Şükrü Akıllı
BİZDEKİ YEREL YÖNETİM SİSTEMİ VE SEÇİMLER
Yayın Tarihi: 25 Aralık 2018, Salı
Diğer Yazıları

İşsizliğin zirve yaptığı, üretimin azaldığı, bütçe açığının her yıl daha da büyüdüğü, enflasyonun tırmanışa geçtiği, ekonomik durgunluktan dolayı işçisinden çiftçisine, memurundan emeklisine kadar böylesine sıkıntılı bir ortamda ülkemiz 2019 Mart ayı son gününde yerel yöneticilerini seçtirilmek üzere sandık başına gideceğiz.

Seçmek mi? Seçtirilmek mi? Özellikle belediye başkanlarını siyasi partilerin genel merkezleri, daha doğrusu genel başkanları belirlediğine göre, seçimi onlar yapmış olmuyorlar mı? Yani aday gösterdikleri kişileri “Millet” dedikleri yönetilenlere seçtirmiş olmuyorlar mı?  Sonra da milli irade diyecekler! seçim yapılmadan aday ilan ettiklerini değiştirecekler veya geri çekecekler veya bir süre sonra da bir bahane bulup o belediye başkanlarını görevden alacaklar!

Bizdeki yerel yönetim sistemi böyle işliyor ne yazık ki.

Yerel seçimlerle ilgili aday belirleme çalışmaları halen devam ediyor. Bakıyoruz da aday belirlenmelerinde tam bir curcuna yaşanıyor. Paralı anketler, komisyon temayül yoklamaları, rapor hazırlanmaları, raporların manipüle edilmesi, çakma anketler, aday olanların genel merkez mesaileri, ikna çabaları, ayak oyunları vs.vs. organize işler bunlar! Aday olabilenlerin seçim kazanmış gibi zafer nutukları atmaları, şaşalı törenler düzenlenmesi de işin cabası.

 Her seçim öncesinde olduğu gibi henüz seçim atmosferine girilmemesine rağmen siyasi liderlerin, siyaset dilini sertleştirmelerini, birbirlerine ağır eleştiriler yöneltilmelerini, rencideler, ağıza alınmayacak sözler sarfedilmesini, aşağılayıcı anlamla gazetecilerin, habercilerin tehdit edildiğini, hedef gösterildiğini, sonuçta toplumun ayrıştırıldığını, kutuplaştırıldığını üzülerek gözlemliyoruz. Her an televizyonlarda yüksek perdeden bağıra bağıra konuşulmasından, kimlik siyaseti dışına çıkılamamasından ne fayda bekleniyor ki?

Peki, adaletli bir seçim yarışı, propagandası yapıldığından söz edilebilir mi? Siyasi iktidar devletin tüm olanaklarını kullanırken, diğer partiler kendi olanakları ile seçim çalışmalarını yapmaya çalışıyorlar. Ne derece adaletli bir yarış yapılıyor takdiri sizlere ait. Daha da önemlisi siyasi iktidarın genel başkanına seçim yasakları bile uygulanmıyor!

Yerel seçim yapacağız ama propaganda döneminde yine göreceğiz, geçmişte olduğu gibi bu süreç de genel siyasetin etkisinde kalacaktır. Siyasi liderlerin söylemleri yerel yönetimlerden ziyade genel siyasi söylemler ekseninde geçecektir. Koalisyonlar bitti denildi ama aynen devam ediyor, adı değişti ittifak oldu. İki ittifakın çatışması ile bir genel seçim havasında olacak yerel seçimler. Halbuki genel seçimlerde alınan oylarla yerel seçim hesabını hiçbir tecrübeli siyasetçi yapmamalı. Yapan da yanıldığını görür. İkisinin matematiği, psikolojisi ve oy verme refleksleri birbirinden çok farklıdır.

Şuna da bakmak gerek. Siyasi partilerin atadıkları, aday gösterdikleri, kent halkına seçmeleri için dayattıkları adaylarda iyi bir imajının olmasını arıyorlar mı? Seçmen tercihini etkileyen faktörleri inceliyorlar mı? Başarı kriterlerine bakıyorlar mı?

Ya seçmen; belediye başkanlığı seçiminde aday üzerinde mi duruyor? Patiye mi oy veriyor? Sandık tercihini genel ülke siyasetini düşünerek mi yapıyor? Araştırmalar partili olmayan seçmenin partilerin ürettiği politikaları esas alarak tercihini yaptığını gösteriyor. Ancak bilinçli toplum yapılarında yerel halkın aday profili üzerinde durduğunu, hizmet üretebileceğine inandığı adaylardan yana tercihini kullandığı gerçeğini de belirtmek isterim.

