Tülay Çağlarer /
Edirne’de güzel şeyler oluyor
05 Aralık 2018 Çarşamba, 07:00

Edirne’de 60 yıllık Vahşi Depolama’ya son verilip Katı Atık Düzenli Depolama ve Bertaraf Tesisleri’nde 25 Kasım 2018 tarihi itibariyle elektrik üretimine başlandı. Bir diğer ifadeyle Edirne Katı Atık Birliği, çöp gazı Elektrik Üretim Tesisi açıldı.

Edirne Katı Atık Birliği denilince birlik üyelerinin kimler olduğunu anmak gerekiyor. Katı Atık Birliği’nin 5 üyesi var. Edirne Belediyesi, Lalapaşa Belediyesi, Havsa Belediyesi, Süloğlu Belediyesi ve Edirne İl Özel İdaresi. Hepsinin de Birliğin yönetim organında temsilcisi var. İl Özel İdaresi’nin üye olmasıyla kendisine bağlı 96 köy de bu alanda hizmet almaya hak kazandı. Böylece Edirne köyüyle, kasabasıyla, kentiyle bir bütücül çöp toplama ve bertaraf tesisini kuran ilk ve tek şehir oldu.

Bu tesisin Atlas Sanayii ve Ticaret Şirketi inşa etti. Çöpün vahşi depolama durumundan elektrik üreten bir noktaya gelmesinin aşamalarını açılış töreninde Atlas Sanayii ve Ticaret Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ender Haberdar, bakın nasıl anlattı:

“Çöp sahalarında çok güçlü olan metan gazı oluşur. Biz bugün, burada oluşan metan gazını elektrik enerjisi üretim santrallerinde elektriğe çevirerek ulusal elektrik sistemine verilmesinin açılışını yapıyoruz. 2017 yılı Eylül ayı içersinde sözleşmesini imzaladığımız, Edirne Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi’ni inşaat ve kurulum aşamasını iki etap olarak planladık. İlk etapta hizmet verilen bölgedeki evsel atıkların düzenli depolama tesisine getirilerek bertaraf edilmesini sağlayacak düzeni depolama tesisinin işi tamamlandı. Bu sayede Edirne’nin vahşi depolama sorununun çözümü sağlandı. Hemen ardından metan gazının atmosfere gelişigüzel salınımını önlemek için elektrik enerjisi  santralinin kurulum aşamasına hız verildi ve bugün ilk elektrik üretilecek noktaya gelmiş bulunmaktayız. Toplamda tüm tesislerde 65 milyon liralık bir yatırım yapmış olacağız.”

Bu tesisin açılışında, isteristemez geçmiş yıllarda yaşadığımız çöp sorunları bir bir gözümün önünden geçti. Evlerimizin kapı önlerinde dizili durup çöpçü bekleyen pis çöp tenekeleri, her köşede yığılmış bir halde duran çöpler, yıkık evlerin içlerine, önlerine atılmış bir tepe görünümündeki pis kokularından yanlarından geçilemeyen çöpler… Muazzam bir çevre kirliliği…

Tabii bu çöpler döküldüğü yerde kalmıyordu. Çoğu zaman hemen toplanmıyor, toplayıcılar ve sokak hayvanları tarafından karıştırılıyor ve içindeki pislikler etrafa yayılıyor. Çöplerin pis suyu sokaklara ve kaldırımlara akıyor, akan o pis sular kurumuş şekilde asfaltlarda ve kaldırımlarda kalıyor, biz de bu pisliklere basıp ayakkabılarımızla evlerimize giriyorduk. Ayrıca bu durum sinek ve mikrop üremesine de zemin hazırlıyordu.

Daha sonra konteynerlerle tanıştık. Belli yerlere bunlar konuldu. Fakat insanarımız bir türlü alışkanlıklarından vazgeçemediler. Konteynerlerin kenarında ve dışında yine çöpler birikmeye başladı. Çöp toplayıcılar ve kedi köpekler çöp torbalarını yırtıp etrafa saçtılar. Bu çöpler çoğu kez zamanında toplanmadı. Yukarıda yazdığım olasılıklar tekrar yaşandı. Sonraları konteynerler çeşitlendi. Şişeleri, kartonları ayrı ayrı toplamaya başladık. Yakın zamanlarda çöpler zamanında toplandı ama bu sefer de halkımız konteynerlerin kenarına çeşitli ev eşyalarını(koltuklar, dolaplar, avizeler), evlerinde yaptıkları tamirattan arta kalan harç, tuğla curuflarını torbalara koyup bıraktılar. İşte Katı Atık Düzenli Depolama ve Bertaraf Tesislerinin açılmasıyla bu çirkinlikleri görmeyeceğiz. Bu tesis sadece katı atıkların bertarafına değil ortaya çıkan metan gazını da enerjiye dönüştürecek.

