ERCAN KERMAN /
Zararına satış
05 Kasım 2018 Pazartesi, 07:00

Alipaşa Çarşısı’nın alt kapısından çıktığınızda sağa dönerseniz Direk Çarşısı’ndan Kaleiçi’ne doğru gidersiniz. Düz giderseniz Balık Pazarı Caddesi’ne çıkarsınız. Sola dönerseniz Saraçlar Caddesi sizi karşılar. İşte Saraçlar Caddesi’ne çıkmadan önceki sokakta seyyar satıcılara arabalarıyla satış imkânı tanınmıştır. Benim çocukluğumda Susesi Ticaretin babaları İsmail amca da orada tezgâh açardı. Tezgâhında eski paralar bulunduğunu hatırlıyorum.

Bir de tam Saraçlar çıkışında Yekta amca vardı. Her gün Ziraat Müdürlüğü’nden gelen mevsimine göre elma, armut gibi meyvaları satar, geçimini öyle sağlardı. Çocuk aklımla tam değerlendiremiyorum ama Yekta amcaya halk, sanki biraz hoşluk varmış gibi bakardı. Sebebine gelince;

Yekta amcanın beline bağladığı önlüğün iki cebi vardı. Birine elmaların parasını, diğerine armutların parasını toplardı. Öğleden sonra ikide bir bu paraları sayardı.

Diyelim sabahleyin elmalara 60 TL. verdi. O para çıktığı anda dampinge başlardı.

Sabahtan beri 4 liraya sattığı elma hemen 3 liraya düşer. Biraz sonra alış fiyatının da altında satarak elmaları, armutları bitirir, evine giderdi. Halk 3 liraya aldığı elmayı 1 liraya satmasına akıl erdiremez, biraz kafadan kontak gibi algılardı. Halbuki sermaye çıktıktan sonra kâr gözüyle bakarak düşünseler anlayacaklardı. Yekta amcanın kalan malları evine götürecek imkânı veya saklayacak yeri de olmayabilir.

Modern ekonomide de yılsonlarına doğru bilhassa giyim mağazaları kademeli indirimler uygulayarak envanterlerini sıfırlarlar. Yeni yıla yepyeni ürünlerle girerler.

Bir önceki yıldan kalma serisi kırık mallar dükkânda yer işgal edecektir. O köşede 5 bin Euro diğer köşede 10 bin Euro tapon olarak durup duracaktır. İyisi mi alış fiyatını dikkate almayıp gerekirse zararına onları temizlemektir.

Bizde de birkaç yıl önce BOYNER buna benzer bir uygulama yaptı. Doğru hatırlıyorsam fiyatları her hafta yüzde beş indirdi. Sezon başında 600 liraya satılan takım elbiseyi 10 liraya bile alabilirdiniz. Tabii o arada satılmazsa.

Züccaciye işi yaptığm yıllarda ben bu tür zorlukları çektim. Takımın bir parçası kırıksa o takımı kimse almaz. Bir köşede durup kalırdı.

Altılı fincan takımı mefhumunu Yahudiler’in icat ettiği söylenir. Beş olsa kesinlikle olmazdı. Halkın beynine nasıl çakıldıysa bir türlü değiştiremezdik. Neyse son yıllarda ikili, dörtlü fincan takımları da satılmaya başladı.

Her yazımda bir mesaj da olurdu. Bu haftaki yazı düz bir yazı gibi oldu.

Bu haftanın mesajı da hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir. Onun bir de arka yüzü vardır. Bir de o açıdan bakılmalıdır.

Tıpkı Yekta amcanın elmaları niye zararına sattığını anlamaya çalışmamız gibi…

Bu günlerde çok konuşulan enflasyonla topyekûn mücadeleye Yekta amcalar lazım…

Kalın Sağlıcakla…

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55