Ülkemizde yerel yönetimlerin özerkliğinden söz edemiyoruz. Seçilen belediye başkanlarının partisiyle ilişkisi kesilmiyor. Bu nedenle parti işlerine de karışıyorlar. Örneğin delegeleri, il ve ilçe başkanlarını, yönetim organlarını belirleyenler de yok değil. Böyle olunca  çekişmeler de kaçınılmaz oluyor. Bence  seçilince belediye başkanları siyasi partili olmamalı, ancak ulusal düzeyde duruma baktığımızda Cumhurbaşkanının partililiğini belediye başkanlığı sisteminin ötesinde, aynı zamanda partisinin genel başkanı olmayı sürdürmek biçiminde tanımlamak, akılcı ve doğru bir iş değil.

Bizdeki yerel yönetim ve seçim sistemi böyle. Bir de Batıya yani Avrupa’ya ve Amerika’ya bakalım, oralardaki sistemi, belediye başkanlarının seçim ve konumunu araştırmalarıma, gözlemlerime dayanarak sizlerle kısaca paylaşmak isterim. Özellikle Avrupa ülkelerinde belediyeler bize göre çok farklı konumdalar. Ne merkezi idarenin vesayeti altındalar, ne de siyasi iktidarların güdümünde ve baskısı altındalar. Belediye başkanlarının görevden alınma endişeleri, muhalif partili belediyelerin tepesinde sürekli müfettiş denetimleri söz konusu değil. Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinin çoğunda belediye başkanları, belediye meclis üyeleri arasından ve Meclis tarafından seçiliyorlar. Amerika’nın birçok eyaletinde de bu uygulamayı görmek mümkün. Bazı eyaletlerde belediye başkanı sembolik.  Asıl yetki, görev ve sorumluluk Meclis tarafından seçilen profesyonel şehir yöneticisindedir. İngiltere büyük şehir uygulamasından vazgeçmiş. Sadece Londra’da büyük şehir belediyesi var. O da ülkedeki bütün belediyelerin sorumluluğunu almasından kaynaklanıyor. Bizim seçimlerdeki gürültü patırtı oralarda yok. Propaganda süreçleri sakin. Bir seyahatimiz sırasında Avusturya’nın Başkenti Viyana’da idik. İki gün sonra seçim olacakmış gibi bir hava yoktu. Bizdeki gibi halkın yoğun ilgisi de yok. Seçime katılma oranlarının %40 civarında olduğu bilgisini de aldık.

Yazıma, Edirne il merkezi yerel seçim sonucu konusundaki değerlendirmemle son vermek istiyorum. Partilerin aday tespit çalışmaları henüz sonuçlanmış ve kesinleşmiş değil.  Yeni isimler gelecektir. Halkın, siyasetçilerin arasındayız. Kulağımız da Ankara’da.  2019 yerel seçimlerinde belediye başkan adaylarının bu defa işi kolay değil. Bıçak sırtında bir seçim olacağı kesin. Yani seçimleri kazanmak torbada keklik değil.

Sonuç itibarıyla birileri ben seçimi alırım düşüncesiyle rahat olmasın. Benden söylemesi..

DİĞER YAZARLAR
Tülay Çağlarer
Ah Güzel İstanbul
Ahmet Acaroğlu
Suyun akışı önemlidir
Psikolog. Buse Başköylü
OYUNCAK SEÇİMİNDE CİNSİYET ÖNEMLİ Mİ?
NURAN İKİZ
Polen deyip geçmeyin
ERCAN KERMAN
Koca Sinan’ın heykeli
Recep Çınar
Ömür tükenir, demir soğumaz!
ERTAN ÇEKİÇ
Teknoloji ile felsefe
CELİL ÖZCAN
Köy Enstitülerinin kuruluşu kutlu olsun!
EKREM KANTUR
Malüllük maaş hesabı neden farklı?
M. ENİS ŞENSEVER
SINIR–LI/ SIZ–BİRLİKTE-LİK GRUP SERGİSİ
Şükrü Akıllı
Ülkemi yoran bir seçim daha
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
Numan Özgür METİN
Kötü ruhların kovalandığı festival; Kukerlandia
Burhan Aytekin
Nevruz
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
MURADİYE AKCAN
TRAFİKTE ZORBALIK MI HOŞGÖRÜ MÜ?
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
Zafer Dereli
Memurlar e-devlet üzerinden sendikalara üye olabilmeli
MUSTAFA ÇETİN
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK
Selçuk Duranlar
Karbon ayak izi (2)
Teoman Özçuhacı
İP’E TAKVİYE HAMLESİ TELAŞ YARATTI
HAMİT PUHALOĞLU
Kırım'dan gelir bir Tatar