Malum geçmişte çöplüklerde metan gazı yangınları da yaşandı. Birkaç olayı hatırlayalım. Yurdumuzda bu konuda büyük kayıplarımız da olmuştu.

1993 yılı Nisan ayında İstanbul’da Ümraniye Çöplüğünde metan gazı birikerek bir yanardağ gibi patlaması sonucu evler, insanlar çöp dağının altında kaldı ve 39 kişi öldü. Onlarca insan sakat kaldı.

Edirne’de de çöplük gazı patlaması kazası yaşandı. 5 Ekim 2010 tarihinde Edirne çöplüğünde metan gazı patlamasından dolayı çıkan yangın günlerce sürmüştü.

3 Temmuz 2017 tarihinde de Edirne çöplüğü yangını yaşamıştı. Bu yangın da birkaç gün devam etmişti.

Metan gazı çöplerin mayalanarak bozulması sonucunda ortaya çıkıyor. Ülkemizde son zamanlarda teknolojinin hızla gelişmesiyle birikte yapılan bir yenilik de metan gazlarına yöneliktir. Çöpler bu tesislere getirilir. Böylece tesislerde hem elektrik üretilir, hem de çöplerin çevreye zarar vermesinin önüne geçilir. Böylelikle zararlı metan gazının geçmişte olduğu gibi atmosfere bırakılması da engellenir.

Metan gazı küresel ısınma nedenlerinden biridir. Küresel ısınmaya etkisinin karbondioksitten 21 kat daha fazla olduğu bilinir.

İlimizde de bu tesislerde artık elektrik üretilecek. Nasıl bir işlemden sonra elektrik üretiliyor, derseniz, arıtılmış çöp gazı içten yanmalı motorlarda yakılarak önce mekanik enerjiye, ardından da elektrik enerjisine çevriliyor.

Çöpün de tarihine bir bakmak istedim. Araştırmacı Yazar Mehmet Mazak ve Fatih Güldal’ın hazırladığı “Tenzifat-ı İstanbul” kitabı Osmanlı’dan günümüze temizlik tarihi hakkında bize bilgi veriyor.

Osmanlı zamanında İstanbul’da sokaklarda ve konaklarda biriken çöplerin temizliğinden kadıya bağlı Subaşı’nın emrinde çalışan  “Çöpçü Subaşı” sorumludur. Çöpçü subaşı sokakları acemi oğlanlarına temizletir. Acemi oğlanların, garip kıyafetleri, matruş ve keçe külahlarıyla hemen dikkat çekerler. Sokaklardan geçerken “Çöp çıkaran, çöp çıkaran!” diye bağrırılar ve halkın çöplerini çıkarmalarını beklerler. Arkalarında küfe vardır, küfeleri dolunca çöpleri denize atarlar.

Çöp çıkaranların, sepet ve küfelerle topladığı çöplerin sonraki durağı Haliç ve Boğaz kenarındaki “Tanzifat İskeleleri” olur. Çöpler deniz kenarındaki çamur teknelerinde ve tanzifat kayıklarında ayrılır, içinde akçe, mangır gibi paralar veya işe yarar başka şeyler varsa çıkarılır, bunlar genelde çöpçülerin olur.  Arta kalan atıklar ise Adalar’ın ilerisinde Marmara Denizi’ne dökülür. O devirde kimyasal atıklar olmadığı için çöpler suda erir gider, deniz de kirlenmezdi. 1850 yıllarına kadar İstanbul’un çöpleri böyle toplandı. 1868’de ilk kez çöp arabaları yaptırıldı. Bu dönemde arazöz denilen tahta el arabalı çöpçüler, düşük bir ücret karşılığında evlerden çöpleri alırdı.

Birinci Dünya Savaşı’nda erkeklerin nerdeyse tamamı cepheye gidince şehremaneti(belediye) kadın çöpçüler almaya karar verdi. Bu dönemde 1100 amelenin büyük bir kısmı kadınlardan oluştuğu tarihi belgelerle ifade ediliyor. Savaş bittikten sonra belediyeler temizlik işlerinde yeni bir düzenlemeye gittiler.

İşte bu tarihi bilgiye de sahip oduktan sonra çöplerin evlerin kapılarından küfelerle toplanıp, denize, nehirlere atılmasından vahşi depolamalara, oradan Katı Atık Düzenli Depolama ve Bertaraf Tesisleri’nde toplanan çöplerin elektrik üretilmesine uzanan yolculuğun memnuniyet verici bir olay olduğunu düşünebiliriz.

