Şükrü Akıllı
Poşet ve çevre tahribatı
Yayın Tarihi: 09 Ocak 2019, Çarşamba
Diğer Yazıları

Bu yazımı kaleme almaya başladığımda 2019 yılının ilk beş günü geçmişti. Beş günde 4 askerimiz, 1 öğretmenimiz şehit edildi. Ama bunlar 25 kuruşluk poşetler kadar konuşulmadı.

1 Ocaktan itibaren başlatılan paralı poşet uygulaması bugünlerde vatandaşın gündeminde olan bir konu. Markete gittiniz alışverişinizi yaptınız, ödeme yapacaksınız kasa görevlisi poşet ister misiniz? diye soruyor. Tanesi 25 kuruş. Bir haftalık uygulamaya göre halkın %50’si poşet almamış. Çevre Bakanı’nın açıklaması böyle.

Sosyal medyada poşet protestoları ve paylaşımları ile çalkalanıyor. Küfeyle markete gidenler, poşeti yıkayıp kullananlar, marketlere iade edip parasını almak isteyenler, eczaneden poşet almamak içim ilacını cebine-çorabına koyanlar. Poşet toplayıp

yine Çevre Bakanının açıklamasına göre bir poşetten alınan 25 kuruşun 15 kuruşunu atıkların geriye toplanmasında kullanmak üzere Bakanlık alacak. 10 kuruşunu da reklamlı poşetini yaptırmak üzere market alacak. Marketlerin poşet maliyetleri sıfırlanmış oluyor. Hele marketler zinciri olanların kasalarından para çıkmayacak. Kasalarına büyük meblağlar girecek. Çünkü poşet maliyetleri alışveriş yapan halka yıkıldı.

Şimdi, çevre hassasiyeti olan, çevre etkinliklerine önem veren, Bu köşemde defalarca çevre konusunda yazılar yazan, çevre bilincinin oluşması için hayatı boyunca mücadele eden, eğitim faaliyetlerinde bulunan biri olarak sormak istiyorum.

Çevre Bakanlığı kurulduğu günden beri çevrenin korunması, çevre bilincinin oluşması, gelecek nesillere temiz ve sağlıklı bir çevre bırakabilmek için ulusal bir eylem planı hazırlayabildi mi?

 Çevre konusunda geçtiğimiz yıllarda kaleme alınan çevre andına ne oldu? Ceza keserek sonuca ulaşılabildi mi? Halkın yoğun tepkilerine rağmen,  HES,termik santral gibi çevre katliamına sebebiyet verecek projeleri uygulamaktan vazgeçebildi mi? Tarım arazilerine organize sanayi bölgelerinin kurulmasına, ormanların satılarak imara açılmasına, fabrika atıklarının göller, nehirler kanalı ile denizlere akıtılmasına dur denile bildi mi? Bu soruları sormak zorundayım. Şimdi de çevre tahribatını poşeti paralı yaparak önleyeceğiz deniliyorsa bunun anlaşılması da oldukça zor.

Çevre tahribatının tek suçlusu poşet mi? Bence kesinlikle hayır. Peki  doğada uzun yıllar yok olmayan ve çevre kirliliğinin önemli unsurları diyeceğimiz pet şişeleri, atık pilleri, atık yağları, kimyasal atıkları, cam ürünlerini, lastikleri, ambalaj malzemelerini hangi kefeye koyacaksınız.

Bakınız, doğadan ayrıştırılması mümkün olmayan, lavobaya dökülen 1 lt. bitkisel atık yağ bir milyon litre suyu, çöpe atıldığında ise toprak ve su kaynaklarını kirletmektedir. Ne yazık ki belediyelerin kampanyaları ile toplanan atık yağlar oldukça yetersizdir. OECD araştırmasına göre atık yağların sadece %1’i  geri dönüşüm işlemlerinden geçiyor. Demek ki ülkemiz henüz geri dönüştürülme aşamasına geçememiş.

Doğaya atılan bir adet enerjisi bitmiş kalem pilin çöpe atılması durumunda 600 bin litre suyu, 4 m2 lik tarım arazisini kullanmaz hale getirdiğini, ölümcül birçok hastalığa da sebebiyet verdiğini biliyor musunuz?

Ya geri dönüşebilen atıklar toplanmadığı takdirde:

Plastik pet şişelerin 1000 yılda, camların 4,000 yılda,

Bira, meşrubat, cola kutularının 10 ila 100 yılda,

Kağıt ve karton kutuların 3 ay ile 5 yıl arasında,

Aliminyumların, plastik çakmakların 100 yılda,

Plastik tabakların 500 yılda, poliüreten malzemelerin, telefon ve kredi kartlarının 1000 yılda, doğadan temizlendiğini biliyor muyuz?

 O halde, devletin tüm kurum ve kuruluşları ile başarılı bir geri dönüşüm programı uygulanmadığı, okul çağlarından başlayarak toplumun en yaşlısına kadar çevre eğitimi ve bilinçlendirme faaliyetlerinin devlet politikası haline getirilmediği, ceza uygulanmasında caydırıcı bir yöntem uygulanmadığı sürece çevre konusunda bir arpa boyu mesafe alamayacağımız gayet açıktır.. Çevre kirliliği sonucu yeraltı-yerüstü sularında, toprakta kimyasal maddeler olduğu bilimsel araştırmalarla saptandığına göre kötü ve olumsuz çevre koşullarından insanımız kanserojen almaya devam edecektir.

 Lütfen acil eylem, çünkü sağlıklı yaşam, sağlıklı çevre ile olur.

DİĞER YAZARLAR
Tülay Çağlarer
Ah Güzel İstanbul
Ahmet Acaroğlu
Suyun akışı önemlidir
Psikolog. Buse Başköylü
OYUNCAK SEÇİMİNDE CİNSİYET ÖNEMLİ Mİ?
NURAN İKİZ
Polen deyip geçmeyin
ERCAN KERMAN
Koca Sinan’ın heykeli
Recep Çınar
Ömür tükenir, demir soğumaz!
ERTAN ÇEKİÇ
Teknoloji ile felsefe
CELİL ÖZCAN
Köy Enstitülerinin kuruluşu kutlu olsun!
EKREM KANTUR
Malüllük maaş hesabı neden farklı?
M. ENİS ŞENSEVER
SINIR–LI/ SIZ–BİRLİKTE-LİK GRUP SERGİSİ
Şükrü Akıllı
Ülkemi yoran bir seçim daha
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
Numan Özgür METİN
Kötü ruhların kovalandığı festival; Kukerlandia
Burhan Aytekin
Nevruz
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
MURADİYE AKCAN
TRAFİKTE ZORBALIK MI HOŞGÖRÜ MÜ?
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
Zafer Dereli
Memurlar e-devlet üzerinden sendikalara üye olabilmeli
MUSTAFA ÇETİN
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK
Selçuk Duranlar
Karbon ayak izi (2)
Teoman Özçuhacı
İP’E TAKVİYE HAMLESİ TELAŞ YARATTI
HAMİT PUHALOĞLU
Kırım'dan gelir bir Tatar