLLER dönemidir. Kur artışının 4 katına çıktığı yıllar. İhlas’ın yurt dışından araba ithal ettiği dönem ( Distribütör- Komprador Burjuvazi. Yabancılarla işbirliği içinde olanlar) Enver ÖREN’ i krizden kurtaran isim kim? Fethullah GÜLEN, bir çanta dolusu Amerikan dolarını bizzat getiriyor! Amerikan kardeşliği, vatandaşlığı, saadet ortaklığı. (Ocak Ayı boyunca Sözcü gazetesinde yayınlandı.2019)

     2010 da Fethullah GÜLEN darbesiyle getirilen Dersimli Zaza olduğunu söyleyen  Kemal KILIÇDAROĞLU, ne demişti, ‘’ biz 1930 lu yılların CHP si değiliz,, 1923 den 1938 e, 15 yılda yapılamayanlar yapılmaya başlandı. Atatürk’ ün hastalığı hariç 7 senesi bu 1930 lu yıllardadır. Kemal efendi,  bu 7 yılı yok sayıyor. ATATÜRK’ ün partisinin Genel Başkanı, ATATÜRK’ ü yok sayıyor. Tıpkı İ. İNÖNÜ gibi. Demek ki Amerikan kardeşliğinin kolları nerelere kadar uzanıyor? ATATÜRK ÜN 1930 LU YILLARINA SATAŞARAK PSİKOLOJİK EŞİĞİ AŞAMAYIZ. TESLİMİYETİ PERÇİNLERİZ.

     Komprador Burjuvazi, siyasi parti ayrımı yapmaksızın, Türkiye’ nin sıcak para, dış borç, serbest piyasa ekonomisinde birincil iktisadi yapıyı oluşturuyor. Mutlaka üretime ve dış satıma yönelmeliyiz. KİT lere derhal dönmeliyiz. Karma ekonomi, devlet ve özel kurumlarla milli ekonomimizi tekrar ihdas etmeliyiz. İstihdamı azami olarak artırmalıyız. Gelir dengesindeki makası acilen daraltmalıyız. Silikon vadilerinde çağın bilim ve teknolojilerini üretmeliyiz. Yazılımı bizde olan teknolojilere yönelmeliyiz. Sanat, bilim ve teknoloji,  gelişimin ve kalkınmanın vazgeçilmezidir. Bütün bunlar için de güvenliğimiz önceliğimizdir. Jeopolitiğimize de sonuna kadar sahip çıkmalıyız.

PSİKOLOJİK EDİLGENLİK ALGI MESELESİDİR. BİLİNÇLİ TOPLUMLAR BU EŞİĞİ ÇOK RAHAT AŞARLAR. YETERLİ BİLGİYE SAHİP DEĞİLİZ. ÇOK ÇALIŞACAĞIZ VE KENDİMİZE GÜVENECEĞİZ VE AŞACAĞIZ. AŞIYORUZ, AŞMAK ZORUNDAYIZ.

Kaynak: S. Meydan- Atatürk Etkisi, Atatürk’ün kaleminden- Emperyalizm ve tam bağımsızlık, D. Perinçek- Türkiye solu ve PKK, Milliyet, Sözcü, Aydınlık, Time Türk, Yeni Akit, Medya Akademi gazeteleri. Türk-Kan, NTV.

DİĞER YAZARLAR
Numan Özgür METİN
Edirne Lavanta Tarla Günleri
ERTAN ÇEKİÇ
Öğrenmeyi etkileyen faktörler
ERCAN KERMAN
Kuru sabunlar-kurusa bunlar
Recep Çınar
Üç Öküzün Hikâyesi!
Psikolog. Buse Başköylü
Panik Bozukluk
Teoman Özçuhacı
Bayramdaki Avrupa gezisinden notlar
NURAN İKİZ
Basında dil
Tülay Çağlarer
Ramazan ayının geleneği: Mahya
Zafer Dereli
Doğum sonrası iznimi ve yarı çalışma izni kullandım, aylıksız iznim etkilenir mi?
CELİL ÖZCAN
“Yeni askerlik yasa tasarısı” derhal geri çekilmelidir…
Ahmet Acaroğlu
Sayın valim çare sizsiniz
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
M. ENİS ŞENSEVER
Resim Sanatında Cloisonnisme
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
Burhan Aytekin
Nevruz
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
Şükrü Akıllı
Ülkemi yoran bir seçim daha
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
MUSTAFA ÇETİN
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK
Selçuk Duranlar
Karbon ayak izi (2)