Yazımın başında açılan tesisin kuruluş aşamalarını, Atlas Sanayi ve Ticaret Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ender Haberdar’dan öğrendik. Elbette bu konuda Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın da diyecekleri var.

Gürkan, göreve geldiğinde en büyük sorunun çöp olduğunu belirterek “Edirne’de değerli belediye başkanı arkadaşlarımla birlikte Mart 2014’te göreve başladığımızda benim de, Lalapaşa’nın da, Havsa’nın da, Süloğlu’nun da önündeki en büyük engeli, en büyük sorunu vahşi depolama çöplükleriydi. Çevreye karşı duyarlı olan Edirne halkı bu sorunun biran önce çözülmesini istiyordu. Biz de diğer belediye başkanı arkadaşlarımla birlikte 16 ay gibi bir sürede tesisleri bitirdik.

İkinci hedefimiz olan buranın işletilmesi ve ondan değerlisi artık çöpün çok değerli bir malzeme oluduğunu bildiğimiz için bir işletme arayışıydı. Edirne’de yapmış olduğumuz bu tesis Türkiye’de 1397 belediye arasında bertaraf ücreti ödemeyen tek tesistir. Ayrıca cürodan da pay alan tek tesistir. Ben, Atlas Firmasına Edirne’de yapmış olduğu bu 65 milyon liralık yatırım için bir kez daha Edirne, Lalapaşa, Süloğlu ve Havsa halkı adına şükranlarımı sunuyorum. Yapılmaz denileni yapmaktan, yalan söylüyor denileni gerçekleştirmekten dolayı mutluyuz.” ifadelerini kullandı.

Edirne halkını mutlu eden bu tesisin bizlere sağladığı faydalarını da bilelim.

Tesisin şu anda kurulu gücü saatte 1.6 megawat elektrik üretebilecek.

Tesis tamamen hizmete girdiğinde saatte 3.2 megawat elektrik üretebilme kapasitesine ulaşabilecek.

Saatte 1600 kilowat olmak üzere ayda 1 milyon 152 bin kilowat enerji üretecek.

Her saatte 16 bin evin bir aylık ihtiyacını karşılamış olacak.

Bir yılda toplam 14 milyon 16 bin kilowat saat elektrik üretilmiş olacak.

Bu rakam bir yıl sonra yılda 28 milyon kilowata çıkmış olacak.

Ekonomik boyutuna bakıldığında tesiste yılda bir milyon 864 bin dolarlık elektrik üretilmiş olacak.

Edirne Valisi Ekrem Canalp da açılış töreninde tesisin önemini çok güzel ifade etti:

“Katı atık dediğimiz zaman ortaya çıkan etkenlerden en önemlisi metan gazıdır. Metan gazı da bu çevresel sorunlardan en tehlikeli etkendir. Bugün burada açılan tesis, sadece katı atıkların bertarafına yönelik değil, aynı zamanda ortaya çıkan bu metan gazını enerji üretimine dönüştürmek suretiyle onun bertarafıdır. Dolayısıyla gezegenimiz için külfet olan bir hususu net bir kazanca dönüştürüyoruz. Bu nedenle burası hem Dünya, hem de Türkiye için de harikulade bir tesis.”

Konumuz çöp olunca çöpten bulunan Kaşıkçı elmasının hikâyesini de anlatmak istiyorum. 1690’lı yıllarda İstanbul’da Eğrikapı Çöplüğünde dolaşan arayıcı esnaftan biri, yuvarlak bir taş bulur. Kaşıkçıya giderek bunu üç tahta kaşığa değiştirir. Kaşıkçı bu taşı bir kuyumcuya götürür, 10 akçeye satar. Kuyumcu, taşı arkadaşlarından birine gösterir, kıymetli bir elmas olduğu anlaşılınca diğeri sus payı ister. Aralarında kavga çıkar. Mesele kuyumcubaşıya akseder. Kuyumcubaşı, kavgacıların eline birer kese akçe vererek taşı alır, fakat bu sefer de olayı Sadrazam Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa duyar, taşı kendisi için satın almaya hazırlanırken, mesele padişahın kulağına gider. Sultan 4. Mehmed bir Hattı-ı Hümayun ile elması Saray-ı Hümayun’a getirtir ve saray elmastıraşına verilir. Eğrikapı Çöplüğü’nde bulunan taş işlenince 48 kratlık nadide bir elmas ortaya çıkar. Kuyumcubaşıya da bir kese bahşiş ihsan olunur. İşte ziyaret sırasında herkesin hayranlıkla izlediği Topkapı Sarayı’ndaki Kaşıkçı Elması’nın hikâyesi budur.

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55